2007'den Bugüne 89,675 Tavsiye, 27,648 Uzman ve 19,669 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Rollerim ve Ben
YAZI #1792 © Yazan Uzm.Psk.Banu AKMAN ŞAHİN | Yayın Temmuz 2013
Hayatımızda birden çok rolümüz var. Doğumdan ölüme kadar kimisi değişen kimisi sabit rollerin içinde gezinip dururuz. Çocuk rolü, eş rolü, anne rolü, çalışan rolü, tüketen rolü, işveren rolü, yolcu rolü, baba rolü, alışveriş yapan rolü, sporcu rolü… Bazen çalışan rolü, eş rolü gibi bazı rollerimizden kurtulmak isteriz. Ancak çocuk, ağabey, teyze rolü gibi bazı rollerimizi istesek de terk edemeyiz.
Her rolün belli bir sorumluluğu ve gerektirdikleri vardır. Bazen danışanlarımla psikodrama tekniği olan rol atomu yaparız. Rol atomunda kişi önce ortaya kendini koyar, sonrasında da sorumlulukları, yakınlığı, uzaklığına göre bu rolleri yerleştirir. Hangi rolün kendisini nasıl etkilediğini gözden geçirir. Rollerinde değişmesi gereken noktaları keşfeder ve bunun nasıl olacağına kafa yorar. Bu gözden geçirmeler sırasında gördüğüm genel bir problem ortadaki rolü olmayan kendine nefes almak, yaşamak, keyif almak için hiç alan kalmadığıdır. Bu da kişiyi roller arasında gidip gelmekten, sıkışmaktan, yetememekten kaynaklanan bir mutsuzluğa belki de hastalığa götürür. Transandant role geçerek kendine dışarıdan bakabilen, rollerinin değil kendi ihtiyaçlarını fark edebilen kişiler gelişim kaydeder. Bunu yapamayan, kendini ruhsal ve fiziksel yönden iyi besleyemeyen, ihtiyaçlarını fark edemeyen kişiler zaman içinde çökmeye başlar. Böylelikle de rollerinde de yetersiz, mutsuz biri olur.
Görünürde iyi bir evliliği, sağlıklı büyümüş çocukları, rutin bir hayatı olan orta yaş üstü bir danışanım meslek sahibi olmasına rağmen hiç çalışmamış ve sadece eş, anne, komşu, akraba, arkadaş rolleri arasında yaşamıştır. Yaşamının önemli bir kısmını eş ve anne rolü kapsamış, kendi arzularını yok saymıştır. Çocukların da evden ayrılmasıyla büyük bir boşluğa düşen ve depresyona giren danışanım yeniden kendini ve ihtiyaçlarını keşfetmeye başlamıştır.
Sınav korkusuyla gelen ergen bir danışanım başarılı öğrenci, iyi akıllı çocuk rolleri arasında kalmış olduğundan sorun yaşamaktadır. Başarılı öğrenci rolünün ağrılığını keşfetmeye başladıkça ve “ben bu rolüm olmadan da değer görebilirim” pozitif inancı yerleşmeye başlayınca sınav korkusu ortadan kalkmıştır.
Kilo problemi yaşayan bir başka danışanım düzenli beslenememekten şikayet etmektedir. Çünkü hep başka öncelikler vardır. Çalışan rolü, anne rolü, kız çocuğu rolü, eş rolü, arkadaş rolü arasında gidip gelmekten kendini beslemeyi ihmal etmektedir.
Eşiyle sorun yaşayan bir erkek danışanım, annesinin sözünü dinleyen erkek çocuğu rolünü terk edemediği ve anneye sınır koyamadığından evliliğinde eş rolü ile çocuk rolü arasında çatışmalar yaşayarak farkında olmadan evliliğini baltalamaya başlamıştır.
Bunlar etrafımıza baktığımızda sıklıkla karşılaşacağımız rol patolojileridir. Rol kuramına biraz daha detaylı bakacak olursak; Psikodramanın yaratıcısı Moreno’ya göre rol, bir kültürün en küçük işlev biçimidir. Sosyal yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır.
Rol kuramı açısından sağlıklı olmak ileriye doğru giden bir gelişim, hastalık ise gelişimdeki duraksamalar ya da gerilemeler olarak kabul edilebilir. Gelişmenin bütünlüğünü bozan gerileme anksiyeteden (kaygıdan) kaynaklanır ve eylemden uzaklaştırır. Anksiyete, korku, insanları kısır döngüye sokan bir iç baskı yaratır ve yukarıdaki örneklerde olduğu gibi kişiyi hareketsizliğe, ruhsal fakirleşmeye, kısıtlılığa ve bağımlılığa iter. Kaygının, hangi rolleri ne şekilde etkilemiş olduğunun anlaşılması, yaşanan, körelen ya da hiç yaşanmamış rollere bakılması tedaviler konusunda yol gösterici olabilir.
ROL KATEGORİLERİ
Psikodramada rol, dört kategoride ele alınır. Bunlar somatik, psişik, sosyal ve transandant rollerdir. Kişi hayatı boyunca bu roller içinde dolaşır ve her kişi için bu rollerin bazıları baskın bazıları çekiniktir.
1. Somatik Roller: Üşüyen, dokunan, ses çıkaran, uyuyan gibi her tür bedensel rol somatik rol olarak tanımlanır. Somatik roller embriyonel dönemde, bebeğin ana rahminde yaşamını sürdürdüğü yerde başlar. Bebek somatik rollerini alırken ve oynarken anneden etkilenir. Bu noktada iletişim yoktur, etkileşim vardır. Anne ne yaşıyorsa bebek bunu somatik düzeyde yaşar. Bebekte yaşanan bir sorun annenin kaygısıyla ilgili olabilir. Örneğin annelik rolünü yeni almış bir danışanım bebeğinin sürekli gaz problemi olduğundan ve ağladığından şikayet ediyordu. Yani bebek ‘dışkılayan’ somatik rolünü rahatlıkla yerine getiremiyordu. Burada annenin annelik rolünde ne yaşadığına baktığımızda evde şöyle bir durum olduğu ortaya çıktı. Danışanım bebeği doğduktan sonra anne ve kayınvalidesi ile birlikte yaşamaya başlamış ve evin düzeni, çocuk bakımı konusunda taraflar birbiriyle fikir ayrılığına düştüklerinden çatışma yaşamaya başlamışlar. Bu nedenle daha önce sorun olmayan çocuk, gelin ve eş rolleri bu sorunlar nedeniyle ağırlaşmaya başlamış ve annelik rolünü de olumsuz etkilemiş. Anneyle yapılan seanslarda tüm bu rollerde yeniden düzenleme yapıldı. Böylelikle danışanım ‘annelik’ rolünü daha rahat üstlenerek bebeğini de gazlı bebek rolünden kurtarmış oldu.
2. Psişik Roller: Daha çok duygu dünyasını hareketlendiren tüm roller psişik rol olarak tanımlanır. Zevk alan, algılayan, üzülen, aşık olan, acı çeken, inatçılık yapan, sinirlenen gibi. Bu rolleri de sağlıklı bir şekilde yaşamak ve dışa vurabilmek çok önemlidir. Bu rollerde yaşanan engellenmişlik birçok probleme neden olur. Örneğin öfkelenen rolünü alan bir ergeni bastıran baba ya da aşık olan rolünü alan kız çocuğunu baskılayan anne kendine güven problemi olan ve kendini ifade edemeyen, ilişki sorunu olan bir çocuk yetiştirir. Bu çocuk ilerleyen zamanlarda aldığı sosyal rollerde de sorun yaşar.
3. Sosyal Roller: Bilinçli bir hareketi içine alır ve kişilerin kurdukları iletişim biçimine atfettikleri şey sosyal rollerde önem taşır. Sosyal roller başkalarının gözünde özelleşmiş rollerdir. Tüketici, sevgili, mesleki roller, anne, baba sosyal rollere örnek olarak verilebilir. İlk alınan sosyal rollerden biri ‘çocuk’ rolüdür. Somatik ve psişik rollerde yaşanan problem rol gelişimi içinde sosyal role de etki eder.
4. Transandant Roller: Transandant roller kendi dışımıza çıktığımız, evreni yaşamı sorguladığımız rollerdir. Kişi bu rolde kendine akıl verir. Çocuğun oyun oynamaya başladığı evcilik oyunları transandant rollere geçiş için iyi bir örnek olabilir. Çocuk hem anne rolünü deneyimlerken hem de anne rolünden kendi çocuk rolüne dışarıdan bakmaya fırsat bulur. Kişilerin sorun çözme yetilerinin gelişmesi, içinde yaşadıkları olayları dışarıdan bir göz gibi değerlendirmeyi becerebilmesiyle söz konusu olur. Psişik rollerde ciddi sorun yaşayan ve engellenmiş bireyler bazen bu role geçemez.
Sonuç olarak Roller arasında sıkışmış kalmış olmak ya da sadece bir rolün hayatın merkezinde yer alması kişiyi mutlaka bir hastalığa veya mutsuzluğa sürükler. Kişinin zaman zaman dışarıdan bakabilmeyi becerebilmesi yani transandant role geçebilmesi ve hangi rolünde neler yaşıyor bunu fark etmesi sağlıklı gelişimi açısından önem kazanmaktadır.
Uzman Psikolog
Banu Şahin
Kaynaklar : Altınay, Deniz. Psikodrama ve Grup Psikoterapisi El Kitabı İstanbul : Sistem Yayıncılık, 2000.
Dökmen, Üstün. Sosyometri ve Psikodrama, İstanbul : Sistem Yayıncılık, 1995.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Banu AKMAN ŞAHİN'in Makale ve Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,669 uzman makalesi arasında 'Rollerim ve Ben' başlığıyla eşleşen başka makale bulunamadı.
► İlişki Emek İster Temmuz 2013
◊ Sonbahar Depresyonu Eylül 2011
◊ Ameliyat Korkusu Eylül 2011
◊ Yavaş Yemenin Yolları Haziran 2011
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:42
Top