2007'den Bugüne 81,157 Tavsiye, 25,806 Uzman ve 18,065 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eyvah Çocuğumun Psikolojisi Bozulacak! (Çocuk Psikolojisi Sanıldığı Kadar Çıtkırıldım Bir Yapı Mıdır?)
MAKALE #6868 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mayıs 2011 | 5,092 Okuyucu
ÇOCUĞUMUN PSİKOLOJİSİ BOZULACAK

“Öyle bir zaman gelecek ki çocukları eğitmek köpekleri eğitmekten daha zor olacak!” (Hz. Muhammed)

Üzerinde fazla düşünmeden, ileri - geri kullandığımız “...bugün sinirlerim bozuldu, iki gündür kafam bozuk, ya psikolojim bozuldu…” türü ve benzeri telkinlerle bilinçaltımızı, zaman içinde yalan - yanlış kurguladık. Böylece beyinlerimizde, insan psikolojisinin hemen kırılıvereceği yönünde sakat bir algısal yapı oluşturduk. İnsan psikolojisi adeta buluttan nem kapan, o kadar çabuk bozulan bir çıtkırıldım değildir oysa. (Çin malı oyuncaklar bile bu kadar kolay bozulmuyor!)

Bu ve benzeri nedenlerle, neredeyse her söz ve eylemimizi, bunların özellikle de çocuklarımıza yönelik olanlarını “psikolojiyi bozacak” şeklinde kabul etmek bu konu üzerindeki hassasiyetimizi fazlasıyla artırdı. Bir de üzerine, zaman zaman televizyon ekranlarında boy gösteren, ağzından çıkanların çoğunu bilimin nesnel gerçeklerinin değil, daha çok kişisel tecrübe ve eğilimlerin belirlediği bazı uzman söz ve önerilerini de eklediğimizde ortaya “...öyle yapma bozar, böyle deme iz bırakır, şöyle söyleme üzerinden atamaz…” türü gerçeklikten uzak anlayışlar - kavrayışlar çıktı.

Bu arada belirtmek istiyorum:


Günümüzün “ego” odaklı dünyasında birçok uzman bilinenlere aykırı şeyler söylemeyi, eskiyi eleştirmeyi ve yerine -sırf sıradışılık olsun adına bile olsa- farklı şeyler getirmeyi uzmanlığının tipik bir doyum aracı haline getirdi. Böyle yaparak bu işin çok teknik bir mesele olduğunun, kesinlikle eskisi gibi olamayacağının, bütün bunların en iyisini ancak kendilerinin bilebileceklerinin, çünkü üniversite okuyup sertifikalar aldıklarının mesajını verdiler. Bu mesajın verilişi esnasındaki baskın mantık genellikle şu oldu: “Ben o kadar zaman mektebinde okuyarak öğrendim bu işi. O ise hiç tahsilini yapmadığı bu işi benim kadar nasıl bilebilir! Muhtemelen ya yanlış biliyordur yahut eksik olmalıdır bildikleri”.

Bu yüzden, doğala ne kadar yakın olursa o kadar doğru olan çocuk büyütme işini çson derece teknik bir mesele gibi göstermeye çalıştılar. Böylece bu mühim işi en asli yatağından uzaklaştırdıkça uzaklaştırdılar. Sonra da ortaya bu kadar sağlıklı (!) bireyler çıktı haliyle! (Sorunlar çoğaldıkça mı uzmanlar arttı yoksa uzmanlar artıkça mı sorunlar çoğaldı. Gel de çık işin içinden. Tabi ki çıkabilirsen!)

MODERN ÇOCUK YETİŞTİRME ANLAYIŞININ EN BÜYÜK HATASI

Modern olmak her yeniyi sırf yeni diye almak, eski olan her şeye de sırf eski diye kayıtsız şartsız karşı çıkmak mıdır?


Yeninin her ne kadar yeni bile olsa yanlış yanları, yine eskinin çoğu eskide dahi kalsa doğru tarafları yok mudur hiç, olamaz mı?

Modern çocuk büyütmek sürekli ilgili ve sevgi dolu olmak, her konuda ve sadece konuşmak, hatalara karşı “anlıyorum anneciğim…” diye karşılık vermek, sorunlara karşı ise sadece “ama teyzeciğim bak bu doğru değil…” demek midir?


Diğer bir anlatımla gayet süslü ve şık konuşmalar yapmak sağlıklı çocuklar yetiştirmek için kafi midir?

“Anneciğim, halacığım, teyzeciğim” demek modern bir ebeveyn olmak için yeterli midir?

Bunlara, şahsi görüşlerini bilimsel bilgi zannedenlerin, eti oltaya cömert oldukları için değil, balık avlamak amacıyla takanların, etiket sıfatı altına kapanını kurmuş müşteri bekleyen bazı “uzmanların” (hepsini kastetmiyorum, önemli bir bölümünü tenzih ederim), en önemlisi de niyetleri bu toplumu çekirdekten, yani çocuk ve aile yapılarına saldırarak çökertmek olan bir kısım sinsi düşmanların dışında hiç bir kimsenin “evet, yeterlidir” diyebilmesi mümkün müdür!

Sosyal bir olgudur ki modern olma sürecine geç kavuşan toplumumuz bu uğurda sahip olduğu her yeni şeyi gözü kapalı kaptı. Lakin bunları kendi bünyesine, olması gerektiği şekilde ve kendi alaturka usulüyle harmanlayarak katmadı. Bu çerçeveden olarak özgürlüğü sınırsızlık sandı, aşkı ve hazzı hayatının kıblesi yaptı. Tersliği ve ukalalığı öz güvenli olmak, sürekli didişmeyi hak aramak, her ağzına geleni söylemeyi de (kibarca olması halinde) en doğru iletişim metodu zannetti.


Böylece ortaya, belki dışı itibariyle modern ancak içi – özü anlamında sakıncalı sözler, tavırlar, tutumlar, davranışlar; bunlarla inşa olmuş hatalı yapılar ve alışkanlıklar çıktı. Bunların başında ise sadece sevgiyi, ilgiyi, arkadaş gibi bir ebeveyn olmayı kutsayan, ancak daha çok eski ana – baba davranışlarıyla özdeşleşen otorite ve disiplini ise öcü gibi gören, bu doğru yaklaşımı çaktırmadan yeren açık yahut örtük yaklaşımlar geldi.

Oysa sevgi ve ilgi eksikliğini (eksiklik demek hiç yok demek değildir. Sevgi ve ilgi var, sadece biraz eksik. Ama otorite ve disiplin genellikle hiç yok, aradaki bu temel farka dikkat edin) bir çocuk ileride, öyle ya da böyle, saygın bir meslek edinince ya da herhangi birini sevince (en fazla sevgi ve ilgi arayışında biraz aşırıya kaçarak vs.) bir biçimde, fazlaca sorun yaşamadan ödünleyebilir. Ancak çocukluk yıllarında sergilenen disiplin ve otorite boşluğunu ileride bu kadar ucuza telafi edebilmek imkansızlık derecesinde güçtür.

Bana sevgisiz ve ilgisiz büyümüş bir çocuk mu yahut otorite ve disiplinden mahrum bırakılmış bir çocuk mu diye sorsalar cevabım hiç tereddütsüz birincisi olacaktır. Yukarıda da belirtmeye çalıştığım üzere, bir çocuk sevgi ve ilgi gibi temel bir gereksinimini iyi kötü anne ve babasından (daha da olmadı sosyal ve akraba çevresinden) giderebilir. Çünkü anne ve baba olmak zaten içgüdüsel olarak sevgiye ve ilgili olmaya bir yatkınlık oluşturur. En kötü anne ve babaların bile bu yapısal eğilimleri nedeniyle çocuklarına karşı uzun çocukluk yılları boyunca (kesintisiz olarak) sevgisiz ve ilgisiz olabilmeleri zaten beklenemez. Çok nadir istisnalar dışında, isteseler bile böyle olamazlar. (Kaldı ki neden böyle olmayı istesinler!)


Ancak disiplin ve otorite sorunu böyle değildir. Bu temel ve çok gerekli davranış biçimini mümkün kılan doğal ve içgüdüsel bir eğilim yaratılışımızda zaten pek yoktur. Bir de bu doğuştan bulunmayan doğru davranış kalıbı sonradan, uzun eğitim süreci içinde gerektiği şekilde öğrenilmediğinde, öğrenilmediği gibi bilakis lüzumsuz ve yanlışmış gibi yansıtıldığında ortaya freni patlamış arabalar, daha akılda kalıcı bir tabirle söyleyecek olursak doğal eğilim eksenleri kaymış, pek çok davranışı patolojik bir çark etrafında dönen çocuklar çıkmaktadır.

ÖNERİ

Çocuklarınıza gerek olumlu davranışları kazandırabilmek gerekse mevcut sorunlu davranışlarını ortadan kaldırabilmek için disiplin ve otorite konusunda son derece hassas olun. Bunu, otorite ve disiplinle alakalı durumları az konuşarak, net ve kararlı tavırlarınızla, gerektiği her koşulda ödül ve ceza sistemini kullanmak suretiyle sağlamaya çalışın. Ders çalışma, geç yatma, kardeşine karşı agresif olma ve benzeri bir çok sorunlu davranışın her birisinin evinizde belli bir karşılığı olsun. Siz evde keyfice yaklaşan, duygu odaklı davranan müşfik bir anne – baba gibi değil, gerektiği her yerde bu temel kuralları işletmekle görevli “titiz” bir memur gibi pozisyon alın.

Gariptir, çocuklar otoriter, disiplinli, kuralları olan aileleri ve ebeveynleri daha çok severler. Çünkü fıtratları buna göre yaratılmıştır. Bu kuralları, o an için anlamakta zorlansalar, hatta bunlara kızıyor görünseler bile bunun aslında kendilerine verilen önemin bir göstergesi olduğunu zaman içinde zekalarıyla kavrayarak, en kötü ihtimalle de hisleriyle sezerek anlarlar.

Psikolog
İzzet Güllü
MDH
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Eyvah Çocuğumun Psikolojisi Bozulacak! (Çocuk Psikolojisi Sanıldığı Kadar Çıtkırıldım Bir Yapı Mıdır?)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,065 uzman makalesi arasında 'Eyvah Çocuğumun Psikolojisi Bozulacak! (Çocuk Psikolojisi Sanıldığı Kadar Çıtkırıldım Bir Yapı Mıdır?)' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:54
Top