2007'den Bugüne 83,890 Tavsiye, 26,327 Uzman ve 18,765 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Davranış Bozukluğu Olan Çocuk ve Zor Durumda Kalan Anne-Baba
MAKALE #14697 © Yazan Psk.Cevher SÖNMEZ | Yayın Mayıs 2015 | 2,665 Okuyucu
DAVRANIS BOZUKLUKLARI

Davranış bozuklukları çocuğun çeşitli ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı, iç çatışmalarını davranışlarına aktarması sonucu ortaya çıkar. Hırçınlık, sinirlilik, saldırganlık, inatçılık, yalan ve küfürlü konuşma, çalma eylemlerine yeltenme gibi davranışlar davranış bozukluklarının tipik türleridir.

Bir çocuğun davranışının bozukluk sayılabilmesi için bazi ölçütler gerekir. Bu ölçütler:
1-Yaş Uygunluk: Her gelişim ve değişim dönemin kendine has davranış kalıpları vardır. Bu nedenle çocuğun içinde bulundugu gelişim döneminin özelliklerini iyi bilinmesi gerek Anne ve babalar tarafından özellikle. Örneğin; 2 yaşındaki bir çocuk negativist, dinamik, hareketlidir ve istenilen görevi yerine getirmeyecek kadar inatçı olabilmektedir. Freud'un anal, Erikson'un özerkliğe karşı kuşku ve utanç dönemine rastlayan bu yaşlarda çocuk, özerk bir birey oldugunu öğrenir. Kendisi istemeyince altının değiştirilmesini istemez asla, oyuncağını kendisi istemedikçe kimse elinden alamaz.

3-5 yas çocuğu dikkat çekmek ister. Hayal dünyası çok geniş oldugu için inanılmaz öyküler anlatabilir. Henüz yalan ile yalan olmayanı ayırt edemezler. Bu nedenle bu yaşlardaki çocukların anlattıkları yalan olarak kabul edilmezken, 11-14 yaşlarındaki çocuklarda görülen yalan normalden sapan bir davranış olarak kabul edilir.
2-Yogunluk: Bir davranışın bozukluk olarak kabul edilmesindeki bir diğer ölçüt yoğunluktur. Örneğin; 5 yas çocuğunda öfke ve huysuzluk doğalken, bu davranış baskasına fiziki zarar verme şekline dönüşürse, davranış bozukluğu kategorisine girer.
3-Süreklilik: Çocuğun belirli bir davranış türünü ısrarlı bir biçimde ve uzun zaman devam ettirmesidir.
4-Cinsel rol beklentileri: Erkeklerde kızlara oranla daha saldırgan olmaları beklenirken, davranışları ile erkeklere benzer saldırgan davranan kızların davranışları normalden sapan davranış kategorisine girer.

Belirtiler Nelerdir?

Davranış bozukluklarının tespitinde belirli belirtileri sıralamak daha doğru olabilmektedir. Bu belirtileri genellikle bedensel, zihinsel, duygusal ve davranissal olarak dörde ayirabiliriz.

1-Bedensel belirtiler:

Kişi kendisinin genel ruh halinin farkında olmaksızın eyleme geçer genel olarak. Ve genel olarak başkalarının kendisi hakkındaki değerlendirmelerine oldukça tepkili,asabi davrandığını görmek mümkün.

Genel olarak şikayetler yorgunluk, uyku bozuklukları (yatınca uyuyamama, uykunun bölünmesi, sabah uyanamama), çarpıntı, terleme, titreme ya da sarsılma, nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları, soluğun kesilmesi, göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi, bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma, uyuşma ya da karıncalanma duyumları, üşüme, ürperme ya da ateş basmaları, saç dökülmeleri şeklinde olur.

2-Zihinsel Belirtiler:

Genel olarak gelişen şikayetler unutma ile başlar ve konsantrasyon bozuklugu, dalgınlık, kararsızlık, zihin yorgunluğu, dikkatini toplayamamak, gerçeği değerlendirmede bozukluk (yani olayları herkesten farkli değerlendirmek ve kişinin kendisi için en iyi kararı alamaması), intihar düşünceleri, sürekli yineleyen düşünceler, olumsuz olaylara takılıp kalma, gelecekle ilgili olumsuz düşüncelere takılma, yakınlarına bir şey olacak düşünceleri(Kaygı bozukluk), başına kötü bir şey gelecek düşünceleri, başkalarının duymadığı sesleri duymak veya görüntüleri görmek, diger insanların kendisine zarar vereceği inanışları, takip edildiğine inanmak(paranoya), fiziksel bir bulgu olmamasına rağmen bir hastalığı olduguna inanmak, gün içinde hatırlanmayan zamanların olması diye gelişir.

3-Duygusal Belirtiler:

Sıklıkla geliştirdiği karamsarlık dolu düşünceler, motivasyon eksikliği, kontrolünün kaybedecegi ya da çıldıracağı korkusu, gündelik çökkünlükler, ölüm korkusu, sürekli mutsuz hissetme, kisa sürelerle çok enerjik ve her şeyi yapabilirmiş gibi hissetme, artık hiçbir sey hissedemeyecek duruma gelme, ağlamayı durduramama, yasadığı olayla duygular arasında mantıklı bir bağ olmaması (örneğin: Çok üzülünecek bir seye gülme ya da tam tersi de olabilir.) şeklinde gelişebilir.

4-Davranışsal Belirtiler:

Günlük aktivitelerini devam ettirememe ile başlayan, kendine zarar verme davranışları, baskalarına zarar veren davranışlar, kişiler arası ilişkilerde bozulmaların meydana gelmesi, cinsel yasamda meydana gelen sorunlar, sürekli alkol tüketimi veya başka bağımlılık yapan maddeleri kullanma, intihara girişim veya bununla ilgili hazırlıklar ve konuşmalar, kendini tekrarlayan hareketler (mesela sürekli ellerini yıkama, başına kötü bir sey gelmesin diye üç kez ellerini çırpmadan evden dışarı çıkmama gibi), elektrikleri kapilari sürekli açık bırakıp bırakmadığını kontrol etme, sürekli olarak gün boyunca yataktan çıkmama, erteleme davranışları (yaşamını etkileyecek düzeyde olabilir).

GENEL OLARAK DAVRANIS BOZUKLUKLARININ NEDENLERI

-Dikkat çekmek istemesi . Çocuga gerekli sevgi ve ilgi gösterilmediğinde ya da yeterli zaman ayrılmadığında dikkat çekmek için davranış bozukluklarına yönelir.

-Ebeveynlere karsı güç kazanma isteği.

-İntikam alma istegi. Özellikle dayak yiyen, sevgi verilmeyen çocuk anne-babasından intikam almak ister. Aşırı otoriter ve baskıcı tutum, kati disiplin anne-babaya karşı öfke ve nefret duygularının gelişmesine ve buna parelel olarak baskaldırıcı bir bireyin oluşmasına neden olur.

-Yetersizlik. Çocuğun kendine güvensiz olması davranış bozukluklarına neden olur. Anne-babanın aşırı koruyucu, hoşgörülü tutumu, gerektiğinden fazla özen gösterilmesi fazla kontrol anlamına gelir. Sonuçta çocuk diger kimselere aşırı bağımlı, kendine güveni olmayan, duygusal olarak çabuk kirilan bir kisi olur. Bu durum çocugun kendi kendisine yetmesine olanak vermez ve davranış bozukluklarına neden olur.

-Çocuğunu bir başkasının evladı ile kıyas. (O böyle, onun bunun çocuğu şöyle, elalemin evladı hayırlı, şu kişi ailesine karşı daha faydalı şeklinde gelişen değerlendirmeler...)
-Kişiye yeteri kadar sorumluluk bilincini ve yapabilirlik duygusunu aşılamamak. (Sen daha toysun, Sen anlamazsın, Ya beceremezsen yüzüne gözüne bulaştırırsan, Aynı tas aynı hamasın, sen değişemezsin hep aynısın şeklinde gelişen yargılar...)
-Kurulan yanlış iletişim. (Kişiyi anlamadan dinlemeden yargılama yoluna gitme,kişilik özelliklerini düşünmeden kırıcı, yerici, sert üslublu konuşmak)
-Anne-Babalar tarafından sıklıkla tekrarlanan, olumsuz tutum ve davranışlar, aile içi iletişim bozuklukları.

-Yanlış düşünce kalıplarının varlığı. (Ör: Onların düşüncesine göre çocuğunu hatalarına karşılık birilerinin önünde rencide etmek = Çocuk akıllanır ve bir daha hata yapmaz aynı konuda anlayışına denk gelir(Toplumsal tabu). Biliniyor ki bu anlayış çocuklarda çeşitli psikotravmatik durum ve davranış bozukluğuna sebeptir.

DAVRANIŞ BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARLA İLİŞKİLER NASIL OLMALI?

1-Karsılıklı Saygı Göstermek: Azarlamak, bağırmak, vurmak, susturmak,tutarsız davranmak çocuğa saygısızlığın göstergesidir. Her anne-baba çocuklarına saygı göstermeyi ögrenmelidir. Her çocuk ayrı bir birey olarak ele alnıp, fikirleri sorulmali ve fikirlerine saygi gösterilmelidir.
2-Çocuga zaman ayirmak: Çocukla ilgilenmek, zaman ayirmak gerekir. Birlikte
geçirilecek zaman nicelik değil, nitelik olarak önemlidir. Birlikte çocuğun hoşlanacağı faaliyetler yapılabilir.
3-Cesaretlendirmek: Çocuğun kendine güvenmesini istiyorsa önce anne-baba çocuğa güvenmelidir. Çocuğun çabasını övmeli ve yüreklendirmelidir. Cesaretlendirme çocuğun kendini değerli,başarılı,yetenekli olarak algılayabilmesi için çok önemlidir. Cesaretlendirme çocuğu olduğu gibi kabul edip, kendi olduğu için deger vermedir.
4-Sevgiyi anlatmak: Çocuğun kendini güvenli hissedebilmesi için, en azından sevildiğini bilmesi ve sevmesi gerekir.
5-Doğru hitap ve ses tonu: Unutulmamalıdır ki , çocuklar şiddet içeren ve yüksek tonda söylenen sözleri dinlemekten nefret eder. Öfkeyle, bağırıp çağırarak, azarlayarak söylenen sözler onlar için çok anlamsızdır. Onları doğru yönlendirmek ve onların istenilen ölçüde davranmasını arzu ediyorsanız mutlaka ki doğru bir ses tonu ile kendisine seslenmenizde fayda var.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Davranış Bozukluğu Olan Çocuk ve Zor Durumda Kalan Anne-Baba" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Cevher SÖNMEZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Cevher SÖNMEZ'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Cevher SÖNMEZ Fotoğraf
Psk.Cevher SÖNMEZ
Diyarbakır
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi19 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Cevher SÖNMEZ'in Makaleleri
► Anne Baba Tutumu ve Çocuk Psk.Elif ATABAY
► Anne Baba İlişkisi ve Çocuk Psk.Merve TUNAY DÜNYA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,765 uzman makalesi arasında 'Davranış Bozukluğu Olan Çocuk ve Zor Durumda Kalan Anne-Baba' başlığıyla benzeşen toplam 15 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Beynimi Tanıyorum Haziran 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:32
Top