2007'den Bugüne 89,485 Tavsiye, 27,604 Uzman ve 19,643 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eş Seçiminde Ailenin Rolü ve Evlilik Öncesi Çift Eğitiminin Boşanmaları Önlemede Önemi
MAKALE #22747 © Yazan Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN | Yayın Nisan 2022 | 104 Okuyucu
Eş Seçiminde Ailenin Rolü

Arıkan (1999), evlilik söz konusu olduğunda taraflar yalnızca kendi değer, düşünce ve bireysel kimlikleriyle evlilik ilişkisine giremediklerini çoğu kez evlenecek kadın ve erkeğin ailesinin değerlerinin, tercihlerinin etkili olduğunu savunmaktadır. Bunun yanı sıra ailenin inanç ve değerlerinin bireyin kimliğini belirlediğini belirtmektedir. Psikanalitik kuramın kurucusu Freud, eş seçmeyi çocukların ana babadan karşı cins ebeveyne karşı hissettikleri yakınlık ve hayranlığa bağlamakta, bilinçdışı karmaşık süreçler yoluyla kızların babalarının, erkeklerin annelerinin özelliklerini taşıyan eşleri seçtiklerini belirtmektedir (Özgüven, 2000). Yapılan araştırmalar, ebeveyn, aile ve arkadaş desteğini alan çiftlerin evliliklerinin olumlu anlamda daha istikrarlı ve memnuniyet düzeylerinin daha yüksek olduğunu kanıtlamaktadır. Bunun tersine ebeveynlerin ve ailelerin desteklemediği evliliklerde gelecekte evlilik problemlerinin ve boşanma olasılığı arasında neden sonuç ilişkisi olduğu tespit edilmiştir (Whyte, 1990).

Tarhan (2007), Evlilik kararında ve eş seçiminde, dolayısıyla evliliğin kuruluş ve ilerleyen dönemlerinde evlilik doyumuna kök ailelerin etkisi hakkında önemli tespitlerde bulunmuştur. Evlilik kararında ailenin etkisi dolaylı ve doğrudan olarak ele alınabilir. Dolaylı yoldan etki; çocukluk döneminde yaşanan olayların şekil verdiği düşünce ve davranış kalıplarıyla gerçekleşir. Kadının erkek, erkeğinde kadın modeliyle ilgili davranış ve düşünce kalıplarını daha çok anne ve baba şekillendirir. Örneğin, bir kız çocuğunun babası veya ağabeyi ile kurduğu ilişki, beyninde bir erkek modeli oluşturur. Bu model onun karşı cinsle ilgili tavrını belirler. Ancak bu dolaylı etki gerçekçi değildir. Çünkü evlenilecek kişi ile anne ya da babanın aynı kişiliğe sahip olması mümkün değildir. Evlilik kararında ailenin doğrudan etkisi ise; anne babanın çocuğunun doğru karar vermesini istemesinden, onun bu önemli kararı hususunda sorumluluk hissetmesinden kaynaklanır. Geleneksel aile yapımızda çocuğun ‘yuva kurmasını sağlamak’ anne babanın hem maddi hem de manevi görevi olarak algılandığından, evlilik sürecinde aile önemli bir rol üstlenir. Bu nedenle anne baba, çocuğunun kiminle evleneceği konusunda söz sahibi olmak ister. Evlenilecek kişi, anne baba tarafından onaylanıyorsa, genelde eş adaylarının birbirleri ve aileleri arasında, evlilik hazırlıkları konusunda yaşanacak problemlerin dışında pek sorun çıkmaz. Aile eş adayını onaylamıyorsa bu durum, gençle anne baba arasında çatışmaya neden olabilir. Gencin kararında, anne babanın ise olumsuz tavırlarında ısrarı da, ilişkilerde onarılması zor hasarlara neden olabilir. Larson ve Holman (1994), ailelerin çocuklarına evlenmeleri konusunda baskı yapabileceklerini, ancak bu baskının onların evliliklerini olumsuz bir şekilde etkileyebileceğini; gençlerin bu baskıdan ne kadar uzak tutulur, bağımsız olarak karar vermeleri desteklenirse, evliliklerinden memnuniyet seviyelerinin de o kadar yüksek olabileceğini belirtmektedirler.

Eş seçme sürecinde tarafların birbirlerini tanıması ve yasal boyutu da bulunması yönünden “nişanlılık” dönemi önemli bir aşamadır. Türk Medeni Kanunu nişanlanmanın amacını, “nişanlanma, evlenme sözü ile olur” şeklinde belirtmiştir. Nişanlılık, evlenmek için ciddi ve samimi bir karara ulaşıldığının çevreye duyurulması, evlenmeye karar veren kız ve erkeğin evliliklerinin ne dereceye kadar uygun olduğunun son bir kez daha sınanması ve evlilik için planlar yapılmasını sağlayan bir dönemdir (Özgüven, 2000).

Yasa’da “evlenmeye hazırlık” olarak kabul edilen nişanlanma döneminde, tarafların birbirlerine karşı iyi davranmaları, kusurlu bir davranış içine girmemeleri, çok dikkatli ve bilinçli hareket etmeleri istenmektedir. Evliliğin sağlam temellere oturtulması ve sonradan büyük sorunların çıkmaması için, çiftlerin evlilik öncesi birbirlerine karşı samimi ve dürüst olmaları, evlilik öncesinde, ilerde evliliği etkileyebileceği düşünülen durumların birbirlerine açıklanması beklenmektedir. Arkadaşlık ve nişanlılık döneminde, çiftler, doğuştan gelen kusurlar, genel sağlık durumu ve hastalıkları, önceki evlilikler, tutukluluk gibi yasal durumlar, sorumlu olduğu borçlar ve yükümlülükler, ailesine ve yakınlarına yapmak zorunda olduğu ekonomik, sağlık ve bakım yönlerinden olan yardımlar ve bunun gibi özel konuları birbirlerine söylemeleri etik bir sorumluluk olarak değerlendirilmektedir.

Tarhan (2007), nişanlılık dönemi hakkında hem psikolojik hem de sosyal açıdan önemli tespitlerde bulunmuştur. Evlilikte nişanlılık süreci en çekici, en hoş dönemlerden biridir. Çünkü insanın kendisini kendisinden çok düşünen birisinin olması hoş bir duygudur. Bu dönemde, iki tarafta da kuvvetli bir çekim oluşur ve taraflar birbirlerini düşünmeye, birbirlerine kafa yormaya başlarlar. Ancak nişanlılık, evlilik hazırlıklarının getirdiği stres ve gençlerin birbirlerinin gerçek kişiliklerini tanımaya başlamaları nedeniyle, çoğu zaman bazı problemlerin yaşandığı bir dönemdir. Nişanlı gençler, geleceklerini düşünmeli, planlar yapmalı, kararlar almalı, evlilik yaşamlarına ve geleceğe yönelik önemli konularda fikir birliğine varabilmelidir. Evlilik öncesinde, geleceğe yönelik önemli konular arasında, evlendikten sonra, eşlerin iş ve çalışma durumları, kadının çalışıp çalışmayacağı, ailelerle birlikte veya bağımsız olarak nerede oturulacağı, evin gelirinin nasıl yönetileceği, ne zaman çocuk sahibi olunacağı, eşlerle birlikte oturacak yakın akrabalar, eşlerin birbirine bazı konularda ne ölçüde karışabileceği gibi konular bulunmaktadır. Bu konuların açıkça konuşulup, tartışılıp anlaşmaya varılmaması, evlendikten sonra büyük sorunlar yaratabilmektedir (Özgüven, 2000).

Şen (2009)’in yaptığı araştırma kapsamında bulunan nişanlı çiftlere boş zaman aktivitelerini nasıl değerlendirecekleri, aile bütçesini nasıl yapacakları, çocuk isteyip istemedikleri, kaç çocuk istedikleri, ilk çocuklarını ne zaman istedikleri, kök aileleri ile ilişkilerinin nasıl olacağı, birbirlerinin kendine ait özel zamanları da olabileceği, çocukları yetiştirirken annenin çalışma hayatına devam edip etmeyeceği, bayanın çalışma hayatında olup olmayacağı konularında evlilik öncesi konuşup ortak karar verip vermedikleri sorulmuş olup; çiftlerin büyük çoğunluğu (% 94,3) ile çocuk isteyip istemedikleri hususunda konuşup ortak karara vardıkları, diğer konularda değişen oranlarda olumlu anlamda yanıtlar alınmıştır. Ancak, anne olunduktan sonra kadının çalışma hayatında olup olmayacağı konusunun ortada bırakılmasının; evliliğin ilerleyen yıllarında aile bütçesi ve kadının evlilik doyumu üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği hususu belirtilmiştir.


Evlilik Öncesi Çift Eğitimi ve Boşanmaları Önlemede Önemi

Ailenin yaşam sürecinde; ailenin kuruluşu, evlilik, çocuk sahibi olma, çocukların yetişkin olmaları ve evden ayrılmaları gibi belirli yaşam olayları yine belirli sıralama çerçevesinde yaşanır. Yaşam evrelerinde sergilenen değişme, uyum ve yeniden uyum dinamizmi, ailenin geliştiğinin bir göstergesidir. Genel bir tanımla aile yaşam döngüsü; bir bütün olarak aile yaşamının evreleri ve bu süreçte sağlanan gelişmeleri ifade etmektedir (İl, 2005). Ailenin gelişimsel aşamaları ile işlevleri arasında bir ilişki olduğu bilinmektedir. Ailenin yaşam döngüsü modeli, aileyi yaşam döngüsüne sahip bir organizma gibi görmektedir. Becvar ve Becvar (1982) ailenin tıpkı kişilerin geçirdiği gelişim aşamaları gibi belli aşamalardan geçtiğini belirtmektedir. Aile üyeleri farklı aşamalarda, farklı rol ve görevlere sahip olup, o aşamaya özgü sorunlar ile karşılaşabilmektedir. Aile yaşam döngüsü kuramcıları, aile yaşam döngüsünde belirli bazı plato ve geçiş dönemleri olan evrelerden söz etmektedir. Çamur-Duyan (2003), aile yaşam döngüsü ile bir ailenin gelişiminde ortaya çıkan değişimlerin, her bir döngüde ortaya çıkan görevler ve dolayısıyla da olası kriz yaşamlarının bilinebileceğini, böylelikle aileye yönelik çalışmalarda ailenin gelişim görevleri değerlendirilirken bu bilgiden yararlanılabileceğini, ailenin işlevlerinde ortaya çıkan sağlıksız durumu iyileştirmeye, aileyi güçlendirmeye yönelik çalışmaların planlanabileceğini belirtmektedir.

Aile hayatı zaman zaman stresin etkisiyle değişime uğrar. Bireylerin başarısız veya tatminsiz olduğu durumların çoğunda, mensup oldukları aile içinde bu döngünün düzenli işlemediği gözlenir. Ancak, bu durumda çiftler aile danışmanlığı hizmetlerinden yeterince bilgi sahibi olmadığı gibi ihtiyaç halinde de faydalanmamaktadırlar (Göç, 2006). Ayrıca, Karataş ve Çamur-Duyan (2002), yaptıkları çalışmada; ücretsiz hizmet veren Toplum Merkezlerinde yapılan çalışmalarda, öncelikli hedef kitlesi içinde yer alan kadınlara büyük ölçüde ulaşılabildiğini, ancak erkek nüfusa yönelik hizmetlerin yetersiz olduğunu da belirtmektedirler.

Mace (1958; Akt. Tanner, 1969), “evlilik problemleriyle baş etmenin en iyi yolu onların gelişmesine baştan izin vermemektir. Bunun en kolay yolu da muhtemel tehlikeleri önceden bilmektir ” diyerek evlilik öncesi eğitimin önemini ve gerekliliğini daha o yıllarda altını çizmektedir. İl (2001), yaptığı çalışmada; ailenin kuruluş aşamasında sağlam bir temele dayalı olmasının, gelecekteki mutluluk ve doyumun hem dozunun hem de sürekliliğinin belirleyicisi olduğunu belirtmekte, bunu sağlamak için daha eğitim yıllarında verilecek aile hayatı eğitimi derslerinin, evlilik konusunda bilinçli tercihleri, aile yaşamında da daha rasyonel tutum ve davranışları gündeme getireceğini savunmaktadır. Evlilik öncesi bu hususları göz önüne alarak yapılan bir eğitimin de evlilik doyumuna katkısı olabileceği düşünülmektedir.

Boşanma, çiftlerin evlilikte olası güçlükler için hazırlıksız veya eksik hazırlık yaparak evliliğe girmelerinin bir sonucudur. Başarılı olan evlilikler için gerekli olan iletişim becerileri proaktif (önceden tedbir alınan) bir eğitim ve danışmanlık programı ile öğrenilebilir ve güçlendirilebilir. Bu bağlamda evlilik öncesi danışmanlık hizmetleri terapotik müdahale olmaktan daha çok eğitimsel ve önleyici yönleri ağır basmaktadır (Delaney, 1993). Evlilik öncesi eğitimler önleyici, önlem alıcı çalışmalardır. Markman, Stanley ve Storaasli (1988), “önleyici bakış açısı başlangıçta eğitime mutlu çiftler ile (ileride mutsuz olma riski olanlar dâhil) başlamayı hedef edinmiş ve onların becerilerini geliştirerek mutluluklarını devam ettirmelerini amaçlamaktadır” diyerek önleyici bakış açısı ile çalışılmasını teşvik etmişlerdir.
Carroll ve Doherty (2003), evlilik öncesi eğitimlerin toplumda evlilik streslerinin ve mutsuz ailelerin çoğalmasına karşı bir tedbir mekanizması olarak gün geçtikçe önem kazandığını, evlilik öncesi programların iki temel hedefi olduğunu; bunların, evlilik streslerini önlemek ve boşanma oranlarını azaltmak olduğunu belirtmişlerdir.

Boşanma oranlarının kontrol edilemez bir hızla yükseldiği bu yıllarda evlilik öncesi eğitim hizmetlerinin öneminin kavranmadığı ve önemsenmediğini belirten birçok makale yazılmıştır. Harris (1968; Akt. Tanner, 1969), bir dergideki makalesinde; toplumun evliliğe hazırlanma konusu haricinde birçok konuda standartlar koyduğunu, kişilerin ehliyet alması için birçok eğitim aldığını, sürüş için yol kurallarını öğrenmesi gerektiği ve kişilerin en ufak fiziksel bir kusuruna bile bakılmasına rağmen konu evlilik olunca kuralsızlığın kural olduğunu belirtmektedir. Harris, evliliğe hazırlanma konusunda diğer işlerde olduğunun yarısı kadar bile standart koyup bu işin zorlaştırılması ile boşanma nedenlerinin daha başta kontrol altına alınabileceğini savunmaktadır.

Şen (2009), gelişmiş ülkelerdeki yükselişi önlenemeyen boşanma oranlarının azaltılması konusunda bugün en çok umut bağlanılan uygulamalardan birisinin “Evlilik Öncesi Çift Eğitimi” olduğunu, küreselleşmenin ve baş döndürücü teknolojik gelişmelerden ve hızlı kentleşmenin olumsuzluklarından ülkemizin de nasibini almakta ve güçlü aile yapısı sayesinde düşük olan boşanma oranları da hızla artmaya başladığı tespitini ortaya koyarak, gelişmiş ülkelerde bu konuda çalan alarm zillerine kulaklarımızı tıkamayarak gerekli tedbirleri bugünden ve doğru uygulamalarla alınmasına katkıda bulunmanın bilim insanının en önemli görevi olduğunu belirterek; evlilik kararı almış çiftlerin evlilikle ilgili bilgi ve hazırlık durumlarının değerlendirilerek “Evlilik Öncesi Çift Eğitimi”ne olan gereksinimi tespit etmek, pilot bir uygulamayla, istekli olan çiftlere bu eğitimin verilerek çiftlerin de görüş ve önerileri doğrultusunda bir eğitim programının hangi konulardan oluşması gerektiğini ve ne kadar sürede verilmesinin uygun olacağını ortaya koyacak bir araştırma planlamış ve Ankara ili Çankaya Belediyesi hizmet sınırları içerisinde ikamet edip evlenmek maksadıyla Çankaya Belediyesi Vedat Dalokay Evlendirme Müdürlüğüne başvurup evraklarını tamamlamış çiftlerden gönüllü olarak “Evlilik Öncesi Çift Eğitimi”ne katılmak isteyen 62 çifte altı saat süren iletişim, çatışmayı önleme ve sorun çözme yöntemleri, empati, aile yaşam döngüsü ve bu basamaklarda karşılaşılabilecek sorunlara çözüm önerileri ile aile planlama yöntemleri konularını kapsayan bir eğitim verilmiştir. Bu eğitim sonunda geri bildirim formlarına eğitim hakkında görüşlerini yazan iki katılımcının kendi ifadeleri aşağıda eğitim hakkında fikir edinilmesi amacıyla alınmıştır.

“Evlilik Öncesi Çift Eğitimi aileler için gerçekten önemli bir konu. Bu eğitimi aldığım için kendimi çok şanslı buluyorum. Nişanlıma ve çocuğuma nasıl davranmam gerektiğini evlendikten sonra da nişanlımla daha çok mutlu olacağımı anladım ve öğrendim. Nişanlıma daha önce söyleyemediğim şeyleri söylemeye başladım ve iletişimimizi güçlendirdim. Korkularım, tereddütlerim kalktı ortadan. Türkiye’nin her yerinde uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Teşekkürler.” G.Ö.(Kadın katılımcı)

“Modern dünyada yaşadığımız, gelişme ve değişme sürecinde bize rota oldu. Artık yürütmeye çalıştığımız bu geminin nerede şu alacağını, nerede fırtınalarla karşılaşacağımızı daha iyi biliyoruz.” C.Y. (Erkek katılımcı)

Evlilik Öncesi Çift Eğitimine gönüllü olarak katılan nişanlı çiftlerin gerek geri bildirim formlarında kendi ifadeleri gerekse araştırmada elde edilen bulgular ışığında; Evlilik Öncesi Çift Eğitiminin nişanlı çiftlerin evlilik doyumlarına katkı sağlayabileceği sonucu ortaya çıkmış ve tespit edilen eğitimin müfredatına dâhil edilecek konular ile eğitim süresinin yurt dışı araştırmalar ile paralellik gösterdiği belirlenmiştir. Araştırmanın öneriler kısmında bulunan “Evlilik Öncesi Çift Eğitimi toplumun temeli olan ailenin sağlam temeller üzerine kurulmasına katkı sağlayabilecek bir eğitim olduğu için ülkemizde kadın ve aile konusunda çalışan bakanlık, kuruluş, üniversite, dernek ve sivil toplum örgütlerinin bu konuya dikkatlerinin çekilmesine ve eş güdümlü çalışmalarına ihtiyaç vardır.” ifadesi ve araştırma sonuçları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yetkilileri ile de paylaşılmış ve bu konuda bir proje hazırlanarak 2012 yılında TBB (Türk Belediyeler Birliği) ile bir protokol imzalanarak ülkemizde yaygın olarak bu eğitimin verilmesi için ciddi adımlar atılmıştır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Eş Seçiminde Ailenin Rolü ve Evlilik Öncesi Çift Eğitiminin Boşanmaları Önlemede Önemi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Bülent ŞEN Fotoğraf
Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Doktor Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN'in Makaleleri
► Evlilik Öncesi Çift Eğitimi Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,643 uzman makalesi arasında 'Eş Seçiminde Ailenin Rolü ve Evlilik Öncesi Çift Eğitiminin Boşanmaları Önlemede Önemi' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:07
Top