TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



ÇOCUKLARDA CİNSEL KİMLİK

Ferihan YANCI Fotoğraf
Ferihan YANCI
İstanbul
Psikolog / Psk.Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi6 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutÖzel Uzmanlığı VarKütüphanemizde Yayınlanan 7 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıÖzel Mesaj GönderilebilirAnahtar Kelimeler: çocuk psikopatolojisi çocuk ve suç ergenlik (adölesan) dönem aile içi ilişkiler aile dinamikleri gençlik sorunları psikolojik yardım davranış problemleriKişisel Bilgileri Mevcutİnternet Sitesi VarMSN/ICQ/Skype Adresi Var
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 287,

* Yayın Tarihi : 11-06-2008 - 12:18 (162 gün önce),

* Ortalama Günde 1.77 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 7885 , Kelime Sayısı : 1044 , Boyut : 7.70 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Ferihan YANCI hakkında söyledikleri:
Ferihan Yancı'yı beraber aldığımız bir eğitim vasıtasıyla tanıdım, daha sonra da arkadaşlığımız devam etti. Kendisi mesleğindeki gelişmeleri takip eden, kendini sürekli yenilemeyi ilke edinmiş bir psikologdur. Danışanları ile görüşürken mesleki bilgisi ile kişiliğini birleştirmekte, samimi ve hoşgörülü yaklaşmaktadır. Özel hayatında da olumlu, alçakgönüllü ve sorumluluk sahibi bir insandır.
İstanbul'da psikolog arayanlara meslektaşım Ferihan Yancı'yı kesinlikle tavsiye ederim.

(E. Efsun AÇIKGÖZ TATAR, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 27-10-2008)

Sayın Ferihan Yancı'yı uzun zamandan beri tanıyorum, kendisi çocuklar ve çocuk odaklı aile üzerine uzmanlaşan, işini titizlikle takip eden, son derece dürüst, mesleki etiklere bağlı, özgüveni yüksek, gelişime açık, eleştiri kabul edebilen, vizyonu olan bir psikologtur.Kendisiyle sorunlarını paylaşmak isteyen danışanlara; sonuç alacaklarını ve sorunlarını aşacak gücü bulacaklarına dair inancımı paylaşıyorum. Sayın Ferihan Hanım mesleki açıdan kendini yeterince donatmış ve halihazırda mesleki olarak birikimini gün ve gün artırmaya çalışan bir psikologtur. Özellikle ergenlik ve çocukluk çağı soru... [DEVAMI..]
(Mehmet Horozal, Arkadaş/Tanıdık, 14-06-2008)

Benim şuan sekiz yaşında bu sene birinci sınıfı okuyan bir kızım var. Kızım 7 yaşındayken yaşadığı kötü bir olaydan sonra konuşmamaya başladı. Bu olaydan sonra evliliğimde kötü gitmeye başladı. Konuşmaması üç haftayı aşınca ana okulundaki öğretmeninde tavsiyesi ile Feriyan Hanıma başvurduk. Sağolsun Feriyan hanım bu konuda kızıma ve evliliğimde bana çok yardımcı oldu. Kızımla arkadaş gibi ve çocukla çocuk olarak konuştu ve konuşturdu. Akrabalarımızdan erkek olanlardan, erkek olan herkesten hatta babasından bile ürküyordu. Kızımın normale dönmesi için baya bir zaman uğraştı feriyan Hanım. Kızı... [DEVAMI..]
(züleyha, Danışan, 14-06-2008)

Ferihan YANCI Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
ÇOCUKLARDA CİNSEL KİMLİK

Derler ya “insan sosyal bir hayvandır”. Sosyal çevre içinde yaşamını sürdüren bireylerin uyması gereken belli kurallar da vardır. Ayrıca yine toplumun bu bireyden beklentileri bulunmaktadır. Tüm bunlara sosyal normal deniyor. Bu normlar yazılı yada belgelere dayalı değiller ve görecelidirler. Toplumdan topluma, kültürden kültüre değişebilirler fakat evrensel olanları da vardır pek tabi. Ancak eğer bir yerde sosyal norm varsa bunu değiştirmek son derece güçtür. Değişime son derece dirençlidir sosyal normlar. Bir toplumun sahip olduğu sosyal normlar o toplumda yaşayan bireylerin yeni iletişim ve etkileşimlerinin sınırlarını önceden belirler ayrıca sonuçlarını da önceden kestirebilme olanağı sağlar. Bir örnek verelim: evli bir kadının yeni tanıştığı akran bir erkeğe sosyal mesafe olarak yaklaşabilme alanını sosyal normlar sınırlar, eğer bu sınırlandırılmış sosyal mesafe aşılırsa ayıplama, kınama ve hatta ahlaki yaftalama ile sonuçlanabilme ihtimali düşünülebilir.

Biz bu sosyal normları ilk olarak çocuklukta öğrenmeye başlarız, tabi ki nerede: ailede. Çocukluğumuzdan itibaren anne ve babalarımız bize bazı açık yada örtük bir takım mesajlar vermeye başlarlar. Özellikle tuvalet eğitimine başlanan, cinsel organlarımızı ilk fark etmeye başladığımız ve cinsel kimliğin gelişmeye başladığı 3 yaş döneminde ayrıca bize cinsel rollerimizde öğretilmeye başlanır. Kız çocukları anneleri ile özdeşleşmeye başlayarak kadın rolünü öğrenmeye başlar. Erkek çocuk ise baba ile özdeşim kurarak erkek rolünü öğrenmeye başlar. Burada iki çocuk arasındaki rol farklarında bulunan dramatik farklılığı vurgulamak gerekir. Kız çocuğu daha fazla ilişki odaklı, daha narin, daha hanım hanım ve daha sakin yetiştirilmek istenir. Erkek çocuk daha özerk, daha bağımsız yetiştirilmeye çalışılırken, kız çocuğu ev eksenli bir yaşantı sürmeye zorlanmakta, bu da sosyal yönden dışlanmışlıkları ve izolasyonu getirmektedir. Aileler kız çocuklarına daha narin, erkek çocuklarına ise daha kaba davranırlar. Çocuklar bu şekilde sosyalleşmeye başlar ve ebeveynler tarafından buna göre ödüllendirme ve cezalandırma yolu izlenir. Kız çocuğunun argo sözcük kullanması çok ayıp iken erkek çocuğunun bunu yapması gülücüklerle ve “oğlumuz erkek oluyor” müjdeleriyle karşılanır. Kimi ailelerde özellikle bu tarz açık mesajlar vermemeye özen gösterseler de kendi ilişkileri içerisinde verdikleri tepkilerle çocukların özdeşim kurdukları birer ebeveyn olarak örtük bir çok mesajı çocuğa aktarırlar. Mesela anne çalışıyor olmasına ve baba ile yakın saatlerde eve dönüyor olmasına rağmen evin temel düzeni, temizliği ve yemeğinden genel sorumludur. Eve gelir gelmez bunları yapmaya koyulur. Çünkü zaten o da halihazırda geçmişte ebeveynlerinden öyle öğrenmiştir. Kadının görevi evini ve erkeğini çekip çevirmektir. Peki bunu gören kız çocuğu neyi öğrenir, tıpkı annesinin zamanında ailesinden öğrendiklerini… baba ise hürmet bekler, ilgi bekler, karnını doyurmak gibi temel ihtiyaçlarının giderilmesini bekler. E tabi ki en doğal hakkı ! öyle değil mi. Sonuçta o da böyle öğrenmiştir. Burada bir hata var. Kuşaklarca bize aktarılan kocaman bir hata.
Kimimiz koyu birer kadın hakları savunucu kesilsek te zaman zaman bazen öyle hallerde buluyoruz ki kendimizi. Reklamlarda kadın ve ev imgelerinin sürekli ve vurgulu bir şekilde eşleştirilmesinden, kadın bedeninin bir metaya dönüştürülerek pazarlama sektöründe çok sık kullanılır hale gelmesine kadar pek çok olayı eleştirirken, akşam bir de bakıyoruz ki sevgilimiz ya da kocamızın önüne meyve tabakları getiren, bulaşıktan elini kurtaramayan, ortalığı toparlayan bir şekilde buluyoruz kendimizi. Sanki gündüz tıpkı eşimiz gibi didinip çalışan biz değilmişiz gibi. Bunu eğitimli kadın bile o kadar sık yapıyor ki. Bu sadece hürmette kusuru olmayan, düşünceli kadın rolümüz.
Birde adaplı kadın rolü vardır hepimizin bildiği. Çocukluktan itibaren kız çocukları genelde feminen erkek çocuklar ise daha masküler yetiştirilir. Kız çocuğu düştüğünde, bir yeri kanadığında daha aciz bir tavır sergileyerek ağlamayı, erkek çocuğu ise acısa da acımadığına dair bir mimik sergilemeyi ve “erkek adam ağlamaz”ı öğrenir. Aslına bakılırsa ben zaman zaman erkekler adına da üzülmüşümdür. Çok tanıdığım erkek ağlamayı gerçekten bilmez, ağlayamaz. Oysaki ağlamak en doğal duygu boşalımlarından biridir ve bazı zamanlar büyük bir katarsizasyon sağlar. Konudan sapmayalım. Ayrıca kız çocukları aseksüel yetiştirilmeye çalışılır. Kızın cinsiyeti yoktur ta ki evlenene kadar. Kadın bedenini tanımaktan, cinsellik ile ilgili meraklarını araştırmaktan men edilir. Erkek içinde bu çok farksız değildir. Fakat yine onlara pozitif ayırımcılık çoğu zaman olduğu gibi cinsel rollerde de mevcuttur. Çocuklar ilk yıkanma tecrübelerinden, tuvalet eğitime yavaş yavaş genital bölgesinin farkına varmaya başlar. Genital bölgeye dokunuldukça haz aldığını fark eder. Bu haz ergenlikte olduğu cinsel hazdan farklıdır. Bazı çocuklarda masturbasyon gözlenebilir. Erkek çocukların genital bölgesi daha çıkık olduğundan dolayı dokunma, çekme, sürtünme ile meydana gelen hazzı sık sık tekrarlamaya başlayabilir. Kız çocukların genital bölgesi daha gizil ve içeride olduğu için hazzı keşfetmeleri daha güç olabilir. Onlarda haz aldığını fark etmeye başladığında özellikle sürtünerek masturbasyon yapmaya başlayabilirler. Ebeveynler bunu fark ettiklerinde ise büyük bir korku yaşayabilirler. Tıpkı çocukların nasıl dünyaya geldiklerini sorguladıkları zamanlarda ebeveynlerine sorular yönelttiklerinde olduğu gibi ne yapacaklarını bilemeyebilirler. O zamandan başlar cinselliğin ayıp ve yanlış olduğunu öğrenmemiz ve merak ya da keşife giriştiğimiz zamanlara yaşadığımız yoğun suçluluk duygusu. Fakat erkek çocuğu sünnet olduğunda, ergenliğe eriştiğinde artık erkek olma yolunda büyük adımlar attığında babası ve ağabeyleri ile bir takım sohbetlerin içine dahil olabilme hakkını kazanır. Yada bir erkeğin odasında cinsel içerikli bir dergi yada materyal bulunduğunda bir kızın odasında bulunması kadar bir tepki ile asla karşılaşmaz. Kadın evlenene kadar cinsiyetsizdir aslında. Ne meraka hakkı vardır ne de sorgulamaya. Bekaretini en temiz şekilde sakınmalı ve korumalıdır yalnızca onun bildiği. Fakat öyle bir zaman gelir ki kadının evlenme vakti gelir çatar. Artık mürüvveti görülecektir. Anlı şanlı düğünlerle gerdek gecesine sokulan gençler ne olduğunu kestiremezler. Bu zamana kadar konuşulması bile yasak olan şey artık bir imza ile gerçekleşebilecektir. Hatta aile üyeleri bu gerçekleşecek durum için saz söz ekibi bile getirmiştir. Şimdiye kadar cinsiyetsiz yetişen kız çocuğu artık bir heteroseksüeldir ve karşı cinse (sadece ona sahip olan kocası kastedilir karşı cins olarak) ilgi duyması ve onunla bir cinsel birliktelik yaşaması beklenir. Buda sosyal bir normdur. Kocasının kadını olmak! İşte bu noktada ülkemizde sıkça rastlanan vaginusmus kadında pörtleyiverir. Sonrasında ise kocasının kadını olmayı becerememe suçluluğu. Kasların istemsiz kasılmasının ta nerelere dayanabileceğine inanabilmemiz namümkün görünse de bugün biliyoruz ki çocuklukta yaşadığımız ve deneyimlediğimiz bir çok şey ileride bizim hayatımızı ne kadar çok etkiliyor.

Burayı feminist bir söven yerine dönüştürmek değil asla maksadım. Maksadım yetiştirilişimizden gelen yanlış tutum ve davranışları nasıl sindirdiğimiz ve bunları kuşaktan kuşağa nasıl aktardığımızı göstererek aslında aile içerisinde halihazırda var olan bir çok sorunun temeline bir bakış yapmaktır. Kadına yönelik şiddetten tutun, kadının cinsel istismarına, kadının okuma ve eğitim hakkının kısıtlanmışlığına aslında erkelerinde yetiştirilmesinde en büyük rolü alan annelerin hatalarını bir kere daha gözden geçirmek ve hem anne adaylarının hem de halihazırda çocuk yetiştiren annelerin aile içerisinde ve daha genel olarak toplumda daha duyarlı olarak kendi kendimize hazırladığımız bu tuzakları görmelerini sağlamak.
Psikolog Ferihan YANCI

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"ÇOCUKLARDA CİNSEL KİMLİK" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ferihan YANCI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Boşanmada Çocuk Psikolojisi: Anne Babanın Ayrıldığını Durumlarda Çocukların Ruhsal Durumu , Füsun BUDAK
  • Engelli Hakları, Yasal Düzenlemeler Ve Yaşanan Sorunlar , Halil TÜRKMEN
  • İntihar: Nedenleri, Belirtileri, Riskleri Ve Öneriler , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • Günümüz Çocuğunda Stres , Özden ŞENKOYUNCU
  • Çocuklarda İnatçılık , Özden ŞENKOYUNCU
  • Çocuğum Hiperaktif Mi? , Ceren ŞAD
  • Çocuk Ve İnternet - İnternet Bağımlılığı , Ceren ŞAD
  • Madde Bağımılıkları Uyuşturucular , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • Çocuklarınızı Televizyon İle Avutmayın… , Füsun BUDAK
  • Öğretmeniyle İlişkim Çocuğum İçin Ne Kadar Önemli , İbrahim ERTABAK
  • Smoking Survey , Neşe İLGİN
  • Sınav Kaygısı Ve Kaygıyla Baş Etme , Füsun BUDAK
  • Aile Danışmanlığı , Esra İSKİTOĞLU
  • Yalnızlık Psikolojisi , Serhat YABANCI
  • Hayatı Hissetmek , İsmail SÖNMEZ
  • Erken Çocuklukta Mastürbasyon , Arzu GÜNEŞ
  • Çocuk Gözüyle Görebilmek... , İsmail SÖNMEZ
  • İmaj Koçluğu (İçindeki Devi Yarat) , Füsun BUDAK
  • Çocuğun Zihnine Açılan Kapıdır Kitap , Nalan BARAN
  • Cinsel Terapi Nedir? , Betül NAZLISÖZ
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    22:48
    Top
    --> Sektör türkiye sektörler