2007'den Bugüne 82,404 Tavsiye, 26,102 Uzman ve 18,309 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Ben Değil Biz Olmak
MAKALE #17657 © Yazan Psk.Aslı PAKSOY | Yayın Aralık 2016 | 2,579 Okuyucu
Ortak bir amaca sahip insanlar, bir grup oluştururlarsa, hedefe daha kolay ve daha çabuk ulaşırlar. Her birey, diğerlerine yardım eder ve hep birlikte çok daha iyi ilerlerler.

Bu durumun örneklerinden birini, sonbaharlarda gökyüzünde görürüz. Her sonbahar leylekler, sürüler halinde güneye doğru uçarlar; karaları ve denizleri aşacakları, çok uzun bir yolculuğa çıkarlar. Soğuk kuzey ülkelerinden çıkıp, güneydeki ılık Afrika’ya doğru V şeklinde sürüler halinde göç ederler. Peki neden V şeklinde uçtuklarını hiç düşündünüz mü? Araştırmalar gösteriyor ki; bir kuş kanat çırptığında, arkasında uçan kuşun uçuşunu kolaylaştıran bir momentum yaratıyor. Böylece, tek başına bir kuşun asla kat edemeyeceği mesafeleri, V şeklindeki bir sürü kat edebiliyor.

Eğer bir müzisyenseniz; solo bir albüm de yapabilirsiniz bir grup da kurabilirsiniz. Bir grup kurmak, kendi başına müzik yapmaktan çok daha zahmetlidir. Çünkü yapman gerekenlerin kabarık listesine takımın da eklenir. Bir müzik grubu kurmanın ne kadar zahmetli bir şey olduğunu görmek için, Metallica’nın takımsal sorunlarının işlendiği, “Some Kind of Monster” (Bir Çeşit Canavar) isimli belgeseli izlemek yeterli olacaktır. Dört dehanın bir arada yaptıkları çalışmaları gösteren bu belgeselden, bir psikiyatristin de eksik kalmadığını söylersek, ortamı hayal edebilirsiniz. Bu çalışma, solo bir dehanın iç çatışmalarının, dört dehanın ortak çalışmasının yanında solda sıfır kaldığını gösterir. Bu grupsal çatışmaların çözümlenip bir takım ruhu oluşturulmasının ödülü de "Müzik tarihine geçmek"tir!

Hangi yaşta olursak olalım her birimiz “Bir elin nesi var iki elin sesi var“, “Birlikten kuvvet doğar“, “Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz“ gibi atasözleri duyarak büyüdük. Yeri geldi Türkçe derslerinde bu konu ile ilgili kompozisyonlar yazdık, yeri geldi bir dostumuzla birlikte ortak gerçekleştirdiğimiz bir başarıyı bu cümleler ile süsledik. Bu atasözlerinin hangi durumlar sonucunda ne zaman söylendiği bilinmese de, günümüzde farklı sektörlerdeki hemen hemen tüm kurumlar “Takım“ olmanın öneminin yeni farkına vardılar. Peki takım olmak gerçekten bu kadar önemli midir?

Michael Schumacher 5 kez üst üste Dünya şampiyonu olurken bunu tek başına mı gerçekleştirdi? Yoksa, Schumacher’in bu başarısında, John Todd liderliğinde mükemmel bir uyum sağlamış olan Ferrari takımının hiç payı yok muydu? Peki ya Lionel Messi dünyada yılın futbolcusu olurken aynı başarıyı milli takımında da aynı düzeyde gösterebiliyor mu?

Çok yetenekli bireysel sporcular veya müzisyenler de var. Mesela, tenisçiler, yüzücüler, Tiger Woods gibi dünya çapında bir golfçu... Hepsinin bu başarılarının altında kendi yetenekleri, bireysel çabaları, üstün performansları olduğu kesin. Peki, bu başarılarını tek başlarına mı elde ettiler yoksa küçücük bile olsa bir takım mıydılar? Hepimiz etrafımıza bakınca bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.

Takım çalışması bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelmiş iki ve daha fazla kişiden oluşan bireylerin, aralarında etkileşimde bulunarak yaptıkları etkinliklere denilmektedir. Takım çalışması, kişi, aile veya grubun ihtiyaçları ve sorunları ile ilgili bilgi, beceri ve tecrübelerini birleştirerek, ihtiyaçların karşılanmasında veya sorunların çözümünde fikir birliği etmeleri, sonuca birlikte gitmeleri ve belirlenen amaç doğrultusunda sistematik bir şekilde çalışmaları olarak da tanımlanabilir.

İnsanlar, birlikte hareket ederken oluşturdukları sinerjiyi, tek başlarına çalışırken hissedemezler. Oysa bir grup oluşturmak ve takım ruhuyla çalışmak, bireyselliğini takımın hedefi doğrultusunda eritebilmek, "ben" yerine "biz" diyebilmek ve bir bütün içinde birlikte hareket etmek yaratıcı bir enerjinin açığa çıkmasına neden olur. Samimî bir kenetlenme ve ortak anlayış içinde takımın sorumluluklarını üstlenip, kendilerine düşen vazifeyi en iyi şekliyle yerine getirmeye çalışan bireylerde; hiç kimsenin alt edemeyeceği bir güç alanı, bir enerji bütünlüğü ve birbirine sahip çıkma duygusu oluşur.

Takım çalışması ile bireyler; sosyalleşme, başarı, beyin fırtınası, takdir ve aidiyet duygusu gibi pek çok duyguyu aynı anda yaşarlar.

Triplett tarafından XIX. Yüzyıl sonlarında yapılan deneylerde bisiklet yarışçılarının, üç koşuldaki performansları karşılaştırılır: saate karşı tek başına, ekip arkadaşlarıyla birlikte ve rakibe karşı yarış performansları. Çeşitli denemelerin sonunda, ilk koşula kıyasla diğer iki koşulda performansın arttığını saptar. Bu olgu ‘sosyal kolaylaştırma’ olgusu olarak kavramlaştırılır. Nihayet endüstriyel ortamda fabrikalarda veya imalat tezgahlarında çalışan işçilerde de bu etkinin bulunduğu gözlenmiştir. Açıktır ki bireyler bir uyum oluşturacak şekilde birlikte çalıştıklarında daha üretkendirler. İnsan, sosyal bir varlıktır.

Çocuklar, takım sporları ile bir grubun üyesi olma, grupla birlikte amaca uygun hareket etme, özgüven kazanma, kendisi için hedef belirleme ve gerçekleştirme gibi sosyal duygusal alandaki birçok beceriyi kazanabilirler. Sınıflar arası düzenlenen Voleybol, Basketbol ve Futbol gibi spor müsabakalar ile öğrencilerimiz de takım olma ve ait olma bilincini geliştirmekteyiz. Öğrencilerimizin bu kazanımlarının yanı sıra takımlarımızın ulusal müsabakalarda aldığı başarılar ayrıca bizi gururlandırmaktadır.

Takım çalışması için önce; İşbirliği.

İnsanlar bir toplum parçası olarak yaşarlar. İçinde bulundukları toplumlumun en sağlıklı biçimde şekillenmesi için, toplumu oluşturan bireylerin işbirliği ve iş bölümü yapmaları ve herkesin üzerlerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekmektedir.

İşbirliği; “ben” değil, “biz”e öncelik verilmesini temel ilke haline getirmiş, diğer insanlarla duygu, düşünce ve her çeşit olanağın paylaşılmasını gerektiren bir değerdir. Aktif öğrenme yöntemlerinin temelindeki konuşma ve dinleme, olumlu etkileri kanıtlanmış işbirliği becerilerinin ön plana çıktığı bir sistemin parçasıdır. Temelinde sosyal etkileşim olan, öğrencilerin ihtiyaçlarına cevap verebilen, zihinsel yeteneklerini kullanmasını sağlayan, kendi öğrenmesi ile ilgili kararlar almasına olanak veren öğretim yöntemi ise işbirlikli öğrenmedir. İşbirlikli öğrenmede amaca ulaşma karşılıklı etkileşimle, birbirine bağlı olarak gerçekleşir.

İşbirlikli öğrenme uygulamaları çocuklara birbirine destek verme, paylaşma, kendi öğrenme durumu hakkında karar verebilme, bağımsız hareket edebilme, bilişsel yeteneklerini kullanabilme ve öğrenmesini yönlendirme için arkadaşlarıyla etkileşimde bulunma fırsatı vermektedir. Bu etkileşim, sınıf atmosferini ve arkadaşlık ilişkilerini olumlu yönde etkileyerek başarıyı ve öğrenme güdüsünü artırmaktadır.

İşbirlikli öğrenmenin bireysel çalışmalarla karşılaştırıldığında aşağıdaki niteliklere sahip olduğu ortaya çıkmıştır:

*Başarmak için daha fazla gayret: Çocukların daha başarılı ve üretici olmaları, zamanı iyi değerlendirmeleri, daha iyi bir muhakeme ve düşünme yeteneğine sahip olmaları
*Çocuklar arasında daha olumlu ilişkiler: Karşılıklı ilişkilerde güven, farklılıkları ve birleşimleri anlayışla karşılama, bireysel ve akademik desteğin alınması
*Daha fazla psikolojik destek: Genel psikolojik rahatlama, sosyal gelişme, kendine güven, olumsuzluk ve strese karşı koyma yeteneğinin gelişmesi
Bizler her branştan her öğretmenimizin kullandığı farklı işbirlikçi çalışma yöntemleriyle öğrencilerimizi öğrenme sürecinde aktif hale getirmekteyiz. Öğrencilerimizin iş birlikçi çalışmalarla ortaya bir eser çıkarmalarını, projeler üretmelerini ve takım içinde birbirlerini destekleyerek üretkenlik göstermelerini sağlamaktayız.

İşbirliği ve Takım Çalışmasının Aile Yaşantısındaki Önemi

Sosyal hayatın en önemli parçası ailedir. Çocuklarda işbirliği ve takım çalışması becerisini geliştirebilmek için öncelikle anne babaların bu konuda model olması gerekmektedir. Evde anne babasının gün içerisinde birlikte çalıştığını gören çocuklar, işbirliği yapmanın değerini daha iyi kavrayacaklardır.

Ev işlerinden tüm aile bireyleri sorumludur. Çocukların da odalarını düzenli tutmak, sofranın hazırlanmasında anne, babasına yardımcı olmak gibi yapabilecekleri konularda aile içinde görev ve sorumlulukları olmalıdır. Bu şekilde iş bölümü yapan ailelerde sevgi, saygı ve hoşgörü gibi duygular oluşmaktadır.

Aile yaşantısında işbirliği yapmak, o ailenin bireylerini hem birbirine daha fazla bağlayan, hem topluma karşı kendine güvenini artıran ve hem de daha iyi şartlarda yaşamalarını sağlayan çok önemli bir sistem kurmalarını sağlamaktadır.

Çocuklara bazı hafif ev işlerini, okul ödevlerini ve benzeri şeyleri yaptırırken onlarla çatışmamaya dikkat edilmelidir. Eğer anne ve baba çocuklarına saygılı davranır ve onların, ellerinden gelenin en iyisini yapmasını beklerse, iki taraf bir takım ruhu oluşturabilir. Bunun sonucunda, çocuklar becerikli olduklarını ve evin idaresine katkıda bulunduklarını hissederler.

Aile içinde desteklenecek işbirliği ve takım çalışması becerilerine ayrıca, puzzle, maket yapımı gibi eğlenceli oyunlarla da katkı sağlanabilir. Birlikte belirli bir yapı oluşturmaya dayanan bu tarz oyunları iş bölümü yaparak sürdürmek hem bu becerilerin gelişimi hem de aile içi iletişim için faydalı olacaktır.

Bir mimar, bir doktor, bir öğretmen hatta bir rahip ya da siyaset adamı, tek başına insanların yaşamını düzeltemez. Çünkü hepsi yaşamın yalnız bir cephesini tanırlar.” Alexis Carrel
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ben Değil Biz Olmak" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Aslı PAKSOY'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Aslı PAKSOY'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Aslı PAKSOY'un Makaleleri
► Mutlu Olmak Zor Değil Psk.Dnş.Kıvanç TIĞLI
► Yok Olmak Çözüm Değil Uzm.Psk.Gonca RASLAYAN
► Mutlu Olmak Mucize Değil Psk.Namık ACAR
► Olmak, Sahip Olmak ve Anlam Sistemi Psk.Emir Emre DOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,309 uzman makalesi arasında 'Ben Değil Biz Olmak' başlığıyla benzeşen toplam 35 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Sorumluluk ve Özgüven Şubat 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:12
Top