2007'den Bugüne 76,251 Tavsiye, 24,882 Uzman ve 17,107 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kekelemekten Korkup Kaçmak ya da Kontrolü Ele Alıp Yaşamı Kucaklamak
MAKALE #17652 © Yazan Uzm.Psk.Dilek F. GÜNDÜZ | Yayın Aralık 2016 | 1,286 Okuyucu
“Kekemeliğini kabul etme” ifadesi size neler hissettiriyor?

Hem kişisel deneyimlemelerim hem de danışanlarımla yaptığım çalışmalarda çok sık gözlemlediğim önemli konulardan birisi; hoşlanmadığımız özelliklerimizi, eksikliklerimizi “kabul” etmede gösterdiğimiz direnç; değişime dirençtir. Bazen öyle fazla olur ki çözüm önerileri gündemde barınamaz bile. Olan biten bir nevi çözümü görmekten çok soruna takılı kalmak, döngüyü tekrar edip durmaktır. Getirisi var mıdır peki? İç açıcı olmasa da elbette var. Kimi zaman en hafifinden kızgınlıkla başlayıp öfke nöbetlerine yolculuk, değersizlik duyguları, kendine acıma, diğer insanları anlayışsızlık ve/veya ihmalkârlıkla suçlama, kaygı, iletişim sorunları vb, liste uzar gider.

Kekeleyen bireylerin bir kısmında hâkim olan söylem bir inkar şeklindedir “Benimki kekemelik değil, bazen arada bir tutukluk yaşıyorum o kadar, başkaları gibi kekeleyerek tekrarlayarak konuşmuyorum” derler. Çoğunluğu oluşturan kesimde biraz daha farklılaşabilir bu söylem “Ben kabul ediyorum böyle bir sorunum var benim, kekeliyorum işte nasıl kabul etmem herkes görüyor, fark ediyordur herhalde” şeklinde olur ve sadece bilinç düzeyinde sorunun varlığını kabul ediyorlardır. Bu ifade etme biçimi duygu boyutunda sorunun kabul edildiği anlamına geliyor mu? Maalesef hayır.

Peki, duygu olarak kekemeliği reddetmenin (sürekli gizlemeye çalışmak ve bunun uğruna her şeyi yapmak olarak düşünebilirsiniz) ve kabullenmeme ısrarımızın nelere mal olduğunun ne kadar farkındayız? Ödenen bedel sorunun kabulünden çok daha ağır olmasın sakın!

“Ama ben bunu nasıl kabullenebilirim, kekemelik hayatımı cehennem azabına çeviriyor. İnsanlardan kaçar oldum. Berbat durumdayım. Okul bitti/bitiyor, iş bulmak ayrı sorun. Hadi iş buldun çalıştın diyelim. O iş benim sevdiğim istediğim iş olmayacaktır büyük ihtimalle.….”

Sorunu kabul ettiğinizde ve bu konuda açık olduğunuzda ne pes ediyor ne de yenik düşüyor olursunuz sadece çözüm ve baş etmede ya da kontrolü ele alma yolunda önünüzü açmış olursunuz. Bu da eski tutumlarınıza veda edip yeni ve işlevsel olanlarıyla yolunuza devam etmeniz anlamına geliyor.

Kekemelik kontrolü eğitimlerinde/terapilerde öncelik; kendinizi tanımak ve sorununuzun tüm özelliklerini öğrenmek olduğunda yardım sürecinizi çok daha sağlam bir zeminde yürütme imkanı elde edebilirsiniz. Aslında buna “Farkındalık” ve “İç görü” geliştirme de diyebiliriz. Nerede ne yaptığımızı fark etme ve neyi niçin hissettiğimizle ilgili iç görü geliştirme.

“Ben kendimi tanıyorum zaten, en çok yabancılarla kekeliyorum, strese girdiğimde çok takılıyorum” diyebilir veya benzeri cümleler kurabilirsiniz.. Elbette sorununuzun arttığı belli başlı durumlar vardır. Bunu bilirsiniz ancak söz konusu durumları yaşarken bende neler oluyor? Ne hissediyorum? Hislerimin kaynak noktası, dinamiği ne? Zihnimden neler geçiyor? Öncesinde sonrasında ne yaşıyorum? Geçmişte konuşma deneyimlerimde böyle hissettiğim travmatik yaşantılarım oldu mu? Bedenime neler oluyor? Kalbim mi çarpıyor? Ateş mi basıyor? Nefesim mi daralıyor?. Bu kaygımın anlamı ne? Konuşmam nasıl oluyor? Bunlara. onlarcasını eklemek mümkün.

Tekrar vurgulamakta yarar görüyorum. Kekemelik belli başlı şekillerde gözlenir (tekrarlar, uzatmalar, bloklar) ancak şiddet, ikincil belirtiler, kaçınma, kaygı, korku miktarları ve nedensellikleri (eski olumsuz deneyimlerle bağlantısı), sorunu algılama, anlam yükleme biçimleri kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Bu çok normaldir. Her insan duygulanım, davranış ve düşünce olarak kendine özgüdür. Yetişme tarzı, ailevi koşulları, aile içi iletişimleri, yakın çevrenin bu soruna bakışı ve anlamlandırma biçimleri, beklentileri farklı farklıdır. Bu yüzden de kekemeliğin kontrol altına alınma sürecinde bireyin yaşadığı sorunların dinamiğini görerek, sorunun alt katmanlardaki kaynağını ortaya çıkararak dönüştürmeye yarayacak çalışmalar yapılması yararlı olacaktır.

Akıcılığa odaklanarak, bir takım konuşma tekniklerini uygulamaya zorlamak kalıcı bir yarar sağlamayacağı gibi bireyin sorununu algılama biçimini çok daha olumsuz bir noktaya getirebilir.

Duygu geçişleri çok fazla olan bireyle duygulanımı daha az dalgalanma gösteren birisinin terapi süreçlerinin farklı olması kaçınılmazdır. Bir danışan için deneyimlenmesi ve uygulaması nispeten daha kolay sayılabilecek bir çalışma başka bir danışana başlangıçta pek uygun olmayacaktır. O zaman öncelik bireyin bunu yapabilmeye hazır hissetmesi için duygusal yönden güçlenmesinin desteklenmesi olacaktır. Aksi halde yapamıyor olmak ya da yapamayacağını hissetmek sorununu baş edilemez bir problem gibi algılamasına neden olabilir. Sorununu yoğun bir biçimde yaşamasının asıl kaynağı da yine duygu olarak bulunduğu nokta değil midir zaten?

Yazıyı bitirirken bir kez daha vurgulamakta yarar görüyorum. Yetişkinlerde kekemelik kontrol altına alınabilen bir sorundur. Kontrol altına almayı öğrenmek ve bunu sürdürüp içselleştirmek uzun zaman alır, sabır gerektirir. Belki onlarca yıldır yol arkadaşlığınızı yapmış bir sorunu ve getirdiği diğer olumsuzlukları iki haftada, birkaç ayda söküp atmak olası değildir. İhtiyaçlarınıza uygun iyi bir terapi süreciyle kekemelik sıfırlanmasa da kontrol sizin elinize geçerek, hayatınızı ve seçimlerinizi etkilemeyecek düzeye getirilebilir.

Sağlıklı günler dilerim.
Psk. Dilek F. GÜNDÜZ





     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler  
► Başarmak Nefes Alıp Vermektir ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Mehmet POLATOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,107 uzman makalesi arasında 'Kekelemekten Korkup Kaçmak ya da Kontrolü Ele Alıp Yaşamı Kucaklamak' başlığıyla benzeşen toplam 32 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
 
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:38
Top