2007'den Bugüne 78,141 Tavsiye, 25,260 Uzman ve 17,513 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Metabolik Sendrom
MAKALE #19352 © Yazan Dyt.Gülce TAŞTEMEL | Yayın Şubat 2018 | 600 Okuyucu
METABOLİK SENDROM

Kalp ve damar hastalıklarına neden olan hipertansiyon, şişmanlık, şeker hastalığı ve kan yağlarında yükseklik gibi hastalıkların aynı kişide bir arada görülmesine metabolik sendrom veya metabolik travma denir. Bu durum insülin rezistansı sendromu veya sendrom x adı ile da verilir.

Metabolik sendromun başlıca özelliği veya başlatıcı özelliği vücutta yağ miktarının artmasıdır. Yağ miktarı arttıkça kanda insülin düzeyi artmakta ve sonunda insülin yüksekliğine bağlı olarak şeker hastalığı, kan yağlarında yükselme, tansiyon yükselmesi ve şismanlık aynı kişide ortaya çıkmaktadır. Tedavi edilmezse öldürücü olabilir. Metabolik sendromlu hastalarda karaciğer yağlanması, kanda ürik asit yüksekliği, kadınlarda polikistik over sendromu ve erkeklerde prostat büyümesi de sık görülmektedir.

Bir kişide metabolik sendrom var denebilmesi için o kişide aşağıda sıralanan bozuklukların bir arada bulunması gerekir:
• Erkek tipi şişmanlık (yağların karında birikmesi): erkeklerde bel çevresinin 102’cm den fazla olması kadınlarda 88’cm den fazla olması,
• Kanda trigliseritin 150 mg/dl den fazla olması,
• HDL kolesterolün erkeklerde kanda 40 mg/dl, kadınlarda 50 mg/dl’den az olması,
• Tansiyon yüksekliği (hipertansiyon) bulunması: büyük tansiyonun 13 küçük tansiyonun 8,5’den fazla olması,
• Açlık kan şekerinin 110 mg/dl’den fazla olması.

Metabolik Sendromun En Sık Görülen Özellikleri

• Yaşla artış söz konusudur, orta yaşlı popülasyon da gittikçe artan oranlar vardır.
• Metabolik sendrom bulunmayanlara göre kalp damar hastalıklarına yakalanma ve ölüm oranları oldukça yüksektir.
• Şeker hastalığı gelişme riski 3 – 6 kat artmış ve bu artışa yüksek tansiyon hastası olma riski de eklenmiştir.
• Doğurganlık yaşındaki kadınlarda kısırlık, adet düzensizliği, kıllanmada artış gibi bozukluklar sıklıkla görülür. Doğal olarak bu bozukluklar nedeni ile kalp, beyin, karaciğer, böbrek gibi pek çok organ olumsuz etkilenir. Dünya sağlık örgütünün verilerine göre 2005 yılında toplam 58 milyon ölümün %30’unun (yaklaşık 17.500.000 ölüm) kalp damar hastalıklarından kaynaklandığı belirtilmektedir. 2020 yılında bu oranın %36 ‘ ya ulaşacağı öngörülmektedir.
Bu durumda hastalığın erken tespiti ve tedavisinin yapılası gelecek açısından oldukça anlamlıdır.

Dünya’da ve Türkiye’de Metabolik Sendromun Dağılımı

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) hipertansiyon çalışma grubu tarafından planlanan, Türkiye’nin yedi bölgesinden 22 ilde yaklaşık on bin kişiyi içine alan örnekleme yöntemi ile Türkiye’nin metabolik sendrom prevelansını ortaya koymak ve sağlıklı bir veri oluşturmak amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Şu ana kadar 18 ilden 7148 kişi çalışmaya alınmıştır. Metabolik sendrom sıklığı genel olarak %34.9, erkeklerde %25.5, kadınlarda %40.1 (p<0.001) olarak tespit edilmiştir. Yaş grupları, bölgeler ve iller arasında metabolik sendrom sıklığı statiksel olarak farklı bulundu (p<0.01). Yerleşim yerlerine göre (şehir merkezi , ilçe merkezi ve köy ) değerlendirildiğine metabolik sendrom oranları arasında anlamlı bir fark yoktu (p<0.05). Tarama popülasyonunda HDL kolesterol değeri ortalama erkeklerde 47,5 ± 16,4mg/dl iken metabolik sendromu olanlarda 45,6 ± 17,9 mg/dl, metabolik sendromu olmayanlarda 55,1 ± 17,9 mg/dl olarak saptandı. Metabolik sendromu oluşturan komponentlerin görülme sıklığı; hipertansiyon %76.3, abdominal obezite %84.4, hipertrigliseridemi %74.3, HDLdüşüklüğü %67.3, bozulmuş açlık glikozu ve diabetes mellitus %48.6 oranında tespit edilmiştir. Metabolik sendromu oluşturan kombinasyonlar hipertiroid+HDL düşüklüğü+abdominal obezite+trigliserit yüksekliği %12.9 ile en yüksek oranda bulunmuştur. Sonuç olarak metabolik sendrom önemli bir halk sağlığı problemi haline gelmektedir. Prevelansı her on yılda bir katlanarak artmaktadır. Yol açtığı hastalıkların maliyeti bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomilere ağır yükler getirmektedir. Bu açıdan acil koruyucu önlemler alınmalı ve bu konuda daha detaylı çalışmalar yapılmalıdır.

Obezite ve Metabolik Sendrom

Alınan enerjinin tüketilen enerjiden fazla olması sonucu vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanan obezitenin prevelansı sürekli bir artış göstermektedir. Obezite, glukoz metabolizması bozukluğu dislipidemi ve hipotansiyon hipertansiyon faktörlerinin birleşimi ise metabolik sendrom kavramını oluşturmaktadır. Obezite başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere birçok hastalığın gelişme riskini arttırmakta iken metabolik sendromda kardiyovasküler hastalık riski daha fazla artmıştır. Metabolik sendromda diyet ve düzenli fiziksel egzersizin birlikte uygulanması gerekir. Eğer bu yöntemle anlamlı sonuçlar elde edilemiyorsa ilaç tedavisi gündeme gelebilir. Bu kapsamda obeziteye müdehale fiziksel aktivite ve dengeli beslenme alışkanlıklarının herkese kazandırılması daha fazla önemsenmelidir.

Adolesan ve bebeklik çağında görülen obezite dünya çapında salgın boyutundadır. Metabolik sendrom risk faktörü olarak adlandırılır. Yüksek ağırlıklı ve aşırı obez bireylerde bir çalışma yapılmış ve basit faktörlerin prevelansı araştırılmış. Araştırmada adolesanlarda yüksek ağırlıklı olma obezite prevelansındaki artış ile dislipidemi ve anormal kan basıncı gibi kardiyometabolik risk faktörlerinin bağıntılı olduğu ve ayrıca metabolik sendrom olumunda artış olduğu gözlemlendi.

1.1.4.Metabolik Sendromun Önlenmesi

Metabolik sendrom önlenebilir ve tedavi edilebilir bir risk faktörüdür. Bu nedenle MetS’un gelişimine neden olan faktörlerin belirlenmesi ve bu klinik tablonun önlenmesine yönelik tedbirlerin mümkün olan en erken yaşta alınması büyük önem arz etmektedir.
Genetik ve çevresel çoklu etkenlerin gelişiminde önemli rol oynadığı MetS'un önlenmesi ve tedavisinde yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem arz etmektedir. Hareketsiz yaşamın giderek benimsenen bir yaşam biçimi haline geldiği yadsınamaz bir gerçektir. Buna ilave olarak, yeme alışkanlığının bozulması, ihtiyaç duyulandan fazla kalori alımı obezite gelişimini hızlandıran temel faktördür. Beslenme ile ilgili olarak toplumun bilinç düzeyi iyileştirilmeli, düzenli egzersizin önemi ve nasıl olması gerektiği anlatılmalıdır. Günlük kalori ihtiyacı, her bireyin aktivite durumuna göre belirlenmeli ve mutlaka alınan kalori yakılan kaloriye denk gelicek şekilde ayarlanmalıdır. Bu çalışma bize bir kez daha tüm çıplaklığı ile göstermiştir ki, bir risk faktörleri yumağı olan metabolik sendrom erişkin bayan nüfusta oldukça yaygın rastlanan klinik bir durumdur. Bu sendromun önlenmesine yönelik toplum bilinçlendirilmeli, yaşam biçimi değişikliklerinin önemi anlatılmalı ve diğer koruyucu tedbirler alınmalıdır.

1.1.5.Fetal Kökenli Metabolik Sendroma Müdahale Edilebilir mi ?

İnsanlarda yapılan klinik çalışmalar göstermiştir ki uterusta oluşan gelişim geriliği gibi olumsuz olaylar metabolik sendromla ilişkilidir. Metabolik sendrom tedavisi sağlık harcamalarında büyük bir harcama gerektirir. Ancak fetal dönemde yapılan diyet ve ilaç tedavisi onların insidansını azaltmak için önemli rol oynayabilir. Yapılan 58 klinik ve 9 kohort çalışması sonrasında vasküler hastalığı olan hastalarda, LDL kolesterol seviyelerinde bir azalma 1.8 mm inmede% 17 azaltma ve iskemik kalp hastalığı riskinde% 60'lık bir azalmaya yol açtığı kaydedilmiştir.

Fetal dönemde büyüme geriliği nedenleri annede glikoz eksiklikleri, kolesterol düşüklüğü ,trigliserid metabolizması bozukluğu,vitamin mineral eksiklikleri ,hipoksi gereksinimden az enerji tüketimi olabilir.bunların kesinleştirilmesi için yeni aaştırmalar yapılması gerekir.

1.2.Metabolik Sendromda Beslenme Tedavisi

Metabolik sendromun tedavisinde hedef mevcut kompenentlerin iyileştirilmesine yönelik olmalıdır. Klinik uygulamalara dayanılarak her bir bileşene yönelik agresiv tedavi; hipertansiyon, diabet ve kardiovasküler hastalıkların ortaya çıkışını geciktirmekte veya önlemektedir. Metabolik sendrom tanısı konmuş hastalarda primer tedavi; diyet ve egzersiz alışkanlıklarının değiştirilmesine yönelik olmalıdır. Hastalarda bu değişikliklere bağlı olarak gelişen ağırlık kaybı metabolik sendromun tüm bileşenleri üzerinde olumlu etki yapmakta ve aynı zamanda kardiovasküler mortaliteyi azaltmaktadır. Ancak ağırlık kaybı olmaksızın egzersiz ve diyet değişiklikleri lipid profilini düzeltmekte, kan basıncını düşürmekte ve insülin direncini iyileştirmektedir.

Metabolik sendromda tıbbi beslenme tedavisinin hedefi insülin duyarlılığı iyileştirmek ve insülin direnci ile ilişkili metabolik ve kardiovasküler bozuklukları önlemek ve düzeltmektir. Metabolik sendromlu hastalar için tek tip bir diyet yoktur. .her bir hastadaki spesifik metabolik değişiklikler diyet önerilerinin temelini oluşturmalıdır. Hastalığın kompenentlerinin iyileştirilmesinde ve insülin direncinin tedavisinde en etkin yaklaşım, ağırlık kaybını sağlayan, egzersizinde içinde olduğu sağlıklı zayıflama programıdır. Zayıflama programında hedef, ideal vücut ağırlığına ulaşmaktan çok o andaki vücut ağırlığının %5-10’unun 6 ay içerisinde kaybedilmesi esasına dayanmalıdır. Metabolik sendromlu bireylerde vücut ağırlığında ki %10’luk bir azalma ile insülin duyarlılığının arttığı, plazma insülin konsantrasyonunun azaldığı ve lipit profilinin düzeldiğini gösteren bir çok çalışma vardır.

Diyetin enerji besin öğeleri miktarı ve türü ile metabolik sendrom kompenentleri arasında önemli bir ilişki vardır. Yüksek yağlı diyetlerin obesite oluşumuna neden olarak insülin direncini arttırdığı bilinmektedir. Diyetin toplam yağ miktarı kadar yağ asitleri bileşimi ve miktarıda önemlidir. Diyetteki doymuş yağ miktarının azaltılıp, tekli doymamış yağ asitlerinden zengin yağ kullanıldığında insülin duyarlılığının arttığını gösteren bir çok çalışma bulunmaktadır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Metabolik Sendrom" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Gülce TAŞTEMEL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Gülce TAŞTEMEL'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Gülce TAŞTEMEL'in Makaleleri
► Metabolik Sendrom Uzm.Dyt.Merve KAYALI
► Metabolik Sendrom ve Beslenme Dyt.Güneş AKYIL AYNACI
► Premenstural Sendrom (Pms) Dyt.Özge KELEBEK
► Nefrotik Sendrom ve Beslenme ÇOK OKUNUYOR Dyt.Aziz KILINÇ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,513 uzman makalesi arasında 'Metabolik Sendrom' başlığıyla benzeşen toplam 31 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Tıkanırcasına Yeme Sendromu ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


03:17
Top