2007'den Bugüne 78,166 Tavsiye, 25,266 Uzman ve 17,519 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
“engelli” ve “engellenmiş” Olmanın Psikolojisi
MAKALE #12604 © Yazan Uzm.Psk.Esra AYDINLI | Yayın Mayıs 2014 | 6,547 Okuyucu
Türkiye; nüfusunun yaklaşık olarak % 12’si engelli bireylerden oluşan ve onların aileleriyle birlikte 25 milyon vatandaşı etkileyen toplumsal bir sağlık sorunu gerçeğini yaşamaktadır. Bu sorun vücudun farklı ve değişik şekillerde bütünselliğinin bozulmasıyla oluşmaktadır. Doğuştan yada sonradan oluşan bu eksikliklerle yeti yitimi yaşayan birey kısıtlanmış olarak hayatını sürdürür. Engelli olmanın getirdiği özel ve yaşamsal ihtiyaç kısıtlanmaları bireyin yaşama olan bakışını ve algısını olumsuz etkiler.
Bireyin “kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi başına yapması gereken işleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki herhangi bir noksanlık sonucu yapamayışı" kısıtlanmaların yarattığı eksiklik ve güçlük, onu toplumun diğer bireylerinden farklı kılar. Bu farklılık engellilerin yaşadığı ayrımcılığın psikolojik sebebidir. Her türlü ayrımcılık farklılıktan doğar ve alışılmadıkça ortaya çıkan sınırlamalar bireyi toplumdan uzaklaştırır.
“Eksik olmak” “Kısıtlı olmak” “Engellenmek” “Noksan kalmak” “Özürlü görülmek” tanımlamaları engelli bireyi etiketler, damgalar ve toplumsal - sosyal yaşama alışmasını zorlaştırır. Oysa engellinin çevrede kabul görmemesi, hatta alay edilmesi, acınması, korkulması ve reddedilmesi sonucunda oluşan her zorluk bireyi daha da mutsuz eder, engellenmiş yaşamını çekilmez hale getirir ve depresyona sürükler.
Genellikle kendini çaresiz hissetmeyle başlayan bireyin, özürlü olduğunu kabul etme düşüncesi yerini bir savunma mekanizması olan reddetmeye ve bilinmeyene karşı duyulan korkudan kaynaklı yaşamla ilgili endişeler, kaygılar, "Halim ne olacak?" sorusunun hayal kırıklığı ve "Neden ben?" sorusunun kızgınlığı acı çekme sürecine yol açar. Acı çekme, gerçeğin kabul edilmesini kolaylaştıran bir duygu olarak görülmektedir. Depresyon ise; genellikle acı çekme süreci sonunda ortaya çıkmaktadır. Bireyde bu süreç "içine kapanma" ya da "sosyal etkileşimlerden kaçınma" davranışlarına dönüşebilmektedir. Utanma halinin de etkisinin olduğu çaresiz bireye aile üyeleriyle beraber verilen destek; hayata ve topluma uyum sağlamasını ya da kabul etmesini başlatan bir süreç olacaktır. Yaşamda daha olumlu ilişkiler kurabileceklerini fark eden engelliler ve aileleri ‘engelin ve engelli olmanın’ takınılıp kalınacak bir ruhsal problem olmadığını, nitelikli bir yaşam sürebilmenin anlamını fark etmiş ve olumsuz duygularla baş etmeyi öğrenmiş olacaktır.
Sosyal bir canlı olarak engelli bireyin psikolojik yapısını tahlil ederken öncelikle bireyin çevresel etkiler ve başından geçen olaylar incelenmelidir çünkü bu tutum ve tavırlar engellinin ruhsal durumunda belirleyici etmenleri oluşturur. Özellikle çalıştıkları iş yerlerinde ya da yaptıkları işlerde hor davranılması sonucu ‘engellilik halinin iş yapma azmini kırması’ ve toplum içine girilen anlarda toplum içerisinde kendilerine acıyan gözlerle bakılmasından rahatsız olan bireyler, bu anlayışın değişmemesi sonucu koşullarını pozitif bir hale dönüştürememektedir.
Görme engelli bireyler; toplum içine girecekleri zaman karşıdan karşıya geçme ve durumlarını anlamayan bireylerle karşılaşacakları sorunlardan, işitme –konuşma engelli bireyler; toplum içine girdikleri zaman kendilerine soru sorulması sonucu anlamama ve cevap verememe, duyamama gibi durumlardan, fiziksel- ortopedik engelli bireyler ise toplum içine çıkacakları zaman gerekli donanımın kendilerine sunulmamış yapılardan, binalardan ve sokaklardan çekinmektedirler.
Engelli bireylerin psikolojik olarak yaşamlarını sürdürebilme becerileri bakımından diğer bireylere yetişememeleri çok normaldir. Yapılması gereken engellinin yaşam boyunca kendi kendine yetebilmesini sağlayacak becerileri kazandırmaktır. Toplumsal aktivitelere katılmak, iletişim becerileri, sosyal etkileşim ve duygusal gelişim bu sürece girer. Engelliliğine rağmen toplum hayatında, başkalarıyla eşit düzeyde yer alma fırsatlarından yararlanabilme şansına sahip olması halinde kişi, engelli olmaktan çıkmaktadır.
Ben bir psikolog olarak özürlülük konusunda ‘kötü imajları azaltabilmek hatta silmek’ için sosyal ortamda ciddi, sistemli ve eğitici faaliyetler yapmamız gerektiğine inanıyorum. Milyonlarca özürlü birey için dar kalıplarda düşünmek, yanlış eğilimli davranmak ve farklı bir canlı gibi görmek; sosyal toplumdaki sağlıklı bireyin düşüncesine yakışmaz. Sosyal hayata eşit katılım sağlanması için siz sağlık çalışanlarımızı ‘uyarıcı ve eğitici’ olmaya davet ediyorum. Her birey bir engelli adayıdır ve kendisine düşen görev toplumdan dışlamak değil; destek olmak ve yalnızlıklarını paylaşmaktır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"“engelli” ve “engellenmiş” Olmanın Psikolojisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Esra AYDINLI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Esra AYDINLI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     5 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Esra AYDINLI Fotoğraf
Uzm.Psk.Esra AYDINLI
İzmir
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi26 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Esra AYDINLI'nın Yazıları
► Sağlıklı Olmanın Tarihçesi Uzm.Psk.Suna BAYRAM
► Mutlu Olmanın Formulü Uzm.Psk.Kumru ŞERİFOVA
► Mutlu ve Sevgi Dolu Olmanın Üç Sırrı Psk.Dnş.Mehmet POLATOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,519 uzman makalesi arasında '“engelli” ve “engellenmiş” Olmanın Psikolojisi' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:50
Top