Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Bağlanmanın Kişisel Gelişim ve Sorun Çözmedeki Yeri
MAKALE #17256 © Yazan Uzm.Psk.Mahmut PAKDEMİR | Yayın Ekim 2016 | 667 Okuyucu
Canlıların bir çoğunun yavrusu kısa bir süre içinde kendi anne babalarıyla neredeyse aynı gelişmişliğe ve yeteneğe sahip olurlarken, insan yavrusu bu canlılar arasında hemen hemen en kısa sürede büyüyen canlı türüdür. Büyüme zamanının bu denli uzun olması ister istemez bakıma muhtaç olan ile bakımı veren kişi arasında bir bağa neden olur. Biz bu duruma bağlanma diyoruz yada bebeklikteki bağlanma diye de adlandırabiliriz. Bağlanma ihtiyaçların dışında zamanın çoğunu o kişiyle (anne veya bebeğin temel ihtiyaçlarını gideren her kimse) geçirme, korku ve benzeri durumlarda o kişiyi arama, çoğu zaman o kişinin yanında rahatlama hissi vb. durumlar gibi bir çok şeyin yaşandığı tüm duygu ve davranışlara denir. Bu davranışlar ve duygular arasında özellikle anne memesi bir çok kuramcıya göre önemli bir yer tutar. Örneğin Öğrenme kuramcılarına göre (Soysal ve ark.2005) bağlanma kavramı bebeğin birincil gereksinimler karşılanması ile gelen rahatlama duygusu kendisine bakan bakıcısı arasında bir bağ oluşturur ve bunu öğrenir. Bazı bağlanma kuramcıları ise anne ve bebek arasındaki bağlanmanın salt annenin bebeğe verdiği sütten veya ona verdiği bakımla ilgili olmadığını söylemektedir.

Bu kuramcılardan ikisi Schrier ve Harlow’dur, Schrier ve Harlow’a göre sadece beslenmenin bağlanmayı yetersiz kılacağı yönündeydi. Schrier ve Harlow’un bu hipotezi desteklemek adına bir dizi deney yapmışlardır. 1958 yılında maymunlarla yaptıkları bir deneyde (https://www.youtube.com/watch?v=lp4J3N9eqIA) annelerinden ayrılmış yavru maymunların altlarına konulan yumuşak çarşafların sadece bir gün sonra altlarından alındığında, yavru maymunların stres belirtileri gösterdikleri görülmüştür. Schrier ve Harlow’un ayrıca yaptıkları diğer deneylerde ise biri tel ve metalden yapılma, soğuk, sert, metal tek bir göğse sahip, ancak bu tek göğsünden süt verebilen bir anne; diğeri ise süt vermeyen ama yumuşak pelüşten yapılmış, “sıcak anne” olarak maymun bebeğin kendi annesi yerine koyabileceği iki ayrı ‘’vekil anne’’ tasarlamıştır. Yeni doğmuş maymunlar biyolojik annelerinden ayrılarak bu iki yapay annenin olduğu kafese konularak hangi anneyi seçecekleri düşünülmüştür. O dönem yaygın görüş olan ve kabul görmüş teorilere göre yukarıda öğrenme kuramcılarının da belirttiği gibi yavrular süt verebilen anneyi kendi anneleri gibi görmeliydi, ne de olsa anne-bebek bağı açlık-susuzluk dürtüsünden kaynaklanan bir ihtiyaçtan doğuyordu. Başlangıçta yeni doğan maymunlar her iki vekil anneyle de ilgilenmeyerek çığlık çığlığa ve çaresizlik içinde gerçek annelerini aradıkları görülmüştür. Ancak bir süre sonra maymunların acıktıkları ve metalden yapılma, süt veren anneye sokularak karınlarını doyurdukları gözlemlenmiştir. Bir süre sonra bu bebek maymunlar, süt veren “vekil anne” ile bağ kuramadıkları ve süt emme ile kuruların bu bağın kısa sürdüğü görüldü, çünkü uyumak için, ya da sadece kucağına oturmak için pelüşten yapılma vekil anneye sokulmuşlardır. Schrier ve Harlow burada anne-bebek ilişkisinde fiziksel temasın ne denli önemli olduğunu vurgulamıştır.
Schrier ve Harlow’un yaptığı bu deneyler bağlanma konusunda neredeyse başka bir dönemin başlangıcıydı. Schrier ve Harlow’un yaptığı bu deneylerin uzun dönem etkilerini görmek için Bowly’nin 1950 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) çağırması üzerine sunduğu bildiriye bakmakta yarar görülmektedir. Bowly bu bildiride erken yaşta annelerinden ayrılan erkek çocukların ergenlik ve ileri yaşlardaki suç oranlarını arttırdığını belirtiyordu. Bowly bu bildiriden sonra yaptığı çalışmalarda gördü ki devlet kurumlarında annesi olmayan ve bir bakıcı tarafından ihtiyaçları giderilen bebeklerin sıkıntılı ve kaygılarının geçmediğiydi. Bowly bu çalışmalar sonucunda insanların erişkinlikte yakın ilişkiler kurma eğilimlerinin daha bebeklikte başladığını gördü.

Bu çerçevede düşünüldüğünde erken dönem bağlanma figürlerinin yetişkinlik bağlanma figürleri arasındaki ilişkinin yüksek olabileceği ve bebeklik çağında anne ile kurulan bağlanma figürünün yetişkinlikteki ortaya çıkabilecek sorunlarla baş etmede temel kavram olabileceği söylenebilmektedir. Çalışır’ın (2009) yetişkin bağlanma kuramı ve duygulanım düzenleme stratejilerinin depresyonla ilişkisi adlı çalışmasında da bebeklik döneminde anne veya bakıcı ile kurulan bağlanma ilişkisinin duygulanım düzenlenmesinde etkili olduğunu ve özellikle en belirgin özelliklerinden bireyin kendini ve diğerlerini algılayış biçimi ve bu doğrultuda sosyal ve kişilerarası ilişkilerindeki bozulma olan majör depresyon tanısı alanlarda etkili olduğunu göstermektedir.
Görüleceği üzerine bebeklik çağındaki bağlanma hem kişilerin psikopatolojik durumunu hem de sorun ileriki yıllarda kendilerini güvende görmedikleri için bulaştıkları olaylarda hayatlarını etkilemektedir. Özellikle Bowly’nin yaptığı çalışmalar bebeklik döneminde anne ile eksik kurulan bağlanmanın ileriki dönemlerde karşılarına çıkan sorunları insanların daha fazla suça bulaşarak çözmek eğiliminde olduğunu söylenebilir. Anne ile kurulan güvensiz ve eksik bağlanmanın sorunları çözmede sürekli çatışmacı (Kantarcı 2009) bir yol izleyerek ilerlediği görülmektedir. Ülkemizde var olan suç oranın yüksekliği konusunda sanırım bu konu gerekli kurumlar tarafından dikkate alınması gerekmektedir. Gelecekte baş etme çabalarını geliştirecek bu ufak detayın bebekleriyle olan bağlanmalarını etkilediği vurgulanması hem bireyin kişilik gelişimde hem de genel bağlamda toplumun içeriğini daha iyi konuma getirmede gerekli olduğu söylenebilir.
Bunun yanı sıra bildiğiniz üzere kapital hayatın gerekliliği yönünde ilerleyen dünyada artık çalışan kadınların çoğu bebekleriyle dolu bir zaman geçirememekte ve olması gereken anne-bebek arasındaki güvenli iletişim (Hazan ve Shaver 1987, Hortaçsu 1991) eksik kalmaktadır. Çoğu bebek belirli bir döneme kadar alıştığı bir bağlanma türünden bir anda kopmakta (Kaplan ve ark. 1994), karşısında gündüzleri bakıcı geceleri annenin olduğu iki türlü bağlanma örüntüsünün içinde kalmaktadır. Bunun içinde yine özellikle çalışan anneler için yeni programlar geliştirilebileceği söylenebilir. Örneğin televizyonlarda sürekli ‘’ilk altı aylık dönemde çocuğunuzu emzirin’’ kamu spotunun yanında annelerin bebekleriyle dokunmanın ve bakıcıyla geçirilen zamanın bebeğe pek bir faydasının dokunmadığının da önemi anlatılmalıdır. Devlet politikası olarak bebeklik çağında anneye daha fazla zaman tanımalı ve bu zamanı sadece annenin bebeğin karnını doyurduğu bir düşünceyle değil, cidden bebeğin tüm öz bakımlarını yerine getirecek verimli bir zamana evirmelidir.

KAYNAKÇA
Bowlby J (1988) A Secure Base: Clinical Applications of Attachment Theory. London, Routledge.
Çalışır M (2009) Yetişkin Bağlanma Kuramı ve Duygulanım Düzenleme Stratejilerinin Depresyonla İlişkisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar; 1:240-255.
Hazan C, Shaver P (1987) Romantic love conceptualized as an attachment process. J Pers Soc Psychol, 52: 511-524.
Hortaçsu N (1991) İnsan İlişkileri. Ankara, İmge Kitapevi.
Kantarcı D (2009) Evli Bireylerin Bağlanma Stillerine Göre Aldatma Eğilimleri ve Çatışma Yönetimi Biçimlerinin İncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi.
Kaplan HI, Sadock BJ, Grebb JA (1994) Synopsis of Psychiatry. Baltimore Maryland. s.161-165.
Schrier AM, Harlow HF (1958) Effect of reserpine on avoidance of humans by Rhesus monkeys. J Gen Psychol, 59(2):149-55.
Soysal AŞ, Bodur Ş, İşleri E, Şenol S (2005) Bebeklik Dönemindeki Bağlanma Sürecine Genel Bir Bakış. Klinik Psikiyatri, 8:88-99.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bağlanmanın Kişisel Gelişim ve Sorun Çözmedeki Yeri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Mahmut PAKDEMİR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Mahmut PAKDEMİR'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mahmut PAKDEMİR Fotoğraf
Uzm.Psk.Mahmut PAKDEMİR
Diyarbakır
Uzman Psikolog
AİLE VE ÇİFT TERAPİSTİ, OYUN TERAPİSTİ, EMDR TERAPİSTİ
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi24 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Mahmut PAKDEMİR'in Yazıları
► Kişisel Gelişim Psk.Aylin AYDEMİR TÜRKOĞLU
► Çocukta Kişisel Gelişim Psk.Barış ÜLKÜMEN
► Yaşam Koçluğu, Kişisel Gelişim Psk.Dnş.Filiz OKUŞ TEZEL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,489 uzman makalesi arasında 'Bağlanmanın Kişisel Gelişim ve Sorun Çözmedeki Yeri' başlığıyla benzeşen toplam 43 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Oyun Terapisi Temmuz 2017
► Travma ve Göç Haziran 2017
► Cinsel İstismar Nedir? Kasım 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:22
Top