2007'den Bugüne 88,387 Tavsiye, 27,365 Uzman ve 19,483 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sosyal Fobi Paradoksu
MAKALE #9353 © Yazan Psk.Canan SAYIOĞLU | Yayın Ağustos 2012 | 3,504 Okuyucu
Sosyal ortamlara girmek bazılarımız için eğlence, keyif, paylaşım, kabul edilmek ve sayılmak anlamına gelirken, bazılarımız için biraz daha korkutucu bir deneyim olabilir.

Çoğumuzun bir zamanlar içine gireceğimiz insan gruplarına dair bazı kuşkuları, “ya başarısız olursam” kaygıları, “ya beni sevmezlerse” endişeleri olmuştur. En basitinden çocukken kalabalık bir insan topluluğuna karışmak, o kargaşaya girmek istememiş olabiliriz. Bu da hayatımızın küçük bir alanında olduğu sürece gayet doğal bir tepkidir. Çünkü her ne kadar başka insanlarla yakınlaşmaya ve paylaşmaya muhtaç olsak da, başka insanların bizler hakkında ne düşüneceklerini, nasıl davranacaklarını bizler kontrol edemeyiz. Kontrolümüz dışında kalan bu durum bizim için bir bakıma tehdit olur.


Sanıyorum sosyal kaygısı artık “insanlardan kaçma” veya “kaçınma” durumuna gelmiş kişiler için dünya içinden çıkılmaz bir yer haline gelmektedir. Çünkü hayat “ne insanlarla, ne de insansız” yaşayabilecekleri bir yer olur. 1800’lü yıllarda yaşayan en sıra dışı düşünürlerden David Henry Thoreau zamanına aykırı sosyolojik düşüncelerini takiben kendini bir yıl ormana yapayalnız hapsetmişse de orada düşünebildiği tek şey yine insanların nasıl yaşayacağı ile ilgili sistemler üretmek olmuştu. Aynı David Henry’nin yaşadığı bu paradoks gibi sosyal kaygı yaşayanlar da hayatlarını yabancılardan izole bir şekilde, fakat kafalarında başkalarının onları nasıl gördüklerini düşünerek geçirirler. Sosyal kaygısı yüksek olan kişilerin bu kaygıları onları çalışmak için iş yerine gitmekten, okuldan, arkadaş edinmekten, günlük işleri yapmaktan alıkoyar. İşte o zaman radikal kararlar alarak ya düzenlerinden vazgeçmeye oynarlar, ya da bir uzman desteği almak üzere yakınları tarafından terapiye getirilirler.


Yapılan araştırmalar sosyal kaygısı yüksek olan kişilerin bu duruma saplanıp kalmalarında bir kısır döngüden bahsediyorlar. Kişi sosyal ortamlardan çekindiği zaman, kendini başkalarının gözünden görmeye öyle odaklanıyor ki, gerçekçi olmayan bir şekilde dikkatini sürekli kendini izlemeye veriyor. Böyle yaptığı zaman kişi kendinin olumsuz yanlarını görüyor ve başkalarının ona gösterdikleri olumlu tutumu fark edemiyor. Ayrıca enerjisini zaten kendini dışarıdan bir gözle incelemeye ayırdığı için başkalarına normalde doğal olarak göstereceği ilgiyi veremiyor ve onlarla temas kurmuyor. Örneğin merhaba demeyi unutuyor, göz kontağı kurmuyor ve sorulan soruları duymadığı için cevap veremiyor. Böyle olunca başkaları o kişiye karşılığında olumlu tutum göstermiyorlar. Kişi bazen dikkatini kendisinin nasıl göründüğünden alıp, çevresindekileri gözlemlemeye verse de, daha önceden insanlara hiç yatırım yapmadığı için ona soğuk, ilgisiz, görmezden gelen tavırlara rastlıyor ve bu delilleri “İşte bak, ben deniyorum fakat gerçekten kimse beni dikkate almıyor, benim hakkımda kötü şeyler düşünüyorlar” olarak algılıyor. Adeta kendini gerçekleştiren bir kehanet gibi değil mi?


Bazen yabancı ortamlara girmeye kendilerini zorlasalar da yukarıdaki olumsuz kısır döngüde fare gibi dönüp duran sosyal fobisi olan kişiler sonuçta hoş olmayan deneyimler yaşamaya devam ettikleri için “bak işte, denedim ve olmadı. Bir daha asla kendimi bu utanca düşürmeyeceğim” diyerek sonraki adımları atmaktan daha da korkar hale geliyorlar.


Bu sosyal kaygının ileri gittiği durumlarda kişilerin hayatları ciddi ölçüde aksayabiliyor. Sosyal fobisi olan bir danışanım kendisi için hiçbir meslek bulamadığını çünkü hayalindeki meslekte hiçbir insanla ortak bir iş yapmamanın olduğunu söylemişti. Sosyal fobi geliştiği için kişi kendini karşı cinsten, eğitimden, işten, arkadaş destek ortamından tamamen mahrum edecek kadar katılaşabilir. Sonuç genellikle işsizlik, sınıfta kalmak, yalnızlık, can sıkıntısı, keyifsizlik olur.


Acaba bu sosyal fobisi olan kişilerin çevrelerindeki insanlar gerçekten onları zannettikleri kadar olumsuz mu yargılıyorlar? Ne kadar utanç verici olan hareketlerini ve görünüşlerini günlerce, aylarca aralarında konuşup duruyorlar mı? Tahminlerinin ne kadar gerçekçi olduğunu öğrenmek için sosyal fobisi olan kişinin en korktuğu şeyi yapması gerekiyor; insanlarla konuşup onun hakkında başkalarının düşüncelerini test etmek. Zor fakat başarılabilir!


Uzman Klinik Psikolog

Canan Devletkuşu Sayıoğlu
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sosyal Fobi Paradoksu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Canan SAYIOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Canan SAYIOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Canan SAYIOĞLU'nun Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,483 uzman makalesi arasında 'Sosyal Fobi Paradoksu' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kıskançlık Ağustos 2012
► Fedakarlık Yalanları Ağustos 2012
► Aşk'ın Acısı Ağustos 2012
► Çocuğum ve Dehb'si Ağustos 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:46
Top