2007'den Bugüne 89,667 Tavsiye, 27,642 Uzman ve 19,668 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Madde Kullanım Öyküsü Olan ve Çeşitli İstismarlara (Ruhsal, Fiziksel, Cinsel) Maruz Kalmış Çocuklarda Psikolojik Desteğin Önemi
MAKALE #14839 © Yazan Uzm.Psk.İlayda ÇEVİRİCİ YENİGÜN | Yayın Mayıs 2015 | 2,819 Okuyucu
MADDE KULLANIM ÖYKÜSÜ OLAN VE ÇEŞİTLİ İSTİSMARLARA (RUHSAL, FİZİKSEL, CİNSEL) MARUZ KALMIŞ ÇOCUKLARDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ

UZMAN PSİKOLOG UZMAN KLİNİK PSİKOLOG
AİLE DANIŞMANI İLAYDA ÇEVİRİCİ
SEMA BALIK OKUTAN

Türk toplumunda istismara uğrayan bireyler, kendilerini suçlu hissedip, durumlarından utanıp bu durumu anlatmaktan kaçındıkları için, günümüzde istismar olgularına çok fazla ulaşılamamaktadır. Bunun altında yatan en önemli dinamiğin, bireylerin aile kurumunu koruma psikolojisi içerisindeki oldukları, toplum tarafından onaylanma ihtiyaçlarının zedelenmemesi için bu durumu konuşmaktan kaçındıkları düşünülmektedir. Ulaşılan bireylerde de kendilerini değersiz, suçlu hissettikleri gözlemlenmiştir. Bazı olgularda olayın sorumlusu olarak kendilerini gösterme eğiliminde oldukları dikkat çekmiştir.
Gözlemlenen olgular sonucunda, aile yapılarının kopuk, parçalanmış ve destekleyici aileden uzak yapıda aileler oldukları görülmüştür. Özellikle aile dışı istismarlarda, çocukların aile içinde kuramadıkları ilişkileri, çevredeki kişilere aktardıkları görülmektedir. Fakat aradıkları destekleyici ilişkiyi çoğu zaman sağlam temeller kurarak oluşturmadıklarından, çevrelerinde kurdukları ilişkiden de dışlanıp, sürekli destekleyici ilişki içerisinde oldukları dikkat çekmiştir. Sıklıkla terapilerinde güven ilişkisi kavramı bağlamında yalnızlıktan şikayet, onaylanma ihtiyacı, sevgi arayışı, değersizliğe vurgu yaptıkları dikkat çeker niteliktedir.
Madde kullanım öyküsü olan çocukların maddeyi bir kurtuluş, sorunlarını unutma, onlardan kaçış gibi gördükleri için kullandıkları düşünülmektedir. Gözlemler sonucunda madde kullanımının, çocuğun ailesi içerisinde çoğunlukla anlaşılmadığı, şiddete maruz kaldığı, istismara uğradığı (duygusal, fiziksel, cinsel), ailesiyle kaliteli zaman geçiremediği, desteklenmediği için kendini bir gruba dahil ederek, ‘ait olma ihtiyacı’ içerisinde madde partileri (kova yapma deyimi ) yaptığı gözlemlenmiştir. Ait olma ihtiyacı aile içerisinde desteklenmediği için, bu tür gruplarca desteklendiği algısı oluşmaktadır.
PROBLEM
Madde Kullanım Öyküsü olan ve istismar (ruhsal, fiziksel, cinsel) öyküsü olan çocuklarda iyileşme süreci olarak psikoterapinin etkisi var mıdır?
Araştırma: İstanbul’un çeşitli ilçelerinde devlet koruması altında bulunan; 13-18 yaş arası istismarın çeşitli tiplerine maruz kalmış, madde kullanım deneyimi bulunan, kız çocuklarının bilişsel, fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimlerinin desteklenerek; yaşadıkları travmaların etkilerinin giderilmesi, sosyal dışlanmanın, yoksunluklarının yok edilmesi bağlamında iki uzman psikolog ile teröpatik süreç başlamış, uzman psikiyatristten her hafta düzenli olarak, destek alınmıştır. Araştırmadaki çocuklarının çoğunluğu cinsel istismara maruz kaldığından, istismarın daha çok bu boyutu ele alınmıştır.
Psikologlar terapötik süreci süpervizyon eşliğinde yürütmüşlerdir.
Araştırma sonucunda görüşülen çocukların psikolojik iyileşme gösterdikleri görülmüştür. Psikolojik desteğin öneminin vurgulanarak, bu duruma maruz kalan diğer çocuklara da çare olunması amaçlanmıştır.
MADDE KULLANIMI ve BAĞIMLILIK
Bağımlılık; herhangi bir şeye (kişiye, düşünceye, nesneye) olan gereğinden fazla bağlanma, kopamama, ayrılamama durumudur. Kontrol edilemeyen her davranış, düşünce, duygudur. Bağımlılık beyin yapısını bozar ve kişiye içinde bulunduğu durum normal gelir.
Toplum olarak bilmemiz gereken en önemli şey; bağımlılığın kronik bir hastalık olduğu ve bağımlı olan bireylere ötekileştirmeden yaklaşmaktır.
Bağımlılığın biyolojik, sosyal ve psikolojik yönü vardır. Bunlar birbirinden ayrı düşünülmemelidir. Psikolojik bağımlılık her bağımlılıkta olan bir şeydir ve fiziksel bağımlılıktan ayrı düşünülemez. Çünkü; psikolojimizde fizyolojimizle alakalıdır.

ENSEST
Ensest geleneksel olarak biyolojik olarak akrabalığı olan aile bireyleri arasındaki ilişki olarak değerlendirilmektedir.
Cinsel istismarın ne olduğunu anlamadan ensest ilişkiyi anlayabilmek mümkün değildir. O yüzden, önce cinsel istismarı tanımlayarak ve ne olduğunu anlatarak konuya girelim. Böylelikle konunun bütün olarak algılanacağını düşünmekteyiz.
Olgunlaşmamış çocukların anlamadan kendileri istemeden cinsel ilişkide kullanılmaları kısaca cinsel istismarı tanımlamaktadır.
En önemli noktalardan biri, cinsel istismar hasarlarının daha çok psikolojik olduğudur. Bu nedenle de psikolojik hasarların tanımlanması da daha güçtür. Fiziksel istismardan farklı olarak, kurbanın da cinsel faaliyette rol almasının bu olayların dinamiğinde önemli olduğu görülmektedir.
AİLE PROBLEMLERİ VE FONKSİYON BOZUKLUKLARI
Aile içerisinde problemlerin oluşması doğal bir süreçtir. Fakat sağlıklı aile yapısında çözüm üretilip, sorunların üstesinden gelinmektedir. Ancak problemlerini çözemeyen ailelerin fonksiyonları durur.
Temel görevlerin tam olarak yerine getirilmemesi durumu aile bireylerine besin, barınak, koruma ve eğitim sağlayamaması şeklinde ortaya çıkar.
Çocuk ergenlik çağına eriştiğinde, bazı ebeveynler gelişimsel dönüm noktaları konusunda problem yaşarlar. Bir çocuğun doğumu, iki yaş civarında yaşadığı özerklik elde etme çabaları, çocuğun okula başlaması hep ailenin dengesini değiştirme ve problem yaratma potansiyeline sahiptir. Kriz durumları da ailenin başa çıkma yeteneğini zorlayabilir.
İSTİSMARIN OLUŞMASINDAKİ ETMENLER
· Aile ortamının özellikleri.
· Sosyal ve psikiyatrik faktörler.
Ensest ilişki görülen ailelerde diğer ailelerden farklı olarak, anne ve babanın bazı özellikleri olduğu görülmektedir; alkolizim, akıl hastalığı veya uyuşturucu kullanan anne-baba, şiddet içeren davranışların yer aldığı bir geçmişe sahip anne-baba, düşük sosyoekonomik gelir düzeyin etkili olduğu düşünülmüştür.
Betimleyici birçok çalışma, ensestin bozulmuş aile yapısını bir işareti olduğu üzerinde görüş birliği içindedir.
Ensest olgularındaki aile araştırmalarında anne baba arasındaki ilişkinin doyurucu olmadığı düşünülmektedir. Söz konusu olan henüz çok genç bir insanın özerkliğinin, güveninin ve haklarının çiğnenmesidir. Ebeveyn baskısının etkin olduğu evlerde bir yetişkinin bir çocuğu istismar etmesi oldukça kolaydır. Kardeşler arasındaki ensest ergenlerin yaklaşık aynı yapılarda olmaları nedeniyle birbirlerine yaklaşımları kendilerine daha doğal gelmektedir. Özellikle çevresiyle sosyal ilişkileri zayıf olan çocuklar aile içinde, yaşıtı kardeşleriyle ilişkiye girme yoluyla arayışlara girebilmektedirler. Ensest, genellikle gençlerin cinsel farklılıkları araştırmaya ve bunun yol açtığı cinsel ilişkiye yönelten merak ve araştırma hevesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
Psikiyatrik faktörler şeklinde tanımlanabilen alkolizm, madde bağımlılığı, akıl hastalıkları ve kişilik bozuklukları ile düşük hafıza düzeyinin, ensest olgusunun görülme riskini arttırıcı birer faktör olarak bilinmektedir. Ensest faili babalarda görünürde herhangi bir ruhsal hastalıktan bahsetmek mümkün değildir. Yapılan bir çalışmada birkaç ensestçi babanın psiko-organik hastalık ve nevroz belirtileri gösterdiği; psikopatik kişilik yapısı, gelişigüzel bir cinsel yaşam ile çocukları birer nesne olarak gören ve şiddet kullanmaktan çekinmeyen bireyler olduğu görülmüştür. Yapılan çalışmalara göre, ensestçi babaların alkolik olma olasılığı yüksektir. Ayık olduğunda davranışları normal görünen ama alkol veya madde aldığında oldukça ilkel davranan bir insan olabilmektedir. Baba duygusal açıdan ailenin ihtiyaçlarını doyuramamakta bununla birlikte işinde ve toplumsal ilişkilerinde çok becerikli görünmektedir. Çoğu kontrolcü, baskın kişilik yapısındadır. Aslında bu baskın maskenin altında paranoid korkular ve cinsel saplantılarla yüklü bir kişiliğin hüküm sürdüğü düşünülmektedir. Birçoğunun cinsel saplantıları ve görünürdeki davranışları cinsellikle yüklü olmasına karşın birçoğunun ne cinsel bilgisi ne de uyumu vardır. Bu babanın karısının yetişkin cinsel rolünün reddetmesine karşılık reaksiyonu, genellikle ben-merkezci, düşmancıl ve şaşkınlık doludur. Ensest ilişkinin yaşandığı ailelerde en son psikiyatrik bir hastalığa sahip olduğu görülmektedir. Bu annelerin tıbbi bir dayanağı olmayan fiziksel problemlerinin olduğu ve yıllardır pasif-bağımlı rolünü oynadığı saptanmıştır.
MADDE KULLANIMI ve İSTİASMAR ÖYKÜSÜ OLAN ÇOCUKLARA PSİKOLOJİK DESTEK NASIL OLMALIDIR?
Aile veya bakım veren kişilerin;
Herhangi kesin bir bilgi yokken sadece şüphe ediyorsa; ebeveynler çocuklarla çatışmaya girmemeli, yapıcı konuşmalar yapılmalı, kaygılar, korkular, üzüntüler paylaşılmalı, sorunlar dinlenmeli, gerekli görüldüğünde geç kalmadan uzmana başvurulmalıdır.
Ailenin gencin madde kullanımına ilişkin kesin bilgisi varsa; açıkça konuşulmalı, üzüntü, kaygı, korkular paylaşılmalı, bağımlı olduğunu ve bunun tehlikeli olduğu konusunu dayatmamalı, aşırı ilgi, sevgi, şefkat göstermemeli, profesyonel yardım sağlanmalı, aile bireyleri için de psikolojik destek sağlanmalıdır.
Aile ilişkileri kişinin toplumsal yaşamının belirlenmesinde öncül bir rol oynar. Ailenin çocuk yetiştirme tutumuna ait özelliklerin, kişinin bağımlılık davranışını edinmesinde önemli bir etkendir.
İstismar fark edilir edilmez çocuğa terapi olanağının sağlanması uygun olmakla birlikte, çoğu olgunun ihbar edilmemesi nedeniyle, bu oldukça zor olmaktadır. Bir çocuğun mahkemeye başvurup, olayı ihbar etmek zorunda kalması ve ailenin bir üyesinin cezalandırıldığını görmesi son derece rahatsız edici bir durumdur. Destekleyici terapinin bu aşama da gerekli olduğu açıktır. Hassas ilişki ve etkileşimlerin, rahat ve sakin bir ortamda ve anlayışlı bir gözlemcinin önünde tartışılmasını sağlaması açısından, aile terapisi istismarla başa çıkma konusunda iyi bir yöntemdir. Aile terapisinin yanı sıra bireysel terapiye de ihtiyaç duyulmaktadır. Sorunun nedeni azalmış özgüven olabilir. Bu durumda çocuğun birey olarak daha etkin olabilmesi için destekleyici terapiye ve sosyal beceri eğitimine gereksinimi olabilir. Psikolojik destek çocuğun duygularının açığa çıkarılması, travma sonrası karşılaşılan suçluluk düşünceleri gibi hayatı zorlaştıran duygu ve düşüncelerin değişmesini sağlayabilir, ayrıca kişiler olanların kendi hataları olmadığını görebilirler.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Madde Kullanım Öyküsü Olan ve Çeşitli İstismarlara (Ruhsal, Fiziksel, Cinsel) Maruz Kalmış Çocuklarda Psikolojik Desteğin Önemi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.İlayda ÇEVİRİCİ YENİGÜN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.İlayda ÇEVİRİCİ YENİGÜN'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.İlayda ÇEVİRİCİ YENİGÜN'ün Yazıları
► Madde Kullanım Bozukluğu Dr.Psk.Hale Nur KILIÇ MEMUR
► Alkol ve Madde Kullanım Bozuklukları Psk.Bayram ŞİMŞEK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,668 uzman makalesi arasında 'Madde Kullanım Öyküsü Olan ve Çeşitli İstismarlara (Ruhsal, Fiziksel, Cinsel) Maruz Kalmış Çocuklarda Psikolojik Desteğin Önemi' başlığıyla benzeşen toplam 29 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aile Danışmanlığı Ekim 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:26
Top