2007'den Bugüne 84,938 Tavsiye, 26,567 Uzman ve 18,918 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Çocuklarda Takıntı: Obsesif-Kompulsif Bozukluk
MAKALE #13834 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR | Yayın Aralık 2014 | 572 Okuyucu
ÇOCUKLARDA TAKINTI: OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK

Takıntılar sadece yetişkinlik döneminde görülen bir durum değildir. Çocuklarda da görülme sıklığı da fazla olan takıntıların başlama yaşı kesin olmamakla birlikte okul öncesi dönemden itibaren ailelerin konuya duyarlı olması oldukça önemlidir.
En sık ortaya çıktığı yaş dönemi 7 olmakla birlikte literatürlerde bu sınır 2 yaşa kadar inebilmektedir. Nedenleri ile ilgili ortaya atılan birçok psikolojik kurama rağmen hastalık boyutuna ulaşmış takıntıların nöropsikiyatrik hastalık olduğu kabul edilmektedir.
Aileler bazen çocuklarının bazı hareketleri tekrar ettiklerini ya da cevabını bilmelerine rağmen sorulan soruları tekrar tekrar yinelettiklerini fark ederler ancak bunun nedenini bir türlü bulamayabilirler. Eğer bu durum çocuğun işlevselliğini
bozmuyorsa “obsesif-kompulsif belirtiler”, işlevselliği bozuyorsa “obsesif-kompulsif bozukluk” adını almaktadır. Obsesyonlar halk arasında takıntı ya da vesvese olarak adlandırılmaktadır. Obsesyon, istenmeden gelen, uygunuz olarak yaşanan ve belirgin sıkıntıya neden olan, yineleyici düşünce, dürtü veya düşlemlerdir. Kişi bu düşünce, dürtü veya düşlemlere önem vermemeye, bunları baskılamaya veya başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır. Takıntılı kişiler bu düşünce, dürtü ve düşlemlerin anlamsız ve abartılı olduğunun farkındadırlar fakat bunların zihinde oluşmasına engel olamamaktadırlar. Ancak çocuklar bunu tam olarak ifade edemeyebilirler. Çoğu zaman mantıksız buldukları bu düşüncelere karşı mücadele ederler. Gösterilen bu çaba çoğunlukla var olan gerginliklerini artırmaktan öteye gidemez. Kısacası obsesyon düşünceleri kişinin kendi denetiminde değildir.
Obsesyonlarını ortadan kaldırmak, onları etkisiz hale getirmek için bireyin kendisini yapmaktan alıkoyamadığı zorlantılı davranışlara ise tıp dilinde “kompulsiyon” denilmektedir.
Zorlantı da denilen kompulsiyonlar el yıkama, sıraya koyma, kontrol etme gibi tekrarlayıcı davranışlar ya da dua etme, sayma, sözcükleri sessiz biçimde yineleme gibi zihinsel eylemler olarak kendilerini gösterebilirler. Zorlantılar aslıda takıntıların yaratmış olduğu gerilimi azaltmak amacıyla yapılmaktadır. Kişi bunları yapmadığı sürece kendisini rahat hissetmemektedir.
Takıntı ve zorlantılara örnek vermek gerekirse kişinin ellerinin temiz olmasına rağmen pis olduğunu düşünmesi “obsesyon”, bu düşünceyi ortadan kaldırmak için ellerini gereksiz yere yıkaması “kompulsiyon”dur. Obsesyonlar ve kompulsiyonlar az oranda herkeste görülebilir, ancak bunlar kişinin yaşam kalitesini ve işlevselliğini bozuyor ve ciddi zaman kayıplarına neden oluyorsa
hastalık kabul edilir ve bu durum tedavi gerektirmektedir.

Yapılan çalışmalarda çocuklarda sık görülen saplantıların :

· Kirlilik,
· Sürekli temiz olma ihtiyacı,
· Sürekli kötü bir şey olacağı düşüncesi,
· Aşırı düzenli hareket etme isteği,
· Eğer;
· Ellerini sık sık yıkıyorsa,
· Sabun ve tuvalet kağıtlarını aşırı tüketiyorsa,
· Akademik başarısında ani bir düşüş olmuşsa,
· Ödev yaparken aşırı zaman kaybediyorsa,
· Defterinde ve kitabında silmekten kaynaklanan yırtıklar veya delikler olmuşsa,
· Garip cümleleri tekrar edip ve sizden de tekrar etmenizi istiyorsa,
· Hastalıktan aşırı derecede korkmaya başladıysa,
· Sıklıkla çamaşırlarının ve çarşaflarının yıkanmasını istiyorsa,
· Odasını temizlerken aşırı derece özenli oluyorsa,
· Aile üyelerine sürekli sağlık durumlarını soruyorsa,
· Sürekli kötü bir şey olacağını düşünüyorsa dikkatli olmak ve bunların obsesif kompulsif bozukluğunun belirtileri olabileceğini düşünmek gerekir.

Nörokimyasal çalışmalar, beyin görüntüleme çalışmaları ve nöropsikolojik değerlendirmeler sonucunda obsesif-kompulsif bozuklukların beyindeki bazal ganglionlar ve frontal lob bölgelerindeki bazı işlev bozukluklarından kaynaklandığını göstermektedir. Aynı zamanda seratonin ve dopamin nörotransmitterlerinin de etkisi olduğu bilinmektedir. Rahatsızlığın genetik geçişli olduğuna dair de güçlü kanıtlar bulunmaktadır. Takıntı ve zorlantıların çocuklarda sanıldığından çok daha fazla görüldüğü, ancak çocukların sıklıkla ayıplanacakları ve yanlış anlaşılacakları gibi düşünceler nedeniyle bu sıkıntılarını gizleme eğiliminde oldukları bilinmektedir. Anne ve babalar çocuklarınaa yaklaşımlarında güven verici davranır, çocuklarının yanlarında iken rahat ve açık davranmalarını sağlayabilirlerse, onlar da bu tip sıkıntılarını söyleme konusunda rahat davranacaklardır.

Çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler?

Bu konu üzerine konuşurken çoğunlukla sıkıntılı oldukları göze çarpmaktadır.
Kendisi aslında bu şekilde düşünmek veya davranmak istemediğini ama içinden bir sesin (bazıları kendi düşüncesi olduğunu söyler, bazılarıysa başka birisinin sesi olarak tanımlayabilir) belli davranış ve düşüncelere yol açtığını dile getirir. Örn: içinden herhangi bir şeye küfür etmek gelmesi, rahatsız edici cinsel içerikli görüntülerin göz önüne gelmesi, bir şeyi iki kez yapmazsa kötü bir şey olacağı veya kapıyı kilitlemiş olmasına rağmen sanki kilitlemediğini düşünmesi ve tekrar tekrar kontrol etmek zorunda kalması gibi.Bazen düşünceler eşlik etmeden sadece tekrar eden davranışlar (kompulsiyonlar) ortaya çıkabilir ve bu zorlanmalar dışardan rahatlıkla gözlemlenebilir. Aslında düşünce boyutunda kalan takıntıları anlamak sürecin en zor yanıdır.

Takıntılı-zorlantılı/obsesif-kompulsif bozukluklarda ilaç ve davranışçı kognitif – bilişsel terapi tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Çocukluk çağında karşılaşılan bu bozukluklarda mutlaka tedavi yöntemleri kullanılmalıdır. Çocuğun tüm hayatını -aile, okul, arkadaş- ve işlevselliğini bozabilecek bu takıntılar çocuk için ciddi zorluklara neden olabilecektir. Bu nedenle ebeveynler konuya çok hassas bakmalıdırlar.

Uzm Psk. Nuray ÖZBEN AVŞAR

Kaynaklar:

Apak,S. Gelişim Nörolojisi. 1984
Yörükoğlu,A. Çocuk Ruh Sağlığı
Yazan
Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR
 
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda Takıntı: Obsesif-Kompulsif Bozukluk" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR
Uzman Psikolojik Danışman
 
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR'ın Makaleleri
► Obsesif Kompulsif Bozukluk (Saplantı-Takıntı) Psk.Dnş.Filiz OKUŞ TEZEL
► Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı Hastalığı) Psk.Birgül EMİROĞLU BAKAY
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,918 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda Takıntı: Obsesif-Kompulsif Bozukluk' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Motivasyon Haziran 2020
► Aleksitimi Haziran 2020
► Aşil Sendromu Haziran 2020
► İletişim Engelleri Aralık 2014
► Öğrenme Güçlüğü Aralık 2014
► Aile İçinde Tutumlar Aralık 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:23
Top