2007'den Bugüne 86,786 Tavsiye, 26,941 Uzman ve 19,230 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Hep Birlikte Evde
MAKALE #21557 © Yazan Uzm.Psk.Beria TOPTAŞ | Yayın Haziran 2020 | 379 Okuyucu
İÇİMİZDEKİ ÇARŞI
Akışında devam eden hayatlarımızın, belirsizliklerle dolu yeni bir duruma evrildiği günleri yaşamaktayız hep birlikte. Dünya istenmeyen bir misafirin beraberinde gelen pek çok değişikliğe maruz kalıyor. Hiçbirimiz ailece bir arada olmaya yabancı değildik elbette. Hatta özlemimizdi birlikte, baş başa kalabilmek ailelerimizle… Bununla birlikte deneyimlediğimizde, uzun saatleri, günleri, hatta haftaları, araya başka kişiler, kurumlar girmeden, baş başa ve dar alanlarda geçirmeye çok uzun zamandır yabancılaşmış bulduk kendimizi ve sevdiklerimizi. Hep birlikte yapmanın hayalini kurduğumuz uzun sabah kahvaltıları, masadan ne zaman kalkacak diye gözünün içine baktığımız 2500 parçalı yap-boz, gardropların elden geçirilmesi bir süre sonra yerini mutfakta hiç toplanmayan bir masaya, her odadan gelen başka bir iletişim aracının sesine, takip edilemediği için yığılan derslere bıraktı.
Özellikle büyük şehirlerde küçük yaşam alanlarına ve büyük olasılıkla bahçesiz, yeşilsiz bir apartman dairesine sığmaya çalışan hayatlar, bir de evden çıkmanın imkansızlığıyla sınanınca, iyice zorlaştı. Birlikte uzun süre geçiren insanların birbirlerine tahammülleri azaldı, yapılanlara kabulleri kalmadı. Birbirinden ihtiyaçları, yaşları, zevkleri, düşünceleri, duyguları, beklentileri, hayalleri farklı kişilerin birlikte ve birbirlerinin sınırlarını ihlal etmeden uzun zaman geçirmeleri hayli zor bir olasılık. Durum böyle olunca kişilerin güvenli sığınakları olması gereken evleri çivi döşeli sandıklara dönüştü adeta….
Zorlu yaşam olayları, insanın düşünerek, seçerek, emekle, özene bezene elde ettiği becerilerinden, daha eski; varoluşunda yer alan, hayatta kalma becerilerine dönmelerine sebep olur. Yani hayati bir tehlike varken, dünyanın en güzel müziğini duyuyor da olsa kişi, bu müzikten zevk alamaz. Çünkü tetiktedir ve her an bir zarar görmekten kendini koruma çabasındadır. Üstelik bu durum ne kadar uzarsa kişinin yorulması da o kadar mümkündür. Hep tetikte, hep tehlike kollama halinde olmak bedenen, zihnen, duygusal olarak yıpranmayı da beraberinde getirir. Bütün bunlar sabrın azalmasına, kabul sınırlarının daralmasına, dolayısıyla da ilişkisel sorunların da ortaya çıkmasına sebep olur.
Aynı evi paylaşan kişilerin her birinin birbirleri ile karşılaşmaları ve yaşadıkları ayrı ayrı pek çok duygunun ev içerisinde gün boyu gezinmesine sebep olur. Çocuklar küçükken duyguları kendilerine bakım verenlerden kopyalayarak öğrenirler. Çoğunlukla ilk bakım veren anne olduğu için çocuk annesinin duygusunu bedenden bedene akan adeta bir elektrik akımıyla öğrenir ve aynen hisseder. Zamanla çocuk anneden başka bir dünyaya adım attıkça annesinden, ailesinden başka türlü olmayı deneyimler ve eğer beğenirse bu yeni hali satın alır. Dolayısı ile, aynı durum karşısında birbirinden farklı duygulanımları, tepkileri olan kişiler haline gelir aile. Ergenlikte, aileden ayrışmanın zirve yaptığı bu büyülü dönemde anlaşmazlıklar ve dolayısıyla da birbirinden uzaklaşmalar zirve yapar.
Bir ilişkide zorluklar yaşandığında; araya zaman girmesi, bazen başkalarıyla karşılaşmalar ve yeni duygular yaşanması bu zorluğun fark edilmeden geride bırakılmış olmasını da beraberinde getirir. Mesela; sabah eşlerin birbirleri ile tartışıp kırgınlık yaşamaları ve sonra da işe gitmeleri, akşam döndüklerinde tüm olan biteni geride bırakmış olmaları anlamına gelebilir. Akşam karşılaştıklarında birbirlerine anlatacak şeyleri vardır ve sabahki duygu belki de merdivenleri inerken daha ayaklarının her yere vuruluşunda dökülüp gitmiştir. Oysa evde uzun süre kalınmasının gerekmesi bu duygunun belki bumerang gibi gidip evdeki herkese bulaşıp sahibine geri dönmesiyle sonuçlanır. Böyle kapalı devre sistemlerinde düdüklü tencerenin tahliye sibobu gibi düzeneklere ihtiyaç vardır.
Duyguların yerinde, zamanında ve dozunda ifade edilmesi mümkün olmazsa beklenmedik bir zamanda, beklenmedik bir yerde ve ayarsız bir şekilde kendilerini göstermeleri mümkündür. Bazen yere düşen bir bardak, evde dakikalarca öfke rüzgârlarının esmesine, bağırış, çağırışın durumla orantısız bir şekilde giderek artmasına, hatta kişiden kişiye sıçramasına neden olabilir... Herkes bilir ki bu durum “bardağın taştığı damla durumu”dur.
Kültürel aktarımlarımız, duyguların dile getirilmesini, duygulardan sık bahsedilmesini öğretmiyor bize. Yetişkinler olarak bizler de duygularımızı çok tanımıyoruz, çocuklarımız da… bizler de duygular yoğun şekilde geldiğinde ne yapacağımızı şaşırıyoruz, çocuklarımız da…. Biz de bazen duygularımızın kontrolünü kaybediyoruz, ya da kaybetmekten korkuyoruz, çocuklarımız da…. Oysa duygularla aramızda olmasını arzuladığımız mesafeli ilişki gerçekte böyle olmuyor. Çünkü davranışlarımızın kökeninde aslında duygularımız yatıyor. Bazen hızlı hareket etmemizin sebebi korkumuz, bazen donup kalmamızın sebebi derin üzüntümüz, birinden uzaklaşmamızın sebebi tiksinti oluyor duygularımıza dönüp baktığımızda.
İnsanın davranışlarının, düşüncelerinin berraklaşması, neyi, neden yaptığını anlamlandırabilmesi, bir duygu içini doldurduğunda onun adını koyabilmesi ve onu ifade edebilmesinde gizli biraz da… İçimizde hissettiğimizin ne olduğunu bilmek ve dile getirebiliyor olmak bu duygu üzerinde bir kontrol de yaratıyor haliyle. Kontrol edebileceğimizi bildiğimiz bir duyguyu da yaşamaktan korkmuyor, kaçmıyor, Mevlana’nın şiirinde olduğu gibi, “ona misafir gözüyle bakıp, bize ne öğretmek için orada olduğunu anlamaya çalışıyoruz.
Evde kalmak daha güvenli olsa da bu durumda, kısıtlanmaya alışık olmayan çocuk ve yetişkinlere eziyete de dönüşebilmekte. Birbirlerine karşı her gün pek çok duygu hisseden aile üyeleri bunlarla ilgili paylaşım ya da deşarj olanağı bulamadıklarında bu duygular patlamalar şeklinde yaşanabilmekte. Bu bağlamda evde farklı yaş grubundaki kişilerin birlikte oynayabilecekleri çeşitli oyunlar tasarlanmıştır. Bu oyunların bir kısmı zaten bildiğiniz oyunların ve malzemelerin üzerine, duygu elbiselerinin giydirilmiş yeni formları, bir kısmı da duyguları anlama ve anlatmaya aracılık edeceği düşünülerek geliştirilen basit malzemelerle oynanacak oyunlar.
Özellikle küçük yaştaki çocukların kelime dağarcıkları yeterli duygu ifadesini bilmiyor ya da sınıflayamıyor olabilir. Bu nedenle öncelikle bu kapasiteyi geliştirecek etkinliklerle bu oyunlara hazırlık yapmak mümkündür. Bunun için yapılabilecek etkinliklerden örnekler aşağıda yer almaktadır.
Filmlerden duyguları öğrenmek: Duyguları anlatan yapımlardan seçilenler çocuklarla izlenebilir. Bunlar üzerine konuşulabilir. Son yıllarda duyguları temel alan kısa ve uzun metrajlı filmler yapılmakta, kah sinema salonlarında, kah sanal ortamlarda bunlar her yaştan izleyicinin beğenisine sunulmaktadır. Bu yapımların izlenmesi her yaştan izleyiciye duyguların renkli dünyasında bir yolculuk yaşatmaktadır. İnternet ortamında her zaman erişilebilecek bu filmler ailece izlenerek üzerine konuşulabilir. (örneğin; Ters- Yüz (Inside Out- 2015), Siyah Köpek (depresyon), Alfred ve Gölgesi (duygular hakkında kısa bir film) filmlerinden çocukların yaşlarına ve duruma uygun olanlar birlikte izlenebilir).
Film/ Çizgi film izlerken duygu avı yapmak: Özellikle okul öncesi ya da ilkokul çocuklarıyla yapılması uygun bir etkinliktir. Çocuklarla birlikte izlenecek herhangi bir yapım seçilir. Çocuklarla birlikte izlemeye başlamadan önce yanlarına not defteri ve kalem almaları sağlanır. İzlerken hangi duyguları yakalarlarsa defterlerine kaydetmeleri, daha sonra bunların üzerine konuşulacağı bilgisi verilir. İzledikten sonra yazılanlar teker teker dinlenir. Üzerine konuşulur. Eğer yanlış bir sınıflama yapılmışsa bunların anlaşılması sağlanır (örneğin; “ağlamak” diye yazmış olabilir çocuk. Bu ifadenin tamamen yanlış olduğunu belirten, kesin bir yargı ifadesi ile duruma yaklaşmak çok yapıcı olmaz. Bunun yerine, “haklısın, ağlamak duygularımıza kimi zaman tercüman olur, ama ağlamak aslında bir davranıştır. Bizi ağlatan farklı farklı duygular olabilir, bazen korktuğumuzda, bazen de üzüldüğümüzde ağlarız. Hatta bazı insanlar sevinçlerinden de gözyaşı dökebilirler. Sence bu filmdeki ağlamak hangi duyguyla ilgiliydi? Demek daha yapıcı bir öğretme yolu olacaktır). Bu şekilde duygu avcılığını birkaç filmde çocuklarla yapmak onların duyguları anlamak ve isimlendirmek konusundaki becerilerini geliştirerek ailece oynanacak yeni oyunlara hazırlanmalarını sağlar (okul öncesi çocukları okuma yazma bilmiyorlarsa defterlerine bir sembol ile hatırlatıcı kayıtta bulunabilirler. Onlara bunu öğretmek yararlı olur).
Duygu Günlüğü: bu etkinliği aile üyelerinin tümünün kendileri için yapması önerilir. Duygu günlüğü akşam gün bitiminde günün bir muhasebesini yapmak ve aslında ertesi gün için de plan yapmayı içinde barındıran bir etkinliktir. Gün sonunda, bütün gün içinde yaşadığı duyguları hatırlayıp not eden kişi neyi abarttığını, neyi ise ıskaladığını açık ve net görecektir. Hele bir haftanın her gününü tek sayfada görüp, bunların nerede yığıldığını, nasıl bir dağılımının olduğunu görmek kişiyi farkındalığa ve sonrasında da değişime götürebilir. Özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin duygu yelpazelerini tanımaları için güzel bir fırsat yaratacak bir etkinliktir.
Duygularla tanışmak ve çalışmak, paylaşım içeriklerinin daha içsel olmasını sağlar. Bu içerikte yer alan oyunlarla genel olarak kendi davranışlarımıza sebep olan duyguları, düşünceleri, inançları daha fazla fark etmek amaçlanmaktadır. Ayrıca kendi duygu ve düşüncelerimizi ifade ederek bir rahatlama yaşamamız söz konusu olacak, biriken fazla basınç tahliye edilmiş olacaktır. Karşımızdakilerin bizi nasıl gördüğü ya da iç dünyalarında neler olup bittiğini anlamamıza yardımcı olabilecek bu etkinlik ve oyunlar daha empatik olmayı sağlayabilir. Pek çok gerginlik ve kaygı durumunun evin atmosferinde dolaşıp durduğu ve stresörlerin birbirimize tahammülümüzü azalttığı, ama zorunlulukların bizi birbirimize daha da bağladığı bu sistemin içerisinde birbirimizle geçireceğimiz sürecin daha kolay ve keyifli olmasını sağlamaya yönelik etkinlik ve oyunlardan öğrenmek ve gelişmek dileğiyle…
Beria Toptaş

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Hep Birlikte Evde" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Beria TOPTAŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Beria TOPTAŞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Beria TOPTAŞ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog - Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Beria TOPTAŞ'ın Yazıları
► Koronavirüs ve Evde Yaşam Psk.Büşra İYGÜN SARSILMAZ
► Evde Şehvet Bitti Psk.Dnş.Fatih FİDAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,230 uzman makalesi arasında 'Hep Birlikte Evde' başlığıyla benzeşen toplam 35 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Aile Oyunları Temmuz 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:22
Top