2007'den Bugüne 88,443 Tavsiye, 27,377 Uzman ve 19,492 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuk İhmali-İstismarı ve Etik
MAKALE #14256 © Yazan Uzm.Psk.Gonca BİLGİÇ | Yayın Mart 2015 | 5,468 Okuyucu
ÇOCUK İHMALİ-İSTİSMARI VE ETİK
İstismar Nedir?
Çocuk istismarı, anne baba ya da başka kişilerin çocuklara karşı fiziksel, duygusal ve cinsel açıdan olumsuz tüm davranışlarını içeren çok geniş bir kavramdır. Türkçe’de istismar sözcüğü ‘abuse’ kelimesinin karşılı olarak kullanılmaktadır. Bu sözcük genel olarak; ‘kötüye kullanma’ ‘sömürme ‘suistismal etme’ ‘zarar verme’ ‘uygun olmayan bir biçimde kullanma’ ve ‘kötü muamelede bulunma’ gibi anlamlara gelmektedir.
Çocuk ve istismar kavramlarının toplumdan topluma, toplumların sosyo kültürel düzeylerine bağlı olarak farklı olması ve bu konuda bakış alanlarının çeşitlilik göstermesi gibi nedenlerden dolayı tanım sorunu da yaşanmaktadır. Fakat tanımların çok fazla olması ve ortak bir tanımın oluşabilmesi için Dünya Sağlık Örgütü 1985’te toplanarak konunun uzmanlarını bir araya getirerek çalışmalar yapmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre; “Çocuğun sağlığına, yaşamına, gelişimine, kişiliğine şimdi veya gelecekte potansiyel bir zarar içeren; fiziksel, duygusal, cinsel istismar, ihmal, ticari ya da diğer sömürü biçimlerinin her formudur” (WHO,1999) Tanım aynı zamanda çocuğun istismar olarak algılamadığı veya yetişkinlerin istismar olarak kabul etmediği davranışları da içine almaktadır. Davranışın mutlaka çocuk tarafından algılanması veya yetişkin tarafından bilinçli olarak yapılması koşul değildir.
Fiziksel İstismar:
Çocuğun ebeveyni ya da bakıcısı tarafından fiziksel zarar ile sonuçlanan veya sonuçlanabilecek bir eyleme maruz bırakılmasıdır. Fiziksel istismarın çeşitli kategorilerde incelendiği ve farklı alt başlıkların bulunduğu görülmektedir. Bunlar;
İstismarı yapan kişilere göre;
1. Ebeveyn tarafından istismar: Aile içinde çocukların kaza dışı yaralanmaları sonucu ortaya çıkar.
2. Kurumda istismar: Okul, yuva, yetiştirme yurdu veya kamp gibi kurumlarda yönetici ya da öğretmenler tarafından uygulanan istismar olgularıdır.
Fiziksel İstismarı Düşündüren Bulgular:
 Çocuğu tedaviye getirmede açıklanamayan bir gecikme
 Çelişkili öykü
 Fiziksel bulgularla uyumsuz öykü
 Tekrarlayan şüpheli yaralanmalar
 Hasardan çocuğu ya da başka birini sorumlu tutan ebeveyn
 Çocuğun hasarla ilgili ebeveyni suçlaması
 Ebeveynde istismara uğrama öyküsü
 Ebeveynin çocuktaki hasar konusunda ilgisiz ya da aşırı kaygılı görünmesi
Fiziksel istismar sonucunda; sosyal işlevsellik alanında yetersizlikler, yakın ilişki kurmakta güçlük çekme, çatışmalı, duygusal yoğunluğu az, yoğun öfke ve saldırgan davranışlar içeren ilişkiler kurma, bilişsel yetilerde bozukluk, akademik başarısızlık, suça yönelik davranışlar, düşük benlik saygısı en sık görülen sorunlardır.
Cinsel İstismar:
Çocuğun ebeveyni veya bakıcısı tarafından cinsel amaçlı kullanılmasıdır. Bunun dışında, cinsel istismar, 18 yaş altındaki çocuğa kendisinden 5 yaş veya daha büyük birisi tarafından zorla yapılan cinsel davranışlar olarak da tanımlanmıştır. (Finkelhor ve Brown, 1986) Ensest, pedofili, teşhircilik, taciz, tecavüz, cinsel sadizm şeklinde kendini gösterebilmektedir.
Finkelhor (1990) cinsel istismarın değişik birçok etkisinin olduğunu ve bunların istismarın özelliğine bağlı olarak, cinsellik, kişiler arası ilişkilerde güven, özdeğer duygusu gibi çocuğun temel gelişim alanlarında görüldüğünü ileri sürer. Cinsel istismarın bedensel, psikolojik, cinsel ve sosyal alanda bazı etkileri bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda düşük benlik saygısı, öfke, suçluluk, utanç, yabancılaşma duyguları, alkol/madde kullanımı, intihar düşünceleri ya da girişimi, okulda başarısızlık ya da derslere gitmek istememe, evden kaçma, erken evlilik, dikkat dağınıklığı, anksiyete bozukluğu, karşı cinsle sorunlar, yakın ilişki kuramama şeklinde bazı sorunların ortaya çıktığı bildirilmiştir.

Cinsel istismar, yaş, cinsiyet, sosyoekonomik sınıf ve coğrafi bölge farkı gözetmeksizin herkesi etkilemektedir. Her yaş grubundan çocuk istismar mağduru olabilirse de ortalama olarak bildirilen yaş 8-11 yaştır. Başka araştırmacılar, 4-9 yaş arası çocukların cinsel istismar için daha büyük bir risk grubu oluşturduğunu söylemektedir. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, şiddet suçları içinde en hızlı artış gösteren suç türü tecavüzdür ve verilere göre kurbanların büyük bir bölümünün çocuk olduğu ve özellikle küçük yaştaki çocuklar arasından seçildikleri görülmektedir.
Duygusal/Psikolojk İstismar:
Çocuğun duygusal bakımında olumlu olarak gelişebilmesini sağlayan bir çevrenin yaratılamaması anlamında olup çocuğu tehdit etme, aşağılama, inkâr etme, çocuğun özgüvenini zedeleme vb. biçimlerde fiziksel olmayan tüm eylemleri kapsar. İstismar türleri içinde gündelik yaşamda en sık rastlanan tiplerden birisi de duygusal istismardır. Bu istismarın oluşumunun 2 temel nedene bağlı olduğu görülmektedir:
1. Kendilerine bakmakla yükümlü kişiler tarafından olumsuz olarak etkilendikleri tutum ve davranışlara maruz kalmaları
2. İhtiyaç duydukları ilgi, sevgi ve bakımdan mahrum bırakılmaları
Duygusal istismar, 2 özelliği ile diğer istismarlardan ayrılmaktadır. Bunlar;
1. Fiziksel ve cinsel istismarda olduğu gibi somut fiziksel bulguların olmayışı,
2. Tek başına olabileceği gibi çoğu olguda diğer istismar türleriyle birlikte bulunduğu tespit edilmiştir.
Duygusal istismara maruz kalan çocuklarda; altını ıslatma, iştahsızlık, yalan söyleme, hırsızlık, parmak emme, bağımlılık, başarısızlık, duygusal açıdan uyumsuzluk ve tutarsızlık, güvensizlik, içe dönüklük, saldırganlık, düşük benlik saygısı, kekemelik gibi konuşma bozuklukları, cilt hastalıkları, gelişme geriliği, öğrenme ve uyku sorunları gibi bazı bulguların olduğu bildirilmiştir.
Sözel İstismar:
İstismar literatüründe, sözel saldırganlık, duygusal istismarın bir biçimi olarak ele alınmaktadır. Aralarında bazı farklar olsa da, sözle istismar, duygusal istismar, sözel kötü muamele, psikolojik istismar, psikolojik şiddet kavramları genellikle aynı anlamlarda kullanılmaktadır. Sözel istismar, çocuğa yönelik eleştiri, aşağılama, hakaret, olumsuz beklenti cümleleri, alay etme, bağırma, küfür etme şeklinde sözel ifadeleri içeren bir istismar türüdür.
Sözel istismara maruz kalan çocuklarda; utanma, suçluluk, yetersizlik ve öfke duyguları, çatışmalı arkadaş ilişkileri ya da ebeveyne karşı güven kaybı oluşabildiği gözlenmiştir. Ancak her çocukta sözel istismarın kalıcı ya da uzun süreli etki oluşturmayacağına yönelik görüşler bulunmaktadır.
İhmal:
Çocuğun sağlık, eğitim, beslenme, barınma, güvenli bir ortamda yaşama gibi haklarının elinden alınarak bu bakımlardan yoksun bırakılmasıdır. Yoksulluk nedeniyle oluşan koşullar ihmal anlamına gelmez. İhmalden bahsedebilmek için ailenin sahip olduğu olanakları çocuk için kullanmaması söz konusu olmalıdır. Çocuğun aç bırakılması, bakımının yapılmaması, çevresel tehlikelerden korunmaması, kendi haline terk edilmesi, madde bağımlılığı tehlikesine karşı koruyucu tedbirlerin alınmaması gibi davranışlar bu kapsama girmektedir. Fiziksel, duygusal, eğitimle ilgili ve tıbbi olmak üzere 4 çeşit ihmal sayılmaktadır.
Fiziksel İhmal: Yetersiz beslenme, giyim, barınma, bakım veya gözetim sonucu çocuğu tehlike ve zarara sokmak.
Duygusal İhmal: Çocuğa yeterli duygusal yakınlık ve destek sağlayamamak, aile içi şiddete tanıklığını engelleyememek
Eğitimle İlgili İhmal: Çocuğun yaşı ve gelişimiyle uyumlu eğitim alma hakkının ihlali
Tıbbi İhmal: Ekonomik olanaklar yeterli olmasına karşın bir çocuk için gerekli, yaşına uygun tıbbi bakımın sağlanmasında yetersizlik olarak tanımlanır.
Çocuk ihmali ile ilgili epidemiyolojik veriler yetersizdir. İhmalin çocuk üzerinde uzun süreli fiziksel ve duygusal etkileri vardır. Kanada’da bildirilen çocuk istismarı ve ihmali vakaları arasında son yıllarda yapılan bir çalışmada, ihmalin çocuk koruma araştırmasının başlatılması için en sık saptanan neden olduğu ortaya konmuştur. Bildirilen vakaların %40’ını ihmal oluşturmuştur. Bazı ihmal durumlarında, fiziksel bir belirti yoktur ancak çocuğun gelişimini çok olumsuz bir biçimde etkileyebilir. Yapılan araştırmalara göre, fiziksel ihmalin en sık gözlenen ihmal olduğu ve bunu eğitsel ve duygusal ihmalin izlediği söylenmiştir.
Devlet İstatistik Enstitüsünün kayıtlarına göre, 6-14 yaş arasında 3 milyon 842.000 çocuk çalışmakta ve bunların yarısından çoğu okula gitme olanağından yoksun kaldığı için okuma-yazma bilmemektedir. Bu çocuklar için ‘Baba Beni Okula Gönder’ ve ‘Haydi Kızlar Okula’ kampanyaları eğitsel ihmale karşı yürütülen çalışmalar arasındadır.
ETİK:
Çocukluk travmalarında da, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, doktor, hemşire, avukat, polis, medya gibi pek çok meslek elemanının kendi içinde uyması gereken etik ilkeler söz konusudur ve bu konudaki mücadelelerin multidisipliner şekilde olması gerekmektedir. Türk Psikologlar Derneği Etik Yönetmeliği doğrultusunda; mesleki yetkinlik ve yeterlilik, zarar vermeme/yararlı olma, sorumluluk, dürüstlük, insan haklarına saygı ve ayrımcılık yapmama ilkeleri çocukluk travmasında psikologların dikkat etmesi gereken konulardır.
Çocukluk döneminde yaşanmış travmatik olay hakkında verilen eksik bilgilere göre koyulan tanı ve bu tanıya bağlı olarak kullanılan müdahaleler sadece etik dışı değil aynı zamanda zararlıdır. Hekimler ve diğer sağlık personeli çocuk istismarı ile ihmalinin tanı ve tedavisinde etik, ahlaki ve hukuki yükümlülükler taşır, benzer şekilde hastanelerin de hem tıbbi nedenlerle hem de güvenli ortamı nedeniyle bu çocukları kabul etme yükümlülüğü vardır. İstismara uğradığından şüphe edilen çocuk konuyla ilgili uzmanların hazır bulunduğu koruyucu bir ortamda değerlendirilmeli ve öncelikle tıbbi sorunları tanınıp tedavi edilmelidir. Hekim lezyonların ağırlığını ve istismar riskinin devam edip etmediğini değerlendirdikten sonra çocuğun hastaneye yatıp yatmayacağına karar vermelidir.
Tıbbi sorunlar yeterince çözümlenmeden çocuğun ailenin yanına ya da koruyucu merkezlere gönderilmesi fiziksel ve psikososyal riskleri de beraberinde getirebilir. Hekimler istismardan şüphelendiklerinde sosyal hizmetler çocuk esirgeme kurumuyla iletişim kurmaları gerekebilir, özellikle çocuğun ihmal ve istismarından ailenin sorumlu olma riski varsa ilgili kurumlara bu durumu bildirme yükümlülüğü vardır. Böyle bir durumda Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu aile ve sosyal çevreyi inceleyerek rapor yazmaktadır, rapora göre mahkeme kararı doğrultusunda travmaya maruz kalan çocuk aileden uzaklaştırılabilir. Tüm bu aşamalarda çocuğun güvenliğinin sağlanması gerekmektedir.

Yasal düzenlemeler, ‘görevin yapıldığı sırada suç belirtisi ile karşılaşılması’ durumunda yetkili makamlara bildirilmesini zorunlu kılmıştır. Fakat burada ‘güvenlik’ ve ‘güvende olma’ sorunu da bulunur, gizliliğin bozulması güvenin bozulması anlamına gelir. (Meer ve ark. 2002) Meslek elemanının ilk amacı travmaya maruz kalan kişiyi tedavi etmektir. Diğer taraftan, bu kişinin gizliliğine karşılık bildirim yükümlülüğü önemli bir etik ikilemdir.
Adli süreç başladıktan sonra da bazı etik sorunlar karşımıza çıkmaktadır. Travmaya maruz kalan çocuk, hastanede başlamak üzere, çocuk şubede, savcılıkta, mahkemede, adli tıpta defalarca olay hakkında ifade vermek zorundadır. Bu şekilde travma öyküsünü sık sık anlatması tekrar travmatize olmasına yol açmakta, ayrıca bu süreçte aile ve çevredeki diğer kişiler tarafından olayla ilgili bilgiler ve içeriği hakkında yönlendirme ile karşılama ihtimali bulunmaktadır.
Adli tıp muayenelerinde ise; çocuk muayene olurken ‘odada kalabalık bir heyetin olması, karşı cinsten kişiler olması, odanın çocuklar için düzenlenmemiş olması, muayene sürecinin çok hızlı gelişmesi’ gibi nedenlerle yeniden travmatize riski ortaya çıkmaktadır. Bu duruma engel olabilmek için mümkünse 1 uzman tarafından ve çocuk rahatsız oluyorsa aynı cinsten kişi tercih edilerek muayenenin yapılması, bu kişinin oyun terapisi yöntemini kullanarak iletişim kurması ve çocuğu muayeneye hazırlaması gerekli olmaktadır.
Travmaya maruz kalan çocukla görüşme de etik açıdan önemli bir yere sahiptir. Zaten yaşadığı travma nedeniyle örselenen ve pek çok olumsuz duygu ya da düşünceye sahip olabilen çocuğun görüşmede kendisini rahat ve güvende hissetmesi gerekir. Ebeveyn istismarı söz konusu olmadığında, başlangıçta güven duygusunu kazanana kadar çocuğun ebeveyni ile birlikte görüşmeye alınması ortama daha kolay alışmasını sağlayabilir.
Hem ebeveyne hem de çocuğa ayrı ayrı çocuğu nasıl bir terapötik sürecin beklediğine dair bilgilendirme yapılması gerekir. Mesleki bilgi ve yeterlilik, sürecin içeriği, uygulanacak teknik ve yöntemler konusunda ebeveyni bilgilendirme onun çocuğun görüşmeye gitmesi/devam etmesi ile ilgili motive etmesini sağlayabilir. Ebeveynin motive etmesi/cesaretlendirmesi çocuğun hem terapiste güvenmesi hem de kaygılarının azalması açısından yarar sağlayabilmektedir. Bu anlamda, çocuğun ebeveyni ile işbirliği yapma ‘çocukla görüşme süreci’ni etkilemektedir. Aynı şekilde, çocuğa bilişsel gelişimi doğrultusunda, ‘orada olma nedeni, terapistin nasıl bir iş yaptığı, başka çocukların da yardım aldığı, birlikte sohbet etme-oyun oynama gibi etkinlikler yapacakları’ yönünde yapılan açıklamalar çocuğun rahatlamasını hızlandırabilir.
Çocukla görüşme sürecinde; görüşme yapılan ortamın fiziksel özellikleri de dikkat edilmesi gereken konular arasındadır. Ortamın, çocuğun sıkılmayacağı, dikkatinin dağılmayacağı, kendisini rahat hissedeceği ve katılım sağlayacağı şekilde düzenlemesi gerekmektedir. Odanın ve içinde bulunan eşyaların farklı renklere sahip olması, her yaş grubuna uygun oyuncak ya da materyallerin bulunması (anatomik bebekler/çizimler, resim malzemeleri, renkli hamur, tıbbi oyuncaklar, çeşitli hayvan figürleri, kum havuzu, minyatür oyuncak ev eşyaları vs) bunlara verilebilecek örnekler arasındadır.
Çocuk yaşı/gelişim düzeyi ve kaygıları/korkuları sonucunda yaşadığı travma konusunda kendisini ifade edemeyebilir. Bu durumda, yeniden örselenmesine yol açmamak için yaşına uygun materyaller eşliğinde oyun oynayarak kendisini ifade etmesini sağlamak yararlı olur. Görüşme sürecinde, çocuğun travmatik olaya dair ifadelerinin gizliliği etik açıdan uyulması gereken bir durumdur. Çocuğun güven duygusunu kaybetmemesi, zarar görmemesi/yarar görmesi açısından anlattığı şeylerin terapist ve çocuk arasında kalması gerekmektedir.
Çocukla yapılan görüşmelerde, ‘terapistin eğitimli ve uzman olması, tereddüt halinde başka uzmanlara danışması, aydınlatılmış onam alması, veri toplama-yorumlama gibi konularda dikkatli davranması, çocuğun yaşı, gelişimsel düzeyi, ırk, din, dil kökeni, aile geçmişi, sağlık ve eğitim durumu, olası ya da var olan psikopatolojiler, kişilik özellikleri’ gibi terapiste ve çocuğa ait bireysel ve çevresel etkenler etik açıdan en önemli konular arasındadır.
Sonuç olarak; travmaya maruz kalan çocuğun fiziksel, duygusal ve psikososyal belirtileri, tanı koyma, kullanılacak müdahaleler, teknikler, bunların olası etkileri konusunda çocuğu ve aileyi bilgilendirme, istismar ve ihmal nedeniyle adli sürecin başlatılması gibi tüm süreçlerde farklı meslek alanlarının karşılaştığı ve uyması gerektiği etik konular bulunmaktadır. Bu mesleki etik ilkeler, uzmanın profesyonelce davranmasını sağlamaktadır. Çocukluk çağı travmalarında da, farklı meslek mensupları arasında işbirliği sağlanarak; çocuğu yararını gözetme, mesleki yetkinlik sınırlarını ihlal etmeme, tanı ve tedavi sürecindeki sorumluluklarını yerine getirme ve dürüst olma, etik ile yasalar çeliştiğinde Etik Yönetmeliği’ ne başvurarak ikilemleri çözme şeklinde önceliklere dikkat edilmelidir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuk İhmali-İstismarı ve Etik" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Gonca BİLGİÇ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Gonca BİLGİÇ'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     4 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Gonca BİLGİÇ Fotoğraf
Uzm.Psk.Gonca BİLGİÇ
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Gonca BİLGİÇ'in Makaleleri
► Çocuk İstismarı ve İhmali Psk.Dnş.Tuğçe SOYLU
► Çocuk İstismarı Psk.Sinem ERUSTA
► Çocuk İstismarı Psk.Dnş.İdem TONOZ
► Çocuk İstismarı Psk.Yasemin EYİGÜN
► Çocuk İstismarı Psk.Neslihan DURATEYMUR
► Çocuk İstismarı Psk.Ziya ÜNLÜTÜRK
► Çocuk İhmal ve İstismarı Psk.Fatma Nihal ADA
► Çocuk İstismarı Suçtur! Pdg.Onur CAN ÖNCÜL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,492 uzman makalesi arasında 'Çocuk İhmali-İstismarı ve Etik' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Boşanma ve Çocuk Mayıs 2015
► Bilişsel Çarpıtmalar Kasım 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:19
Top