1997'den Bugüne 73,127 Tavsiye, 24,343 Uzman ve 16,574 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Evlilik Sorunları / Atıflar (Çıkarımlar)
MAKALE #18778 © Yazan Psk.Berat Onur TAŞBAŞI | Yayın Eylül 2017 | 117 Okuyucu
Her insan doğada meydana gelen çoğu olayın açıklamasını bilmek ister. Bazıları bilmedikleri bu olayları bilim insanları gibi aktif şekilde araştırıp öğrenirken bazıları farkında olmadan cevaplara sahip olduğunu düşünür. Kusursuz derecede işleyen ve milyarlarca sinir hücresine sahip beynimiz her gün karşılaştığımız bazı durumlar karşısında sebep sonuç ilişkisi kurar ve biz bunların farkına varamayız. Aslen bu durumun bir çok evrimsel avantajı da mevcuttur.

Örneğin normal şartlar altında her gün işe ya da alışverişe giderken hangi yoldan gideceğinizi düşünür müsünüz? İşten eve dönerken hangi sokaktan sağa döneceğimizi, kavşağa geldiğimizde kaçıncı çıkıştan çıkacağımızı düşünüyor musunuz? Tabi ki hayır. Beynimiz bizim yerimize sıklıkla yaptığımız davranışlarımızı sık kullanılanlar klasörü içerisinde muhafaza eder ve her seferinde yeniden düşünüp belleği meşgul etmektense o davranış kalıbını tuttuğu klasör içerisinden çıkararak süreci hafifletir ve hızlandırır.
İnsanoğlu davranışların da sebebini merak ediyor. Az önce bahsettiğim gibi eğer her gün karşılaşılan bir davranış görürsek sorun yok. Beynimizin o davranış ya da olaylar karşısında sık kullanılanlar klasörü içerisinden uygun davranışı bulup getirdiğini öğrendik.
Peki ya sebebini bilmediğimiz ya da evvelce karşılaşmadığımız bir davranış görürsek ne oluyor bunu hiç düşündünüz mü?

Davranışlar karşısında şaşırıyoruz, kendimizce çıkarımlar yapıyoruz. Çünkü sebebini bilmediğimiz, açıklayamadığız davranışlar karşısında huzursuz ve savunmasız hissediyoruz. Bu huzursuzluk beynimizi kemirdikçe daha da strese giriyor ve en sonunda kendimizce bir açıklama getiriyoruz. Bu sefer de başlıyoruz bu açıklamanın doğruluğunu kontrol etmeye.

Evlilik hayatında da çiftler tabiatları gereği anlamlandıramadığı ya da öncesinde karşılaşmadığı olayların gerçek sebebini bulamıyorsa kendince anlamlandırma çabası içerisine giriyorlar. İşte konu başlığımız olan evlilik sorunları tam da burada devreye giriyor. Bir örnek üzerinden bakacak olursak;

Kemal Bey ve Figen Hanım 6 yıldır evli. Çocukları henüz yok ve çocuk sahibi olmayı düşünüyorlar. Ancak özellikle Figen Hanımın çocuk yapma konusunda tereddütleri mevcut çünkü kendi ifadesi ile "evliliklerinin genel durumu iyi giderken bazı anlaşmazsızlıklar ve tartışmalar" yaşıyorlar. Bu durum üzerine de bize başvuruyorlar. Kemal Bey ve Figen Hanım tartışmalarının başlıca sebeplerini diğerinin "bencilliği" olduğunu düşünüyor. Görüşmelerin ileri dakikalarında anlaşıldığı üzere eşler diğer eşin anlamlandıramadığı davranışlarını kendince yorumlayıp çıkarımlarda bulunuyor. Ancak diğerinin davranışları hakkında çıkarım yapma davranışları Figen Hanım ve Kemal beyin evlenmeden önceki 3 sene flört dönemi ile birlikte 9 yıldır devam ettiği için artık bu çıkarımlara o kadar inanılmış ki eşler bir diğerinin kişilik özelliği olduğunu düşünüyor. Seans odasına gelen bir örnek şu şekilde;

Figen Hanım işten geldiği bir gün eşinden bir gün önce istediği bir işin yapıladığını görünce bu durumu Kemal beyin (kendi ifadesi ile) "tembelliğine" yorarak büyük bir tartışmanın fitili alevlemiş. Ancak Kemal Bey durumun bu şekilde olmadığını savunsa da Figen Hanım bu durumun "bir değil iki değil, yıllardır Kemal'in böyle tembel" olduğu söylüyor.

Görüşmenin ileriki haftalarında ortaya çıktığı üzere eşlerden biri diğerinin yaptığı hatalı davranışları anlamlandıramadığında kendince bunun sebebini farkında olmadan anlamlandırmaya çalışıyor. Figen Hanım, eşinin "tembel" olarak atfettiği davranışları ilk gördüğü zamanlardaki hatıraları kurcalandığında muhtemelen eşinin (hangi sebepten ötürüdür bilinmez) isteğini yerine getirmemesini en iyi "tembellik" sıfatının açıkladığına dair güçlü bir inancı ortaya çıkacaktır.

Burada açıklamadan geçemeyeceğim insanın ruhsal yapısının bir iyi bir de kötü iki özelliğinden bahsedeceğim. Bunlardan iyi olanı olayları anlamlandırırken (travmatik bir durum yok ise) tek seferlik bir durum karşısında inancımız anında şekillenmiyor. Yani Figen Hanım Kemal Beyin bu davranışını ilk gördüğünde "bu adam tembel" dememiş.
Peki, kötü olanı ne? Maalesef ki belli bir uyarana tekrar tekrar maruz kalınca ve yaptığımız yorum/çıkarım (doğru ya da yanlış) değişmezse bir süre sonra bu yorum ya da çıkarım kemikleşmiş bir inanca dönüşüyor.

Beynimizdeki milyarlarca sinir hücresinin birbirleri arasındaki mesaj ve bilgi iletişim hızı inanılmaz düzeyde. Bu sebeple insanlar çoğu davranışı neden yaptığının farkında olamıyorlar.

Seanslarda yaptığımız işlem de tam da bununla alakalı. Bu farkına varamadığımız düşünceler, davranışlar ve bu davranışların yol açtığı ilişki döngüsünü ağır çekimde beraberce incelemek. Yapılan çıkarımların doğruluğu nedir? Bunun için kanıtlar nedir? Velev ki bu çıkarım doğru dahi olsa ortaya çıkan bu tablo ile çıkarım orantılı mıdır? Bu döngünün değişmesi için kimin ne yapması gerekiyor? Bu döngüyü ilk kim kıracak? Kırılan bu döngünün yerine ne gelecek? gibi sorulara cevap arıyoruz. Seanslardaki amacımız haklı ya da haksız olanın kim olduğunu saptamak değil. Önemli olan işlevsel bir şekilde ilişkinin sürebilmesi için eşlerin üzerinde mutabık olduğu bir ilişki döngüsü oluşturabilmektir.

Johnson isimli Denton iki bilim insanı yaptıkları araştırmalarda bunu şu şekilde ifade etmektedirler;
İlişkiler hakkındaki şemalar, ekseriyetle kişinin zihninde açıkça ifade edilmiş değildir. Sadece neyin ne olduğunu veya ne olması gerektiğine dair belli belirsiz kavramlar şeklinde var olurlar. Bir kez geliştirildiklerinde bireyin yeni durumlarda bilgiyi nasıl işlediğine tesir etmektedirler. Örnek olarak bu şemalar, kişinin seçici olarak neyi algılayacağını, diğer kişilerin davranışlarının nedenleri hakkında yaptığı çıkarımları ve aile ilişkilerinden memnun olup olmamasını etkiler. Var olan şemaların değiştirilmesi zor olabilmektedir ancak önemli ötekilerle tekrarlayıcı biçimde yaşan yeni deneyimler onları değiştirebilme potansiyeline sahiptirler.

Johnson ve Denton isimli bilim insanlarının ifadelerinde belirttikleri şemalar kavramı ise yazımda bahsettiğim davranış ve algı klasörlerine (örneğin sık kullanılanlar klasörü) benzemektedir. Ancak şemalarda daha farklı bir yapı da söz konusudur. “Evlilikte Şemaların Rolü” isminde yazmayı planladığım başka bir yazımda detaylarına değineceğim üzere şemalar, insanların bir olayı anlamlandırma gayreti sırasında ortaya çıkan bir durum değildir. Şemalar bu anlamlandırma süreçlerimize de etki eden daha üst bir yapıdır. Örneğin eşimizin bir davranışına bir anlam yüklerken ya da çıkarım yaparken kullandığımız metodu da belirleyen bir şema vardır. Bu durumu saygıdeğer hocamız Dr. Tahir Özakkaş’ın daha detaylı bir örneği ile açıklamak istiyorum. 1999 depreminde birçok kişi depremden korkarak evlerini satışa çıkarmış ve Kocaeli, İstanbul, Yalova başta olmak üzere depreme yakın olan yerleri terk ederken bazı kişiler de deprem sebebiyle ucuzlayan bu evleri almak için birbirleri ile yarışa girmişlerdi. Görüldüğü üzere ortada olan aynı olay iki farklı düşünce ve davranışı meydana getirebiliyor. Deprem olayı tek olmasına rağmen depremin yorumlanış biçimi insanların depreme karşı olan tavırlarını değiştirebiliyor. İşte bazı insanların korkup evlerini satması bazı insanların ise bu durumu ticari olarak değerlendirmesini etkileyen şey şemalardır. Şemaların nasıl oluştuğu ve hayatımızdaki rolünü ise başka bir yazıda daha detaylı ve bol örnekli anlatma hevesindeyim.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Evlilik Sorunları / Atıflar (Çıkarımlar)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Berat Onur TAŞBAŞI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Berat Onur TAŞBAŞI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Berat Onur TAŞBAŞI'nın Makaleleri
► Evlilik Sorunları Uzm.Psk.Ali BIÇAK
► Evlilik Sorunları Dr.Psk.Dnş.Ayşe Devrim BURÇAK
► Evlilik Sorunları Psk.Dnş.Filiz OKUŞ TEZEL
► Evlenme ve Evlilik Sorunları Psk.Cengiz TÜRKMEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,574 uzman makalesi arasında 'Evlilik Sorunları / Atıflar (Çıkarımlar)' başlığıyla benzeşen toplam 28 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Sosyal Fobi Ağustos 2012
► Dış Odaklılık Ağustos 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:20
Top