2007'den Bugüne 87,630 Tavsiye, 27,130 Uzman ve 19,373 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Bilişsel Davranışçı Terapi ve Sosyal Kaygı Bozukluğu
MAKALE #22350 © Yazan Uzm.Psk.Burcu BÜGE | Yayın Mayıs 2021 | 218 Okuyucu
Kaygı bozukluğu alt türlerinden biri olan sosyal kaygı bozukluğu (diğer adıyla sosyal fobi), yaygın ve kişilerin hayatlarını olumsuz yönde etkileyen ruhsal bir bozukluktur. Sosyal kaygı bozukluğuna sahip bireylerin korku duygu durumları yüksektir ve başkalarının onları incelemesinden kaçınmaktadırlar. Kişi sosyal durumlarda, utanç verecek bir şey söylemesinden ve aşağılanmasından oldukça endişe duymaktadır. Endişe seviyeleri kişilerarası iletişimden kaçınacak kadar fazladır (American Psychiatric Association, 2013; Kessler ve ark., 2005; Stein ve Stein, 2008).

Sosyal kaygı bozukluğu olan kişiler, yeni insanlarla tanışırlarken genelde utangaçtırlar. Başkalarıyla etkileşime girdiklerinde yaşadıkları rahatsızlık fiziksel olarak da (ör. yüz kızarması, göz teması kuramama), duygusal olarak da (ör. korku, endişe) görülebilmektedir. Hem fiziksel hem duygusal belirtileri bir arada gösterebilmektedirler. Bu bozukluğa sahip kişiler, toplum içinde konuşmaktan, fikirlerini ifade etmekten, hatta yaşıtlarıyla arkadaşlık kurmaktan kaçınmaktadırlar (Stein ve Stein, 2008). Sosyal kaygı bozukluğu olan kişiler, düşük benlik saygısı ve yüksek özeleştiriye sahip kişiler olarak tanımlanmaktadırlar (Cox ve ark., 2004).

DSM-5’e göre Sosyal Kaygı Bozukluğu kriterleri şöyledir:

A. Kişinin, başkalarınca değerlendirilebilecek olduğu bir ya da birden çok toplumsal durumda belirgin bir korku ya da kaygı duyması. Örnekler arasında toplumsal etkileşimler (örn. sohbet etmek, yeni insanlarla tanışmak), gözlenme (örn. yemek yerken ya da bir şey içerken) ve başkalarının önünde bir eylemi gerçekleştirme (örn. bir konuşma yapma) vardır.
Not: Çocuklarda, endişe sadece yetişkinlerle etkileşim sırasında değil, akran ortamlarında da ortaya çıkmalıdır.
B. Kişi, olumsuz olarak değerlendirilecek bir biçimde davranmaktan ya da kaygı duyduğuna ilişkin belirtiler göstermekten korkar (küçük düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde; başkalarınca dışlanacağı ya da başkalarının kırılmasına yol açacak bir biçimde).
C. Sosyal durumlar, neredeyse her zaman, korku ya da kaygı oluşturur.
Not: Çocuklarda, korku ya da kaygı, ağlama, öfke nöbetleri, donma, sıkıca sarılma, sinme ya da sosyal durumlarda konuşamama ile kendini gösterebilir.
D. Sosyal durumlardan kaçınılır veya yoğun korku veya kaygı ile tahammül edilir.
E. Korku veya kaygı, sosyal durumun oluşturduğu gerçek tehdit ve sosyokültürel bağlamla orantısızdır.
F. Korku, kaygı veya kaçınma kalıcıdır, 6 ay veya daha uzun sürer.
G. Korku, kaygı ya da kaçınma, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da sosyal, mesleki ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.
H. Korku, kaygı veya kaçınma, bir maddenin (örneğin, bir uyuşturucu madde, bir ilaç) veya başka bir tıbbi durumun fizyolojik etkilerine atfedilemez.
İ. Korku, kaygı veya kaçınma, panik bozukluk, beden dismofik bozukluğu veya otizm spektrum bozukluğu gibi başka bir zihinsel bozukluğun belirtileriyle daha iyi açıklanamaz.
J. Başka bir tıbbi durum (örneğin, Parkinson rahatsızlığı, obezite, yanıklardan kaynaklanan şekil bozukluğu veya yaralanma) mevcutsa, korku, endişe veya kaçınma bu durumla ilişkisizdir ya da aşırı yüksek bir düzeydedir.
Varsa belirtiniz:
Yalnızca bir eylemi gerçekleştirme sırasında: Duyulan korku, toplum önünde konuşma ya da başka bir eylemi gerçekleştirme ile sınırlı ise (American Psychiatric Association, 2013).

Sosyal Kaygı Bozukluğu Neden ve Nasıl Oluşmaktadır?

Sosyal kaygı bozukluğu tipik olarak ergenlik çağının başlarında başlar ve kroniktir. (Kessler ve ark., 2005; Schneier, 1992). Sosyal kaygı bozukluğu kadınlarda erkeklere göre daha yaygın görülmektedir ancak yaklaşık olarak eşit sayıda kadın ve erkek bunun için bir iyileşme yolu aramaktadır. Sosyal kaygı bozukluğu olan kişiler, örneğin derslere ve toplantılara katılmazlar veya katılsalar bile aktif katılım göstermezler (Schneier, 2006). Sosyal kaygı bozukluğu, küçük çocuklarda ise okulu istememenin yaygın bir nedenidir ve okulu erken bırakma ile sürekli olarak ilişkili olduğu gösterilen tek ruh hali veya kaygı bozukluğudur (Stein ve Kean, 2000). Kesin olarak sosyal kaygı bozukluğunun ortaya çıkmasının sebeplerinden biri olmasa da, çocukluktan gelen utangaç veya endişeli mizaç, sosyal kaygı bozukluğu için hazırlayıcı faktörler arasında sayılmaktadır. Genel olarak ergenlikte başlasa da ileriki yıllarda yaşanılan başarısız bir olay da sosyal kaygı bozukluğunun oluşmasına sebep olmaktadır (Veale, 2003). Kısacası, sosyal kaygı bozukluğu kesin bir şekilde biyolojik sebeplerden dolayı veya çevresel sebeplerden dolayı ortaya çıkar demek yanlıştır. Biyolojik faktörler ve çevresel faktörler, sosyal kaygı bozukluğunun oluşmasında karışık bir şekilde rol oynamaktadır.

Sosyal Kaygı Bozukluğunun İyileştirilmesi

Sosyal kaygı bozukluğunun iyileştirilmesinde birçok yöntem kullanılmaktadır. Ancak bunlar arasında en etkili olanlardan biri şüphesiz bilişsel davranışçı terapidir. Bilişsel davranışçı terapi, birçok zihinsel sağlık ve uyum sorunu olan bireylerde duygusal sıkıntıyı azaltmayı ve uyarlanabilir davranışı artırmayı amaçlayan aktif, problem odaklı ve zamana duyarlı bir terapi yaklaşımıdır (Wenzel, 2017). Genel olarak bilişsel davranışçı terapi, terapist ve danışan arasında zaman sınırlı bir iş birliğini gerektirir, geçmişten çok şimdiye odaklanır ve danışanlara verimli bir şekilde işlev görmelerini sağlayacak davranışsal ve bilişsel becerileri öğretmeyi amaçlamaktadır. Sosyal kaygı bozukluğunda, bu tür bir terapi, işlevsiz inanç sistemleri ile davranışsal kaçınma arasındaki ilişkiyi vurgulayan bilişsel modeller temelinde uyarlanmıştır (Amir ve ark., 2005). Terapilerde, sosyal kaygıya sebep olan inançlara ve bu inançların beraberinde getirdiği kaçınma davranışına odaklanılır ve çözülmeye çalışılır.

Kısaca, sosyal kaygı bozukluğu en yaygın görülen ruhsal bozukluklardan biridir. Bilişsel davranışçı terapi ile iyileştirilebilen bir rahatsızlıktır. Ek olarak, birçok çalışma bilişsel davranışçı terapinin sosyal kaygı bozukluğunun terapisinde etkili olduğunu göstermektedir (Fedoroff ve Taylor, 2001).

Kaynakça

American Psychiatric Association. (2013). Social Anxiety Disorder (Social Phobia). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5. Bs.) içinde. (s. 202-203). American Psychiatric Publishing. https://doi.org/10.1176/appi.books.9780890425596.dsm05
Amir, N., Klumpp, H., Elias, J., Bedwell, J. S., Yanasak, N. ve Miller, L. S. (2005). Increased activation of the anterior cingulate cortex during processing of disgust faces in individuals with social phobia. Biological Psychiatry, 57(9), 975-981. https://doi.org/10.1016/j.biopsych.2005.01.044
Cox, B. J., Fleet, C. ve Stein, M. B. (2004). Self-criticism and social phobia in the US national comorbidity survey. Journal of Affective Disorders, 82(2), 227-234. https://doi.org/10.1016/j.jad.2003.12.012
Fedoroff, I. C. ve Taylor, S. (2001). Psychological and pharmacological treatments of social phobia: A meta-analysis. Journal of Clinical Psychopharmacology, 21(3), 311-324.
Kessler, R. C., Chiu, W. T., Demler, O. ve Walters, E. E. (2005). Prevalence, severity, and comorbidity of 12-month DSM-IV disorders in the National Comorbidity Survey Replication. Archives of General Psychiatry, 62(6), 617-627. doi:10.1001/archpsyc.62.6.617
Schneier, F. R. (2006). Social anxiety disorder. New England Journal of Medicine, 355(10), 1029-1036. DOI: 10.1056/NEJMcp060145
Schneier, F. R., Johnson, J., Hornig, C. D., Liebowitz, M. R. ve Weissman, M. M. (1992). Social phobia: Comorbidity and morbidity in an epidemiologic sample. Archives of General Psychiatry, 49(4), 282-288. doi:10.1001/archpsyc.1992.01820040034004
Stein, M. B. ve Kean, Y. M. (2000). Disability and quality of life in social phobia: Epidemiologic findings. American Journal of Psychiatry, 157(10), 1606-1613. https://doi.org/10.1176/appi.ajp.157.10.1606
Stein, M. B. ve Stein, D. J. (2008). Social anxiety disorder. The Lancet, 371(9618), 1115-1125. https://doi.org/10.1016/S0140-6736(08)60488-2
Veale, D. (2003). Treatment of social phobia. Advances in Psychiatric Treatment, 9(4), 258-264. https://doi.org/10.1192/apt.9.4.258
Wenzel, A. (2017). Basic strategies of cognitive behavioral therapy. Psychiatric Clinics of North America, 40(4), 597–609. https://doi.org/10.1016/j.psc.2017.07.001
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bilişsel Davranışçı Terapi ve Sosyal Kaygı Bozukluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Burcu BÜGE'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Burcu BÜGE'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Burcu BÜGE Fotoğraf
Uzm.Psk.Burcu BÜGE
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Klinik Psikolog
Uzman Psikolog, Psikoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi65 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Özgeçmiş - Çalışma Alanları - Makaleler (9) - Videolar - İletişim Bilgileri
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Burcu BÜGE'nin Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,373 uzman makalesi arasında 'Bilişsel Davranışçı Terapi ve Sosyal Kaygı Bozukluğu' başlığıyla benzeşen toplam 16 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:28
Top