2007'den Bugüne 83,866 Tavsiye, 26,322 Uzman ve 18,761 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Alışveriş Bir Telafi Mekanizması
MAKALE #16401 © Yazan Psk.Kübra Nur ASLAN | Yayın Mart 2016 | 1,986 Okuyucu
Yaşamın, daha doğrusu yaşamın ortasında tüm özlemlerimin doyumsuz kaldığını nasıl da algılıyorum. Ama artık yorulmaksızın aramak yok.
Tezer Özlü

Fanus, hapishane, boğum, kısır döngü, benlik iflası, akvaryum, tükeniş, cam şişe, mağara, anonim ve yazık çok yazık… Duraksız bir otobüsün, sonsuza yolculuğundayım sanki. Zihnimden bu kelimeler akıyor süratle, insanlar gözüme oksijensizlikten yalpalayarak yüzen japon balıkları gibi görünüyor.
Zamansızlıktan mı, tembellikten mi yoksa tamamen haz odaklı yaşamanın yarattığı doyumsuzluktan mı ‘’tüm ihtiyaçların’’ çok katlı, çok ışıklı binaların içine tıkıştırılması? Bilemem. Alışveriş merkezleri sahip olma arzumuzu, sahip olmanın tatmin olmaya yetmediği noktada kanattıkça kanatacak donanıma sahip. Çünkü arzu edilene ulaşıldığı anda, asıl isteme eyleminin yarattığı zevkte ortadan kalkıyor. Sahip olmayı arzulamak diye tabir edilen gerçeklik, temelde arzulamayı arzulamaktır. Uzunca müddet hayalini kurduğun o ‘’şey’’e sahip olmanın hemen akabinde içinde biçimsiz bir boşluk hissetmedin mi hiç? O boşluk, ruhunu besleyen soyut arzunun dönüşüp çanta, ayakkabı olarak somutlaşmasından kaynaklanıyor muhtemel. Maddi dünyaya ait üç boyutlu somut nesneler, hiçbir zaman hayal dünyanda tam da ihtiyacını karşılayacak biçimde yarattığın fanteziyi karşılamayacak.
Ruhun bedenle temasa geçtiği ilk andan itibaren içinde kıvrandığı yetersizlik duygusu, kapital düzende eşyanın kutsal ‘’tamamlayıcı’’ vasfını yaratmak için elverişli bir zemin yaratıyor. Söz konusu yetersizlik, insanın dünyayla arasındaki ontolojik örtüşmezliğinin sonucu olarak ortaya çıkar. Hakan Kızıltan, ‘’Narsisizm ya da Ruhsallığın Ontolojisi’’ adlı makalesinde kapitalizm ve modern insanın yetersizliği hakkında şu ifadeleri kullanır:
‘’Erken kapitalizmde “olmaması gerekenin varlığı’’ ndan dolayı yaşanan suçluluğun yerini modern kapitalizmde “olması gerekenin yokluğu’’ ndan dolayı yaşanan yetersizlik ve utanç almaktadır. Çağdaş insan, yasağı ihlâl ettiği için suçluluk içinde kıvranan nevrotik değildir artık, daha ziyade kendinden bekleneni yerine getiremediği için yetersizlik ve utanç hisseden veya sistemin gereklerini yerine getirdiği ve sistem tarafından cömert biçimde ödüllendirildiği hâlde bir türlü mutluluğu, içsel huzuru ve tatmini yakalayamayan boş, sıkıntılı ve anlamsız insandır.’’
Öyle eksik ve muhtacız ki bunun telafisi belki bir ömür varlığımızı güdüleyen yegâne unsur olacak. Beden ve ruhun senkronize olamamasından doğan bu yarığın yamanması için pek tabi makul telafilere ihtiyaç duyar insan. Makul iyileşmeye olanak sağlamaz, makul patolojiye mani olur. Kişi, bir başkasının sevgisi ile tamamlanmaya çalışır, bir başkasının kendisine yönelttiği hayranlık ile değerli hissetmeye çalışır, gittiği mekânların statüsü ile kendinden söz ettirmeye böylece ‘’kendisinden söz edilemeye değer’’ biri olmaya gayret eder.
Tüketim toplumu başlığı altında çokça edebiyatının yapıldığı çağımız, aslında tüketim değil, tüketimden medet umma çağıdır. Öyle ki, varoluşsal olarak sancısını duyduğumuz tüm noksanlıklarımız bilincin erişemediği o kara kutuda muhafaza edilir. O noksanlık ki ne on mağaza dolaşıp en lüksüne sahip olarak ayakkabının ne de ün yapmış bir restoranda dostlarla yenilen akşam yemeği akabinde çekilmiş selfie ile kapanır. Bunların hepsi ‘’bir şey’’, ‘’biri’’ olmak adına verilen savaşın günümüzde hepimizce kabul görmüş ve yadırganmayan acıklı formlarıdır. Çok mu dramatize ettiğimi düşündün? O halde dur ve biraz daha düşün… Bizi şık vitrinlerin, indirim günlerinin, bir alana bir bedava olduğu promosyonların cazibesiyle kemirdikçe kemirir kapitalizm.
Bir Şeye Karşı Bir Şey:
AVM’lerde yapılan aktivite öz itibari ile çift kutupludur: ‘’Alış-Veriş’’. Bu elbette değiş tokuş geleneğine paranın icadından sonra takılan isim. Ama yine de insan ruhunda yarattığı dalgalanmalar açısından okunduğunda bu iki kelime, manidar olabiliyor. Nasıl mı? Anlatayım. İnsanoğlunun, dış dünya ile arasındaki mesafeyi parçalayarak gerçekleştirdiği ilk ‘’alma’’ eylemi annesinin memesini ağzı ile tutmasıdır. Bu yaşantı bireyin tatmin olma, alma ve kendi varlığına katma, güçlü ve güvende hissetme kapasitesi gibi sıradan hayatı sekteye uğramadan yaşanabilmesini sağlayan karmaşık fenomenlerin temel taşıdır. Emzirme eylemi bebeğin henüz tanıştığı dünya ile kuracağı bağın ve akabinde nesnelerle geliştireceği ünsiyetin niteliğini belirler. Freud nesne kavramını, bireyin içgüdüsel enerjisini yansıttığı dış dünyanın varlıkları olarak tanımlar. Kendisini deneyimi yaratan yani öznesi olarak kabul ettiği takdirde anne burada nesne konumunda olacaktır. Anne ile arasında vuku bulan ‘’alış-veriş’’ aslında bebeğin kendi kendine yaptığı bir yatırımdır. Hem alırken, hem verirken. Emerken aldığı doyum kendi ruhsal gerilimini hafifletmeye hizmet ederken, meme karşılığında vereceği tepki de bebeğin bilinçdışı düzeyde şu idraki geliştirmesine yardımcı olur:
- Acısını duyduğum eksikliğimin giderilmesi için bir ötekine, kendi varlığım dışında bir nesneye muhtacım!
Böylece gerçeklik algısının ilk inşası başlamış olur. Özne olarak insan, girdiği bu ilk alış verişte, alma eyleminin yoksun ve muhtaç olduğundan kaynaklandığını öğrenir. Kendi başına yetecek ekipmanla dünyada bulunmadığının aczini teslim eder. Eksik olduğunu ve bunun süresiz bir telafisi olmadığını, doğum lekesi olan bu yara ile yaşarken sadece ‘’zaman zaman’’ arzu nesnelerince doyuma ulaşabileceğini öğrenir. Böylece nesne ile arasında bağımlı ve durmaksızın talep üreten doyumsuz bir ilişki değil, aksine nesnenin kendisini tüm zaman ve mekânlarda doyuma ulaştıramayabileceğinin idrakinde ‘’makul’’ bir ilişki geliştirir. Makul, anahtar kelimemiz.
Tıpkı bebeğin memeden doyum sağladığı gibi modern insan da dış dünyadan bünyesine kattığı ‘’şey’’ ile tatmin oluyor.
Bir Klişe: Kadının Alışveriş ile Mutsuzluğunu Savuşturması
Bu su götürmez bir gerçektir. Her kadının hayatı boyunca en az bir kez teşebbüs ettiği ya da düşlemlediği kaçınma biçimidir. Fakat gerçek ile hakikati birbirinden ayıran ince çizgiye vurgu yapmak istiyorum. Alma eyleminin haz yarattığı bir gerçekse eğer, hakikat bunun geçici olmasıdır. Vaziyet, buraya kadar temel insan ruhsallığına paralel ilerlemekte. Ancak ipin ucunun kaçtığı nokta şudur: Alma eylemi öylesine zevk yaratıyor ki, kişi bunun süreli bir hokus pokus olduğu gerçeğine göz yumarak, veriş aşamasında ortaya çıkması umulan acziyetin idrakini öteliyor. Saf dışı bırakılmasının imkânı olmayan acizlik her fırsatta mevcudiyetini dile getirecek ve gerçekle yüzleşmeyi kabul etmeyen bireyi yoğun biçimde inkâra sürükleyecektir. Kişinin inkâr ettiği bizzat kendisidir.
Ötelenen gerçek, benliğin tüketimine yol açarak şuursuz kalabalıklar yaratmakta gecikmiyor. Tüketim çılgınlığı, benliklerin iflasıdır. Yabancılaşarak katmerlenen ruhsal bunalımın ta kendisidir. Tüketim çılgınlığı benliklerin hazza boğulma çabası, eksikliği tamamen tedavülden kaldırma gayretidir. Ütopik bir biçimde..
Söylenebileceklerin devamı her zaman mevcuttur ve ancak sözden evvel hissin varlığı tartışılmaz. O nedenledir ki, alış veriş olgusu hakkında söze evirdiklerimi Samuel Beckett’in veciz ifadesi ile sonlandırıyorum. Yarım oluşu kavramsallaştırmak yerine, hissedebilmek için..
‘’Yeryüzündesin ve bunun bir tedavisi yok!’’
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Alışveriş Bir Telafi Mekanizması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Kübra Nur ASLAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Kübra Nur ASLAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Kübra Nur ASLAN'ın Makaleleri
► Bölme Savunma Mekanizması Psk.Ümit AKÇAKAYA
► Alışveriş Psikolojisi Psk.Merve ÖZEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,761 uzman makalesi arasında 'Alışveriş Bir Telafi Mekanizması' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Bireyin Başlangıcı Anne Aralık 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:59
Top