Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Dil Bağı, Dudak Bağı ve Tedavisi
MAKALE #18208 © Yazan Dr.Dt. Cansu UZUN | Yayın Nisan 2017 | 432 Okuyucu
Dil bağı ya da yapışık dil olarak bilinen ankiloglossi, dilin ağız tabanına kısa ve kalın bir bantla bağlanmış olduğu ve dilin hareketlerinin kısıtlanmasına neden olabilen, nedeni tam olarak bilinmeyen konjenital bir anomalidir. Tek başına görülebildiği gibi bazı sendromlarla birlikte de görülebilmektedir (Ehler Danlos Sendromu, Epidermolizis Bülloza gibi). Erkeklerde kadınlara göre daha fazla görülmektedir.

Dilin ağız tabanına tamamen yapışık olduğu ciddi durumlar olabildiği gibi, herhangi bir sıkıntı ve kısıtlılık yaratmadığı, asemptomatik olduğu durumlar da olabilir. Dil bağı (ankiloglossi) bazen yaşla birlikte gerileyebilmektedir.

Yeni doğanlarda dil hareket ettirilemediği için emme ve beslenme problemlerine neden olabilen dil bağı; daha ileri yaşlarda konuşma bozukluklarına, alt ön dişlerin arasının açılmasına, alt ön dişlerin arkasında diş eti çekilmesine ve periodontal problemlere neden olabilmektedir.

Dil bağının kısa ya da kalın olduğu durumlarda genellikle dilde hareket kısıtlılığı görülmekte ve dil dışarı çıkarılırken dil ucu “kalp” ya da “v” şeklini almaktadır. Daha ileri durumlarda, dil damağa doğru yukarı kaldırılamayabilir, dışarı çıkarılamayabilir ve kişi dudaklarını yalayamayabilir.

Tanı koymak için kullanılan pek çok yöntem vardır. Muayene sırasında dilin hareket kısıtlılığı göz önüne alınmakta, konuşma değerlendirilmekte ve bazı harfler kontrol edilmektedir. Söylenmekte en çok zorlanılan harfler genellikle “s” ve “r” harfleridir. Ayrıca alt ön dişlerin arasında boşluk olup olmadığına ve diş eti çekilmesi olup olmadığına bakılmakta, dişler ve çevre dokular kontrol edilmektedir. Yeni doğanlarda ise bebeğin ağız ve dil yapısı muayene edilmektedir.

Dil bağının tedavi edilmesinde en büyük etken konuşma bozukluklarıdır ve vakaların büyük çoğunluğunda tedavi sonrasında konuşma düzelmektedir. Tedavi öncesi ve sonrasında yapılması önerilen egzersizler ile konforlu bir şekilde iyileşme olmaktadır.
Dil bağının tedavisi ise, cerrahi olarak bağın kesilmesi ya da lazerle dokunun kaldırılması şeklindedir. Cerrahi olarak bağın tamamı ya da bir kısmı alınabilir ya da dil serbestleştirilebilir. Frenektomi, bağın tamamının alınması işlemidir.
Lazer ile tedavisinde ise anesteziye ihtiyaç duyulmadan, sadece topikal anesteziyle ağrısız ve kanamasız bir şekilde doku alınabilmektedir ve işlem sonrasında dikiş atılmasına gerek olmamaktadır.

Lazerle tedavi geleneksel yöntemlere göre daha konforludur, tedavi sırasında ve sonrasında daha az ağrı ve daha az beslenme ve daha az konuşma komplikasyonları görülmektedir. İyileşme de geleneksel yöntemlere göre daha hızlı bir şekilde olmaktadır.
Amerikan Pediatri Derneği, dil bağının kısa, kalın ya da yapışık olduğu fark edildikten sonra en kısa zamanda alınmasını önermektedir. Böylece dilde yapısal değişiklikler, beslenme ve yutma problemleri, diş ve diş eti problemleri, konuşma problemleri ortaya çıkmadan ya da ciddileşmeden önlenebilmektedir. Dil bağının alınması için herhangi bir yaşı beklemeye gerek yoktur.

Dudak bağı (dudak frenulumu), dil bağı gibi herkeste bulunmaktadır ve dudağın diş etine tutunduğu yumuşak doku bağlantısıdır. Bazen kalın bir bant şeklinde olabilen bu bağlantılar üst ön dişlerin arasında boşluk kalmasına, diş eti çekilmesine ve periodontal problemlere neden olabilmektedir. Dudak bağının kalın ve bant şeklinde olması genellikle genetiktir.

Tedavisi, dil bağı tedavisinde olduğu gibi cerrahi olarak bağın kesilmesi ya da lazerle dokunun kaldırılması şeklinde olmaktadır. Lazer konforlu, ağrısız, kanamasız ve çabuk iyileşme gibi avantajlarından dolayı günümüzde sıklıkla tercih edilmektedir. Dudak frenulumunun alınması için genellikle daimi üst köpek dişlerinin çıkması beklenmektedir. Üst ön dişler arasındaki boşluk köpek dişlerinin sürmesine rağmen kapanmadıysa o zaman bağın alınmasına kesin olarak karar verilmektedir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Dil Bağı, Dudak Bağı ve Tedavisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Dt. Cansu UZUN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Dt. Cansu UZUN'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Dt. Cansu UZUN'un Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,479 uzman makalesi arasında 'Dil Bağı, Dudak Bağı ve Tedavisi' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Erken Çürük Tedavisi Kasım 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:14
Top