2007'den Bugüne 83,942 Tavsiye, 26,337 Uzman ve 18,770 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Aile İçi İletişimin Çocukluk Dönemine Etkileri
MAKALE #21127 © Yazan Uzm.Psk.Elif ATABAY | Yayın Şubat 2020 | 458 Okuyucu
Aile İçi İletişimin Çocukluk Dönemine Etkileri

Sağlıklı bir kişilik gelişimi ile yetişkinliğe adım atabilmek amacıyla çocukların bu kritik gelişim dönemi içerisinde bazı gelişim süreçlerini başarılı bir şekilde tamamlaması gereklidir. Bu gelişim süreçlerinin en önemlisini Erikson (1968) “Kimlik Oluşturma” olarak tanımlamıştır. Bu süreç içerisinde çocuk; duygu ve düşüncelerine yönelik birçok içgörü ve farkındalık kazanarak, nasıl bir hayat süreceği, nasıl bir insan olacağı düşüncesine çözüm arayışı içerisinde mücadele verir. Rol ve kimlik çatışmasını başarılı bir şekilde çözüme ulaştıran çocukların, kendilerine özgü bir kimlikle yetişkinliğe adım atarlar. Bu süreci başarı ile tamamlayamayan çocuklar ise “Kimlik Karmaşası” ile karşı karşıya kalırlar. Başka bir ifadeyle, karşı karşıya sorunları etkili bir şekilde çözebilen çocuklar daha sağlıklı kimlik geliştirirken, sorunlar karşısında zorlanan çocuklar ise yaşamı birtakım güçlüklerle sürdürmek zorunda kalmaktadırlar (Marcia, 1989).

Aile, bireyin kişilik ve davranışlarının gelişiminde ekonomik, kültürel ve sosyal boyutlarıyla katkı sağlayan bir kurum olmasının yanı sıra gelişim sürecinin başarıyla tamamlanmasında da çocuklara önemli bir destek sağlamaktadır. Özerklik ihtiyacının karşılandığı, çatışmaların etkili bir şekilde ele alındığı, aile üyelerinin birbirlerine desteğini ve güvenini ortaya koyabildiği aile ortamlarında, çocukların gelişim süreçlerini başarılı bir şekilde tamamladıkları görülmektedir. Gelişim dönemi süresince etkili anne baba tutumlarının yanı sıra yine anne babanın çocukları ile kurdukları ilişkinin kalitesi; atılganlık, kendini kabul, benlik saygısı, akademik başarı, sosyal beceriler ve çevresine uyum sağlama düzeylerini olumlu etkilemektedir. Birincil sosyal çevre olan ailenin işlevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirmesinin, bir başka deyişle aile üyeleri arasındaki destekleyici ve karşılıklı güvene dayalı olumlu ilişkilerin, çocukların yetişkinliğe hazırlanmalarında temel destek noktalarından birisi olduğu ifade edilmektedir (Smith, Perou, ve Lesesne, 2002).

Aile İşlevleri

Aile işlevleri araştırmaları, son yıllarda psikolojik danışmanlar, klinik psikologlar, aile terapistleri ve sosyal hizmet uzmanları gibi farklı alanlarda çalışan uzmanların ve akademisyenlerin dikkatini çekmektedir. Aile işlevleri ile ilgili önemli çalışmalar gerçekleştirmiş olan Olson’a göre (2000), aile işlevleri; aile üyeleri arasındaki bağlılık, katı kurallardan uzaklık ve etkili iletişimden oluşan ortak etkileşimin niteliğini ifade etmektedir. Bir diğer aile işlevleri modeli olan “Beaver Sistem Modeli” ise iki önemli aile işlevi tanımlamaktadır. Bunlardan birincisi; aile üyelerinin gelişimine bir fırsat olanağı sunabilme amacıyla, özerklik ihtiyacının(autonomy) karşılandığı, ilişkilerin müzakere edildiği ve iletişimin etkili bir şekilde kullanıldığı “aile yetkinliği”dir (family competence). Diğer boyut olan “aile yaşam biçimi” (family style) ise, ailenin ilişkilerinde “ iç-merkezli” ya da “dış-merkezli” yaşam biçimlerinden hangisini benimsediğini ifade etmektedir. İşlevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getiren ailelerin, yaşamları ve sürdürdükleri ilişkileri “yetkinlik” ve “yaşam biçimi” boyutlarında dengelenmiştir. Başka bir ifadeyle, aileler bazı aktiviteleri yetkin bir şekilde aile içerisinde

gerçekleştirirken, diğer bazı aktiviteleri yine yetkin bir şekilde aile dışında sosyal ortamlarda gerçekleştirerek bu dengeyi sağlıklı bir şekilde kurabilmektedirler (Beavers ve Hampton, 2000). Bir diğer önemli aile işlevleri modeli olan McMaster modeli, aile yapısını anlamak amacıyla birtakım aile işlevleri tanımlamaktadır (Miller ve ark.,2000). Bu aile işlevleri; problem çözme becerileri, iletişim, roller, duyarlılık, katılım ve davranış kontrolüdür. McMaster modelinin tanımlamış olduğu aile işlevleri, ailenin sürdürdüğü yaşamın ve aile üyeleri arasındaki ilişkilerin niteliğinin göstergesidir. İlgili literatür incelendiğinde, birçok önemli çalışma, çocuk-aile ilişkilerinin, çocuk gelişimi üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Aile ilişkileri ve çocukların baş etme stratejileri arasındaki ilişkiyi araştırdığı çalışmasında McCubbin, Needle ve Wilson (1985), çocukların baş etme becerileri ile sağlıklı aile ortamı arasında anlamlı ve olumlu bir ilişki olduğunu ve bu ilişkinin çocukların akıl sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu belirtmişlerdir. Shek(1997) yaşları 12 ve 16 arasında değişen çocuklar ve aileleri üzerinde gerçekleştirdiği araştırmasında, çocukların (a) psikolojik iyi olma, (b) okul uyumları ve (c) problem davranışları ile aile işlevleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ifade etmektedir. Diğer bir taraftan ise, çocuklar ve anne-baba ilişkileri ile ilgili yapılan araştırma bulguları (Updegraff, Mchale, Crouter, ve Kupanoff, 2001), anne-babaları ile yakın ilişkiler geliştiren ve kabul gören çocukların, akran gruplarında da benzer ilişkiler geliştirdiklerini ortaya koymaktadır. Bir başka ifade ile, çocukların anne-babaları ile geliştirdikleri iletişimin niteliği, çoukların sosyal yaşamlarında kurdukları ilişkilerin niteliğini de önemli ölçüde etkilemektedir. Aile işlevlerinin çocuk ve çocuk gelişimine etkisini belirlemeye yönelik çalışmalara paralel olarak, anne babaların çocuklarınm sağlıklı gelişimine etkili katılımlarını sağlamaya yönelik birçok anne-baba eğitim programı geliştirilmiştir. Geliştirilen anne-baba eğitim çalışmalarında ortak amacın, anne-babaların çocukları ile iletişim becerilerini geliştirerek, çocukların zihinsel, sosyal ve duyuşsal gelişimlerine katkı sağlama olduğu görülmektedir.

*Ebeveyn Katılımı

Baba katılımı ile ilgili literatür incelendiğinde, 1980’li yılların başından itibaren, babanm çocuk gelişimi üzerindeki rolü ve etkilerine yönelik araştırmalarda dikkate değer bir artış gözlenmektedir. Bu artışın belki de en önemli nedeni özellikle yirminci yüzyılın ikinci yansından sonraki birtakım toplumsal değişimle birlikte baba algısının ve aile içindeki baba rolünün değişime uğramasıdır. Annenin çalışma ve iş yaşamına katılımının artması, kadm-erkek eşitliğini dile getiren feminist söylemler, doğum oranlanndaki azalma ve çocuk eğitimi konusundaki çalışmalar, ailenin yaşamını sürdürmesi için gerekli olan parayı kazanmakla yükümlü olan babanm, babalık rolünün (role of breadwinner) değişime uğramasına neden olmuştur (Lamb, 1997;Marsiglio, 1995). Böylelikle, günümüz babalarından geçmiştekinden daha fazla çocuk bakımına ve eğitimine katılmaları, daha fazla sorumluluk almaları ve çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmeleri beklentileri oluşmuş ve değişen bu baba rolünün çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini incelemeyi de beraberinde getirdiği belirtilmiştir (Darling-Fisher & Tiedje, 1990). Lamb (1997) sanayi devrimiyle birlikte zamanının büyük bir

bölümünü evden uzakta çalışmakla geçiren babanın, aile ve çocuklar üzerinde sorumluk almaya tekrar dönmesi olarak nitelendirdiği bu tarihsel ve sosyal değişimi, babalığı yeniden keşfetme çağı (era of patemal rediscovery) olarak adlandırmaktadır. Lamb’in (1979; 1997) babanın rolü ve çocuk gelişimine katkılarını belirlemek amacıyla sürdürdüğü çalışmalar sonucunda ortaya koyduğu “Baba Katılımı” (patemal involvement) tipolojisi, babaların çocuk gelişimi üzerindeki etkilerine yönelik çalışmalara önemli bir teorik altyapı oluşturmuştur. Lamb’in (1979) tanımladığı baba katılımı üç önemli boyuttan oluşmaktadır. Bunlardan birincisi: sinemaya gitmek, beraber etkinliklere katılmak gibi babaların çocukları ile birlikte zaman geçirmesini ifade eden “etkileşim”dir (interaetion).

İkincisi; birlikte herhangi bir etkinlik gerçekleştirilmese bile, duygusal ve fiziksel yakınlık ifade eden ve çocuğun önceliklerine zaman ayırmayı ifade eden “ulaşılabilirlik”tir (accessibility). Sonuncusu ise, çocuğun sağlıklı gelişimi ve mutluluğu için ’’sorumluluk”(responsibility) üstlenmektir. Lamb’m ortaya koyduğu model, babalar için geliştirilen birçok çalışma ve program için altyapı oluşturmuş ve son yıllarda çocuk gelişimi üzerinde baba rolü ve etkilerine ilişkin literatürde artan bir ilgiye neden olmuştur (McBride, 1990). Babalarla ilgili yapılan çalışmaların, anne ve babanın çocuk gelişimi üzerindeki farklı etkilerinin karşılaştırılmasından, baba yoksunluğunun olumsuz etkilerine kadar geniş bir yelpazede olduğu gözlemlenmekle birlikte son yıllarda yapılan çalışmaların, baba katılımı ve baba-çocuk iletişiminin çocuk gelişimi üzerindeki etkilerine yoğunlaştığı görülmektedir. Fagan ve İglesias (1999) baba katılımının çocuğun zihinsel ve sosyal gelişimi ile pozitif bir ilişki içinde olduğunu göstermiştir.

Diğer birçok araştırmanın sonuçlan da baba-çocuk ilişkisinin, çocuğun psikolojik uyum (Venezieno ve Rohner, 1998), akademik başan (Evans ve Mc Carter,1997) ve sağlıklı çocuk gelişimi üzerinde önemli etkileri olduğunu (McBride, 1989) ortaya koymuştur. Son yıllarda yapılan baba katılımı çalışmalarında göze çarpan önemli başlıklardan bir diğeri ise baba-çcuk ilişkisi ve çocuk gelişimi üzerindeki etkisidir. Babanın iletişiminin ve katılımının yüksek düzeyde yaşandığı aile ortamlarında yetişen çocukların olumlu davranışlar ve kişilik geliştirmede oldukça avantajlı olduğu belirtilmektedir (Fagan ve iglesias, 1999; Lamb, ve Tamis-Lemonda, 2004). Ailen ve arkadaşları (1994), babanın genç çocukların özerklik arayışlarına yönelik olumlu tutumlarının, çocukların özgüven gelişimini olumlu yönde etkilediğini ortaya koymaktadırlar. Bir başka deyişle, babanın dönem içerisinde çocuğuna ilgi ve yakınlık göstermesi, kendi adma kararlar vermesi ve hedeflerine ulaşmasında ona destek olması, çocuğun kişilik gelişimini olumlu yönde etkilemekle birlikte, çocukların kararlı ve tutarlı davranışlar ortaya koyan bir kişilik geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. Ebeveynlerin özellikle babaların, çocuklar için güçlü bir rol modeli olduğu, babanın çocukları ile geçirdikleri zamanın ve dolaylı etkileşiminin, çocukların babalarını gözlemleme yoluyla birçok davranışı kazanmalarına yardımcı olduğu ve kazanılan davranışların da sosyal ilişkilere aktarıldığı birçok araştırmanın ortak sonucu olduğu görülmektedir (McBride ve Rane 1997; Rane ve McBride, 2000). Diğer bir taraftan, birçok çalışma (Kindler ve Grossman, 1997; Yeung, Sandberg, Davis Kean, ve Hofferth, 2001), baba ve

çocukları arasındaki iletişimin, çocukların akran gruplarındaki ilişkileri üzerine etkisine işaret etmektedir. Baba ve çocukları arasındaki ilişkinin niteliği aynı zamanda çocukların akran gruplarındaki ilişkilerin niteliğini de belirleyen önemli bir etken olduğu belirtilmektedir (Updegraff, Madden-Dertrich, Estrada, Sales ve Leonard, 2002).

Sonuç

Türkiye’de son yıllarda anne-baba ve çocuk gelişimi çalışmaları incelendiğinde babaların çocuk gelişimi üzerindeki etkilerine yönelik çalışmalara ilginin arttığı görülmektedir. Buna karşın babaların, özellikle ergen çocuklar ve çocuk gelişimi üzerindeki etkisini ayrıca inceleyen araştırma sayısı oldukça kısıtlıdır. Bu nedenden dolayı Türkiye’de çocuk ve ergen gelişiminde baba katılımı ve önemini ele alan çalışma ve araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Babaların bu süreç içerisinde çocukları ile etkili iletişim kurabilmeleri, çocuklarının gelişimlerine gerekli ve yeterli katkıyı sağlayabilmeleri için babalara bu konularda hem bilgi aktarmayı hem de bazı beceriler kazandırmayı amaçlayan eğitim ve programlar geliştirilebilir. Bu programlar aracılığıyla babalar, ergen çocuklarının gelişimi ile ilgili bilgi düzeylerini artırabilirler, iletişim becerileri kazanabilirler ve bunun sonucunda çocuklarının gelişimine daha olumlu katkılar yapabilirler. Bu alandaki çalışmaların, uzman akademisyenler ve bu alana ilgi duyan araştırmacılar tarafından ele alınması, baba katılımı çalışmalarının gelişmesi için bir başlangıç olabilir ve ilgili literatürdeki boşluğun giderilmesine katkı sağlayacağı düşünülebilir. Sonuç olarak ebeveyn katılımı uygulamaları, sağlıklı çocuğun gelişiminde anne-baba eğitiminin bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Literatürde baba rolü ve algısının genellikle niteliksel ve betimleyici çalışmalarla incelendiği dikkat çekmektedir ve bu alanda deneysel çalışmalara duyulan ihtiyacın önemi vurgulanmaktadır (Sever, 2002; Şahin 2006). Babalarında katıldığı bir anne-baba eğitim programının, çocuklar ve anne-babalar arasındaki ilişkilere (aile işlevleri) olumlu katkılar sağlayacağı düşünüldüğünde, değişik anne-baba eğitim programlarının deneysel bir çalışma kapsamında uygulanması, etkinliğinin sınanması ve yaygınlaştırılmasının ülkemize uygun bir program geliştirilmesine de katkı sağlayacaktır.

Kaynaklar

Akkök, F., Kökdemir, H. ve Öğetürk, H. (1998).

İlköğretimde aile katılımı. Eğitim’ 97-98, TED Ankara Koleji Dergisi, 7(1), 14-17.

Allen, J. P., Hauser, S. T., Eickholt, C., Bell, K. L., ve O’Connor, T. G. (1994). Autonomy and relatedness in family interactions as predictors of expressions of negative adolescent affect. Journal of Research on Adolescence, 4(4), 535-552.

Aydın, A. (2003). The effect of father involvement training on the fathers ’ involvement level and perceptions of their fathering roles. Unpublished master’s thesis, Middle East Technical University, Ankara.

Bandura, A. (1986). Social foundations o f though and action. A social cognitive theory. Englewood Cliffs, New Jersey: Prentice Hall.

Beavers, R. ve Hampson, R., B. (2000). The Beavers systems model of family functioning. Journal of

Family Therapy, 22, 128-143.

Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. New York: Basic Book.

Darling-Fisher, C. S., ve Tiedje, B. L. (1990). The impact of maternal employment characteristics on fathers’ participation in child care. Family Relationship, 39, 20-26.

Erikson, E. (1968). Identity, youth, and crisis. New York: W„ W. Norton.

Eryüksel, G. N. (1996). Anne-baba ve ergen ilişkilerinin problem çözme becerileri, bilişsel çarpıtmalar ve aile yapısı açısından incelenmesi. Unpublished master’s thesis, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir..
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Aile İçi İletişimin Çocukluk Dönemine Etkileri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Elif ATABAY'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Elif ATABAY'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Elif ATABAY Fotoğraf
Uzm.Psk.Elif ATABAY
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Elif ATABAY'ın Makaleleri
► Aile İçi İletişimin Arttırılması Psk.Melek SARIÇİÇEK
► Kanserin Aile Üzerindeki Etkileri Psk.Dnş.Şerife AKSOY
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,770 uzman makalesi arasında 'Aile İçi İletişimin Çocukluk Dönemine Etkileri' başlığıyla benzeşen toplam 28 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Çocuk Gelişim Evreleri Kasım 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:35
Top