Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Anne-Baba ve Çocuk İlişkisi
MAKALE #17496 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR | Yayın Kasım 2016 | 607 Okuyucu
ANNE-BABA VE ÇOCUK İLİŞKİSİ

Aile içi iletişim, anne-babanın çocuk yetiştirme davranışlarını da göz önünde bulundurmayı gerektirir. Çocuğun yaşamını sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi ve dış dünyaya açılabilmesi için aileye gereksinimi vardır. Çocuk, dış dünyaya açılmak için gereksinim duyduğu deneyimleri ve geliştirdiği niteliklerini aile içinde kazanırken, daha sonra ihtiyaç duyacağı, insan ilişkileri kurma ve sorunlarına çözüm bulma yollarının temellerini de aile ortamında edinir. Bu nedenle doğumdan itibaren anne-babaya oldukça fazla görev düşmektedir.

Anne-baba çocuk ilişkisi, ağırlıklı olarak anne-babanın davranışlarına bağlıdır. Anne-babaların, çocuklarına karşı tavırlarını etkileyen faktörler şöyle sıralanabilir:
  • Anne-babanın zihinlerinde nasıl bir çocuk istedikleri konusunda daha doğumdan önce hayali bir çocuk kavramı oluşur. Dünyaya gelen çocuk, anne ve babanın beklentilerine uygun davranmadığı taktirde, duyulan hayal kırıklığı sonucu, anne ve babada reddetme tavrı gelişebilir.
  • Toplumun kültürel değerleri, çocuklarını yetiştirme konusunda anne ve babanın tutumlarını etkiler. Başka insanların (komşuların, akrabaların hatta bazen sokaktaki diğer insanların) nasıl değerlendirecekleri düşüncesi ile anne baba, çocuğuna karşı davranışlarını ayarlayabilir. Buna örnek olarak, markette “Şeker isterim!” diye tutturan ve ağlayıp tepinen çocuğun isteğini, “Başkaları ne der?” düşüncesi ile panikleyip hemen yerine getiren anne ya da babalar gösterilebilir.
  • Üstlendikleri ebeveyn rolünden haz duyan ve görevlerini gereğince yaptıklarına inanan anne ve babaların çocuk yetiştirmeleri, çocuklarını nasıl yetiştireceklerini bilmeyen, güvensiz ve kendilerini yetersiz hisseden anne babalara oranla daha başarılı ve olumludur.
  • Çocuklarının sayı, cinsiyet ve kişilik özelliklerinden memnun olan anne-babalar, memnun olmayanlara oranla daha uygun tavırlara sahiptirler.
  • Bütün bunların dışında anne ve babanın kendi çocukluk yıllarındaki deneyimleri, şimdiki davranışlarında etkili olabilir. Çocukluk yıllarında kendi anne babasıyla sağlıklı bir iletişim kuramayan, yeterli sevgi görmeyen bir baba ya da genç kızlık yıllarında aşırı baskı altında büyümüş bir annenin davranışları, bu kötü deneyimler nedeniyle olumsuz olabilir. Aşırı baskı altında çocukluk yaşamış olan anne ya da baba çocuğunu tümüyle serbest yetiştirmeye çalışabilir.
  • Aile içinde eşler arasındaki ilişkilerin niteliği, çocuklara karşı takınılan tavrı etkileyen bir başka faktördür. Örneğin eşiyle anlaşamayan mutsuz bir anne, tüm sevgisini çocuğuna vererek onunla aşırı derecede bütünleşebildiği gibi, tam tersine saldırgan bir tutum da sergileyebilir.

    Gelişim aşamalarında başarılı olarak ilerleyen bireyler genellikle, iyi aile ilişkileri içinde yetişmiş çocuklardır. Aile içinde gerçekleşen başarılı ilişkiler, mutlu, arkadaş edinebilen, bunalımdan uzak ve yapıcı bireylerin oluşumunu sağlar. Tersine, uyum bozukluğu gösteren çocuklar, genellikle başarısız bir anne baba ve çocuk ilişkisinin ürünüdür. Anne ve babanın sevgi ve ilgisinden yoksun olarak büyüyen çocuklar, sevgi açlığı içerisindedirler. Bu açlıkta bir takım davranış ve uyum bozukluklarına neden olabilir.
Çocuk yetiştirirken gösterilen anne baba davranışları şunlardır:

Aşırı Koruma

Anne babanın aşırı koruması, çocuğa gerektiğinden fazla kontrol ve özen gösterilmesi anlamına gelir. Bunun sonucu olarak çocuk, diğer kimselere aşırı bağımlı, güvensiz ve duygusal kırıklıkları olan bir kişi olabilir. Bu bağımlılık çocuğun yaşamı boyunca sürebilir ve aynı koruyucu tutumu gelecekte eşinden de bekleyebilir. Daha çok anne çocuk ilişkisinde ortaya çıkan bu koruyuculuğun altında, annenin duygusal yalnızlığı vardır. Aşırı koruyucu görünümdeki anne çocuğuyla öylesine bütünleşir ki, 8-9 yaşındaki çocuğuna eliyle yemek yedirir, kendi yatağında uyutur. Bu tür davranışlarıyla çocuğuna olan sevgisini dile getirdiğini, ona yardım ettiğini sanır ama gerçekte kendi yalnızlığını ve mutsuzluğunu karşılamaya çalışmaktadır.

Aşırı korumacı bir yaklaşım, çocuğun kendi kendini yöneten bir birey olmasını engeller, sosyal gelişimine ket vurur, doyumsuz ve bağımlı bir kişi olmasına neden olur.

Aşırı Serbest Bırakma

Genellikle orta yaşın üzerinde çocuk sahibi olan ailelerde, güç çocuk sahibi olan ailelerde, kalabalık akraba ortamına sahip olan ailelerde, kendi çocukluğunda aşırı baskıcı bir ortamda yaşadığı için tam tersi bir tutumla çocuğunu aşırı serbest bırakan ebeveynlerden oluşan ailelerde, çocuklarıyla yakından ilgilenen ve özgürlüğü bir değer olarak yücelten, bu nedenle de çocuğa sınır koymayı olumsuz olarak gören ailelerde, aşırılım kaygılı anne ya da babanın oluşturduğu ailelerde, çocuklarına karşı kendilerini fazla sorumlu hissetmeyen, ilgisiz anne babalardan oluşan ailelerde çocuğu aşırı derecede serbest bırakan bir yetiştirme davranışına sıkça rastlanır.

Çocuğun abartılmış bir serbest bırakılma ile büyüyor olması, onun doyumsuz bir birey olmasına neden olabilir. Bu tip ailelerde büyüyen çocuklar, anne babalarına hükmederler ve onlara çok az saygı gösterirler. Sürekli dikkat çekmek isterler. Kendilerine hizmet edilmesini isterler. Böyle çocuklar ev içinde ve dışında çok zayıf bir sosyal uyum gösterirler. Her isteklerinin yapılmasına alışan çocuklar, okuldaki kurallar ve sınırlamalar karşısında hayal kırıklığına uğrarlar ve ortama uyum sağlamaları güçleşir.

Güven Verici ve Hoşgörülü Tutum

Anne babanın çocuklarına karşı hoşgörü sahibi olmaları çocukların bazı kısıtlamalar dışında, arzuladıklarını istedikleri biçimde gerçekleştirmelerine izin vermeleri anlamına gelir. Anne babanın hoşgörüsünün normal düzeyde olması, çocuğun kendine güvenen, yaratıcı, sosyal bir birey olmasına yardım eder.

Böyle bir tutumda, evde kabul edilen ve edilmeyen davranışların sınırları bellidir. Bu sınırlar içinde çocuk özgürdür. Söz hakkı vardır. Sevgi ve teşvik görür. Böyle bir ortamda çocuk girişim yeteneğine sahip olur. Özgüvenini kazanır ve kendi kendine karar verip sorumluluk taşımasını öğrenir.

Reddetme

Reddetme, bir anlamda çocuğun bedensel ve ruhsal gereksinimlerini karşılamayı aksatarak ona düşmanca duygular beslemek şeklinde tanımlanabilir. Bu ortamdaki çocuk, yardım duygusundan uzak, sinirli, duygusal kırıklıkları olan, diğerlerine özellikle kendinden küçük ve zayıf olanlara karşı düşmanca duygulara sahip bireyler olabilir.
Çocuğun reddedilmesi açık ya da üstü kapalı bir biçimde gerçekleştirebilir. Ancak reddetmenin başlıca belirtileri; çocuğun hırçın davranması, azar, dayak ya da diğer cezaları gereksiz yere uygulama, ilgisizlik, çocuğu terk etme ya da başka bir yere gönderme tehditleri ve çocuğu kötü sıfatlarla çağırma biçiminde görülür. Bu gibi koşullarda yetişen çocuklar normal çocukların canlılığından yoksundur, sevgisizlikten kaynaklanan ilgiye aşırı düşkünlük içindedirler.

Anne babanın çocuktan beklentileri gerçekçi olmalı, çocuğun yeteneklerini aşmamalı, duygusal dünyasında bir zorlama yaratmamalıdır.

Aşırı Baskıcı ve Otoriter Tutum

Baskı altında tutma, otoritenin ve disipline etmenin çocuk üzerinde aşırı şekilde uygulanmasıdır. Bu tavır, çocuğun davranışlarına sürekli karışan, her hareketini eleştiren, sürekli düzeltmeler yapan, suçlayan, cezalandıran ebeveyn tavrıdır. Bu tür ailelerde çocuğun yaptığı her şey göze batar ve çocuk sürekli ceza görür. Evde kararları alan kişi ya da kişiler çocuğun tercihlerini dikkate almazlar. Kararlara koşulsuz uyma zorunluluğu vardır. Çocuk korktuğu için düşüncelerini paylaşamaz. Evde söz hakkı yoktur.

Çocukta sık sık hastalık işaretleri görülür. Baş ağrısı, karın ağrısı, mide bulantısı gibi tepileri sıkılıkla gözleyebiliriz. Ceza almaktan korktuğu için yalan söyleme eğilimi fazladır. Bu çocuklar sonraki yaşamlarında olumsuz ve itaatsiz ya da otorite karşısında pasif, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edemeyen bir kişilik geliştirebilirler. Aşırı mükemmelcidirler. Yönetici görevi aldıklarında, diğer kişileri ezen, amirlerine karşı ise aşırı itaatkar davranışlar sergilerler.

Dengesiz ve Tutarsız Tutum

Bu davranış modelini sergileyen ailelerde tutarsızlık söz konusudur. Çocuğun bir davranışı bazen çok sert bir tepki alabilirken, bazen olumlu karşılanabilir. Bu tutum çocuğun gelişimini olumsuz etkiler. Çocuk ne zaman, nerede, ne yapacağını bilemez. Kendine ve çevresine güven duymaz ve tutarlı bir kişilik geliştiremez.

Kabul Etme

Kabul etme, reddetme davranışının karşıtıdır. Anne babanın kabulü, çocuğu sevgi ve sevecenlikle ele alması şeklinde davranışa yansır. Kabul edilen çocuk genellikle sosyalleşmiş, iş birliğine hazır, arkadaş canlısı, duygusal açıdan dengeli ve mutlu bir bireydir.

Kendine Güvenen Anne Babalar

Anne babanın kendine güvenli hali, çocuğun da kendini güvende hissetmesine yol açar. Kendine güvenen çocuk ise sosyal ilişkilerde daha uyumlu, yaratıcı ve akademik görevlerde başarılı olabilir.

Güvensiz Anne Babalar

Çocuk yetiştirme konusunda güvensiz anne babalar, hata yapmaktan korkan ve hata yaptıklarında çocuklarına çok büyük zararlar verebileceklerine inanan anne babalardır. Anne baba olmayı çok zor bir görev olarak algılarlar. Bu gibi anne babaların çocukları da güvensiz ve istikrarsız davranışlar sergilerler.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anne-Baba ve Çocuk İlişkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     24 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Havva BAYAR Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR
Adana
Uzman Psikolojik Danışman
Bireysel Terapi, Aile Terapisi, Çocuk ve Ergen Terapisi, Cinsel Terapi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'ın Yazıları
► Anne Baba İlişkisi ve Çocuk Psk.Merve TUNAY DÜNYA
► Başarılı Anne-Baba-Çocuk İlişkisi Psk.Gülçin DÖNMEZ FİDAN
► Baba Çocuk İlişkisi Psk.Bilge AYGÜN
► Baba Çocuk İlişkisi ÇOK OKUNUYOR Psk.Serap DUYGULU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,480 uzman makalesi arasında 'Anne-Baba ve Çocuk İlişkisi' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Utangaç Çocuklar Mayıs 2017
► Yeme Bozuklukları Aralık 2016
◊ Sınav Kaygısı Şubat 2017
◊ Boşanma ve Eşler Ocak 2017
◊ Çocuklukta İstismar Aralık 2016
◊ Çalışan Anne Olmak Aralık 2016
◊ Depresyon Aralık 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:33
Top