2007'den Bugüne 86,325 Tavsiye, 26,850 Uzman ve 19,190 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuklara Ders Çalışma Alışkanlığı Kazandırma
MAKALE #14228 © Yazan Dr.Psk.Murat İDİN | Yayın Şubat 2015 | 6,411 Okuyucu
Her anne baba çocuğu okula başladığında ayrı bir heyecan duyar. Çocukları üzerine hayaller kurallar. Avukat olsun,mühendis olsun , doktor olsun ….. diye. Çocuk gelecekte hangi mesleği seçerse seçsin, hangi mesleğe adım atarsa atsın bunun yolu daha birinci sınıftan başlayan öğretilerle gerçekleşir. Her çocukta bir yerlere varacak potansiyeller vardır. Bu potansiyellerin keşfedilip açığa çıkması durumunda , çocuğa nasıl kullanılacağı öğretilmesi durumunda çocuk emin adımlarla öğretim hayatına devam eder. Öğrenmekten zevk alan bir yapı gelişir. Çocuğun potansiyelinin keşfedilememesi ya da çevre tarafından bastırılması durumunda daha birinci sınıftan başlayan bir başarısızlık ,bir boşvermişlik çocuğun hayatına hakim olur.

Hiçbir anne baba çocuğunun yeteneğinin keşfedilmemesini istemez. Fakat bazen farkında olmayarak yapılan hatalar onu okulun dışına iter, bazen motivasyonsuzluğa neden olur bazen de ders çalışmayı zorla, emirle yapılan bir iş haline getirir.

Eğitim ve öğretimde bir işe nasıl başlarsanız öyle devam eder mantığı vardır. Çocuk birinci sınıftan itibaren zorla ders çalışan, hatırla gönülle ödev yapan bir kişiliğe büründüğünde ,çocuk bunu fark edip düzeltme girişiminde bulunmadığı müddetçe, okul boyunca aynı havada devam eder. Bu durumda ailelerde zamanla bıkkınlık,tükenmişlik duygularını oluşturarak her ders zamanında, her çalışma zamanında çocukla aileyi karşı karşıya getiren bir hal alır. Çevremize baktığımız zaman okulda ciddi başarılar gösteren çocukları görürüz. Bunların sırrı nedir? Neden başarılı olur bunlar?

Ders çalışmak çalışmayı alışkanlık haline getirmek bir alışkanlık meselesidir. Farklı bir ifadeyle tanışma meselesidir. Bir insan hayatında ilk defa karşılaştığı bir insanla nasıl tanışırsa,çevre tarafından nasıl tanıştırılırsa zihinde öyle bir şekil alır. Bu durumda sonraki süreçte o insanın ismi zikredildiğinde aklına hep o izlenimler, o duygular getirmesine neden olur. Bu duygular sevme ve sevmeme duygularıdır.

Yeni okula başlayan bir çocuk hayatı boyunca hiç dersle karşılaşmadığından, başlarda biraz afallar. ‘Yapabilir miyim acaba?’ der. Bazılarının geçmişinde öğrenmeye ilgili pozitif tohumlar atıldığında ‘Ben yapabilirim’ mantığı öğretildiğinde zorluk yaşamazlar. Kendine güveni olmayan özgüven oluşturulamamış çocuklarda ‘Ben yapamam’ mantığından dolayı geri çekilmeler meydana gelir. Ailenin ,çevrenin, öğretmenin tavırları burada işin gidişatını belirler. Çocuk her ders masasına oturtulduğunda aileyle arasında bir kavga gürültü başlıyorsa, çocuğun her yaptığına ‘Bu ne biçim A, bu ne biçim 1 aptal dikkat etsene…’ tarzında ifadeler kullanılıyorsa ,çocukta derse karşı geri çekilmelerin yaşanması muhtemeldir. Her insan ,bir şeyi ilk defa yaptığında mükemmel yapamaz gerçeğinden hareket edilmesi daha mantıklı bir yaklaşım olacaktır. Olumsuz ifadeler çocukların zihinlerine kazındığında çalıştığı derslerden zevk alamamayı öğrenirler. Asıl mesele çocuğun dersle tanışmasını cazip kılmak öğrenme zevkini aşılamaktır. Acele etmeden ders çalışarak, çocuğu basamak basamak olayın içine çekmek gerekir. Her ders çalışmaya başladığında yapabileceğini başarabileceğini hissettirmek gerekir. Merak olayının aşılanması gerekir. Böylesi bir süreçten geçen çocuk hayatının ilerleyen aşamalarında öğrenmeden zevk almaya başlar. Aksi taktirde öğrenme zevki tattırılmadan ilk günden itibaren 100 üzerinden 100 beklenen çocuk zamanla ‘Ben yeteneksizim!, Ben yapamam!’ kavramını, düşüncesini yerleştirir ve onu yaşamaya başlar. Bu konuda ailelere ve sınıf öğretmenlerine büyük görevler düşmektedir.

Kültürümüzde bebeklikten itibaren çocukla yoğun olarak ilgilenen ve ona yardımcı olan annelerdir. Annelerin çocuğun okula başlamasıyla birlikte pozitif bir şekilde çocuğu dersle tanıştırması ve dersten zevk almalarına aracılık etmeleri bu konuda babadan ve çevreden destek almaları önemlidir.

Orta düzeyde bir zekaya sahip bir insan kapasitesinin farkına vardırılırsa, onu kullanma öğretilirse ilerde güzel yerlere gelmesi kaçınılmaz bir sonuç olacaktır. !Ben yapamam’ mantığı öğretilen çocuklar, kapasitelerinin çok iyi olmasına rağmen öğretimde bir yere gelemediklerine şahit oluyoruz. Zeka kullanılmadığında, kullanma öğretilmediğinde etkisiz bir kavramdır. Zeki insanlar saatte 300 km hıza sahip son model araba gibidirler. Onlara araba kullanma öğretilirse, bu hız limitinden kapasitelerinden faydalanırlar. Öğretilmezse araba zamanla çürümeye başlar.

Çocuğu okula başlayan ailelerin dikkat etmeleri gereken hususların başında anne baba olarak tutarlı bir tavır sergilemeleri gelir. Tutarlılık hem disiplini, hem de tek mesajı içeren bir kavramdır. Tutarsızlık durumunda anne başka, baba başka şeyler söyleyeceğinden çocuğa ulaşacak mesaj çifte olacağında çocuk bunlardan işine geleni alıp kullanma girişiminde olacaktır. Eğer anne ‘Sen ders çalışmalısın, şimdi ders zamanı’ diyor, baba da ‘Oyun zamanı ders çalışıp ne olacak ki?’ tarzında bir ifade kullanıyorsa bu durumda çocuğun kafası karışacak ve babanın verdiği kolay olan mesajı benimseyip onu hayatına uygulayacaktır. Tek mesaj verilmesi durumunda çocuğun ne yapacağı net bir şekilde ifade edilmiş olur. Böyle bir tutarlılığın sonuçlarını çocuklar gelecek hayatlarında fazlasıyla pozitif olarak yaşayacaklardır.

Diğer bir husus ise düzgün bir çalışma ortamının varlığıdır. Televizyonun internetin olduğu yerde yoğun bir şekilde dikkat dağılacağından, böyle bir ortam öğrenmeye olumsuz bir şekilde yansıyacaktır.

Günümüzde ailelerin en fazla şikayetçi olduğu hususların başında çocukların dikkatsiz olması sorunu gelmektedir. Bunun temelleri küçük yaşlarda atılmaya başlanır. Bu durum saatlerce televizyon izleyen, reklam izleyen çocuklarda sık gözlenen bir sorun olmaktadır. Bu tür çocuklarda kısa süreli şeylere odaklanma, uzun süreli şeylere odaklanmadan daha güçlü bir yapıya sahiptir. Ailecek oynanacak dikkat oyunları, çocuğa alınacak dikkat setleri,televizyon ve internet gibi ekran alışkanlıkların kısıtlanma, ailecek kaliteli zaman geçirme zamanla bu durumun ortadan kalkmasına yönelik bir adım olacaktır.

ÖNERİLER:
• Anne baba çocuk okula başladığında ilk zamanlarda çocukla birlikte ödev yapmalıdır. Çocuğa verilen ödevler çocuğun sorumluluk duygusunun gelişmesine zemin hazırlayacağından , başkası tarafından yapılan ödevlerde çocuk bu duygunun gelişmesinden mahrum kalacaktır.
• Dersi zevkli kılacak etkinliklere yer vermek çocuğun dersten, öğrenmeden zevk almasına ortam oluşturur. Çocuğun öğrenmesini eğlenceli kılacak komik şeyler yapmak, gülmek ve eğlenmek gibi eğlenceli bir ortam oluşturulmalıdır.
• Çocuğun motivasyonu üst düzeyde tutmak ‘ Ben yapabilirim!’ kavramını çocuğa aşılayacağından ,derse karşı ‘Öğrenebilirim, başarabilirim’ yargısını geliştirir.
• Her çocuğun öğrenme yönü farklıdır. Onu bulmak gerekir. Kimi çocuklar görerek, kimi çocuklar dokunarak ,kimi çocuklarda dokunarak öğrendiklerinde daha kalıcı olabilmektedir.
• Nasıl ders çalışılacağı başlarda birlikte çalışılarak çocuğa öğretilmelidir. Herkes ‘Ders çalış’ der ,ama kimse nasıl çalışacağını anlatmaz. Çocuğun dersi nasıl çalışacağını bilmesi başarının kapılarını açacaktır.
• Çocuğun ödev yapmasına olanak sağlayan en önemli etken sorumluluk duygusudur. Ders dışı zamanlarda bu sorumluluk duygusunun tam olarak yerleşebilmesi için çocuğun size yardım etmesine ,sofrayı toplamasına ,odasını düzenlemesine teşvik etmek ödev yapma sürecine pozitif transfer olarak yansıyacaktır, onu hayatsal becerilerin gelişmesinde etkili olacaktır.
• Çocuğa verilen ödevlerin bir oturmada hepsini bitirmesinden ziyade, bölerek akşam bir kısmını ,sabah bir kısmını yapması bölerek yapması çalışma alışkanlığının günün tümüne yayılmasına yardımcı olur.
• Heyecan uyandıran ,zevkle yapılan öğrenmelerin uzun süreli belleğe çabuk kaydedildiği bir gerçektir. Sıkıcı basit bir öğrenme ortamından ziyade eğlenceli bir ortam hazırlamak, çocuklara daha cazip gelecektir.
• Çalışmaların belli bir plan çerçevesinde yapılması, çocukta planlı çalışma alışkanlığı geliştirir. Bunun yapılabildiği takdirde çocukta iç disiplin gelişimi gerçekleşir.
• Aile çocukla ilişkisi bozmadan çocuğun ders çalışma alışkanlığını geliştirmelidir. Çocuk ‘Gene mi ders yaa ?’ diyorsa çocuğa ders konusunda yaklaşımınız da bir sorun vardır.
• Aile çocuğun yeterliliğine göre çocuktan beklenti içine girmelidir. Anne baba kendi çocuklarının özel olduğunu benimsemeli hiçbir çocukla kıyaslama yoluna gitmeden onun güçlü yönlerini keşfetmeye çalışmalıdır.
• Çocuğun zamanla ders çalışmada bağımsızlaşabilmesi, bağımlı halde olmaması için zamanla çocuğu ders çalışırken bağımsız bırakmalı ‘Sen yap, sonra birlikte kontrol edelim.’ mesajını vermelidir.
• Her ders çalışmanın arkasına ödül verme çocukta ödüle karşı bir bağımlılık oluşturmaktadır. ‘Al yaptım, hani benim ödülüm?’ mantığının önüne geçmenin yollarından biri de çocuğa ummadığı anda ödül vermektir.
• Birinci sınıftan itibaren okula giderken çocuğun kitaplarını, defterini çantasıyla birlikte taşımasına izin verilmelidir. Bu tür bir davranış çocuğun eşyalarını sahiplenmesini kolaylaştırır. Anne babanın çantayı taşıması durumunda sahipleme olayında gecikmeler meydana gelir.
• Anne babanın ,çocuğun yanında okula ve öğretmene eleştirel tavırlar içine girmesi ,dersler hakkında zor olduğuna dair olumsuz konuşmalar yapması, ‘Yapamazsın, çok zor’ tarzından ifadeler, çocuğun derslere ve okula negatif bir tutum geliştirmesine yardımcı olur.
• Aile çocukta ders çalışma ile ilgili, öğrenme ile ilgili olumlu bir şema oluşturmaya çalışmalıdır. Oluşturulan şemanın olumlu ya da olumsuz olması çocuğun eğitim hayatının tümünü etkileyebilecek bir güce sahip olacaktır.
• İlkokul döneminde çocuğun gerçek anlamda kapasitesinin ortaya çıkmasını sağlayan test soruları sormaktan ziyade ,açık uçlu sorunlar sormaktır. Açık uçlu olarak ‘Sen bu konuda ne düşünüyorsun?, Ne hissediyorsun?, Sence nasıl olması gerekir?,Sen olsan ne yapardın?....’ tarzından sorulan sorular çocuğu düşünceye sevk edeceğinden hem çocuğun beyin gelişimine katkı sağlayıp hem de ezberci eğitimin önüne geçecektir
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklara Ders Çalışma Alışkanlığı Kazandırma" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Psk.Murat İDİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Psk.Murat İDİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     6 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Murat İDİN Fotoğraf
Dr.Psk.Murat İDİN
Adana
Doktor Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi10 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Psk.Murat İDİN'in Makaleleri
► Ders Çalışma Alışkanlığı Psk.Dnş.Kıvanç TIĞLI
► Çocuklara Sorumluluk Kazandırma Psk.Sena KANDAŞ
► Verimli Ders Çalışma Psk.M.Enes İMERT
► Verimli Ders Çalışma Teknikleri Psk.Dnş.Galip ŞAHİN
► Verimli Ders Çalışma Yöntemleri Psk.Dnş.Tuncay GÜLEN
► Verimli Ders Çalışma Nedir? Psk.Dnş.Fatma KIRIMLI TAŞKIN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,190 uzman makalesi arasında 'Çocuklara Ders Çalışma Alışkanlığı Kazandırma' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Şiddetle Nereye Gidiyoruz? Ağustos 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:09
Top