2007'den Bugüne 81,397 Tavsiye, 25,862 Uzman ve 18,105 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İrritabl Barsak Hastalığı
MAKALE #13599 © Yazan Op.Dr.Mustafa ŞENER | Yayın Kasım 2014 | 2,293 Okuyucu
İRRİTABL BARSAK HASTALIĞI

İrritabl barsak sendromu nedir, nasıl bir hastalıktır?

İBS en sık rastlanan bir sindirim sistemi rahatsızlığıdır.İrritabl barsak sendromu kelimelerinin baş harfleri kullanılarak kısaca İBS olarak adlandırılan bu hastalık; fonkiyonel (işlevsel) bir bozukluktur. Yani bu hastalıkta yapısal bozukluk,yara-bere, iltihabi ya da tümöral bir durum söz konusu değildir. Barsakların çalışmasında bir ritm bozukluğu, aşırı bir duyarlılık vardır. Halk arasında spastik ya da sinirsel kolitte denilen bu hastalıkta; hastalar karın ağrısı, yada karında şişkinlik ve rahatsızlık hissinden, dışkılama değişikliklerinden yakınırlar. Dışkılama alışkanlığı bazı hastalarda ishal, bazılarında kabızlık, bazılarında da zaman zaman kabızlık, zaman zaman ishal şeklinde kendini gösterebilir. Ülkemizde kabızlığın daha baskın olduğunu görmekteyiz. Karın ağrısı ve kabızlık gibi belirtiler dışında, şişkinlik de hastaların çok sık bildirdiği ve çok rahatsızlık verici bir şikayettir. Bazı hastalarda dışkıda sümüksü madde olması, acil dışkılama ihtiyacı, anormal dışkı şekli gibi ek belirtiler de olabilir.Günümüzde bu hastalığı tamamen ortadan kaldıracak,kökten tedavi edecek, yani hastalığı bitirecek bir tedavi yöntemi yoktur. Yani bu hastalık ne öldürür, ne de güldürür cinsinden bir hastalıktır. Ancak, hastanın şikayetlerini gideren, kişinin yaşam kalitesini yükselten tedavi yöntemleri vardır.

Neden spastik kolit yerine İBS diyorsunuz ?

Kolit dediğimiz zaman barsakta iltihabi bir olayı kasdediyoruz. Oysa bu hastalıkta iltihabi bir olay yok, barsaklarda ülser yok. Bu nedenle kolit deyimi yanlış.Ayrıca bu hastalık tablosunun bir kısmında barsakta spazm görülsede,büyük bir kısmında barsaklarda şişme-gerilme söz konusudur. Genelde olay barsakların aşırı duyarlılığı ile ilgilidir.Yani kasılması gerektiğinde kasılmaması,gevşemesi gerektiğinde de gevşememesi söz konusudur. kısacası bir ritm bozukluğu vardır.

İBS kimlerde görülür?

İBS kadınlarda daha sık görülen bir hastalıktır. Genç, orta yaşlarda daha sıktır. İleri yaşlarda görülme sıklığı azalır.

İBS’de şikayetler sadece barsaklarla mı ilgilidir ?

Hayır, şikayetler sadece barsaklar ile ilgili değildir. Hastalık çok geniş bir spektumu kapsayabilir. Bu nedenle eskiden kullanılan mukoid kolit, spastik kolon, spastik kolit gibi deyimler hastalığı tam ifade etmemektedir. Hastalık tüm sindirim sistemini ilgilendirebilir. Vakaların 1/4 de yemek borusu, 1/3 de ise mide boşalması ile ilgili sorunlar görülebilir. Tüm sindirim sisteminde aşırı bir duyarlılık söz konusudur. Ayrıca gastrointestinal sistem dışı bulgular da olabilir. Örneğin hastalar tarafından sistit olarak ifade edilen durumda sık idrara gitme, idrar yaparken yanma, mesanenin tam boşalmaması gibi şikayetler de olabilir. Oysa bu hastalarda idrar tahlili yapıldığında özellik bulunmaz. Dismenore (ağrılı adet görme), disparonia (cinsel ilişkinin ağrılı olması), izahsız adele ağrıları da sıklıkla görülebilen bulgulardır.

İBS nasıl teşhis edilir?

İBS için kesin tanı koydurucu bir yöntem yoktur. Hastanın tipik belirtileri hekimi İBS’ye yönlendirir. Özellikle kabızlığı olan hastalarda" Lavman opaklı kolon grafisi" bu hastalığın tanısında oldukça yararlıdır. Ancak, benzer belirtilere neden olabilecek başka hastalıkları elemek için bazı kan tahlilleri, ya da endoskopik teşhis yöntemleri kullanılır. Hastanın şikayetleri ileri yaşta ortaya çıkmış ise, ya da hastada kanama, iştahsızlık, kilo kaybı, kansızlık, uykudan uyandıran şikayetler, ciddi kabızlık ve kontrol edilemeyen ishal gibi şikayetler söz konusu ise, ya da ailede ülserli barsak hastalığı, barsak kanseri gibi durumlar var ise bu hastaların mutlaka detaylı tetkiki ve kolonoskopi ile barsak muayeneleri gereklidir.

Burada özellikle belirtmek istediğim bir özellik te İBS’nin oldukça sık görülen bir hastalık olmasına rağmen, hastaların çoğunun teşhis edilmemiş olmalarıdır.Hastaların bir kısmı şikayetleri nedeniyle nadiren bir hekime başvururlar. Belirtileri genellikle bir yaşam biçimi olarak kabul ederler. Ancak şikayetlerin artışına neden olan bir durum araya girdiğinde hekime müracaat etme gereksinimi duyarlar.Oysa ki İBS hastaların yaşam kalitesini oldukça olumsuz yönde etkileyebilen bir hastalıktır. Hastalar ortaya çıkan belirtiler nedeniyle işe, okula gidememe, sosyal programlarını iptal etme, erteleme gibi sorunları çok sık yaşarlar. İBS hastalarının yaşam kalitelerinin neredeyse böbrek yetmezliği hastaları kadar bozulmuş olduğunu ortaya koyan bir çalışma bile yayınlanmıştır.

Bir kısmı da ; her türlü tetkike ve tedaviye rağmen çabuk düzelemedikleri ve hastalığın biraz sürüncemede kalmasından dolayı, kendilerinde kötü bir hastalık olduğu kanısına kapılarak doktor doktor dolaşırlar. Kafalarında "bende kötü bir hastalık var,doktor bana söylemek istemiyor" şeklinde bir saplantıları vardır. Bu nedenle bu tip hastaların iyice ikna edilmeleri ve psikolojik destek almaları sağlanmalıdır. Aksi takdirde tek başına ilaç tedavisi yeterli olmayabilir.

Şikayetler ne zaman artmaktadır ?

İBS kronik bir hastalıktır. Ancak yılın 365 günü ayni şiddette hastayı rahatsız etmez. Araya giren, hastalığın tetiğini çeken, şikayetlerin artmasına neden olabilen durumlar olabilir. Bunlar için verebileceğimiz örnekler, psikolojik stresler (aile içi, iş çevresinde olabilecek sıkıntılı durumlar gibi), alkol, bazı ilaçlar, mevsimsel değişiklikler(soğuk havalar), gıda zehirlenmeleri olabilir.

Soğuk hava karın ağrısını tetikler mi?

Günlük meslek pratiğimizden ve daha önceki hastalarımızın ifadelerinden yaptığımız çıkarımlar sonucu; bu hastalığın soğuk hava ve ortam şartlarından oldukça olumsuz olarak etkilendiğini göstermektedir.Bu hastaların sorunları kış aylarında artar ve genellikle bu mevsimde doktora başvurmaları daha fazladır.

İBS hastalarının çocuklarında da aynı hastalığa rastlanabiliyor. Nedeni genetik olabilir mi?

Genelde İBS ile genetik arasında ilişki olmadığına inanılırdı. Bir anne ile çocuğundaki İBS’nin varlığı aynı çevreyi paylaşıyor olmakla izah edilirdi, ancak son yıllarda genetik faktörlerin de hastalıkta etkili olabileceği, genetik yatkınlığı olanlarda uygun çevresel koşulların hastalığın ortaya çıkmasına neden olduğu ileri sürülmektedir. Ancak bu konudaki veriler henüz tam yeterli değildir.

Ülkemizde görülme sıklığı için neler söyleyebilirsiniz ? Yaşa ve cinsiyete göre farklılık gösterir mi ? Batı toplumlarında daha sık görüldüğü doğru mu ?

İBS en sık rastlanan gastrointestinal rahatsızlıktır. Her ırkta ve her iki cinste görülür. Kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha sıktır ve sıklığı yaş ile artmaktadır. Ancak ileri yaşlarda şikayetlerde azalma olabilmektedir. Genelde 45 yaşından önce başlar. Değişik toplumlarda görülme sıklığı %5-25 civarındadır. Bu ortalama %10 olarak kabul edilebilir. Sıklığın gelişmiş toplumlarda daha fazla olduğu bilinmektedir. Gelişmiş ülkelerde daha sık görülmesinin nedeni gerçekten hastalığın daha sık oluşu ile mi, yoksa kişilerin sağlıklarına daha çok önem vermeleri ve şikayetlerini daha iyi ifade etmeleri, ya da yaşam kalitelerinin yükselmesi ile mi ilgili olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Ülkemizin değişik bölgelerinde yapılan çalışmalarda toplumdaki sıklığının %6.3-19.1 arasında bulunmuştur. Ortalama olarak ülkemizdeki sıklığının batı toplamlarındakine benzer şekilde %10 olduğunu söyleyebiliriz.

İBS kanserleşir mi?

Kesinlikle hayır. İBS kanserleşmez ve hastanın ölümüne neden olmaz, kişinin yaşantısında yapabileceği en olumsuzi şey yaşam kalitesini düşürmesidir.

İBS nasıl tedavi edilmektedir?

İBS tüm tedavilere rağmen tekrarlayıcı ve kronik bir hastalıktır. Hastalara şikayetlerinin olduğu dönemlerde ilaç tedavisi uygulamak gereklidir. Hastalığın belirtilerinin kişiden kişiye ve aynı kişide değişik zaman dilimi içerisinde çok değişkenlik göstermesi, her hastaya ihtiyaçlarına göre farklı ilaçlar kullandırmayı gerektirebilir. Genellikle birden fazla belirti mevcut olduğu için, tedavide de her belirti için farklı ilaçlar uygulamak gerekli olmaktadır.

Ancak günümüzde özellikle kabızlıkla seyreden İBS için yeni tedavi olanakları mevcuttur. Bu ilaçlar hem kabızlığı gidermekte hem de barsaklardaki aşırı duyarlılığı, şişkinlik hissini gidermektedir.


İBS tedavisinde diyetin yeri var mıdır ?

Elbette vardır, zira bu hastalık bazı yiyeceklerle birebir ilişkilidir. Gerçi hastalarımız bazen ne yerlerse yesinler hiçbir şikayetleri olmadığını, bazen de ne yerlerse şikayetleri olduğunu, her şeyin dokunduğunu ifade ederler. Hastalığın doğasında bu vardır zaten. Hastalık müzmin bir hastalık olsa da yılın 365 günü devam etmez.Dönem dönem şiddetinde değişkenlik gösterir. Bu da bize hastalığın; kişinin ruhsal durumunda olan değişikliklerden, gıdalarlardan ve mevsimsel değişikliklerden birebir etkilendiğini göstermektedir.

Ülkemizde süte tahammülsüzlük sık rastlanan bir durumdur, bu nedenle hastalar süt i aldıklarında karın ağrısı, gaz, ishal şikayetleri olur. Bunun dışında genellikle fazla yağlı ve yağda kızartılmış yiyecekler, gaz üreten besinler de şikayetleri arttırabilir. Şikayetleri bu besinler ile ilişkilendirilebilen hastalarda bu kullanımları sınırlandırılmalıdır. Suni tatlandırıcılar ve diyet besinlerin kullanımı da sınırlandırılmalıdır. Çünkü bunların fazla kullanımı şişkinlik ve ishal nedeni olabilir.

Bu hastalıkta stresin rolü varmı ?

Hastaların yaklaşık yarısı şikayetleri ile stres arasında ilişki olduğunu ifade ederler. Bu hastalık "Psikosomatik Hastalıklar" grubunda yer alan hastalıkların başında gelir.Stres hastalığın tetiğini çeker. Bu nedenle stres hastalığın seyrini olumsuz yönde etkiler. Stres İBS’nin nedeni değildir ancak, şikayetleri artırabilir. Bu nedenle İBS hastalarının stresle baş etme yöntemleri konusunda destek almaları gereklidir

Bir kısım hastalar; her türlü tetkike ve tedaviye rağmen çabuk düzelemedikleri ve hastalığın biraz sürüncemede kalmasından dolayı, kendilerinde kötü bir hastalık olduğu kanısına kapılarak doktor doktor dolaşırlar. Kafalarında "bende kötü bir hastalık var,doktor bana söylemek istemiyor" şeklinde bir saplantıları vardır. Bu nedenle bu tip hastaların iyice ikna edilmeleri ve psikolojik destek almaları sağlanmalıdır. Aksi takdirde tek başına ilaç tedavisi yeterli olmayabilir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İrritabl Barsak Hastalığı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Op.Dr.Mustafa ŞENER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Op.Dr.Mustafa ŞENER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mustafa ŞENER Fotoğraf
Op.Dr.Mustafa ŞENER
İstanbul
Doktor "Genel Cerrahi"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi95 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Op.Dr.Mustafa ŞENER'in Makaleleri
► İrritabl Barsak Sendromu (Spastik Kolit) Prof.Dr.M.Hakan YÜCEYAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,105 uzman makalesi arasında 'İrritabl Barsak Hastalığı' başlığıyla benzeşen toplam 49 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kıl Dönmesi Nedir? Ocak 2011
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:46
Top