2007'den Bugüne 89,430 Tavsiye, 27,594 Uzman ve 19,641 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Evlilik ve Eş Seçimi
MAKALE #12615 © Yazan Dr.Hüner AYDIN | Yayın Mayıs 2014 | 3,509 Okuyucu
Tesadüf gibi görünen eş seçimleri gerçekte tesadüf müdür? Eş seçimi aslında tahmin edilenden daha karışık bir süreçtir.
Aşık olma süreci tamamen tesadüfler üzerine kurulu gibi görünse de gerçekte olan aslında beynimizin alt katmanları yani en temel beden fonksiyonlarını yerine getiren kısmı, eşimizi ebeveynlerimizle karıştırıyor. Elbette bu fikri kabullenmek kolay değildir. Bebek ilk başta nasıl anne ile bir bütünlük duygusu yaşıyorsa , evlilik yapılırken de eşimizin mucizeler yaratarak bize bu bütünlük duygusunu geri getireceği beklentisi içine girmekteyiz.
Herkes olumlu özelliklere sahip insanları aradığını düşünür özellikle mutsuz bir çocukluk geçirmiş olan kişiler , eş seçerken kendilerini büyüten insanlardan çok daha farklı özellikler taşıyan kişilere sıcak bakarlar. 'asla babam gibi bir alkolikle evlenmem', 'annem gibi kavgacı bir kadın istemem' şeklindeki cümleler sık duyulur. Ancak yine de farkında olunmadan ebeveynlerinin davranış özelliklerini taşıyan kişileri eş olarak seçiyorlar. Çiftlerden, eşleri ile ebeveynlerinin özelliklerinin karşılaştırması istendiğinde aralarında çok fazla benzerlikler olduğu görülecektir. Şaşırtıcı bir şekilde özellikle de olumsuz özelliklerin benzeştiği görülmektedir. Eş seçerken mantık temeline dayanılsaydı kimse kendi ebeveynlerinde gördüğü yetersizliklerin benzerini taşıyan kişileri eş olarak seçmezdi. O zaman olumsuz kişilik özelliklerini böylesine çekici kılan nedir? Alt beynimiz hayatımızın hayal kırıklıkları yaşadığımız ilk dönemlerine geri dönerek, yarım kalan işimizi bitirmemizi sağlamaya çalışır. Hayatımızın en erken dönemlerinde bize bakan insanlara ait izlenimler beynimizde en canlı anılardır özellikle incitici olan yaşantılar en derin izleri bırakır. O nedenle hayatımızın ilerleyen yıllarında özellikle aşk ilişkilerinde bu incitici anıları canlandıran insanları seçmeye meyilliyiz.
Eş seçiminde etken olan bir diğer duygu da insanların kendilerini tamamlayacaklarını düşündükleri kişilere yönelmeleridir. Örneğin içe kapanık biri sosyal ve konuşkan birine, duygularını hiç dışa vuramayan biri duygu dışavurumu yüksek olan kişilere çekim duyarak bir şekilde tamamlandıkları hissine kapılırlar.
Sezgilerimiz, özellikle kendimize eş ararken son derece duyarlıdır, çünkü bizim asıl aradığımız şey, temel bilinçdışı dürtülerimizi tatmin edecek birisidir. Bu ihtiyaçlarımıza cevap verecek gbi görünen birileriyle karşılaştığımızda ise alt beynimiz sayesinde derhal ona ilgi duymaya başlarız. Fakat çoğunlukla olan şey ise ilişkinin ilerleyen dönemlerinde tekrar yaralarımızın kanamasıdır.
Aşk ilişkisinin ilk aşamasında partnerimize anne babamıza ait pozitif özelliklerin olduğunu görürürüz. Bir süre sonra ilişkide sözler verilmeye başlandığında işler değişir ve artık kendimizde olmadığını varsaydığımız olumsuz özelliklerin onda olduğunu görmeye başlarız ve böylece güç savaşı başlar. Güç savaşı başladığı zaman çocukluktaki yaralar tekrar kanamaya başlar ; ihmal edilme, eleştirlme, suçlanma, değersiz görülme gibi duygular yeniden alevlenir. Bu mutsuzluk için eşler birbirini suçlamaya başlar, çünkü değişenin kendileri değil diğer kişi olduğunu düşünür ve çeşitli silahlar kullanmaya başlarlar. Hissettikleri umutsuzluğun etkisiyle, eşleri tarafından daha çok sevilme isteğiyle bazı olumsuz taktikler kullanmaya başlarlar. Sevgi ve şefkatlerini eşlerinden esirgemeye, onlara soğuk davranmaya , onlara karşı eleştirel ve alıngan olmaya başlarlar. Böylece eşlerine yeterince acı verdikleri taktirde, onların aşklarının ilk günlerdeki hallerine döneceklerini sanırlar. İnsanların kendilerini engellenmiş hissettiğinde bu isteklerini direk söylemek yerine sevimsiz olmaya çalışarak ve karşıdakini kışkırtarak bunu göstermeleri yine çok küçük yaklarda edindiğimiz bir davranış şeklidir, tıpkı bebeklerin husursuz olduklarında avazı çıktığı kadar ağlamaları gibi.
Aşk ilişkisindeki güç aşamalarına baktığımız zaman, ilk zamanlarda eşimizin ebeveynlerimizin yerine geçeceğini ve bize çocukken yoksun bırakıldığımız şeyleri sağlayaaklarını varsayıyoruz. Bir süre sonra aşık olmamıza rağmen kendimizi tamamlanmış hissetmediğimizi görüyoruz, bizim ne istediğimizi eşimizin bilmesine rağmen bunu karşılamadığını düşünüyor ve öfke duyuyoruz. Böylece eşlerimizin olumsuz yanlarını görmeye başlıyoruz. İşler daha kötüye gittikçe de eşlerimizden bu ihtiyaçlarımızı karşılamanın yolu olarak, onların ihtiyaçlarını ve istediklerini vermemeyi seçiyoruz. Öyle ki bu güç savaşı aşamasında çiftler, gerçek yakınlaşmayı imkansız hale getirecek bir şekilde ilişkiyi düzenlerler, birbirleri ile daha fazla vakit geçirmemek için ellerinden geleni yaparlar, hobilerine, arkadaşlarına yani birbirleri dışındaki herşeye daha çok vakit ayırırlar.
Farkındalık ve bilinçliliğin arttığı ilişki ve evlilikler yaratmanın temel bazı prensipleri vardır.En başta iyi bir evlilik yaratmanın ne kadar zor olduğunu kabullenmek gerekir. İnsanlar genelde iyi bir evlilik için yapılması gereken tek şeyin sadece doğru insanı seçmek olduğunu düşünür ama aslında yapılması gereken doğru insan olabilmektir. Daha gerçekçi bir bakış açısıyla iyi bir evliliğin sorumluluk, değişme ve gelişme azmiyle yaratılabileceğinin farkında olmak gerekir. Daha doyurucu birliktelikler yaşamak için yapmamız gereken değişimler için önümüzdeki en önemli engellerden biri değişim korkumuzdur. Değişmekten kormak insan doğasının temelinde vardır. Diğer prensiplerden biri de aşk ilişkisinin çocukluk yaralarımızı tedavi etmek gibi gizli bir amacı olduğunu bilmektir. Yüzeydeki arzularımız yerine, bunun altında yatan ihtiyaçlarımızı farkedersek evliliğe daha uzaktan bakıp olan biteni daha iyi görme şansı artar ve günlük etkileşimler daha anlamlı gelmeye başlar. Arzularımızı eşimize anlatma konusunda sorumluluk almak önemli durumlardan birisidir. Genellikle insanların ihtiyaçlarının kendiliğinden eşleri tarafından sezileceğine dair inançları vardır, ancak gerçekte olan bu değildir. Eşinizin sizin arzularınızı kendiliğinden sezme şansı düşüktür, bunu ona anlatabilmek için net iletişim kanalları geliştirmek gerekir.
Doğru ilişki geliştirmek için bir diğer prensipte eşinize dair daha doğru bir algı oluşturmaktır, onun sizin kurtarıcınız değil sizin gibi ruhsal yaraları olan ve onları tamir etmeye çalışan biri olduğunu kavramak gerekir. Eşinizin hayattaki rolü sizin ihtiyaçlarınızı mucizevi bir şekilde karşılamak değildir onun da aynı zamanda kendi dilek ve ihtiyaçları mevcut ve onlarda en az sizinkiler kadar önemlidir. Eğer buna inanmazsanız, evliliğin sadece sizin ihtiyaçlarınıza hizmet etmesini beklerseniz bu adaletsiz bir ilişki olur ve sonunda her iki tarafda bu adaletsizlikten etkilenir.
Yine önemli olan diğer noktalardan birisi her iki tarafın kendi kişiliği ile ilgili olumsuz yanları sahiplenmesidir. Bunun sorumluluğu alındıkça taraflar kendilerindeki olumsuz tarafları karşı tarafa yansıtmaktan vazgeçerler. Benzer şekilde eşinizde onunla tamamlanma duygusu yaşamanıza neden olan olumlu özelliklerde bir tür yanılsama duygusu yaşatır o nedenle kişinin kendi içindeki eksik ve gizli yönlerini geliştirebiliyor olması önemlidir.
Çiftler eşlerinin başka bir bakış açısına sahip olabileceğini düşünselerde aslında onun bir konuda farklı düşünüyor olmasından rahatsız olurlar. Eşinizin sizinkinden farklı görüşlerini bir çatışma kaynağı olarak görmek yerine, onları kendimizle ilgili bir bilgi kaynağı olarak görebilmek önemlidir. İşin özünde evlilik size, kendi hakikatlerinizle birlikte bir başkasının hakikatlerini anlama olanağı sunar. Eşinize yönelttiğiniz eleştirileriniz aslında size kendinize dair bilgi toplamak için de bir kaynaktır. Çünkü bu eleştiriler ondan ne beklediğiniz, neye ihtiyaç duyduğunuza dair bilgiler içerir.
Evliliğinize dair görüşlerinizi derinleştirerek, farkındalığınızı arttırarak daha tatminkar bir ilişki yaşamak her zaman mümkündür.

Dr. Hüner AYDIN, Psikiyatrist
Çift Terapisti-Bireysel psikoterapist
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Evlilik ve Eş Seçimi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Hüner AYDIN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Hüner AYDIN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Hüner AYDIN Fotoğraf
Dr.Hüner AYDIN
İstanbul
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Hüner AYDIN'ın Makaleleri
► Eş Seçimi Dr.Mehmet Levent SOYLU
► Meslek Seçimi Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN
► Tüp Bebekde Cinsiyet Seçimi Op.Dr.Verda TUNÇBİLEK
► Kürtaj Kararı ve Doktor Seçimi Op.Dr.Volkan Serhat DEDE
► Evlilik Terapisi Dr.Yeşim GÜNDÜZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,641 uzman makalesi arasında 'Evlilik ve Eş Seçimi' başlığıyla benzeşen toplam 93 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:25
Top