2007'den Bugüne 89,675 Tavsiye, 27,648 Uzman ve 19,669 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitimde Çağdışı Bir Uygulama: Ödül ve Ceza
MAKALE #8599 © Yazan Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR | Yayın Mart 2012 | 18,718 Okuyucu
EĞİTİMDE ÇAĞDIŞI BİR UYGULAMA: ÖDÜL VE CEZA

Küreselleşmenin, bilim ve teknoloji alanlarındaki hızlı değişmelerin ve internetin kullanımının yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan olumlu sonuçlardan biri de eğitim alanında kendini hissettirmektedir. Birçok ülke’de eğitim reformları yapılmakta, programlar yenilenmekte, zorunlu eğitimden vazgeçilerek gönüllülük öne çıkmakta, insan odaklı anlayışlar etkili olmakta ve bütün bunların bir yansıması olarak insanlık yeni bir gelişim aşamasına yönelmektedir.



Bu makale öğrencileri Pavlov’un köpeği gibi gören klasik davranışçı eğitim anlayışının yerine; çocukları hakları ve sorumlulukları bulunan, özgürleşmek için okula gelen, eğitim kurumu olan ailede modelden görerek öğrenen bireyler olarak gören yeni bir anlayışı yerleştirmek zorunda olduğumuzu ifade etmek için yazılmıştır.



Antik çağdan itibaren etkili olan klasik eğitim anlayışı okullarda ve ailelerde ürkek, özgüveni olmayan, öğrenmek istemeyen ve disiplini bozan hasta ruhlu bireylerin yetişmesine yol açmıştır.Yirminci yüzyılın başlarından itibaren eleştirilmeye başlanan bu zihniyete alternatifler aranmış, hatta çocukları okullara göndermenin sakıncalı olduğundan bahsedenler bile çıkmıştır.


Öğrenci merkezli diye adlandırdığımız batıda 20.yüzyılın ikinci yarısında etkili olan ve eğitim kurumlarını yeniden yapılandıran bu yeni yaklaşım öğrencilerin çok boyutlu gelişimlerini, ihtiyaç ve beklentilerini, duygu ve düşüncelerini önemseyen anlayıştır. Ülkemizde klasik eğitim ve yönetim anlayışının yerine demokratik anlayışı yerleştirmeden demokratikleşmenin sağlanması olanaksızdır.


Bilim ve teknolojideki gelişmelerin etkisiyle yaşlı dünyamızda son yıllarda hızlanan değişim rüzgarına karşı en önemli direnç eğitim ve yönetim anlayışlarında görülmektedir. Pozitivist paradigmanın etkisiyle oluşan klasik eğitim ve yönetim anlayışıyla yetişmiş politikacı, yönetici ve eğitimcilerin -birçok konuda olduğu gibi- insan doğası , bilgi ve eğitim konularında yeni yönelimleri göz ardı ettikleri görülmektedir. Bu durum sadece cahil insanların tutucu olduğu savını da çürütmektedir. Görünen o ki okumuş kesim de çok bağnaz olabilmektedir.


Klasik anlayışın etkisiyle aile ve okul ortamlarında ödül ve cezanın yaygın olarak kullanılıyor olması davranışçı anlayışın iki yüz yıllık saltanatından kaynaklanmaktadır. Okullarda öğretmenler, evlerde anne-babalar çocuklara yönelik olarak ödül ve cezayı düşünmeden,gelişigüzel kullanmakla doğru bir şey yaptıklarını sanmaktadırlar. Oysa davranışçılar bile ödül ve cezayı kullanırken çok dikkatli olunması gerektiğini vurguluyorlardı. Eğitim alanında çok yaygın olarak gözlenen bu yanlış uygulamalar çocukların ve gençlerin kişilik gelişimini olumsuz etkilemektedir.



Ödülün bireyi rüşvete alıştırdığını, çocukken ödüllerle güdülenen bireylerin ergenlik ve yetişkinlikte ödül beklentisi içinde oldukları bilinen bir gerçektir. Bu beklentiyle yetiştirilen bireylerin yetişkinlik dönemine geldiklerinde artık çıkarlarıyla örtüşmeyen hiçbir değeri tanımayan, empatik olmayan, özgecilikten uzak, etik değerleri ve hatta insanlık onurunu hiçe sayan bir bencile dönüştüğü görülmektedirler. Ülkemizde son yıllarda yaşanan ve giderek yaygınlaşan aydın ihanetinin arkasında biraz da bu yanlış eğitim uygulamalarının yattığını vurgulamak istiyorum.


Cezaya gelince; artık cezanın birey üzerinde en ufak bir olumlu etkisi olmadığı halde birçok olumsuz etkisi olduğunu biliyoruz. Buna rağmen klasik eğitim anlayışını sürdüren ana-babalar evde; öğretmenler okullarda fiziksel ve psikolojik şiddet içerikli cezalar ve rüşvet içerikli ödüller uygulamaya devam etmektedirler.


Ödül ve cezanın olumsuzluklarını20.yüzyılın başlarında bir yaşantısına dayanarak Montessori (1997) şöyle ifade etmektedir. Bir seferinde okula girdiğimde baktım, bir çocuk odanın ortasında sandalyesinde oturmuş aylak aylak duruyor. Göğsünde öğretmenin iyi hal ve gidiş gösterdiği için ödül olarak dağıttığı kurdelelerden biri asılı. Öğretmene sorduğumda, çocuğun cezalı olduğunu söyledi. Meğer bir başka çocuğa vermiş bu kurdeleyi. O da tutup her halde gereksiz saydığı bu nesneyi cezalı olanın göğsüne takmış. Sandalyedeki cezalı arada umursamazlıkla kurdeleye göz atıyor, sonrada dönüp zerre kadar utanç duymadan ortalığı keyifle seyre koyuluyordu. Bu olay ödüllerin de, cezaların da boş olduğunu ilk ağızda anlamamıza yaradı. Daha sonraki ayrıntılı gözlemlerimiz bu ilk tezimizi doğruladı(Montessori,1997,s.130-131)

Başaran’a göre(1998) ödülün ve cezanın sakıncalı yönleri eğitimciler tarafından iyi bilinmeli, kullanırken bilinçli davranılmazsa istenmeyen sonuçlara yol açılabilir. Ödülün sakıncaları şunlardır:



1)Ödül kazanmanın bireyin asıl amacının yerini alması,
2)Bireyin ödül kazanmak için hile ya da istenmeyen başka yollara başvurması,
3)Bireyi karşılığını yapmadan bir yarar sağlamaya yöneltmesi,
4)Ödül amaç olduğunda başarısızlığın bireye çok acı çektirebilmesidir.



Cezanın zararlı yönleri ise şunlardır:


1)Ceza korkuya dayandığından, bireyde süreğen zararlı duygular yaratabilir,
2)Birey cezadan korkmadığında yada peşinen kabullendiğinde cezaya bağışıklık kazanabilmektedir,
3)Ceza olumsuz davranışları bireyde yerleştirebilmektedir,
4)Ceza verene ve topluma karşı nefret yaratabilmektedir,
5)Cezanın bir ölçüsü olmadığı için ceza verenin aşırı zararlara neden olması önlenememektedir,
6)Ceza veren olumsuz duygulardan sıyrılamadığı için, ceza verilen üzerine duygusal gerilimi boşaltabilmektedir.

Buna ilaveten cezayı uygulayan sonradan pişman olduğunu sergilediğinde olay daha dramatik boyut kazanmakta ve ortada olumlu bir etki kalmamaktadır. Ben, ödül ve cezanın bazı yararları olduğunu savunanların ezberlerini bozmak istemediklerini düşünmekteyim.


Kazancı (1989) Eğitim Psikolojisi adlı eserinde şöyle diyor: “Okullarımızın tarihi geçmişi boyunca bir takviye aracı olarak kullanılan ödüllerin verimliliği son zamanlarda tartışma konusu olmuştur. Çünkü;

1)Ödüller nispeten küçük bir öğrenci grubuna hitap eder.
2)Başarıyı yükseltebilmek amacıyla dereceli olarak arttırılmalıdır.
3)Öğrenciler zamanla öğrenmek için değil ödül için çalışma eğiliminde olmaktadırlar.
4)Ödüller kaldırılınca öğrenme verimi hızla düşmektedir”.

Bilim insanlarının ortaya koyduğu bu bilgiler ödül ve cezanın eğitimsel bir değeri olmadığını göstermektedir. Tabiidir ki bu gerçeği davranışçılıktan başka yol, kargadan başka kuş tanımayan dar kafalı sözde ilerici eğitimcilerimize kabul ettirmek zor olacaktır. Nitekim MEB’nın yıllardır ilköğretimde uygulamaya çalıştığı “yapılandırmacılık” denilen yeni anlayışın dirençle karşılaştığını da izlemekteyiz. Özellikle okul müdürleri klasik eğitim ve yönetim anlayışından vazgeçememektedirler. Çünkü çağdaş anlayışı benimsediklerinde yöneticilik rollerinin yerine rehberlik rolünün öne çıkacağını görüyorlar. Hükmederek yönetme egolarını tatmin etmelerini sağlamaktadır. Klasik eğitim anlayışından vazgeçmek istememektedirler.



Davranışçılığa göre öğretmen öğrencileri öğrenmeye zorlamakla yükümlüdür. Bunun için araç olarak ödül ve cezayı kullanır. Bu anlayışa göre; ceza, aynı zamanda disiplin sağlamaya da yaramaktadır.Burada öğrencinin benlik algısının zarar gördüğü gerçeği göz ardı edilir. Daha da kötüsü bu anlayışı benimseyenlerin benlik algısının ne olduğu konusunda yeterli bilgisi de yoktur.



Klasik anlayışı savunan öğretmenlerin tüm bildikleri öğrencilerin öğrenmek istemedikleri varsayımına karşılık onları zorlama mecburiyetidir. Öğrenmenin ezber düzeyinde kalmasınında bir zararı görülmez. Öğrenci kendisine verilen ödevleri yapmakla yükümlüdür.Öğretmenden izinsiz hiçbir edimde bulunamaz. Eleştirmeye yönelmesi yasaktır, öğretmeni eleştirmesi ise suçtur. Problemlerin öğretmenin gösterdiği yoldan çözülmesi zorunludur. Bireysel farklılıklar gözetilmez, sınıftaki her öğrencinin öğretmenin öğretmek istediklerini öğrenmesi beklenir.


Ödül ve cezayı çocukları disiplin altına almak için araç olarak kullanırken onların boyun eyen, kendi geleceğini planlayamayan, kolay aldanan, insanları aldatmaya çalışan, silik kişilikli zavallılar haline getirdiğimizi görmek zorundayız. Bu anlayışla özgürlüğün kıymetini anlayamayan kolayca başkalarına tabi olan kendi iradesini kullanmak yerine çoğunluğun aklına uyan bireyler yetiştirmenin sadece emperyalistlerin işini kolaylaştırdığını unutmayalım. Özgürlüğüne düşkünlüğü ile ünlenen milletimizin yeni nesillerinin artık duyarlı olmadığı görülmektedir. Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençlerin ülke kaynakları yağmalanırken seyirci kalmaları yeni sevr dayatmaları karşısında halkımızın geçmişte verdiği haklı ve örgütlü mücadeleyi gelecekte veremeyeceği kaygısını güçlendirmektedir.


Çağdaş anlamda eğitimi insanlaştırma süreci olarak görüyoruz. Biyolojik anlamda insan olarak dünyaya gelen bireyin psikolojik ve sosyal anlamda insan olması için bilgi, beceri ve tutumlarla donanık hale gelmesi gerekmektedir. Bunu sağlamak için aile ortamının bir eğitim ortamı olarak düzenlenmesi konusunda toplumun bilinçlendirilmesi daha hızlı gerçekleşmektedir.


Sonuç olarak, ödül ve cezanın kullanılması çocukların ahlak gelişimlerini olumsuz etkilediği gibi özgüveni zedelemekte,benlik algısını bozarak ruh sağlığını tehdit etmektedir.


Öğretmenlerin ve anne-babaların eğitim amacıyla ödül ve cezayı kullanmalarının sakıncalarını dikkate alarak dönüt ve düzeltmeleri tercih etmelerini öneriyoruz.

KAYNAKÇA


BAŞARAN, İ. E. (1998) Eğitim Psikolojisi: Modern Eğitimin Psikolojik Temelleri. Kadıoğlu Matbaası, Ankara

KAZANCI, O. (1989) Eğitim Psikolojisi: Kuram ve İlkelerden Uygulamaya, Kazancı Kitap Ticaret, Ankara
MONTESSORİ, M. (1997) Çocuk Eğitimi: Montessori Metodu, Çev: Güler Y. Özgür Yayınları, İstanbul



Dr.Mehmet Zeki ILGAR
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Eğitimde Çağdışı Bir Uygulama: Ödül ve Ceza" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     8 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mehmet Zeki İLGAR Fotoğraf
Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR
Ordu (Online hizmet de veriyor)
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR'ın Yazıları
► Ödül ve Ceza Psk.Dnş.Banu KAYIK
► Çocuklarda Ödül ve Ceza Yöntemi ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Filiz OKUŞ TEZEL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,669 uzman makalesi arasında 'Eğitimde Çağdışı Bir Uygulama: Ödül ve Ceza' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Yinelenen Yorgunluk Hissi Haziran 2011
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:52
Top