2007'den Bugüne 89,850 Tavsiye, 27,680 Uzman ve 19,689 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eş Seçiminde Ailenin Rolü ve Nişanlılık Dönemi
MAKALE #22784 © Yazan Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN | Yayın Temmuz 2022 | 149 Okuyucu
Evlilik, yaklaşık M.Ö.2000 yılından günümüze kadar temel niteliklerini koruyarak devam eden ve vazgeçilemeyen bir kültür olgusudur (Yıldırım, 1993). Evlenme davranışı, insanoğlunun en temel davranışlarından biridir (Çilli ve Ark. 2004). Adler (2003), bu duruma farklı bir bakış açısıyla bakarak evliliğin önemini “içinde yaşadığımız uygarlıkta sevgi ve eşitlik sosyal ödevlerdir. Biz evleniyorsak, yalnız kişisel çıkarımız için; dolaylı olarak toplum çıkarını da göz önünde tutarak bunu yapıyoruzdur. Gerçekte evlilik, insanlığın ayakta kalmasını sağlamaya yönelik bir eylemdir” sözleriyle belirtmektedir. Doğan (2009), eski Türklerde izdivaca ‘evlenmek’, ‘ev-bark’ sahibi olmak denildiğini, ‘Bark’ sözcüğünün Orhun anıtlarında ‘mabet’ anlamına geldiğini belirtmektedir.
Özuğurlu (1990), evliliği, birbirinden farklı ilgi, istek ve ihtiyaçlara sahip iki insanın, birlikte yaşamak, yaşantıları paylaşmak, çocuk sahibi olmak ve yetiştirmek gibi amaçlarla kurdukları bir ilişkiler sistemi, karşılıklı bir dayanışma ve toplumsal onaylamayla gerçekleşmiş bir sözleşme ve tüm toplumsal yasaklamalar dışında tutulan cinsel gereksinmelerin karşılıklı olarak doyuma ulaştırıldığı bir kaynaşma olarak tanımlamaktadır. Jacobson ve Ark. (1995), toplumsal onaylamayı biraz daha genişleterek; evliliği, yasalarla belirlenen, iki kişi arasındaki yakın ilişkinin meydana getirdiği birliktelik olarak tanımlamaktadırlar.
Bireyler evlilik bağı ile aile kurmaktadırlar. Bu bağı kuran bireyler temelde yaşamlarını daha düzenli bir hale getirmek, sevmek, sevilmek, çocuk sahibi olmak gibi pek çok nedenle evlenmek isterler. Evlilik, insanın gelişiminde birinci düzeyde rol oynayan süreçlerden biridir (Çelik, 2006). Evlilik, bir ailenin meydana gelmesini ve sonraki nesil’in yetişmesini sağlayan en önemli ve en temel insan ilişkisidir (Larson ve Holman, 1994).
Arıkan (1999), evlilik söz konusu olduğunda taraflar yalnızca kendi değer, düşünce ve bireysel kimlikleriyle evlilik ilişkisine giremediklerini çoğu kez evlenecek kadın ve erkeğin ailesinin değerlerinin, tercihlerinin etkili olduğunu savunmaktadır. Bunun yanı sıra ailenin inanç ve değerlerinin bireyin kimliğini belirlediğini belirtmektedir. Psikanalitik kuramın kurucusu Freud, eş seçmeyi çocukların ana babadan karşı cins ebeveyne karşı hissettikleri yakınlık ve hayranlığa bağlamakta, bilinçdışı karmaşık süreçler yoluyla kızların babalarının, erkeklerin annelerinin özelliklerini taşıyan eşleri seçtiklerini belirtmektedir (Özgüven, 2000). Yapılan araştırmalar, ebeveyn, aile ve arkadaş desteğini alan çiftlerin evliliklerinin olumlu anlamda daha istikrarlı ve memnuniyet düzeylerinin daha yüksek olduğunu kanıtlamaktadır. Bunun tersine ebeveynlerin ve ailelerin desteklemediği evliliklerde gelecekte evlilik problemlerinin ve boşanma olasılığı arasında neden sonuç ilişkisi olduğu tespit edilmiştir (Whyte, 1990).

Tarhan (2007), Evlilik kararında ve eş seçiminde, dolayısıyla evliliğin kuruluş ve ilerleyen dönemlerinde evlilik doyumuna kök ailelerin etkisi hakkında önemli tespitlerde bulunmuştur. Evlilik kararında ailenin etkisi dolaylı ve doğrudan olarak ele alınabilir. Dolaylı yoldan etki; çocukluk döneminde yaşanan olayların şekil verdiği düşünce ve davranış kalıplarıyla gerçekleşir. Kadının erkek, erkeğinde kadın modeliyle ilgili davranış ve düşünce kalıplarını daha çok anne ve baba şekillendirir. Örneğin, bir kız çocuğunun babası veya ağabeyi ile kurduğu ilişki, beyninde bir erkek modeli oluşturur. Bu model onun karşı cinsle ilgili tavrını belirler. Ancak bu dolaylı etki gerçekçi değildir. Çünkü evlenilecek kişi ile anne ya da babanın aynı kişiliğe sahip olması mümkün değildir. Evlilik kararında ailenin doğrudan etkisi ise; anne babanın çocuğunun doğru karar vermesini istemesinden, onun bu önemli kararı hususunda sorumluluk hissetmesinden kaynaklanır. Geleneksel aile yapımızda çocuğun ‘yuva kurmasını sağlamak’ anne babanın hem maddi hem de manevi görevi olarak algılandığından, evlilik sürecinde aile önemli bir rol üstlenir. Bu nedenle anne baba, çocuğunun kiminle evleneceği konusunda söz sahibi olmak ister. Evlenilecek kişi, anne baba tarafından onaylanıyorsa, genelde eş adaylarının birbirleri ve aileleri arasında, evlilik hazırlıkları konusunda yaşanacak problemlerin dışında pek sorun çıkmaz. Aile eş adayını onaylamıyorsa bu durum, gençle anne baba arasında çatışmaya neden olabilir. Gencin kararında, anne babanın ise olumsuz tavırlarında ısrarı da, ilişkilerde onarılması zor hasarlara neden olabilir. Larson ve Holman (1994), ailelerin çocuklarına evlenmeleri konusunda baskı yapabileceklerini, ancak bu baskının onların evliliklerini olumsuz bir şekilde etkileyebileceğini; gençlerin bu baskıdan ne kadar uzak tutulur, bağımsız olarak karar vermeleri desteklenirse, evliliklerinden memnuniyet seviyelerinin de o kadar yüksek olabileceğini belirtmektedirler.

Eş seçme sürecinde tarafların birbirlerini tanıması ve yasal boyutu da bulunması yönünden “nişanlılık” dönemi önemli bir aşamadır. Türk Medeni Kanunu nişanlanmanın amacını, “nişanlanma, evlenme sözü ile olur” şeklinde belirtmiştir. Nişanlılık, evlenmek için ciddi ve samimi bir karara ulaşıldığının çevreye duyurulması, evlenmeye karar veren kız ve erkeğin evliliklerinin ne dereceye kadar uygun olduğunun son bir kez daha sınanması ve evlilik için planlar yapılmasını sağlayan bir dönemdir (Özgüven, 2000).

Yasa’da “evlenmeye hazırlık” olarak kabul edilen nişanlanma döneminde, tarafların birbirlerine karşı iyi davranmaları, kusurlu bir davranış içine girmemeleri, çok dikkatli ve bilinçli hareket etmeleri istenmektedir. Evliliğin sağlam temellere oturtulması ve sonradan büyük sorunların çıkmaması için, çiftlerin evlilik öncesi birbirlerine karşı samimi ve dürüst olmaları, evlilik öncesinde, ilerde evliliği etkileyebileceği düşünülen durumların birbirlerine açıklanması beklenmektedir. Arkadaşlık ve nişanlılık döneminde, çiftler, doğuştan gelen kusurlar, genel sağlık durumu ve hastalıkları, önceki evlilikler, tutukluluk gibi yasal durumlar, sorumlu olduğu borçlar ve yükümlülükler, ailesine ve yakınlarına yapmak zorunda olduğu ekonomik, sağlık ve bakım yönlerinden olan yardımlar ve bunun gibi özel konuları birbirlerine söylemeleri etik bir sorumluluk olarak değerlendirilmektedir.

Tarhan (2007), nişanlılık dönemi hakkında hem psikolojik hem de sosyal açıdan önemli tespitlerde bulunmuştur. Evlilikte nişanlılık süreci en çekici, en hoş dönemlerden biridir. Çünkü insanın kendisini kendisinden çok düşünen birisinin olması hoş bir duygudur. Bu dönemde, iki tarafta da kuvvetli bir çekim oluşur ve taraflar birbirlerini düşünmeye, birbirlerine kafa yormaya başlarlar. Ancak nişanlılık, evlilik hazırlıklarının getirdiği stres ve gençlerin birbirlerinin gerçek kişiliklerini tanımaya başlamaları nedeniyle, çoğu zaman bazı problemlerin yaşandığı bir dönemdir. Nişanlı gençler, geleceklerini düşünmeli, planlar yapmalı, kararlar almalı, evlilik yaşamlarına ve geleceğe yönelik önemli konularda fikir birliğine varabilmelidir. Evlilik öncesinde, geleceğe yönelik önemli konular arasında, evlendikten sonra, eşlerin iş ve çalışma durumları, kadının çalışıp çalışmayacağı, ailelerle birlikte veya bağımsız olarak nerede oturulacağı, evin gelirinin nasıl yönetileceği, ne zaman çocuk sahibi olunacağı, eşlerle birlikte oturacak yakın akrabalar, eşlerin birbirine bazı konularda ne ölçüde karışabileceği gibi konular bulunmaktadır. Bu konuların açıkça konuşulup, tartışılıp anlaşmaya varılmaması, evlendikten sonra büyük sorunlar yaratabilmektedir (Özgüven, 2000).

Şen (2009)’in yaptığı araştırma kapsamında bulunan nişanlı çiftlere boş zaman aktivitelerini nasıl değerlendirecekleri, aile bütçesini nasıl yapacakları, çocuk isteyip istemedikleri, kaç çocuk istedikleri, ilk çocuklarını ne zaman istedikleri, kök aileleri ile ilişkilerinin nasıl olacağı, birbirlerinin kendine ait özel zamanları da olabileceği, çocukları yetiştirirken annenin çalışma hayatına devam edip etmeyeceği, bayanın çalışma hayatında olup olmayacağı konularında evlilik öncesi konuşup ortak karar verip vermedikleri sorulmuş olup; çiftlerin büyük çoğunluğu (% 94,3) ile çocuk isteyip istemedikleri hususunda konuşup ortak karara vardıkları, diğer konularda değişen oranlarda olumlu anlamda yanıtlar alınmıştır. Ancak, anne olunduktan sonra kadının çalışma hayatında olup olmayacağı konusunun ortada bırakılmasının; evliliğin ilerleyen yıllarında aile bütçesi ve kadının evlilik doyumu üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği hususu belirtilmiştir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Eş Seçiminde Ailenin Rolü ve Nişanlılık Dönemi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Bülent ŞEN Fotoğraf
Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Doktor Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildi
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Doç.Dr.Psk.Dnş.Bülent ŞEN'in Makaleleri
► Çocukta Özgüven ve Ailenin Rolü Psk.Dnş.Kemal TUNCER
► Okul Başarısında Ailenin Rolü Psk.Dnş.Reyhan Çakmak YEŞİLOVA
► Çocuğun Eğitiminde Ailenin Rolü Fatih KILIÇARSLAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,689 uzman makalesi arasında 'Eş Seçiminde Ailenin Rolü ve Nişanlılık Dönemi' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİEvlilik Doyumu Temmuz 2022
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:20
Top