2007'den Bugüne 84,571 Tavsiye, 26,447 Uzman ve 18,835 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Erich Fromm ve 'Olmak'
MAKALE #21443 © Yazan Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA | Yayın Mayıs 2020 | 558 Okuyucu
“Başka birisine kendime yetemediğim için bağlanıyorsam, karşımdaki -kadın ya da erkek- benim için bir cankurtaran olabilir belki ama aramızdaki bağ sevgi bağı olamaz.”

Erich Fromm

Bir psikanalist ve sosyolog olan Fromm, kendini gerçekleştirme olgusunu; insanın ‘olması’, ‘özgürleşmesi’ ya da ‘bireyselleşmesi’ şeklinde ifade eder. Fromm’a göre insan, doğanın bir parçasıdır ancak hayvanların sahip olduğu belirli koşullara göre düzenlenmiş davranış kalıplarından yoksun olarak dünyaya gelmiştir bu yüzden de içgüdüsel davranışları, diğer canlılara göre daha yavaş ve daha az etkindir. Tüm bunların bir sonucu olarak belli bir yaşa kadar -herhangi bir hayvana göre daha uzun bir süre- bir başkasının bakımına muhtaç bir konumdadır.

Fromm, insanın böyle bir biyolojik zayıflıkla dünyaya gelmesine rağmen -diğer canlılara kıyasla belirgin bir fark yaratan- bir zekâyla ödüllendirildiğini düşünmüştür. Bundan dolayı insan, geçmişini bilmekte ve gelecekte onu bekleyen olasılıkların farkına vararak yaşamaktadır. İnsan, aynı zamanda yaşam süresinin kısalığının, ontolojik olarak yalnız oluşunun ve günün birinde öleceğinin de farkındadır. İşte insanın tüm bu farkındalıkları, onun yaşamını çekilmez bir hapishaneye çevirmektedir. Fromm, insanın bu hapishaneden kurtulup dışarı çıkamadığında; dış dünyayla, bir başka insanla ya da düşünceyle bütünleşemediğinde çıldırabileceğini de iddia etmiştir. İnsan, kendini böyle bir hapishaneden kurtarabilmek için bir takım varoluşsal ihtiyaçların karşılanmasına gereksinim duymaktadır. Fromm, bu ihtiyaçları beş kategoride toplamıştır. Bunlar: ‘ilişki ihtiyacı’, ‘aşkınlık -transcendence- ihtiyacı’, ‘kimlik ihtiyacı’, ‘köklülük ihtiyacı’ ve ‘algı dayanağına duyulan ihtiyaçlardır’.

Bu ihtiyaçları birkaç cümle ile açıklamak gerekirse şu şekildedir:

İlişki İhtiyacı: Fromm’a göre fiziksel açlığın bedeni ölüme götürdüğü gibi insanın kendini yapayalnız ve soyutlanmış hissetmesinin de zihninin parçalanmış hissetmesine neden olur. Bu yüzden de insan, bir başkasıyla ilişkiye gereksinim duyar.

Aşkınlık İhtiyacı: Fromm, aşkınlık ihtiyacının ise insanın hayvani, edilgen ve savunmasız bir yaratık olarak kalmayıp yaratıcı bir varlık olmaya yönelik bir istenç duymasından kaynaklandığını düşünür. Bu bağlamda sanat, sevgi, inanç, düşünce gibi alanlar; insanın kendisini aşmaya yöneltebilecek araçlardır.

Kimlik İhtiyacı: İnsan, kendisinin diğer insanlardan farklı bir varlık olduğunu hisseder, bu yüzden de bir kimliğe de sahip olmak ister.

Köklülük İhtiyacı:Fromm’a göre insan -tıpkı çocukken kendisini annesine ait hissettiği gibi- bir yere ait olmak ister, bu durum da köklülük ihtiyacını doğurmaktadır.

Algı Dayanağına Duyulan İhtiyaç: insan, yaşama uyum sağlama ihtiyacı hisseder, bundan dolayı da içinde yaşadığı dünyada tutarlı, mantıklı, ayakları yere basan bir referans noktası ve algı dayanağı arayışında olur.

Fromm’un kuramında tanımlanan bu ihtiyaçlar, yalnızca insana özgüdür ve diğer canlılarda bulunmamaktadır. İnsan ya da toplum tarafından tanımlanmamış olan bu ihtiyaçlar, insanın evrimi boyunca açığa çıkmıştır. Bu ihtiyaçların karşılanmış olması insana, gizilgüçlerini de gerçekleştirme imkânı sunar. Ancak kişi, yaşadığı toplumun kendisine sağladığı imkânlar ve ondan beklenenler doğrultusunda gelişim gösterebilir.

Fromm’a göre insanın doğasında bireyselleşme ve bağımsızlığa kavuşma yolunda kuvvetli bir eğilim de bulunmaktadır. Bundan dolayı insan büyüdükçe bu bağımlılıktan kurtulup kendi kimliğini ve kişiliğini kazanmak ister. Ancak bu tür bir bireyselliğin bedeli; yalnızlık, güçsüzlük ve kaygı hisleri olmaktadır. Bireyselleşme çabası neticesinde bu tarz duygularla karşı karşıya kalan insan için önünde iki yol belirmektedir. Bunlardan birincisi -günümüz toplumunda en sık rastlanılanı- kişinin bireyselliğinden vazgeçerek sosyal otoriteye boyun eğmek zorunda kalmasıdır. İkinci yol ise kişinin, kimseye boyun eğmek zorunda kalmadan; sevgiyi hissedip, üretkenliğini ortaya çıkarak kendisiyle dünya arasında bir bağ geliştirmesidir.

Carl Gustav Jung gibi kendini gerçekleştirmede bilinçdışı içeriğin bilince çıkartılmasını oldukça önemli bulan Fromm, insanın bilinçdışı içeriğini ne iyi ne de kötü olarak nitelendirmiştir. Aslında Fromm’un kuramında bilinç ya da bilinçdışı denilebilecek bir alan da bulunmaz. Bunun yerine ‘bilinçli ayırdında olma’nın ve ‘bilinçsiz ayırdında olamama’nın dereceleri vardır. Fromm, daha önce insanın ayırdında olmadıklarını fark edip ayırt etmesiyle hakikatlerle -hem akılcı hem de duygusal açıdan- daha yakın bir ilişki kurulacağına inanmıştır. Diğer bir deyişle onun kuramında bilinç alanını genişletmek, uyanmak, perdeyi kaldırmak, mağaradan dışarı çıkmak, karanlığı aydınlığa çıkarmak anlamına gelmektedir.

Fromm’un kuramında bu durum aynı zamanda ‘kendin olmak’ ya da ‘birey’ olmak anlamını da taşımaktadır. Ona göre, insanın kendi olmasından ya da birey olmasından vazgeçmesi, yaşamının engellenmesiyle sonuçlanır. Biyolojik açıdan canlıyken, ruhsal açıdan robot olmak, coşkusal ve zihinsel açıdan ölü olmak demektir. Bu bağlamda Fromm, günümüz çağdaş insanının -kendi olmaktan vazgeçirilip bir robota dönüştürüldüğü için- doygunluk ve iyimserlik maskesi arkasında son derece mutsuz olduğunu ve yaşam açlığı çektiğini düşünür. Bu yüzden de toplumun büyük bir kısmı ‘düzmece bir bilinç’ -false consciousness- halini yaşamaktadır; bilinçlerinin içeriği birçoğu toplumun dikta ettiği, gerçeğe uymayan kavramlardan ve uydurma unsurlardan oluşmaktadır.

Fromm, insanın kendini gerçekleştirmesi durumunu ‘olmak’ olarak nitelendirmiştir. Tam tersi insanın kendisini nesnelere ve kişilere bağımlı hissetmesini ise ‘sahip olmak’ eğilimi olarak tanımlar. Böyle bir durumdaki insan, yalnızca sahip olduğu şeylerden ibaret olur ve onları yitirdiğinde gerçekte kim olduğunu bilemeyecek bir duruma gelir. Fromm’a göre, ‘sahip olmak’ eğilimi içinde olan bir insan -yaşamını yanlış temeller üzerine kurması sonucunda- aslında derin bir acı çekmektedir; her ne kadar yaşamından hoşnut görünmeye çalışsa da mutsuz, yıkık ve acınacak bir haldedir.

Yine Fromm’a göre, yaşamını ‘olmak’ eğilimi içinde sürdüren kişilerde ise sahip olunan şeylerin kaybedileceğinden doğan endişe ve korku bulunmaz. Bu kişiler; referans noktalarını kendi içlerinde bulan, insanlığa ve tüm varoluşa dair gerçek bir sevgiyi kalplerinin derinliklerinde hissedebilen, başkalarına karşılıksız bir şeyler verebilme yatkınlığı geliştirmiş, üretken, yaratıcı ve tam manasıyla özgür bireylerdir.

Fromm, insanların, kendilerini bekleyen bir felaketten kurtulabilmelerinin tek yolunun, karakterlerinde ‘sahip olmak’ eğiliminden ‘olmak’ yönüne doğru köklü bir değişiklik yapmaları olduğuna inanmıştır. Eğer istenirse insanın karakterinin ‘sahip olmak’tan ‘olmak’ yönünde değişebileceğini de savunan Fromm, bunu sağlayabilmek için dört koşul öne sürmüştür. Bunlar:

1. Acı çekmek ve bunun bilincinde olmak.

2. Huzursuzluğumuzun nedenlerini tanımak ve bilmek.

3. Bu bunalımı atlatabilecek bir yol, bir imkân bulmak.

4. Belirli davranış biçimlerini kendimize özgü kılmak ve acıları aşabilmek için çağdaş yaşam pratiğimizi değiştirmek.

Fromm, her türlü yaratıcı faaliyetle bulunmanın da ‘olmak’ anlamında insanı birliğe ulaştırıp onu dünya ile bütünleştiren bir yol olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla -ister bir kişi isterse cansız bir nesne olsun- herhangi bir yaratıcı çalışma içinde bulunan kişi, kendi dışındaki dünyayı temsil eden nesnesi ile kendisini bütünleştirebilir. Fromm’a göre bunu başarabilen kişi; masa yapan bir marangoz, elmas işleyen bir kuyumcu, ürün yetiştiren bir çiftçi ya da resim yapan bir ressam olabilir. Önemli olan yaratıcı bir işi yapan kişiyle, nesnesinin tek vücut haline gelebilmesidir.



Ümit Akçakaya
Uzm. Psikolojik Danışman & Yazar

Faydalanılan Kaynaklar

Akçakaya, Ümit (2019). Uyanış-Kişiliğin Gizil Kodları. İstanbul: Kanon Kitap

Fromm, Erich (1996). Özgürlükten Kaçış, Çeviren: Şemsa Yeğin, Panel Yay.

Fromm, Erich (2015). Psikanaliz ve Zen Budizm, Çeviren: İlhan Güngören, Yol yay.

Fromm, Erich (2003). Sahip olmak ya da olmak, Çeviren: Aydın Arıtan, Arıtan Yay.

Geçtan, Engin (1995). Psikanaliz ve sonrası, 6. Baskı, Remzi Kitabevi, İstanbul.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Erich Fromm ve 'Olmak'" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ümit AKÇAKAYA Fotoğraf
Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA
İstanbul ve Yurtdışı (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
Jungian Psikoterapist / Yazar/ Kendin Olma Terapisi / Uyanış ve Dönüşüm Psikoterapi Programı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi97 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA'nın Yazıları
► Olmak, Sahip Olmak ve Anlam Sistemi Psk.Emir Emre DOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,835 uzman makalesi arasında 'Erich Fromm ve 'Olmak'' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:30
Top