2007'den Bugüne 90,300 Tavsiye, 27,791 Uzman ve 19,731 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Evlilik Doyumu
MAKALE #22793 © Yazan Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN | Yayın Temmuz 2022 | 309 Okuyucu
Aileye bir sistem olarak bakıldığında içinde bir takım alt sistemlerin var olduğu görülmektedir. Evlilik ise eşlerin oluşturduğu ve ailenin oluşmasına temel olan bir alt sistemdir. Bu sistem içerisinde eşlerin evlilik ilişkilerinden aldıkları doyum önemli bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Evlilik doyumu, psikolojide son yıllarda en çok incelenen konulardan biri olmuştur. Evlilik bireyin diğerine yüksek düzeyde bağlandığı, iki kişi arasındaki evrensel bir olaydır. Bu yapının sürdürülmesi, evlilik ilişkisi içerisinde bulunan kişilerin karşılıklı olarak psikolojik ve biyolojik ihtiyaçlarının karşılanmasına bağlıdır (Gökmen, 2001). Evlilik doyumu, eşlerin evliliklerinin niteliğine ilişkin bireysel algıları olarak kabul edilmekte ve eşlerin ilişkilerinden mutlu ve hoşnut olmaları olarak tanımlanmaktadır (Binici, 2000). Evlilik uyumunda, eşlerden her birinin iyi bir ilişki sürdürebilme kapasiteleri de önemlidir (Kışlak-Tutarel ve Çabukça 2002).

Kocadere (1995), yapmış olduğu araştırmada evlilik doyumunu etkileyen 14 alan olduğunu belirtmiştir. Bu alanlar şu şekilde sıralanmaktadır; baskınlık, benzerlik, boş zaman, boşanma düşünceleri, cinsellik, çocuk, duygu, ev işleri, evlilik dışı ilişki, gelir, iletişim, iş, sorunlar ve sorun çözme, sözel ve fiziksel şiddet. Rosen-Grandon, Myers ve Hattie (2004), en önemliden en az önemliye doğru evlilik doyumunun on karakteristik özelliğini tanımlamışlardır: evlilik istikrarı, eşe bağlılık, cinsel yaşamda sadakat, güçlü manevi değerler, tanrıya inanma ve dine bağlılık, eşe saygı duymak, iyi bir eş olmaya isteklilik, eşi desteklemeye ve memnun etmeye istekli olmak, eş için iyi bir arkadaş olmak, affetme ve affedilmeye gönüllü olmak.


Aile, evlilik doyumu ve boşanma ile ilgili konularda yapılan çalışmalarda; kişilerin aile ortamını özel alan gördükleri için çalışmaya katılmak istememeleri araştırmacılar için önemli bir sınırlılık olmaktadır. Bu durumu destekleyen iki araştırma sonucuna göre;
Williams, Riley ve Risch (1999), evlilik öncesi çift eğitiminin orta vadeli sonuçlarının görülebilmesi maksadıyla 1-8 yıl evli olanlar arasında yaptıkları araştırmada (eğitim almış) 3195 çifte ulaşmış ancak, bunlardan 513 çift ankete cevap vermiştir. Aynı şekilde, Azizoğlu-Binici ve Hovardaoğlu (1996), tarafından evlilik sorunu nedeniyle psikolojik yardım almamış 50 evli çift ile, Evlilik İçin Karşılaştırma Düzeyi Ölçeği’nin evli çiftler için geçerlik ve güvenirlik çalışması yapmak için görüşülmüştür. Bu araştırmada da 250 çifte ulaşılmaya çalışılmış, ancak 50 çift ile görüşülebilmiştir. Bu durum, ülkemizde çiftlerle çalışma yapmanın güçlüğünü gösteren ve araştırmacıları zorlayan göstergelerdendir.


Evlilik Doyumunu Artıran Etmenler

Cutler ve Radford (1999), aralarında iyi bir ilişki bulunan, çocuklarının geleceğini, güvenliğini düşünen ve geleceğe iyimser bakan, açık iletişim kuran evlilik sisteminin; sağlıklı bir aile yapısını temsil ettiğini belirtmektedirler. Robinson ve Blanton (1993), evlilikleri en az otuz yıldır devam eden ilişkileri belirleyen en önemli öğelerin yakınlık ve iletişim becerileri olduğunu belirtmektedir. Evlilikte mutluluk, çiftlerin ilişki kurma becerileri ile de yakından ilişkilidir (Erbek ve Ark. 2005).

Satir (1972; Akt. Nichols ve Schwartz, 2002)’e göre sağlıklı aileler üyelerine değer vermekte, birbirlerini dinlemekte, saygı göstermektedir. Eşler arasında sevgi ve saygı karşılıklıdır ve birbirlerine karşı eşler açık ve samimidir. Bu samimiyet ailenin diğer üyelerine de yansımaktadır. Aile içinde kaygı verici durumlar, öfkeler, kırgınlıklar açıkça konuşulabilmektedir. İşbirliği bütün sağlıklı evlilik ilişkilerinde temel bir elemandır. Bireyler bir ilişkiye kendilerinde var olan temel inançları, niyetleri ve beklentileri ile birlikte girerler. Bununla birlikte ilişkide biraz bencillik, biraz birbirlerini cesaretlendirme ve işbirliğini kullanarak yeni hayatlarını kurmaya çalışırlar. Eğer her iki bireyde karşılıklı işbirliği esasına göre birbirlerinin ve kendilerinin ihtiyaçlarını bilir ve bunları karşılamaya çabalarsa ilişkileri gelişir ve uzun süre devam eder (De Witt, 1982).

Vannoy, Hiller ve Philliber (1989), tarafından 489 çift üzerinde yapılan araştırmada; erkeklerin cinsiyet rollerindeki esneklik ve eşler arasındaki yeterli iletişimin, evlilik kalitesi üzerinde önemli pozitif bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Bireyin gelmiş olduğu aile ortamı ile evliliğinin geleceği arasındaki bağlantıyı, ilişkiyi araştıran sayısız araştırma yapılmıştır. Literatür gözden geçirildiğinde; Larson ve Holman (1994), bireyin evlilik kalitesi ile ebeveynlerinin evlilik kalitesi arasında inkâr edilemez, yadsınamaz bir ilişki olduğunu belirtmektedir.


Evlilik Doyumunu Azaltan Etmenler

Weiten (1985; Akt. Fidanoğlu, 2006), evliliklerde sıkıntıya neden olan problemleri şu şekilde özetlemiştir; evliliğe ilişkin gerçekçi olmayan mutluluk beklentilerine sahip olmak, eşlerin rol beklentilerine ilişkin birbirinden farklı görüşlere sahip olmaları, ekonomik sıkıntılar, eşler arasında, yetersiz olduğu düşünülen iletişim, eşlerin yakın akrabalarına maddi ya da manevi açıdan bağımlı olması, eşlerin birbirlerinden kopuk olması ya da ruhsal sorunlar nedeniyle ortaya çıkan cinsel sorunlar, çocuk sahibi olduktan sonra ortaya çıkan sorunlar, eşlerin ilgi alanlarının birbirinden farklı olması nedeniyle birbirlerinden uzak kalmaları, kıskançlık, sadakatsizlik, aşkın bitmesi, bir eşin üstünlük taslaması gibi genel nedenler dolayısıyla evlilikte sorunlar yaşanmaktadır. Işıkhan (2005), engelli çocuğa sahip ailelerin evlilik doyumlarının bundan olumsuz yönde etkilendiğini belirtmektedir. Gerçekçi beklentiler konusunda Mehmet Ali Birand’ın eşi Cemre Birand’ın (Tekelioğlu, 2010), “hayatta hiçbir zaman alamayacağım, insanların veremeyeceği bir şey istemedim. Onun için her zaman mutlu oldum, çünkü hep ne istediğimi bildim” ifadesinin evlilik doyumunu artırmak için önemli bir tespit olduğu değerlendirilmektedir.

Markman, Stanley ve Storaasli (1988), aile yaşam döngüsü kapsamında aile mutluluğu ve başarısı için yapılması gereken gelişimsel görevlerin yapılmasını engelleyen birçok faktör olduğunu belirterek bazı örnekler vermektedir. Bunlardan bazıları; kişisel ihtiyaçların baskı altında tutulması, ailenin uyum ve adaptasyon seviyesinin düşük olması, iletişim eksikliği, iletişimde kavgacı olmak, çiftlerin aile değerleri ve beklentilerindeki uyumsuzluklar. Osmond (1977) tarafından yapılan araştırmada; mutlu evlilikleri olan çiftlerin karar vermede birlikte davrandıkları, kararlarda uzlaşmaya vardıkları, eşlerden birinin kararlardaki baskınlığı ve eşler arasındaki güç dengesinin çok büyük farklılıklar göstermesi durumlarında evlilik doyumunun azaldığı ve boşanma oranının yüksek olduğu bulunmuştur.

Kocadere (1995)'nin iyi ve kötü evliliklerin özelliklerini belirlemeye yönelik 100 çiftle yaptığı araştırmada eşlerden her birinin eşinin akrabalarıyla olan geçimsizliğinin, kötü evliliklerde iyi evliliklerden dört kat daha fazla olduğu, iyi evliliklerdeki eşlerin boş zamanlarını eşleriyle daha fazla birlikte geçirdikleri, kötü evliliklerde maddi sorunların evliliklerinde problemlere yol açtığını belirten deneklerin oranının iyi evliliklerdeki deneklerden yaklaşık iki kat fazla olduğu, iyi evliliklerde eşlerin duygu ve düşüncelerini birbirleriyle daha fazla paylaştıkları kötü evliliklerde önemli konulardaki kararların daha çok tek taraflı alındığı iyi evliliklerde ise eşler tarafından birlikte alındığı, belirtilen bu konuların çeşitli demografik özellikler açısından da farklılık gösterdiği bulunmuştur. Gibson (1993), evlilik danışmanlığı için başvuran eşlerin para, cinsellik ve çocukları ile ilgili şikâyetlerden çok, aralarındaki ilişkinin ortaya çıkardığı tatminsizlikten şikâyet ettiklerini belirtmektedir.

Katz ve Ark. (1963; Akt. Honeycutt, Wilson ve Parker, 1982), evliliklerinden memnun çiftler; eşlerini işbirlikçi, iktidarlı ve sevecen olarak tanımlarken, bunun karşısında, evliliklerinden memnuniyetsiz çiftler eşlerini kaprisli, sinirli ve ilgi bekleyen kişiler olarak tanımlamışlardır.
Duvall (1977), evlenmeyi planlayan çiftlerin, ilişkilerinin gelecekteki başarısı için aşağıda belirtilen gelişimsel görevlerini ve bu konudaki ihtiyaçları mutlaka başarması gerektiğini belirtmektedir. Çiftin fiziksel olarak hazırlanması, finansal kaynakların sağlanması, korunması, geliştirilmesi ve planlanması, otorite ve kontrolün yapılandırılması, aile içindeki rol ve görevlerin tespiti ve düzenlenmesi, yeterli cinsel uyumun geliştirilmesi, entelektüel ve duygusal iletişimin tesis edilmesi, akrabalar ve arkadaşlar, yakın çevre ile olumlu iletişimin tesis edilmesi ve devam ettirilmesi, aile planlaması, karar verme, çatışmayı önleme ve sorun çözme konularında kendilerini geliştirmeleri.

Benzer olarak, Markman, Stanley ve Storaasli (1988), aile yaşam döngüsü kapsamında aile mutluluğu ve başarısı için gereken gelişimsel görevlerin çiftler tarafından başarılması gerektiğini belirtmişlerdir. Bunlar; yapıcı iletişim ve çatışmayı önleme, sorun çözme yöntemlerini uygulama yeteneklerinin kazanılması ve geliştirilmesi, ilişki ve evlilikle ilgili gerçekçi, yapıcı ve uyumlu beklentilerin varlığı ve geliştirilmesi, çiftlerden her birinin temel duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarının anlaşılması ve karşılanması için davranışsal etkileşim kalıplarının geliştirilmesi, çiftlerin birbirlerinin memnuniyet düzeylerini yükseltmeye, endişe, kaygı düzeylerini azaltmaya çalışmaları, çiftlerin ilişkilerinde yakınlık-uzaklık, bağımlılık-bağımsızlık hususlarında uyumlu mekanizmaları geliştirmeleri, çiftlerin ilişkilerinde zamanla değişimlere ayak uydurabilmeleri ve iletişim kalıplarını değiştirebilme hususlarında uyum sağlayabilmeleri. Literatür sonuçlarından da anlaşıldığı üzere, evlilik doyumu kendiliğinden gerçekleşmeyen, bazı temel iletişim becerilerine sahip olmayı ve yanlış inanış ve düşünce kalıplarının doğru inanış ve düşünce kalıplarıyla değiştirilmesine ihtiyaç gösteren bir süreçtir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Evlilik Doyumu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Bülent ŞEN Fotoğraf
Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Doktor Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildi
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN'in Makaleleri
► Evlilik Doyumu Nedir ? Psk.Muharrem ÇAPKIN
► Evlilikte Empati ve Evlilik Doyumu Psk.Dnş.Murat ÇAKIR
► Yaşam Doyumu ve Kronik Ağrı Psk.Rümeysa Betül SEYİTHANOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,731 uzman makalesi arasında 'Evlilik Doyumu' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:26
Top