TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



KALP REHBERİ

Ünsal VURAL Fotoğraf
Dr.Ünsal VURAL
İstanbul
Doktor "Kalp ve Damar Cerrahisi"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 1 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 31190,

* Yayın Tarihi : 20-01-2009 - 20:38 (2135 gün önce),

* Ortalama Günde 14.60 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 78450 , Kelime Sayısı : 10248 , Boyut : 76.61 Kb.
KALP REHBERİ

KALP REHBERİ

Kime kalp hastası denir?...................................
Kalp hastalığının türleri var mı?......................
Koroner kalp hastalığının belirtileri nelerdir?.......
Halk arasında sıkça söylenen "Bende kalp yetmezliği var" sözü ne anlama geliyor?
Kalp nasıl yetmiyor? ………………………….
Damar sertliği nedir?...............................................
Ritim bozukluğu nedir, neden oluşur?..........................
RİSK FAKTÖRLERİ
Kalp hastalıkları için riskli bir yaş grubu var mı?.............
Grip yada kişinin geçirdiği başka hastalıklar kalp hastalığına neden olabilir mi
Genetik etkenler kalp hastalığında önemli mi?........
Kalbe neler zarar verir, kalp ve damar hastalıkları için risk faktörleri nelerdir?..........
Değiştirilemez, bireysel risk faktörleri:
Kalp hastalığı riski kadında mı erkekte mi daha yüksek?...................
Değiştirilebilir risk faktörleri:………….
Sigara kalp sağlığı üzerinde etkili mi?................
Sigarayı bıraktıktan sonra kalple ilgili risk devam eder mi?.............
Sigarayı bırakmak isteyen insanların aşırı kilo alması ve bunun ardından kilolarla
birlikte gelen kalp krizi vakaları var mı? Sigarayı bırakmak da kalp krizine
neden olabilir mi?.....................
Bir insanın ne kadar süreç içinde kalp hastası oluyor?...........
Kilo ver riski düşür……………………………
Kalp krizi hiçbir belirti olmadan birdenbire ortaya çıkabilir mi?..................
Alkolün kalp sağlığı üzerine etkisi nedir?......................
Kırmızı üzüm kalp hastalıklarını önleyici bir etkisi var mı?.............
Stresli yaşam kalp hastalığına neden olur mu?.................
Sinirlendikten sonra kalp krizi geçirilebilir mi?...........
Hangi meslekler kalp hastalıklarında risk altında?.......
HİPERTANSİYON:
Tansiyon yüksekliği nedir?.............
Küçük tansiyon ile büyük tansiyon arasındaki fark nedir?.....
Tansiyonun normal değerleri nedir?
Hipertansiyon yani halk arasında söylenen şekliyle yüksek
tansiyon sık rastlanan bir hastalık mıdır?.....
Hipertansiyonun sebebi nedir?.........
1.Birincil (Esansiyel) Hipertansiyon:
2. İkincil Hipertansiyon:
Hipertansiyonun belirtileri nelerdir?.........
Hipertansiyonun vücuda zararları nelerdir?.......
Kimler hipertansiyon riski altındadır?.........
Hipertansiyon tedavi edilebilir mi?.......
Hipertansiyon ve sık sorulan sorular…….
Kan basıncını evde ölçebilir miyim?.........
Kan basıncı ölçülürken nelere dikkat edilmelidir?.........
Hipertansiyon ilaçları alışkanlık yapar mı?......
Tedavide verilen ilaçları ne zaman almalıyım?......
Tansiyon ne sıklıkla ölçülmeli?........
Bir yakınımda da hipertansiyon var, kullandığım ilaçları ona da verebilir miyim?.......
Hipertansiyondan korunmak mümkün mü?........
Hamileler de tansiyon riski altında mı?...............
Tansiyon ne sıklıkla ölçülmeli?...................
DİYET:
Şişmanlığın kalp sağlığı üzerine etkisi nedir?........
Kişinin kalp krizi geçirme riski belirli kriterlere bağlı olarak ortaya çıkar mı?......
Kalp krizi riski yüksek kişiler korunma amaçlı olarak neler yapabilir?......
Akdeniz beslenme piramidinin özellikleri……….
Kalp krizi atlatıldıktan sonra yapılacaklar neler?
Aspirinin kalp krizini ve hastalıklarını önleyici etkisi var mı?
Kalbi korumak için aspirinin hangi türü hangi miktarda alınmalı?........
Kalbi korumak için kaç yaşında aspirin almaya başlamak gerekiyor?.......
Et konusunda kalp sağlığı açısından bir seçim yapılmalı mıdır?.....
Kalbi koruyan vitaminler var mı?............
Kahve çay içiminin kalp sağlığı üzerine etkisi var mı?.....
Kırmızı şarabın kalbi koruyucu etkisi var mı?........
Kalp sağlığına uygun olan ve olmayan sporlar neler?......
Aile yaşantısının, karı koca sorunlarının kalp sağlığı üzerinde etkisi var mı?
Mutsuz bir evlilik kalp sağlığını olumsuz etkiler mi?......
Kişi kendisinde kalple ilgili bir ağrı olduğunu nasıl anlayabilir?..........
Erken yaşta kalp krizi daha ölümcül oluyor neden?............
Kalp damar hastalıklarının ülkemizde görülme sıklığı ve bölgelere dağılımı nasıldır?....
Türkler genetik olarak risk altında mı?..........
Metabolik sendrom nedir?..............
Hava durumu ile kalp hastalığı arasında bir bağlantı var mı?.......
Sıcak havalarda özellikle tatilde kalp krizinden ölümlerin sebebi nedir?......
Kalp hastalığı olduğu düşünülen kişi hastanelerin hangi servisine hangi
uzman doktora başvurmalı?........
Hasta doktora başvurdu, doktor da kalple ilgili bir sorundan şüphelendi,
kesin teşhis nasıl yapılıyor?.........
Kan biyokimyası tetkikleri nelerdir, neleri içerir?........
Eforlu EKG nedir?..........
EKOKARDİYOGRAFİ:
Ekokardiografi nedir?...........
Balon uygulama sonrasında hasta neler yaşıyor?........
Kaç saat sürer?............
Stent nedir, kimlere yapılır, nasıl bir işlemdir, maliyeti nedir?........
KORONER BYPASSS:
Herkese bypasss olmaz………
Bypass ameliyatı nedir?...........
Nasıl yapılır?...........
Kimlere yapılması gerekir?.........
Koroner bypasss ameliyatı ne sağlar?..........
By- pass ameliyatındaki yenilikler neler?..........
Robot cerrahi by -pass ameliyatlarında çığır mı açacak?......
Artık göğüs kafesi kesilmeden mi by- pass yapılıyor?.........
Sosyal güvenlik güvencesi olanlar nasıl bir yol izlemeli, sevk işlemleri nasıl yapılır?....
AMELİYAT SONRASI
Hastanedeki ilk gün nasıl geçiyor?.......
Kişi ne kadar ameliyatta kalır?......
Bypass ameliyatı yapılması riskli kişiler var mı?
Kimler Bypass'da kaç damar değiştirilebilir?.........
Hasta ne kadar hastanede yatar?.......
Ağrısı acısı olur mu?............
Değişen damarlar vücudun nerelerinden alınıp kalbe gidiyor?......
Hastaneden çıktıktan sonra yapmaması gereken şeyler var mı?.....
Ameliyat sonrası yaşam……..
Ameliyat günü neler olur?........
Ameliyat sonrası yaşam nasıldır?........
Odaya çıktıktan sonra yaşam nasıl olur?......

Kalp damarlarında daralma, ya da kapakçıklarında rahatsızlık olan, ritim bozuklukları saptanan ya da doğuştan kalp deliği görülen hastaların hepsi kalp hastası olarak adlandırılır. Ayrıca kalbi saran zarda iltihaplanma, diğer bazı organlarda görülen hastalıkların kalbe hasar vermesi gibi durumlar da kalp hastalıkları kapsamına girer.

Kalp hastalıkları kalbi oluşturan tüm yapılarda yolunda gitmeyen birçok sebepten kaynaklanabilir. 7 ayrı türde incelenebilir.
1) İskemik kalp hastalıkları (Koroner arter hastalığı)
2) Kalp kapak hastalıkları (Romatizmal veya dejeneratif)
3) Doğumsal kalp hastalıkları: Doğumsal kalp hastalıklarının günümüzde teknolojinin de ilerlemiş olmasının faydasıyla erken tespiti ve başarılı cerrahi müdahalelerle tedavisi mümkün olabilmektedir.
4) Kalp adalesi ve zarını ilgilendiren hastalıklar: Genelde tüberküloz ve enfeksiyon kaynaklı hastalıklar sonucu görülse de metabolik hastalıklar (böbrek rahatsızlığı), bağ dokusu hastalıkları hatta tümörler neticesinde bile perikard olarak adlandırdığımız kalp zarı iltihabı ve kalınlaşması görülebilir.
5) Kalp ileti sistemini ilgilendiren hastalıklar
6) Kalp tümörleri ise çok büyük bir şans olarak genel kalp hastalıkları arasında son derece nadir görülürler. En sık görülen ve miksoma olarak adlandırdığımız tür dahi ekokardiyografi ile tespit edilip başarılı bir şekilde cerahi müdahale ile alınarak tedavi edilmektedir.

Kalp hastalığına bağlı olarak ortaya çıkan göğüs ağrısı sıkıştırıcı, yanıcı, baskılayıcı, ağırlık çökmesi, ezici şekildedir. Genellikle halk arasında iman tahtası denilen yerde ve onun arkasında ortaya çıkar. Fakat sol omuza, sol kola, sağ kola, boyuna, çeneye, alt dişlere, sırta, mide bölgesine yayılım gösterir. Göğüs ağrısı 5-15 dk sürer, dinlenmekle veya dil altı nitrogliserin almakla geçer. Kalple ilgili sorundan kaynaklanmayan ağrılar ise 5 saniyeden az veya 20-30 dk’dan fazla sürer. Derin nefes almakla, gövde veya kolun tek bir dönüş hareketi ile ortaya çıkabilir ve düz yatmakla, yemekle geçer. Ağrı parmak ucu ile gösterilecek şekilde çok küçük bir alanda sınırlıdır ve göğüs duvarında hassasiyetle birlikte olabilir. Ağrı genellikle keskin, bıçak saplanır tarzda, yakıcıdır. Dinlenmekle veya dil altı nitrogliserin almakla 5-10 dk’da geçmeyen ağrı durumunda başka sebepler düşünülmelidir. Diğer belirtiler: Bulantı-kusma, soğuk terleme, belirgin halsizlik ve yorgunluk, çarpıntı ve baş dönmesidir.

Halk arasındaki sıkça söylenen “kalp yetmezliği” kalbin pompa işlemini yeterli yapamamasına karşılık kullanılan bir terimdir. Kalp kasında güçsüzleşme oluşur ve bunun sonucunda da vücuda yeterli oranda kan pompalanamaz. Kanın yeterli oranda pompalanamaması vücutta birçok bozukluğa hatta ölümcül sonuçlara yol açabilir. Biz pompalama sorununu da iki ayrı grupta inceliyoruz. Kalbin diastolik ve sistolik fonksiyonlarını tam olarak yapamamasına bağlı olan yetersizlikler olarak ayırıyoruz. Her ikisinde de nefes darlığı görülüyor. Diastolik fonksiyon bozukluğu kalbin gevşeme durumuyla sistolik fonksiyon bozukluğu ise kalbin kasılmasıyla ilgili bozukluk anlamına geliyor.

Damar sertliği diğer anlamıyla "Ateroskleroz" damar çeperinde kolesterol ve damar düz kas hücrelerinin artmasına bağlı olarak damar çeperinin esnekliğini kaybetmesi ve kalınlaşması olarak tanımlanabilir.

Ritim bozukluğu kalbin normal uyarı odağının dışında başka odaklardan düzenli veya düzensiz ritim oluşması veya oluşan uyarının normal olmayan ileti yollarını kullanması veya iletinin gecikmesi, tam bloke olmasına bağlı olarak gelişebilecek çeşitli hastalıklar için kullanılan genel bir tanımlamadır. Kalbin elektriksel sisteminde gelişen bu bozuklukların elektrofizyolojik çalışmalar sonucu tedavileri mümkün olmaktadır.

RİSK FAKTÖRLERİ:

Kalp hastalıkları yanlış beslenme nedeniyle artık her yaş için risk teşkil ediyor. Genetik olarak da Türk toplumu kalp damar hastalıklarına yatkındır. Türk gen yapısı gereği faydalı kolesterol oranı düşük ve zararlı kolesterol oranı yüksektir. Bu riskli gen yapısının üzerine bir de yanlış beslenme eklenince kalp hastalıklarının görülme oranı 40’lı yaşlarla birlikte büyük ölçüde artmaya başlıyor. Araştırmalar ve istatistikler gösteriyor ki erkeklerde 45, kadınlarda ise 55 yaş üzerinde olmak kalp hastalıkları riskini artırıyor. Kadınların daha ileri bir yaşta risk grubuna girmesinin nedeni de menopoza girmeleri. Menopoza girene kadar kadınları sahip oldukları östrojen hormonu koruyor. Ancak menopozla birlikte östrojenin azalması kalp krizi riskini yükseltiyor.

Evet, bu konu sanıldığından çok daha önemlidir. Koroner kalp hastalığı başta olmak üzere kalple, kalbin zarıyla ilgili birçok soruna neden olabilir. Grip birçok mekanizmayı tetikleyerek kalp adalesinin zayıflamasına bile yol açabilir. Daha ziyade genç hastalarda rastlanan bu durum erken dönemde teşhis edildiğinde, uygun tedavi ile çoğunlukla düzelme ve eski haline dönüş gösterir.

Genetik yapı özellikle ailede birinci dereceden akrabalarda varsa etkisini gösterir. Aileden gelen kalp kökenli hastalık, erkeklerde 45 kadınlarda 55 yaş öncesi ani ölümle sonuçlanmışsa gelecek nasılın sürekli kontrol altında tutulması gerekir. Bu durum ileriki nesil için % 25 oranında kalp krizi tehlikesi anlamına gelir. Aileden gelen yatkınlık yanlış beslenme, sigara kullanımı ve düzensiz yaşam tarzı ile birleşince risk oranı daha da büyür.

Risk faktörlerini bireysel olanlar (değişemez) ve bireysel olmayan faktörler şeklinde iki ana grupta ve birçok alt grupta toplayabiliriz.

Yaş: Erkeklerde 45 kadınlarda 55 yaşın üstünde olmak veya erken menopoz riskin artmasında etkili olur.
Cinsiyet: Erkek olmak (20-34 yaşları arası Koroner Arter Hastalıklarından ölüm erkeklerde kadınlardan 3 kat daha fazla olmasına rağmen ileri yaşlarda bu oran gittikçe azalmaktadır.)
Aile öyküsü (genetik-kalıtsal yatkınlık) olarak 1’inci derece erkek akrabalarında 55 yaşın altında kalp krizi (myokard enfarktüsü) veya ani ölüm 1.derece kadın akrabalarında ise 65 yaşın altında kalp krizi veya ani ölüm olması riski artırır.

20-34 yaşları arası Koroner Arter Hastalıklarından ölüm, erkeklerde kadınlardan 3 kat daha fazla olmasına rağmen ileri yaşlarda bu oran gittikçe azalmaktadır.

Stres, sigara, hipertansiyon, total kolesterol yüksekliği, Şeker hastalığı, obezite, fiziksel aktivite eksikliği, durağan yaşam tarzı. Şeker hastalığı artık günümüzde iskemik (belirti vermeden sessiz ve gelişen) kalp hastalığına eşdeğer olarak kabul edilmekte ve şeker hastalığı olup henüz aşikar kalp hastalığı olmayanlar tıpkı bilinen kalp hastalığı olan kişiler gibi ele alınıp tedavi edilmektedir. Bir şeker hastasının kalp krizi geçirme riski daha önce kalp krizi geçirmiş bir hastanın ikinci defa kalp kriz geçirme riski ile aynıdır.

Sigara tüm önlenebilir ölümlerin % 50’sinden sorumludur, bunların yarısı da kardiyovasküler nedenlidir. İçilen günlük sigara miktarına ve kullanılma süresine bağlı olarak zararlı etkileri değişmekle beraber, kadınlar üzerindeki zararlı etkisi daha fazladır. Günde 1 paket sigara içen hipertansiyonlu hastada, sigarayı bırakmanın kardiyovasküler riskte % 35-40 azalmaya yol açtığı hesaplanmıştır. Sonuç olarak sigara sadece kalp için değil akciğerler, tüm damar hastalıkları, inme ve birçok kanser için alt yapı oluşturması nedeniyle zararlıdır.

Koroner kalp hastalığı olanlar arasında yapılan araştırmaya göre sigarayı bırakanlarda risk 3 yılda, hiç sigara içmemiş bir kişinin düzeyine düşüyor.

Her sigarayı bırakan kilo almaz. Dengeli beslenme ve düzenli spor yapabilenler sigarayı bıraksalar da kilo almazlar. Ancak, sigarayı bırakıp, iştahı açıldığı ve dengesiz beslendiği için kilo alan insanlar, koroner arter hastalıkları risk faktörleri arasında sayılan obezite-şişmanlık risk faktörü yönünden risk arz edebilirler. Kilo alıp şişmanlayacağım ve kriz geçireceğim endişesiyle sigaraya devam edenler çok yanlış düşünüyor. Çünkü sigara içmek risk faktörleri arasında şişmanlıktan daha önde geliyor.

Kişinin damarlarının sağlıklı olduğu evrede şöyle bir durum vardır: Damar cidarı ince bir zarla kaplıdır. Bu zar damar içinde pıhtı oluşumunu önler ve kan damarın içinde rahatça akarak kalbe ulaşır. Kişi, kalp hastası olma yolunda ilerlediğinde bu zar etkisini yitirmeye başlar. Damarların içinde yer yer yağ (kolesterol) birikimi olur. Bu birikim 10-20 yıl gibi bir süreç içinde oluşur. Bu durumun ilk aşamasında kişi kalple ilgili hiçbir sorun hissetmez. Erken dönemde teşhis için efor testi gerekir. Damar içerisindeki ya birikimi ilk aşamada yakalanamazsa devam eder. Darlık derecesi % 80’lere vardığında belirtiler de ortaya çıkar. Kişi nefes darlığı çekmeye başlar, çarpıntılar olur. En son aşamada da yağ birikimi ile daralmış olan damar bir anda tıkanıverir. Bu bir an saniyelerle ölçülür ve kişi kalp krizi geçirir.

Erkeklerde her % 10’luk kilo azalması koroner kalp hastalıkları vakalarda % 20 azalma sağlıyor. Verilen kilonun miktarı arttıkça risk oranı da düşüyor.

Evet, çıkabilir. Bu durum daha çok şeker hastalarında görülür. Şeker hastası olan kişi hastalığının tahribatıyla sinirlerindeki hissizleşmeden dolayı ağrılarını hissetmez. Böylece aniden kalp sorunu ortaya çıkabilir.

Alkolün fazla alınması halinde toksik etkileri yönünden kardiovasküler sisteme zararlıdır. Alkol ayrıca vitamin emiliminin bozulmasına bağlı beslenme bozukluklarına da neden olur. Tansiyonu arttırır, kalp ritmini bozar, pıhtılaşmayı arttırır. Alkol tüketiminin artmasıyla birlikte trigliserid düzeyleri artar, kan basıncı yükselir. Bu durumlarda hipertansiyon ve felç riski artar. Ancak ılımlı alkol kullanımının (erkeklerde günde 10-30 gr, kadınlarda 10-20 gr etanol tüketilmesi) yararlı kolesterol olan HDL2 ve HDL3’ü artırdığını gösteren bir kaç çalışma da vardır.

Sebze ve meyvelere kırmızı rengini veren madde damarların da tıkanmasını önlüyor. Bu nedenle kırmızı üzüm kadar, kırmızı lahana, kırmızı biber, elma, kiraz da faydalı.
Peki ya ceviz, badem, fıstık...

Evet, kabuklu yemişler kalp için fayda ihtiva etmektedirler. Yalnız faydalı diye aşırı miktarda yenmemelidir. Fayda sağlamalarının nedeni içlerinde bulunan ve iyi kolesterolü yükselten yağdır.

Elbette stres vücutta salgılattığı çeşitli hormonların yarattığı tahribat sonucu başta kalp olmak üzere tüm vücuda olumsuz etki yapar. Stres anında nefes alıp verme, tansiyon, kalp hızı, katekolamin düzeyleri artar. Bütün bunlar koroner arter hastalığı için bir risk faktörü olarak sayılabilir.

Bilimsel çalışmalarda sadece stresin değil ağır iş yükünün yani fiziksel stresin de enfarktüs geçirme riskini % 10 gibi bir oranda başlatma etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Aniden sinirlenme durumunda kalp krizi geçirenler ise saniyeler içinde yükselen adrenalin seviyesine bağlı olarak açıklanabilir.

Günümüzün yaşam koşulları kalp hastalıklarının yanı sıra birçok hastalık için de risk oluşturmaktadır. Yaşadığımız hızlı tempolu, zamana karşı mücadele veren ve rekabet ortamı içerisindeki her meslek kalp hastalıkları riski taşır. Stresi diğerlerine oranla daha yüksek olan meslekler arasında ise hava trafiği yöneten kule çalışanları, pilotlar, doktorlar, borsacılar vs.. sayılabilir.

HİPERTANSİYON

Tansiyon ya da kan basıncı, kalbin kanı pompalarken damarların cidarında oluşturduğu basınçtır. Bu basıncın normal değerlerin üzerinde olması durumu ise Hipertansiyon olarak tanımlanır.

Kan basıncı sistolik (Büyük tansiyon) yada kalbin kanı pompalarken oluşturduğu basınç ve diastolik (Küçük tansiyon) yada kalbin kan pompalamasına ara verdiği dönemdeki basınç olarak iki farklı değerden oluşur. Normal kan basıncı iki farklı değerden oluşur. Yüksek tansiyon tanısı aşağıdaki değerlere göre konur.

Dünya Sağlık Örgütü’nün değerlerine göre kan basıncının normal değerleri büyük tansiyon için 14, küçük tansiyon için 9’dur. Damar içerisindeki kan basıncının bu normal değerlerin üzerinde olması hali yüksek tansiyon hastalığıdır. Aşağıdaki tablo size tansiyonun durumu hakkında bilgi verir.
Kategori Büyük, mm Hg Küçük, mm Hg
Normal < 130 < 85
Yüksek-Normal 130-139 85-89
Hafif 140-159 90-99
Orta 160-179 100-109
Ciddi 180-209 110-119
Çok Ciddi > 210 > 120

Toplumun % 20’sinde hipertansiyon vardır. 55 yaş üstünde ise bu oran % 50’dir. Bu nedenle toplumun her yaş kesiminden bireyler yılda en az bir kez tansiyon kontrolü yaptırmalıdır.

Hipertansiyonun tek bir nedeni yoktur. Oluşum mekanizmasına göre iki tür hipertansiyon var diyebiliriz.
1.Birincil (Esansiyel) Hipertansiyon: Hipertansiyon vakalarının % 90’ı nedeni bilinmediğinden Birincil Hipertansiyon olarak adlandırılır. Bilinen kesin bir nedeni yoktur.
2. İkincil Hipertansiyon:
-Böbrek hastalığı (böbrek doku ve damarlarında bozukluk)
-Böbreküstü bezlerinin çeşitli hastalıkları
-Bazı ilaçlar (doğum kontrol hapları; kortizon, soğuk algınlığı ilaçları v.s)
-Gebelik
-Beyin tümörü veya kafa içi basıncın artması
-Alkol kullanımı gibi çeşitli nedenlere bağlı olabilir

Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermez. Bu nedenle dikkatli olmak ve aralıklı ölçüm yaptırmak gerekir. Zaman zaman özellikle ense kökünde zonklayıcı tarzda baş ağrısı, bulantı, kusma, burun kanaması, uyuşukluk, yorgunluk, endişe, kulak çınlaması, bulanık görme veya gözlerde kararma ve fazla idrar çıkarma gibi belirtiler gözlenebilir.

-Ateroskleroz (Damar sertliği)
-Beyin kanaması ve felç
-Kalp krizi ve yetmezliği
-Gözlerde görme kaybı
-Böbrek hasarı gibi hastalıklar kişinin yaşam kalitesini bozar ve ömrünü kısaltır. Bu nedenle hipertansiyon önemle tedavisi gereken bir hastalıktır.

Aslında herkes risk altındadır. Ancak daha fazla risk altında olanlar;
-Menopoz dönemindeki kadınlar
-Ailesinde hipertansiyon olanlar
-Yaşlılar
-Stres altında olanlar
-Sigara içenler
-Diyabeti(şeker hastalığı) olanlar
-Şişmanlar
-Alkol kullananlar
-Gebelik
-Yanlış beslenme ve tuzlu diyetle beslenenler

Hipertansiyon tedavi edilebilir. Ancak tedavisi ömür boyu sürer. Tedavide kullanılan tüm ilaçlar kan basıncını normale çevirir fakat tedavi kesilirse kan basıncı tekrar yükselir. Bu nedenle tedaviye ara verilmemeli ve yılda en az bir kez doktora kontrole gidilmelidir. Ayrıca düzenli beslenme, az tuz kullanımı, aşırı alkol ve kahve kullanılmaması düzenli egzersiz ve sigara içilmemesi de tedavinin bir parçası olarak kabul edilmektedir.

Evet ölçebilirsiniz, ancak bu konuda yeterli bilgi doktor veya hekim programlarından alınmalıdır. Elektronik, bilek veya koldan ölçen aletler kullanılabilir. Ancak bunların güvenilirliğini test etmek amacıyla aralıklı olarak cıvalı ölçüm aletleri ile karşılaştırma yapılmalıdır.

Tansiyon ölçülmeden en az 15 dk önce dinlenmelisiniz. Son yarım saat içinde sigara veya kafeinli yiyecek almamış olmalısınız. Tansiyon aleti kolunuzun çevresini ve boyunu yeterli olarak sarmalıdır. Dinleme cihazları (steteskop) tansiyon aletinin manşonu altına
sokmamalısınız.

Hayır yapmaz. Ancak yaş ilerledikçe damar elastikiyeti azalır ve bu nedenle hipertansiyon ilaçlarının sayısı veya dozu az gelebilir. Bu durumda kullanılan ilaçlarda yeni düzenlemeler yapılabilir. Bu durum alışkanlık anlamına gelmez. Unutulmamalıdır ki hipertansiyon tedavisi ömür boyu sürecek bir tedavidir. Her ilaç grubunun kendine has bazı yan etkileri vardır. Bu yan etkiler hakkında doktorunuzdan bilgi alınız.

Bu konu özellikle doktora sorulmalıdır. Ancak genel olarak tansiyon ilaçları sabah kalkınca hemen alınır. Bazı özel durumlarda hastanın kan basıncı gece, beklendiği gibi gündüze kıyasla daha düşük olmayabilir. Bu durumda ilaçlar akşamda alınabilir.

Tansiyon çok oynamayan yani düzenli bir evreye girdikten sonra 2 veya 3 günde bir ölçülmelidir. Henüz tam belirli bir düzene oturmamış kontrol halindeki bir tansiyon hastasının da günde 2 defa biri sabah biri akşam olmak üzere tansiyonunu ölçmesi veya ölçtürmesi gerekir. Strese bağlı olarak tansiyonu yükselen hastalarda gün içindeki tansiyon değişimlerini belirlemek amacıyla Çalışma saatleri içinde de tansiyonunu ölçmesini istiyoruz. Bir de tansiyonu sürekli olarak inip çıkan hastalar var. Bu hastalarda verdiğimiz ilacın faydasını belirlemek ve oynamaları kaydetmek için tansiyon holteri denilen bir araç kullanılıyor. Bu alet hastaya bir gün süreyle bağlanıyor ve gün boyu yarım saat ve 15 dk’lık aralıklarla hastanın tansiyonunu ölçerek bir rapor hazırlıyor.

Hayır. Kesinlikle bunu yapmayın ve yapanları da uyarın. Size uygun bir ilaç başkasının hayatını tehlikeye atabilir. Bu nedenle yakınınıza doktora başvurmasını önerin.

Genellikle evet. Bunun için;
-İdeal kilonuzu koruyun ve dengeli beslenin.
-Fiziksel olarak hareketli olun.
-Sigara içmeyin
-Alkolden uzak durun.
-Az tuzlu besinlerle beslenin
-Stresten uzak durun
-Düzenli sağlık kontrolü yapın.

Gebelik hali tansiyonu normal olan bir kişide bile tansiyon yükselmelerine neden teşkil eder. Gebelik öncesinde bile tansiyon hastalığı bulunanlarda ise durum daha da kritikleşir. Gebelik yaşanan yüksek tansiyon kanama ve enfeksiyonla birlikte anne ölümlerine bile yol açabilir. Ayrıca gebelikte tansiyonun yükselmesi anne ile bebekte çeşitli sorunlara da yol açar. Anne karnındaki bebeğe giden kanın azalması bebeğin kilo almamasına, doğum sırasında kalp atışlarının bozulmasına hatta bebeğin ölümüne neden olabilir. İhmal edilmiş ağır vakalarda, annede havale, beyin kanaması, damar tıkanması, böbrek yetmezliği gibi nedenlerle ölüm de görülebilir. Bu nedenle gebelikteki yüksek tansiyonun erken tanısı çok önemlidir. Ayaklarda şişme olması tansiyon belirtileri arasındadır. Haftada 1 kilodan fazla alınması ya da birkaç gün için ani kilo artışı tansiyonun habercisidir. Gebelikte yüksek tansiyonu olan bir anne adayı hamilelik sürecini yatarak ve dinlenerek geçirmelidir.

Tansiyon çok oynamayan yani düzenli bir evreye girdikten sonra 2 veya 3 günde bir ölçülmelidir. Henüz tam belirli bir düzene oturmamış kontrol halindeki bir tansiyon hastasının da günde 2 defa, biri sabah biri akşam olmak üzere akşam olmak üzere tansiyonunu ölçmesi veya ölçtürmesi gerekir. Strese bağlı olarak tansiyonu yükselen hastalarda gün içindeki tansiyon değişimlerini belirlemek amacıyla Çalışma saatleri içinde de tansiyonunu ölçmesini istiyoruz. Bir de tansiyonu sürekli olarak inip çıkan hastalar var. Bu hastalarda verdiğimiz ilacın faydasını belirlemek ve oynamaları kaydetmek için tansiyon holteri denilen bir araç kullanılıyor. Bu alet hastaya bir gün süreyle bağlanıyor ve gün boyu yarım saat ve 15 dk’lık aralıklarla hastanın tansiyonunu ölçerek bir rapor hazırlıyor.

DİYET:

Şişmanlık, koroner kalp hastalığı için sorgulanan klasik risk faktörlerinden biri olup, günümüzde özellikle gelişmiş toplumların giderek artan önemli bir sağlık problemidir. Ayrıca, sadece kalp hastalığı için değil aynı zamanda kalp hastalığı eş değeri sayılan diyabet ve hipertansiyon için de önemli risk taşımaktadır. Örneğin erkeklerde her % 10”luk kilo azalması koroner vakalarda % 20 azalma sağlar. Verilen kilonun miktarı arttıkça elde edilen fayda da artar. Bilimsel araştırmalarda % 5 kilo verme ile bile yaşam kalitesinin arttığı, diyabet riskinin azaldığı, kan yağlarının profilinin olumlu etkilendiği gözlenmiştir. İdeal olan vücut kitle endeksinin (vücut ağırlığının, kişinin boyunun metre birimi ile karesine bölümünden elde edilir.) 25”in altında olmasıdır. Bunun üzerinde olanlarda kalp hastalıklarının yanı sıra başka hastalıkların risk oranı da yükselir.

Dengeli beslenme kalp sağlığının birinci şartı olup vücudu aşırı zorlayan her türlü diyet uygulaması kalp için de zararlıdır. Birdenbire kilo kaybetmek vücut dengesini bozacağı için hiç bir zaman önerilmez. İlk etapta vücut ağırlığının % 10”u veya 10 kg verilmesi hedeflenebilir. Kilo vermek zaten zor bir iş olduğundan hedefin küçültülmesi başarının da daha büyük olmasını sağlar. Bir de önemli olan kilo verdikten sonra korunmasıdır. Kilo verdikten kısa bir süre sonra tekrar alınması ve sonra tekrar diyete başlanması vücutta tahribata neden olur. Bu nedenle kilo vermenin sağlığı olumlu etkilemesi için mutlaka verilen kiloların bir ömür boyu korunması gerekir.

Kalp hastaları, kardiyolog ve diyet ve beslenme uzmanlarının kontrolünde gerekli düzenlemeleri yaparak yaşamlarını sürdürmelidirler. Kalp hastaları için önerdiğimiz yağ oranı azaltılmış diyetlerdir. Bu tip diyette, LDL-kolesterolü düşürmek için total yağlar enerji içeriğinin % 30’unu oluşturmalıdır. Ancak kalp hastalığı aşikar olanlarda daha çok tedavi etmeye yönelik daha katı olan bir ikinci tip diyet uygulanır. Bunda da yine yağlar total günlük enerji ihtiyacının ancak % 30’unu karşılamalıdır.

Menopoz dönemindeki kadınlar, ailesinde hipertansiyon olanlar, yaşlılar, stres altında olanlar, sigara içenler, şişmanlar ve alkol kullananlar yüksek tansiyon riski altında

Sağlıksız beslenme, fast-food tarzı yiyecekler ve yağ - karbonhidrat açısından zengin diyetler şişmanlık oranını arttırdığı gibi kalp hastalığına da yol açar. Beslenme düzgün olmayınca kilo alma ve lipit profilinde bozulma olur ve ayrıca tuz tüketiminin de fazla olması yine hipertansiyonun olmasına sebep yaratır. Bütün bunlar bir arada kalp hastalığı risk faktörlerinin (bozulmuş lipit profili, hipertansiyon, obezite gibi) gelişmesine ve sonuçta da kalp krizine zemin hazırlayacaktır.

Diyet koroner kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür. Kan basıncı, kan şekeri ve şişmanlığın artmasıyla koroner kalp hastalıkları gelişmesi riski de artar. Diyetteki doymuş yağ asitleri LDL-Kolesterolü (zararlı kolesterol) yükseltirler. Doymuş yağ asitlerinin yerini doymamış yağ asitleri aldığında LDL- kolesterol düşer, fakat HDL-kolesterol (faydalı kolesterol) etkilenmez. Tüm katı yağlar sıvı yağlara göre kolesterol açısından zengin olduğu için daha fazla zararlıdır. Diyet kan basıncının da belirleyicisidir. Diyetle alınan tuzun azaltılması kan basıncını düşürebilir ve yaşla kan basıncı artışını önler. Meyve ve sebzeden ve düşük yağlı süt mamullerinden zengin beslenme, kolesterolü düşürmesi yanında kan basıncı değerlerini de etkiler. Bu nedenle kalp sağlığı açısından uygundur.
Obezite gittikçe artan bir şekilde toplum sağlığını tehdit etmektedir. Fizik aktivitenin azalması ve yüksek miktarda yağ ihtiva eden veya yüksek kalorili yiyeceklerin aşırı alımından dolayı kalp hastalıkları da fazlaca görülmektedir. Kalp hastalıklarında korunmada ağırlık diyet tedavisinde olmaktadır.

*Günlük total kalori: İdeal kiloya getirecek ve bu kiloda devam ettirecek kadar olmalı. İdeal kilo da yukarıda belirttiğimiz gibi vücut kitle endeksi hesap edilerek bulunur. Vücut kitle endeksi 25”in üzerinde çıkanlar tehlike sinyalleri verir.
* Kolesterol <300 mg/gün olmalı
* Total yağ alımı: Günlük toplam kalorinin % 30”unu oluşturmalı.
*Total karbonhidrat alımı: Günlük toplam kalorinin % 55-60”ını oluşturmalıdır.
* Total protein alımı: Günlük toplam kalorinin % 12”sini oluşturmalıdır.
*Tuz: Hipertansiyon yoksa normal miktarda
* Yumurta: Haftada en çok bir defa
* Balık: pullu türleri ve ızgara veya buğulama şekilleri tercih edilmeli
* Sigara kesinlikle içilmeyecek
* Alkol: Eğer içiliyorsa, haftada erkekler için haftada 2 bardak, bayanlar için haftada 1 bardağı gedmemeli.
* Bu diyette günlük et miktarı 150 gramı gedmemeli, kırmızı et haftada en fazla 2 kez alınmalı, diğer günler derisi alınmış tavuk veya balık tercih edilmelidir. Karbonhidratların kabuğu ayıklanmamış ve lifli olanları tercih edilmelidir. Beyaz, un, şeker yerine kepekli olanlar ve kahverengi şeker tercih edilmelidir.

Kahvaltı:
(Her gün aynı)
2 dilim kepek ekmeği, 2 dilim az yağlı tuzsuz peynir, domates, salatalık, taze sıkılmış portakal veya greyfurt suyu, ıhlamur, adaçayı veya papatya çayı. Az miktarda suni tatlandırıcı kullanılabilir ama tercihen hiç şeker konmaması daha iyidir.
Pazartesi
Öğle: Tavuk ızgara, 200 gram yoğurt, salata
Ara öğün: 250 gram mevsim meyvesi
Akşam: Kıymalı ıspanak, istediğiniz kadar salata
Salı:
Öğle: 200 gram yoğurt, 1 tabak haşlanmış sebze (haşlama işlemi yapılırken içine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ve az tuz koyabilirsiniz)
Ara öğün: 250 gram mevsim meyvesi
Akşam: Balık ızgara, salata
Çarşamba
Öğle: Tavuklu sebze yemeği(Sebze ıspanak, pırasa, semizotu, fasulye olabilir), 200 gram yoğurt.
Ara öğün: 250 gram mevsim meyvesi
Akşam: Tavuk ızgara, istediğiniz kadar salata
Perşembe:
Öğle: Üzerine 6 ceviz içi ve 100 gram tuzsuz lor peyniri konulmuş salata. (Salatayı istediğiniz kadar yiyebilirsiniz, üzerine peynir koymak istemeyenler ton balığı da koyabilir)
Ara öğün: 250 gram mevsim meyvesi
Akşam: Kıymalı taze fasulye, 200 gram yoğurt
Cuma:
Öğle: Üzerine 200 gram haşlanmış tavuk eti konmuş salata (Salatayı istediğiniz kadar yiyebilirsiniz, üzerine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ve istediğiniz kadar limon koyun.)
Ara öğün: 250 gram mevsim meyvesi
Akşam: Kıymalı pırasa, 200 gram yoğurt
Cumartesi
Öğle: Üzerine çiğ domates ve biber konmuş kepekli makarna (makarna 1 su bardağı dolusu olacak haşlandıktan sonra üzerine 1/2 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edilecek)
Ara öğün: 250 gram mevsim meyvesi
Akşam: Balık ızgara, salata
Pazar
Öğle: Ton balıklı salata, 1 dilim kepek ekmeği
Ara öğün: 250 gram mevsim meyvesi
Akşam: Izgara biftek, salata
Açıklamalar
1-İçecekler: Su, ıhlamur, adaçayı veya doğal ot çayları şekersiz olmak şartıyla istediğiniz kadar içilebilir. Suni tatlandırıcı aşırıya kaçmadan günde en fazla 4 adet kullanılmalıdır.
2-Tuz tamamen kesilmemeli ama az kullanılmalıdır.
3-Sağlıklı bir kalp için sadece diyet yapmak yetmez. Aynı zamanda egzersiz yapmak ve hareketli bir yaşam tarzını benimsemek de gerekir. Her gün en az yarım saat kalp ritmini hızlandırmayan yürüyüş ve yüzme idealdir.
4-Meyveler: incir, üzüm, kavun gibi bol miktarda şeker içerenler olmamalıdır.
5-Sebze yemeklerinin içindeki kıyma miktarı 100-150 gram, et öğünleri ise yağsız olmak şartıyla 250-300 gram olmalıdır.

Birinci basamak diyetinden farklı olarak doymuş yağ ve kolesterol alınması daha kısıtlanır.
* Günlük total kalori: İdeal kiloya getirecek kadar olmalı. İdeal kiloyu hesaplamak için yukarıdaki vücut kitle endeksi kullanılabilir.
* Günlük kolesterol 200 mg”dan az olacak.
* Total yağ alımı: Günlük toplam kalorinin % 30”unu aşmayacak.
* Total karbonhidrat alımı: Günlük kalorinin % 55- 60'ı ( şeker, total kalorinin % 10'unu geçmeyecek.)
*Total protein alımı: Günlük yemek miktarının % 10-20’si
*Alkol: Eğer içki içiyorsa günde 30 gr. alkolü aşmayacak
*Sigara: Kesinlikle içilmeyecek
Bu diyette yumurta yok. Günlük et miktarı 90 gr. olup derisi alınmış tavuk veya balık yenilir. Kırmızı et yenilmemelidir.
Kalp dostu yağ olabilir mi?
Kolesterol oranı en düşük olarak sıvı yağlardan zeytinyağı kullanımı kalp dostu olarak sayılabilir.
Sıvı yağlar da çok çeşitli. Bunlardan hangisi daha sağlıklı?
Tekli doymamış yağ asidi bakımından zengin olan zeytinyağı yağlar arasında daha sağlıklıdır.
Çocuklar için kalp sağlığını koruyucu ve hastalığı ileriye yönelik önleyici neler yapılabilir?
Beslenmeleri erken yaşlarda kontrol altında tutulmalı ve ailede kalp hastalığına bağlı erken ölüm varsa gerekli kan testlerine erken yaşlarda başlanması uygun olacaktır

Antioksidan görevi içeren C ve E vitamininin kalbi olumlu etkilediğini gösteren bilimsel çalışmalar var.

Aile öyküsü mevcudiyetinden başlayarak risk faktörü olarak bilinen, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, şeker hastalığı, sigara içimi, şişmanlık, hareketsiz hayat tarzı hepsi 10 yıllık kalp krizi geçirme riskini hesaplamada kullanılan öğelerdir. Kalp hastalığı risk faktörleri kişinin yaşı, sigara içip içmememsi, tansiyonu, cinsiyeti, kolesterol düzeyleri göz önüne alınarak da belirlenir.

Hayat tarzı değişiklikleri yaparak sigara, aşırı alkol tüketimi ve hareketsiz hayat tarzı gibi kötü alışkanlıklarını bir kenara bırakabilirler. Önemli etkenlerden bir tanesi de beslenmedir. Kişinin Akdeniz beslenme piramidine göre yemesi onu birçok hastalıktan özellikle de kalp hastalıklarından korur.
Her gün tüketilen yiyecekler
1) Tahıl ürünleri:
Tahıl ürünleri piramidin tabanında yer almaktadır. Ülkeden ülkeye, hatta aynı ülkenin değişik bölgelerinde farklılıklar göstermekle beraber ekmek, makarna, pilav ve patates her gün tüketilen yiyeceklerin başında gelmektedir. Bunlar büyük çoğunlukla doğal tüketildiklerinden aşırı acıkma ve sık yemelere neden olmadığından Akdeniz Bölgesi‘nde şişmanlık oranı düşüktür.
2) Sebze, salata ve meyve:
Akdenizlinin her gün büyük miktarlarda tükettiği yiyecek maddeleridir. Büyük bir kısmı çiğ tüketildiğinden vitamin, mineral ve bioaktif maddeler açısından çok zengin bir beslenmedir. Baklagillerin ve fındık, fıstık, ceviz, badem tüketimi de bu dilim içinde yer almaktadır.
3) Zeytinyağı:
Klasik Akdenizlinin mutfağının tek yağıdır. Başka yağ tanımaz ve tüketmez. Ekmeğini banar, salatasına koyar, yemeğini zeytinyağıyla pişirir.
4) Peynir ve yoğurt:
Her gün tüketilen yiyecek maddeleridir. Yoğurt sofradan eksik olmaz. Olduğu gibi yenir veya yemeklerin üzerine konur, ayrıca ülkemizde olduğu gibi cacık olarak ta tüketilir. Beyaz peynir ve keçi peyniri en çok tüketilen peynir çeşitleridir.
5) Kırmızı şarap:
Akdenizli öğlen ve akşam yemeklerinde bir kadeh kırmızı şarap içmeyi ihmal etmez. Başka içkileri sevmez ve tüketmez.
Haftada birkaç defa tüketilen yiyecek maddeleri:
1) Balık ve deniz ürünleri:
Haftada 3 - 4 defa sofrasından eksik etmez. En büyük protein kaynağıdır. Bu yiyecek maddelerinin kalorisi düşüktür, yağ oranları düşük olduğundan aşırı kolesterol içermezler.
2) Tavuk, yumurta:
Balık ve deniz ürünlerinden sonra daha az tükettikleri protein kaynaklarıdır.
3) Tatlı:
Akdenizli genellikle yemekten sonra meyve yer. Sık olmamakla beraber sütlü ve hamur işi tatlıları da tüketir.

Kalp krizi atlatıldıktan sonra hasta belirli aralıklarla doktor kontrollerine gider. Risk faktörlerine yönelik başlanılan tedavileri ara vermeden düzenli olarak yapar. Haftada en az 3 gün düzenli egzersiz önerilir. Ayrıca stresten uzak ve sigarasız bir yaşam, kilo kaybı hedeflenir. Psikolojik destekten başlayarak gerekli ilaçların düzenli kullanılması, düzenli hekim kontrolü altında olunması ve kontrollerin aksatılmaması önemlidir.

Aspirinin koruyucu etkisi vardır. düşük dozlarda alındığında kan sulandırıcı etkisinden faydalanıyoruz. Doz olarak önerilen günde 150-300 mgr. Piyasada asprinin kalp için özellikle üretilen dozları satılıyor. Ancak doktora danışılarak ilaca başlanması daha doğrudur.

Bunun için hastanın sahip olduğu risk faktörleri değerlendirilerek ve kardiyoloğun görüşü alınarak hareket edilmelidir. Ancak 35 yaşın üstünde proflaktik olarak aspirin alınmaya başlanması önerilmektedir.

Kırmızı et kolesterolce zengin olduğu için sınırlı tüketilmelidir. Kalp sağlığı açısından beyaz etin tavuk ve balığın tercih edilmesi daha iyi olur. Tavuk etinde yağlı olan deri ve
but bölgesinin değil, yağsız olan göğüs bölgesinin tercih edilmesi gerekir. Balık olarak da kalbi koruma konusunda etkisi olduğu bilinen omega-3 yağ asitleri açısından zengin balıkların tercih edilmesi faydalıdır. Ancak hem balığın, hem tavuğun hem de kırmızı etin pişirilme tarzı da önemlidir. Bunlar kesinlikle kızartma olmamalı, haşlama, buğulama ya da ızgara tercih edilmelidir.

Antioksidan vitaminlerin (C vitamini, E vitamini gibi) kalbe olumlu etkilediklerini gösteren çalışmalar bulunsa da yakın tarihli HOPE çalışması örneğin E vitamini alımının yaşam sürecini etkilemediğini göstermiştir. Dolayısıyla bu konu henüz kesinlik kazanmamıştır.

İçerdikleri kafein nedeniyle tercih edilmezler. Günde 1 veya 2 bardak zevk için içilebilir ama daha fazlası kalp- tansiyon hastaları için zararlı olabilir.

Akdeniz diyeti kapsamında günde 1-2 kadeh kırmızı şarabın kalbi koruyucu etkisi olduğu çalışmalarda gösterilmiştir.

Başta yürümek olmak üzere aerobik hareket olarak adlandırdığımız tüm aktiviteler kalp için faydalıdır. Aslında kalbi korumak için de yani kişi kalp hastası olmadan önce de spor yapmalıdır. Spor bir hayat biçimi olarak küçük yaştan itibaren çocuklara benimsetilmelidir. Küçük yaşlardan itibaren spor yapanlar yaşlandıklarında da spora daha rahat bir biçimde devam edebiliyorlar ama hayatında hiç spor yapmayanlar yaşlandıklarında spora başladığında dikkatli olmalı. Kalp atışlarını aniden artıran ve yüksek efor gerektiren tenis, koşma gibi sporlardan uzak durmalılar. Yürüyüş yapmak zayıflamaktan öte vücuttaki stresi azaltmaya da yarıyor. Kan yağlarının düşmesini sağlıyor ayrıca yararlı kolesterol denen HDL'yi yükseltiyor. Sadece düzenli olarak yürüyerek bile tansiyonu düşürmek mümkün.

Duygusal stresin (ki buna aile sorunları da dahildir) kalp sağlığı üzerine olumsuz etkisi olur. Aynı etki fiziksel sters durumunda ve işe bağlı olarak yaşanan streste de görülür.

Eforla gelen veya göğüste sıkıştırma, baskı tarzı ağrı ya da nefes darlığı tarzı bir sıkıntısı olduğunda hemen bir kardiyologa başvurmalıdır. Benzer ağrıların eforsuz, istirahat halinde de gelmesi durumun ve ağrının 15 dkdan fazla sürmesi halinde de hemen bir kardiyoloğa başvurulmalıdır. Hastanelerin kardiyoloji servislerinin yanı sıra sadece kalp üzerine hizmet veren hastaneler de başvuru adresleri arasındadır.

Kollateral dediğimiz kılcal damarların daha az gelişmiş olmasından ötürü erken yaşlarda gelişen kalp krizi daha tehlikeli olmaktadır. Ancak ileri yaşlarda kılcal damarlar gelişerek kalbi beslemede önemli bir görev üstlenirler ve ana damardaki tıkanıklığın vereceği ölümcül etkiyi azaltırlar.

Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kişide kalp damar hastalığı mevcut. En sık rastlanan bölge ise Marmara bölgesi. Bu bölgeler stresin daha fazla olduğu, kolesterolce zengin fast-food gıdaların fazla tüketildiği yerler olan İstanbul ve Bursa’da. Zeytinyağının fazla tüketildiği Ege bölgesinde ise daha az görülüyor. Ülkemizde yapılan bir araştırmanın sonucuna göre 30 yaş ve üzerindeki her 1000 erişkinde koroner kalp hastalığı görülme oranı % 81. Bu oran katı yağların fazlaca tüketildiği Karadeniz Bölgesi’nde daha da fazla.

Türklerde genetik olarak önemli bir risk faktörü var. Genetik olarak Türklerde iyi huylu kolesterol olarak adlandırdığımız HDL oldukça düşük. Ancak maalesef bizim ülkemizde çok önemli bir sorun olarak metabolik sendrom yani abdominal obezite, bozulmuş glikoz toleransı, hipertansiyon ve artmış trigliseritler diğer toplumlara göre daha fazla. Ülkemizde her 8 erişkinden 3’ünde metabolik sendrom mevcut. Koroner kalp hastalığı riski bu grupta 2 kat artıyor.

Metabolik sendrom, abdominal obezite dediğimiz erkeklerde bel çevresinin 102 cm, kadınlarda 88 cm’den fazla olması, bozulmuş glikoz toleransı, hipertansiyon ve kan biyokimyasında kolesterol–trigliserit düzeylerinin yüksek olmasıdır. Ülkemizde her 8 erişkinden 3’ünde metabolik sendrom mevcut. Koroner kalp hastalığı riski bu grupta 2 kat daha artmaktadır.

Hayır, ama soğuk havanın damarlarda daraltıcı etkisi olduğundan koroner arter hastalığı olanlar soğuk havalarda fazla efor sarf etmemelidirler.

Sıcak havalarda güneş çarpması dışında, kalp hastalıkları için damarlar genişleyip tansiyon düşebilir. Buda kalpten vücuda atılan kan hacmini azaltacağı dolayısıyla koroner damarlarla kalbin kanlanmasını olumsuz etkileyeceği için, koroner arterlerinde önemli daralma olan hastalarda kalp krizini tetikleyebilir.

Şayet anlattığımız karakterde göğüs ağrısı gün içinde tekrarlayıcı biçimde yaşanıyorsa ve bu eforla ilişkili ise her seferinde durunca geçiyor ve eforla yine başlıyorsa, istirahatta olmuyorsa normal polikliniklere tetkik amaçlı gelebilir. Ancak bu durumun sıklığında, süresinde bir artış olmuşsa veya istirahatta de gelmeye başlamışsa o zaman acile başvurmalıdır. Çünkü bu durum bir kalp krizi veya öncü habercisi olabilir. Bunun dışında risk faktörleri yüklü olan kişilerde yine tetkik edilmek için kardiyoloji polikliniklerine başvurabilirler.

Hastanın hekime bildirdiği şikayet doğrultusunda gerekli en son teknolojik donanımı gerektiren tetkikler, fizik muayene, EKG, kan biyokimyası tetkikleri, eforlu EKG,

EKG

Myokard perfüzyon sintigrafileri ve en son olarak da koroner anjiografi yaptırılmaktadır.

Açlık kan şekeri, böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için üre, kreatinin, karaciğer enzimlerinden SGOT, SGPT, GGT, kalp enzimleri ve kalpte hasar belirleyiciler olarak TroponinT, LDH, CK, CK-MB olarak sayılabilir.

Eforlu EKG, hastanın göğsüne elektrotlar bağlanıp, kalp atışları monitörde görülüp kaydedilerek yapılan bir testtir. Amaç istirahat EKG’si normal olduğu halde efor sırasında

Eforlu EKG

göğüs ağrısı olan hastalarda koroner damarlarda bir daralmanın olup olmadığını belirlemektir. Hastanın tansiyonu ve nabzı başlangıçta ölçülerek kaydedilir. Yürüme bandının hızı ve eğimi de yavaş yavaş artırılarak kalp yorulur. Bu aşamalarda görülen patolojik EKG değişiklikleri, hastada göğüs ağrısı olması ve amaçlanan maksimal efor hedefinin ne kadarının yapabildiği gibi kriterler değerlendirir. Bunun sonucuna göre hastaya koroner damar problemi yok denilir veya Miyokard perfüzyon sintigrafisi ya da Koroner anjiografi istenebilir.

EKOKARDİYOGRAFİ:

Ekokardiografi ses dalgaları kullanılarak gerçekleştirilen bir görüntüleme testidir. Eko kalp kasınızın ve kalp kapaklarınızın nasıl çalıştığını gösterir. Aynı zamanda kalp genişliğinizin ne kadar olduğu konusunda da bilgi verir. Ekokardiografi işlemi sırasında kullanılan ve monitöre bağlı mikrofon benzeri bir gönderici kalbinize insan kulağının duyamayacağı yükseklikteki ses dalgalarını gönderir. Bu dalgalar ekranda kalbinizin bir görüntüsünü oluşturur. Bu görüntü kalbinizin ve kalp kapaklarınızın durumu ve işleyişi hakkında doktorunuza görsel bir bilgi verir.

Ekokardiografi testi tamamen güvenli ve acısız bir uygulamadır.

Test yapılmadan önce hastanın hangi ilaçlara devam edip hangilerini bırakacağı ve bunların zamanları konusunda doktorla görüşülüp karar verilir.
*Ekonun çekileceği gün doktora herhangi bir şey yiyip yiyemeyeceğinizi danışmanız gerekiyor.
*Eko çekilirken üstünüzü çıkarmanız ve önlük giymeniz gerekeceğinden giysilerinizin iki parça olmasında ve üst giysinizin de önünün açılabilir olmasında fayda vardır.

Ekokardiografi yeri ve pozisyonu

Carotis Arterin doppler ekokardiografi görüntüsü

Ekonun çekilmesi toplam 45 dk kadar bir zaman dilimini kapsar. Eğer doktor gerekli görürse kontrol için de birkaç dk ayırmanız gerekebilir.

Kalp atışlarını monitörde görüntüleyebilmek için hastanın göğsüne "elektrot" adı verilen küçük pedler yerleştirilir. Bundan sonra ses dalgalarının iletimini ve gönderici mikrofonun hareketini kolaylaştırmak için hastanın göğsüne soğuk bir jel uygulanır. Eko çekimi esnasında zaman zaman hastadan nefesini tutup bırakması istenebilir. Çünkü akciğerlerdeki hava miktarı, kalbin görüntülenmesi esnasında etki yaratır.

Hasta testten önce doktorun kestiği ilaçlara tekrar başlayıp başlamaması gerektiğini yine doktoruna danışmalıdır.

Testten sonra hasta hemen rutin yaşantısına döner. İşine bile gidebilir.

Kalbin Eko Görüntüsü

Test sonuçları yazılacak raporla hemen veya başvurulan merkezin durumuna göre ertesi gün verilebilir. Doktor eko filmini inceledikten sonra bir sonraki randevuda bulguları hastaya tüm ayrıntısı ile anlatacaktır. Ekokardiografi sonuçlarına göre doktor hastadan başka testler de isteyebilir.

SİNTİGRAFİ:

Miyokard perfüzyon sintigrafisi, bir nükleer tıp tetkiki olup risk altındaki damarların belirlenmesi yoluyla tetkik ve tedavileri doğru şekilde kararlaştırmamızı sağlar. Bu tetkikte amaç;koldan verilen talyum-201 veya Teknesyum maddelerinin kalbin koroner arterleri yoluyla kalp kasında dağılıp dağılmadığının belirlenmesidir. Bunu özel

Sintigrafi Cihazları

termal kameralarla da sıcak-soğuk alanlar şeklinde görüntüler. Çekim sırasında, egzersiz stres (yani kişiye hareketler yaptırıldıktan sonra), farmakolojik stres (efor yapamayanlar için ise ilaçla başlatılan stres) ve istirahat döneminde alınan görüntülerle değerlendirme yapılır. Kalbin herhangi bir bölgesinde koroner damarlarda önemli daralmanın olduğunu ve buraya yapılacak yeniden kanlandırmanın (Balonla açma veya bypass ile yeni damar takma) faydalı olacağını belirlemeye yarar. Kalpte kan dağılımının tam olduğu alanlar ise normal olarak rapor edilir.

*Testten 12 saat önce kafein içeren hiçbir şey yiyip içilmez (çay, kahve, kola, çikolata... vb.).
*Testten en az 4 saat önceye kadar hiçbir şey yenmez. Fakat hastada şeker hastalığı varsa ve bunun için ilaç kullanıyorsa normal olarak yemeğe devam edebilir.
*Testten 3 saat önceye kadar sigara içilmesi yasaktır. * Hasta istediğiniz zaman su içebilir. * Koşu bandında rahat yürüyebilmek için yanınızda rahat bir ayakkabı ve rahat kıyafetler getirmeniz gerekir.

*Test sırasında doktor hastadan koşu bandında yürümesini ister. Eğer hastanın

Hasta Sintigrafi Çekimi Esnasında
yürümesine engel bir durum varsa doktor yürümesini istemeden damar yolundan bir ilaç uygular.
* Kalp ritminiz ve kan basıncınız gözlenir.
* Radyoaktif madde damar yolundan enjekte edilir.
* Yürüme bandındaki işlem bittikten sonra kalp görüntülerini almak için hastanın özel kameraları olan bir masaya uzanması istenir.
*Masadayken hasta konuşmamalı ve hiç hareket etmemelidir.
*Alınan bu ilk görüntülerden 2-3 saat sonra ikinci görüntülerin alınması için gelmek üzere hasta laboratuarı terk edebilir. İkinci görüntülerin alınması işlemi koşu bandında yürümeyi gerektirmez.
* Hastanın yediği yemekler ikinci görüntüleri etkileyeceğinden laboratuar görevlisinin talimatına uyması gerekir.

Bu maddelerin herhangi bir yan etkisine rastlanmamıştır. Alınan radyasyon dozu normal bir akciğer grafiği çektirmekten daha fazla değildir.

Testin sonuçları bir sonraki hafta verilir.

Sintigrafi sonucu

ANJİOGRAFİ:

Anjiografi kalbi besleyen koroner damarların opak madde verilerek filminin çekilmesi olarak tanımlanabilir. Hasta bayıltılmaz. Lokal anestezi ile kasıktan girişim yapılacak olan bölge uyuşturulur ve bacak arterine bir kanül konularak katater tabir ettiğimiz özel borularla kalp damarlarına ulaşılır ve bu damarların ağzına opak madde enjekte edilerek, damarları gösteren çeşitli pozisyonlarla filmler çekilir. İşlem sırasında hasta acı duymaz. İşlem sona erdikten sonra bir engel durum yoksa örneğin özel bir kan sulandırıcı kullanılmamışsa hastanın kasığındaki kanül çekilerek kanama durana kadar kompresyon yapılır.

Birçok hasta Anjio almaktan korkuyor ve bunu bir kalp ameliyatı sanıyor. Oysa anjioda hasta bayıltılmaz. Sadece kasığından küçük bir kesi yapılıyor.

Anjiografi Girişim Sahaları

Anjiografide Tıkalı Damar

Hasta 6 saat kadar tam kanama kontrolü sağlamak üzere sırt üstü yatarak istirahat eder ve bol su içerek verilen opak maddeyi idrarla atar. 6 saat sonra yürüyerek taburcu olabilir. 6 saat boyunca ayağa kalkmaması istenir.

Katater laboratuarına alındığında hasta X ışını kamerası olan bir masaya yatırılır. Doktor ve laboratuar görevlileri steril kıyafetler giyerler. Hastanın üzerine de steril bir örtü örtülür.
Balon işlemi uygulanması sırasında doktor hastaya her basamağı anlatır. Kalpten alınan tüm görüntüler daha sonra incelenmek üzere kayda alınır. Hasta isterse evinde bu kaydı izleyebilir. Hastanın kalp ritmi ve tansiyonu sık olarak kontrol edilecektir. İşlemin bazı safhalarında doktor hastadan derin nefes almamasını veya öksürmemesini isteyebilir. Doktor işleme hastanın kasığının bir bölümünü uyuşturarak başlar. (koldan uygulanacaksa dirsek içini uyuşturur) Uyuşturma işlemi sırasında kasıkta yanma veya arı sokmasına benzer bir his oluşabilir. Daha sonra uyuşturulan alanda bisturi ile küçük bir delik açılarak introdüser denen kılıf kasık atardamarına takılır. Rehber katater ve balon katateri daha sonra bu kılıftan içeri tıkalı damara kadar itilir. Rehber kataterin yerine oturabilmesi için X ışını ile görülebilen boya maddeleri kataterin içinden verilir ve katater tıkanma veya daralma olan damara oturtulur.

Balon Anjiyoplasti işleminden sonra hasta odasına alınır. Eşyaları da hastayla birlikte odaya veya yatacağı servise getirilir. *Serviste hastanın hafif bir şeyler yiyip içmesine izin verilir. Servis doktoru hastanın kasığını kontrol eder. İşlem sırasında kullanılan boya maddesi böbreklerde zararlı etki yapabileceğinden hastanın bol bol sıvı alması istenir. Kasıktaki kılıf 6 saat sabit duracağından hasta uzanmalı, bacağını düz tutmalı asla oturup kalkmamalıdır. Kalp hızı, kan basıncı da hemşire tarafından düzenli olarak kontrol edilir. 6 saat sonra Anjio yapılan kişinin bacağındaki kılıf, doktoru tarafından yerinden çıkarılıp bir süre basınç uygulanır. Bu işlemden sonra kasığın üzerine kum torbası konup hastadan 4 saat daha bacağın düz yerinden kalkmaması istenir. Kılıfın çıktığı yerde hasta yoğun olmayan bir ağrı hissedebilir. Bu ağrı hemşirenin vereceği basit bir ağrı kesici ile ortadan kaldırılabilir. Kum torbası alındıktan sonra hasta aniden ayağa kalkmamalıdır çünkü başı dönebilir.

Hayır. Ancak Anjio damarları görmede altın standartlardan biridir.

İşlem sırasında damarda yırtılma, plakta yırtılma ve spazma bağlı olarak ritim bozuklukları ve kalp krizi hatta ölüm riski olabilir. Ancak bunlar her işlemin riski olduğu gibi göze alınabilir oldukça nadir görülen (% 0.5 civarında) olaylardır. Sonuçta yarar zarar oranında işlemin riski oldukça düşüktür.

Üç damarı tıkalı hastalarda, ana damar hastalıklarında, kritik LAD (Sol ön inen dal) darlıklarının eşlik ettiği 1 veya 2 damar hastalıklarında (balon tedavisine uygun olmamak koşulu ile) ameliyat uygun görülür. Ayrıca ileri derecede damar genişlemesi olan hastalarda, ciddi kapak rahatsızlığı olan hastalarda da operasyon kararı alınır.

Anjiyoyu kardiyologlar yapar operasyon kararı da yine kardiyolog ve cerrahi branşlarca birlikte alınır.

Kalp ağrısı tipik tarifi ile göğüste yaygın olarak hissedilen bir ağrıdır. Hasta sanki göğsünün üzerine yumrukla baskı yapılıyormuş gibi hisseder. Göğüs kafesinin ön kısmında duyulan bu aşırı basınç göğüs kafesinin arkasında da hissedilebilir. Hastaların birçoğu “boğazımı sanki bir el sıkıyor gibi” ifadesini kullanır. Bu ağrı çoğunlukla 20 dk’yı aşar. Ağrı sırta, çene ve sol kola da yayılabilir. Ancak karakteri batıcı, iğneleyici şekilde değildir, anlık ve vücudun başka yerlerini de gezen bir ağrı da değildir. Kalp krizi anında koroner damarlar yani kalbi besleyen damarlardaki yağ yüklü plaklar yırtılıp, üstleri pıhtı ile kapanıp darlık % 100 hale gelir. Bu tıkanıklık kan akımının ilerlemesine engel olur. Kan akımının gidişi engellenince de kan gitmeyen bölgeler beslenemez ve kalp dokusu hasar görmeye başlar. Bazen de tam % 100 tıkanma olmaz. Küçük damarların yaygın olarak önemli derecede daralması ile ilgili olan kalp krizleri vardır bu durumda da kan akışı tam durmaz ancak kalbin beslenmesini bozacak kadar kritik düzeylere iner ve yine adale hasarı ortaya çıkar

Kalbe giden damarların tıkanması durumunda uygulanan tedaviler; İlaçlar, balon uygulaması, balon ve stend uygulaması sayılabilir. Balon işlemi 20 dk sürer.

Kalp krizi ağrısı başlayan biri şayet bilinen bir kalp rahatsızlığı sebebiyle ilaç kullanan biri ise hemen dil altı hapı olarak adlandırılan isordil 5 mg ilacının yanında olup olmadığı sorulur. İlaç varsa hemen bir dil altı verilir ayrıca normal büyük aspirinin (500 mg’lık) yarısı hastaya çiğnetilir. Hastanın rahat bir konuma geçip istirahat etmesi uzanması sağlanır. Etrafının boşaltılmasıyla temiz hava alması sağlandıktan sonra tansiyon ve nabız sayılabilir. Tansiyonun sistolik 100 mmHg ve üzerinde olması halinde ve ağrının halen devam etmesi durumunda 2’nci dil altı verilir. Tüm bunlar devam ederken acil ambulans çağrılıp en kısa zamanda bir hastanenin acil bölümüne nakli temin edilir. Şayet kalp durması ve solunum durması meydana gelmişse o zaman canlandırma için suni teneffüs ve kalp masajı ile ilk yardım gelene kadar yaşam desteği verilebilir.

Bunlar hastalığın türüne göre: bypasss, balon anjioplasti, stent yerleştirilmesi, kapak tamiri, yapay kapak takılması, kalp defektlerinin onarımı, ritim bozuklukları için ablasyon tedavisi, kalıcı kalp pili yerleştirilmesi, kalp transplantasyonu, kök hücre implantasyonu gibi geniş tedavi spektrumu içerir.

Kalp krizini tamamen önleyen bir ilaç yoktur ancak kalp krizi veya kalp hastalığı risk faktörleri olan etkenleri kontrol eden ilaçlar vardır. Bunlarla kalp krizi riski azaltılır. Örneğin hipertansiyonu olan birinde kullanılan beta blokerler, ACE inhibitörleri, Alfa blokerler, kalsiyum kanal blokerleri, diüretikler gibi, yine aynı şekilde hiperlipidemisi olan kişilerde anti lipit tedavide kullanılan statinler, fibratlar, niasin, safra asidi reçineleri, kan sulandırmada kullanılan antiagreganlar en başta aspirin, clopidogrel, warfarin gibi ilaçlar sayılabilir. Kriz anında ise daha yoğun pıhtı eritici tedaviler kullanılabilir. Bunlar içinde fibrinolitikler; t-PA, streptokinaz gibi ve damardan verilen kan sulandırıcılar olarak heparin, LMWH'ler, gerekli olan hallerde anti aritmikler sayılabilir. Ayrıca ilaç tedavisi sayılmamakla birlikte kalp krizinde direkt PTCA ve stent ile tıkalı damarı açmak yöntemi de merkezimizde sıkça kullanılmaktadır. Kolesterol ve tansiyon yüksekliğini kontrol altında tutan ilaçlar, kan inceltici ilaçlar koruyucu ilaçlar olarak tanımlanabilir.

ANJİOPLASTİ:

Balon yada PTCA anjionun benzeri olup tanı amaçlı değil tedavi amaçlı yapılan bir girişimdir. Burada da aynı anjiodaki gibi hasta bayılmaz, işlem sırası aynıdır. Hastanın koroner damarının içine “guide” denilen özel tellerle girilerek, balon sönük olarak yerleştirilip darlık olan yerde şişirilerek tıkanıklık açılır. Sonra balon söndürülerek tekrar geri çekilir. İşlem vakadan vakaya damarın yapısı ve darlığın türüne göre değişken sürelerde olur 15-20 dk sürebildiği gibi daha da uzayabilir.

Balonla açılması uygun olan damar yapısı müsait olan herkese uygulanabilir.

* Bir gün önce banyo yapıp kasık bölgesini iyice temizlemelidir.

*Gelirken daha önceki tıbbi tetkik sonuçlarını ve bu arada koroner anjiografi rapor ve CD filmini de beraberinde getirmesi gerekir.
*Yanına pijama, terlik gibi kişisel eşyalarını da alması gerekiyor. Çünkü işlemden sonra 1 gece hastane kalması gerekebiliyor.
*Gelmeden önce sabah hafif bir kahvaltı yapması, daha sonra bir şey yememesi ve içmemesi konusunda doktorları tarafından uyarılıyor.
* Kullanmakta olduğu ilaçlar aksi söylenmediği takdirde randevu günü de dahil olmak üzere aynen devam edebiliyor. İşlem öncesi plavix ya da ticlid adındaki ilaçları doktorun önerdiği şekilde kullanması gerekiyor.
*İşlem sırasında hasta uyanık halde oluyor fakat rahatlamak için hemşire tarafından bir sakinleştirici ilaç uygulaması yapılıyor. İşlemin uygulanacağı kasık bölgesi veya kol temizleniyor. Hasta daha sonra katater laboratuarına alınıyor bu sırada hastanın yakınları da bekleme odasında bekliyor.

Katater laboratuarına alındığında hasta üzerinde X ışını kamerası olan bir masaya yatırılıyor. Hastanın üzerinize steril bir örtü örtülüyor. Balon işlemi uygulanması sırasında doktor hastaya her basamağı anlatıp bilgilendiriyor. Kalpten alınan tüm görüntüler daha sonra incelenmek üzere bir CD’ye kaydediliyor. Dilerse hasta da bu CD kaydını evde izleyebiliyor. Kalp ritmi ve tansiyon bu işlem sırasında sık olarak kontrol ediliyor. İşlemin bazı safhalarında doktor derin nefes almayı veya öksürmeyi yasaklıyor. Doktor işleme kasığın bir bölümünü uyuşturarak başlıyor. Eğer koldan uygulanacaksa dirsek içini uyuşturuyor. Uyuşturma işlemi sırasında kasıkta yanma veya arı sokmasına benzer bir his oluşabiliyor. Daha sonra uyuşturulan alanda bisturi ile küçük bir delik açılarak özel bir kılıf kasık atardamarına takılıyor. Rehber katater ve balon katateri daha sonra bu kılıftan içeri tıkalı damara kadar itiliyor. Rehber kataterin yerine oturabilmesi için X ışını ile görülebilen boya maddeleri kataterin içinden veriliyor ve katater tıkanma veya daralma olan damara oturtuluyor. Balon katateri daralma olan bölge içine yerleştirilerek şişiriliyor. Şişirme işlemi esnasında hasta göğüs ağrısı hissedebiliyor. Bu ağrı bir şeylerin ters gittiği anlamına gelmiyor. Balon şişirildiğinde halihazırda daralmış olan bölge çok kısa süreliğine tamamen tıkanıyor ve kalp kasınız size kan akımının kesildiğini bu ağrı yoluyla anlatıyor. Ağrı oluştuğunda hastanın doktoru ağrı konusunda uyarması gerekiyor. Balon indirilir indirilmez ağrının geçmesi gerekiyor. Balon şişip damarda daralma veya tıkanmaya neden olan plağı kırıyor ve damarın daralmış kısmı ortadan kaldırılmış oluyor. Daha sonra balon indirilip balon katateri ve rehber katater çekilerek çıkartılıyor. Hastanın kasığındaki kılıf 6 saat yerinde kalıyor. Balon uygulaması damardaki darlığı ortadan kaldırarak kalp kasına daha fazla kan gitmesini sağlıyor. Bu da daha az göğüs ağrısı anlamına geliyor.

* Balon Anjiyoplasti işleminden sonra hasta servise alınıyor.
* Serviste hafif bir şeyler yiyip içebiliyor.
* Servis doktoru hastayı görüp genel durumu ve kasığını kontrol ediyor.
*İşlem sırasında kullanılan boya maddesi böbreklere zarar verebileceğinden hastanın bol bol sıvı alması isteniyor.
*Hastanın kasığınızdaki kılıf 6 saat sabit duracağından uzanması ve bacağını düz tutması isteniyor.
* Kalp hızı, kan basıncı kasıktaki kılıfın durumu ve o bacaktaki nabız hemşireler tarafından düzenli olarak kontrol ediliyor.
*6 saat sonra bacaktaki kılıf doktor tarafından yerinden çıkartılıyor ve bir süre basınç uygulanıyor.
*Bu işlemden sonra kasığın üzerine kum torbası konup 4 saat daha bacağı düz tutması isteniyor.
*Kılıfın çıktığı yerde hasta fazla yoğun olmayan bir ağrı hissediyor. Bu ağrı basit bir ağrı kesici ilaçla dindirilebiliyor. Kum torbası alındıktan sonra ayağa ilk defa kalkarken uzun süre aynı pozisyonda yatmaktan dolayı hastanın başı dönebiliyor.
*Eğer hastanın göğsünde ağrı, işlemin yapıldığı bacakta soğukluk, şiddetli ağrı veya kanama varsa hemen doktora haber vermesi gerekiyor.

Her hangi bir komplikasyon gelişmediği müddetçe 30-60 dk sürer.

Stent balon işleminin prosedür olarak tamamen aynısıdır. Ancak bu kez balonun üstü stent denilen bir kafes ile kaplanmıştır balon şişirilmesi ile bu kafes açılır ve sonra balon söndürülüp geri alındığında stent açıldığı ve yerleştirildiği yerde kalır. Günümüzde balon işlemi sonucu gelişebilecek yeniden daralma riskini azaltmak üzere kullanılmakta olan stentler gerçekten de bu riski oldukça azaltmış olup, özellikle ilaç kaplı stentlerle bu oran oldukça düşük oranlara indirgenmiştir.

KORONER BYPASS

Normal koşullarda bir bypasss ameliyatında ölüm riski % 0.5-2 arasındadır. Ama böbrek, karaciğer, akciğer fonksiyon bozuklukları olanlar ve yaşlılarda risk yükseliyor.

Tıkalı veya daralmış olan koroner arterlerin ilerisine vücudun başka yerlerinden alınan damarlar vasıtası ile yeni yollar oluşturulmasıdır.

Çalışan veya geçici olarak durdurulmuş kalpte, tıkalı veya daralmış damarın ilerisine vücudun başka yerinden çıkartılıp hazırlanan damar (greft) dikilir. Eğer bu ek damarın diğer ucu serbestse, bu uç da vücudun en büyük atardamarı olan aorta dikilir. Böylece greftin bir ucundan gelen temiz kan direkt olarak tıkalı veya daralmış yerin ilerisine yönlendirilmiş olur. Bypasss ameliyatı bazı insanlar tarafından yanlış bilinmektedir. Bu ameliyatta kalp vücuttan çıkartılıp ameliyattan sonra tekrar yerine konulmamaktadır. Müdahale direkt olarak kalbin üzerinde yapılır. Kalp damarlarının "değiştirildiği" de doğru değildir. Hasta koroner arter yerinde kalmaktadır. Bu ameliyatta sadece tıkalı veya daralmış yeri bypasss eden (atlayan) ek bir damar dikilmesi söz konusudur. Kalbin ve akciğerlerin durdurulduğu vakalarda özel bir sistemle (kalp-akciğer makinesi) kalbe gelen kan kalbe ulaşmadan çekilerek oksijenlendirilir ve bir rezervuarda toplanır ve sonra kalbin ilerisinde vücuda geri verilir. Bu sırada vücut soğutulur

ve kalp durdurulur. Böylece kansız ve hareketsiz bir ortamda kalbe müdahale edilebilir.

Tıkalı/daralmış damarın kanlandırdığı bölgede az beslenen, ancak canlılığını muhafaza eden kalp dokusunun mevcut olduğu hastalar belli kriterleri yerine getiriyorlarsa cerrahi adayıdır. Bu kriterler açısından her hasta ayrı ayrı değerlendirilmeli ve balon/stent veya sadece ilaçla tedavi seçenekleri yerine bypasss ameliyatının tercih edilmesi gerektiğine karar verilmelidir. Bazen bu kararı daha sağlıklı olarak verebilmek için hastaya bazı ek tetkikler yaptırılması gerekebilir.

Koroner bypasss ameliyatlarıyla kalp kasını beslemede yetersiz kalan kan miktarı arttırılır. Bunun sonucunda göğüs ağrıları ve hastanın diğer şikayetleri ortadan kalkar, hastalar daha az ilaç kullanmaya başlarlar ve kendilerini daha iyi hissederler. Böylece hastaların hayat kalitesi artmış olur. Koroner arter hastalığı ilerlemiş olan kişilerde baypas ameliyatları hastaların yaşamını uzatır.

Koroner arter hastalarında bir yandan by pass cerrahisinde değişik yöntemler geliştirilirken diğer yandan da az beslenen dokuların kanlandırılması için daha farklı yaklaşımlar üretilmektedir. Bunlardan biri kalp kasının içine lazerle ince kanalcıklar açılması (transmiyokardiyal lazer revaskülarizasyon), diğeri hala deneme aşamasında olan tıkalı olan koroner arter ile sol kalp boşlukları arasında bağlantı sağlayan özel stentlerin (korono-sol ventriküler stent) kullanılması ve bir diğeri de kök hücre nakilleridir. Bypasss cerrahisinde de önemli uygulama değişiklikleri geliştirilmiştir. Göğüs kemiğini içeren veya içermeyen daha ufak kesiler, kalp akciğer makinasının ciltten yerleştirilen özel kataterler yoluyla hasta açılmadan kullanılabilmesi, çalışan kalpte yapılan müdahaleler, endoskopik ve robotik bypasss cerrahisi bunlardandır. Seçilmiş vakalarda uygulanan bu metotlarla hem estetik açıdan daha tercih edilen bir görüntü olmakta, hem de hastaların ameliyat sonrası bazı şikayetlerinde ve hastanede kalış sürelerinde azalma olmaktadır.

Robotik cerrahi insan elinin sığamayacağı kadar küçük alanlarda ve çalışan - atan kalplerde iş yapabilmek üzere dizayn edilmiş özel enstrümanlar vasıtasıyla yapılmaktadır. Robotik cerrahide birbirlerine kablolarla bağlı ana ve köle ünite olarak adlandırılan 2 ünite vardır. Ameliyatı yine cerrah yapmaktadır; ama Ana kontrol ünitesinin başında. Hastanın göğsünde 1 cm’den küçük açılan deliklerden içeriye sokulan endoskopi aracılığıyla gelen görüntüler cerrahın kullandığı gözlükle 3 boyutluya çevrilir. 2 ayrı delikten ise cerrahın sağ ve sol elinin fonksiyonlarını yapacak enstrümanlar içeriye sokulur. Cerrah, el kumandasına parmaklarını geçirip yaptığı her hareket, hasta yanındaki köle üniteye aktarılır ve bu robotik cerrahiyle çoğunlukla tek damara Sol ön inen koroner arter tıkanıklığı veya önemli daralmalarında) by -pass yapılır. Bu sırada cerrahi ekibin diğer elemanları bir aksilik durumunda hemen müdahale etmek üzere ameliyathanede hazır dururlar. Robotik cerrahide bir amaç da cerrahın dünyanın öbür ucundan kontrol ünitesi ile operasyonu gerçekleştirebilmesidir. Bu cerrahi yine seçilmiş vakalarda kullanılmaktadır ve hala aşılması gereken birçok sorunu mevcuttur. Teknoloji ve deneyimin birleşmesi ile çok daha yaygınlaşacağı ve daha çok vaka tipine uygulanacağı beklenmektedir. Ancak, bu diğer cerrahi yöntemlerin gelecekte hiç kullanılmayacağı anlamına gelmemelidir.

Göğüs kemiğinin sternum)ortadan kesildiği klasik yöntem hala yaygın olarak kullanılmaktadır. Vakanın durumuna ve cerrahın tercihine göre sternumun kısmen kesildiği, göğsün yanından kalbe yaklaşıldığı veya robotik veya endoskopik cerrahide olduğu gibi sadece göğüs kafesi üzerindeki birkaç ufak kesinin yapıldığı teknikler de mevcuttur. Ancak, uygun olmayan vakalarda estetik kaygılar nedeniyle sternumun kesilmediği tekniklerin kullanılması hastanın hayatını ve ameliyatın başarısını riske atabilir.

Emekli Sandığı ve Bağ-Kur sigortalısı hastaların ameliyat için yatmalarında karneleri ile müracaat etmeleri yeterli oluyor. Vizeye tabi Bağkur'lu hastaların vizeleri geçmemiş olmalıdır. SSK sigortalıların doktorlarından alacakları ve başhekim yardımcıları tarafından onaylanan resmi yazı ile SSK hastanelerinden sevk almaları mümkündür. Devlet memurlarının kurumlarından alacakları ve hastanemize sevki yapılmış muayene istek formlarıyla yatışları yapılabilmektedir. Yeşil kartlı hastaların da vizesi geçmemiş kartlarıyla sağlık ocaklarından hastanemize sevk yaptırmaları gereklidir. Özel sigortalar aracılığıyla sağlık sigortası olan hastalarımız sigorta şirketinin onayı ile yatışlarını yaptırabilmektedir. Sevk evrağı veya karneye ilave olarak doktordan alınacak yatış belgesiyle hasta kabule başvurmak gerekiyor. Yatış için gelindiğinde daha önceden geçirdiği ameliyat veya tetkik, tedavilerle ilgili tüm raporlar, filmler, kullanılan ilaçlar ve koroner anjiografinin kaydedildiği CD de hastanın yanında olmalı. Kalp cerrahisinde kan ve kan ürünleri kullanılması sıklıkla gereklidir. Bunun için hastanın arkadaş ve akrabalarının kan bağışında bulunması ve taze kan ihtiyacı için ameliyat günü kan verecek şahısların hastanede hazır bulunması gerekli.

Ameliyattan bir gün önce aç olarak gelen ve yatış işlemleri önceden yaptırmış hastalara kan, idrar tahlilleri, EKG, solunum fonksiyon testi ve röntgen filmi gibi tetkikler yapılır. Doktor hastayı yatağında muayene eder. Ameliyat öncesi anestezi değerlendirmesi de hastanın yatağında yapılır. Ameliyat ve yoğun bakım konusunda doktorlar hastayı bilgilendirir. Ameliyat öncesinde hasta tıraş edilir. Koroner ameliyatları için boyundan ayak ucuna kadar cinsel bölge ve kollar dahil tıraş edilirken, kapak ameliyatları için boyundan dizlere kadar tıraş edilmesi yeterlidir. Damar ameliyatları için göbekten ayak uçlarına kadar tıraş edilir. Tıraş sonrası duş yaptırılır ve hastanın vücuduna pudra veya losyon sürülür. Doktor tarafından başka şekilde belirtilmediyse ameliyattan önceki akşam saat 24’ten itibaren kesinlikle bir şey yenmemelidir. Ayrıca hastaya bağırsak temizliği için ilaç verilmesi veya lavman yapılması gerekebilir. Hastaya gece rahat uyuyabilmesi için sakinleştirici ilaç verilir.

Ameliyat süresi hastanın durumuna, seçilen cerrahi yönteme ve eşlik eden diğer cerrahi müdahalelere (kalp kapak hastalığı, tıkalı/daralmış boyun damarına müdahale gibi) göre ortalama olarak 2- 4 saat arasında değişir.

Normal koşullarda bir bypass ameliyatında ölüm riski % 0.5-2 arasında değişir. Bazı hastalarda bu risk artar. Daha önce miyokardiyal enfarktüs (kalp krizi) geçirilmesi, daha önceden geçirilmiş kalp ameliyatı, kalbin kasılma ve gevşeme fonksiyonlarında bozukluk, çok ince çaplı ve birçok darlık içeren koroner arterler, böbrek, karaciğer, akciğer fonksiyon bozuklukları, ileri yaş, şeker hastalığı, pıhtılaşma bozuklukları gibi problemler ameliyat riskini az veya çok arttırırlar. Hastaları bu açıdan daha objektif olarak değerlendirmek amacıyla çeşitli "Risk Skorları" geliştirilmiştir. Bu skorlamalarda hastaya ait her önemli faktör bir tabloda işaretlenerek toplam ağırlıklı risk değerleri hesaplanmaktadır. Günümüzde birçok merkez bu skorlarlamaları kullanmaktadır. Örneğin, şu anda en yaygın kullanılan skorlama sistemi "Euroscore“dur.

Bazen greft olarak kullanılan tek bir damar aynı koroner arterde birkaç darlığı birden veya farklı dalları bypass etmek için kullanılabilmektedir. Bu teknik kullanıldığı takdirde 5-7 damara kadar bypasss yapılabilmektedir. Ancak, genel olarak bypasss yapılan damar sayısı 2-4 arasında değişmektedir.

Yine kullanılan ameliyat yöntemine göre değişmek üzere hastalar ameliyattan sonra 5-7 gün içinde taburcu edilebilmektedirler (yoğun bakımda kalış süresi bir veya iki gündür).

Ameliyata bağlı olarak kesi yerlerinde ve sırtta geçici ağrılar olabilir. Bu ağrılar genellikle ağrı kesiciye yanıt verirler. Bunun dışında, bazı hastalarda göğüsten çıkartılan damar nedeniyle göğüs kemiğinin sol veya sağ kısmında ve damar çıkartılan bacakta diz altından itibaren uyuşma, karıncalanma olabilir.

Bypasss amacıyla kullanılacak damar vücudun değişik yerlerinden çıkartılabilir. En çok kullanılan göğüs içi damarlardır. İkinci sıklıkta bacaktan çıkartılan toplardamar kullanılır. Bunların dışında koldan, mideden, karın adalesinden çıkartılan atardamarlar da kullanılabilir. Seyrek olarak kullanılabilecek başka atardamarlar da vardır. Bu damarların çıkartılması ilgili organların beslenmesini bozmaz. Hangi vaka ve damar için hangi greftin kullanılacağına cerrah karar verir.

Göğüs Duvarından Meme Arterinin Alınışı

Ameliyat sonrası yoğun bakımda kalma süresi ortalama 1-3 gün arasındadır. Hastanede kalma süresi ise hastalığın seyri ve iyileşme durumuna göre 4- 10 gün arasında değişir

Ameliyat saati geldiğinde hastanın eğer varsa gözlükleri, takma dişleri ve diğer protezleri, iç çamaşırları ve ziynet eşyaları çıkartılarak yakınlarına teslim edilir. Hasta özel bir gömlek giydirilerek sedyeye alınır ve ameliyathaneye götürülür. Hasta yakınları da kafeterya veya lobide bekleyerek ameliyatla ilgili bilgi alabilirler. Hastanın ameliyathanede geçirdiği sürenin tamamı ameliyat süresi olmayıp öncesi ve sonrasındaki hazırlık sürelerini de içermektedir.

Hasta ameliyat sonrası yoğun bakım ünitesine alınır. Anestetik ilaçların etkisi altındaki hastalar uyansalar bile başlangıçta ellerini, ayaklarını oynatamayabilirler. Bu kısa sürede düzelir. Etraftaki birçok cihaz ve alarm sesleriyle hasta kendisini alışkın olmadığı bir ortamda hissedebilir. Bu aşamada hasta hemşireler tarafından bilgilendirilir ve sakin olması yönünde telkinde bulunulur. Ameliyat öncesinde ilaçları vermek için damar yolları ve kataterler yerleştirilecektir. Yine hasta uyandığında göğsünde tüpler olacaktır. Bunlar yoğun bakımdan çıkmadan önce çıkarılır. Bu dönemde hastanın ağrı duymaması için ilaçlar verilir. Eğer ağrısı olursa hemşireye bildirmesi tavsiye edilir. Ameliyat öncesinde takılan sonda ile hastanın ayağa kalkmadan idrarını yapması sağlanacak ve böbrek fonksiyonları da takip altında olacaktır. Yoğun bakımda kalma süresi ortalama 1- 3 gün arasındadır. Ancak herkesin hastalığı, iyileşme süresi ve tedaviye cevabı değişebilmektedir. Sürekli faaliyet içinde olan, ışıkların yandığı ortamda hasta zaman kavramını kaybedebilir. Özellikle geceleri zihin bulanıklığı ve sıkıntı hissedebilirler buna hazırlıklı olmaları gerekir. Bu durum geçicidir özellikle de hasta odaya çıktığında hızla düzelir. Odada dinlendikçe normal uyku alışkanlığınıza tekrar döner ve halsizlik de ortadan kaybolur.

Hastanın ilk hareketleri yatak içerisinde ayaklarını toplayıp uzatma şeklinde olacaktır. Artık sondası da olmadığı için tuvalete gitmesi gerekir. Göğüs kemiğine yük vermemeye ve göğsü germemeye çalışmak önemlidir. Çünkü göğüs kemiğini çelik teller tutmaktadır. Bunun için özellikle ilk günler hastanın yan yatması, yatıp kalkışlarında yanındakilerden yardım istemesi gerekmektedir. Yataktan kalkarken iki koluna da eşit yük vererek doğrulup yatakta dik oturması, yavaş hareketlerle bacaklarını yataktan sarkıtıp, birkaç dakika böylece dinlendikten sonra yataktan yavaşça kalkması gerekir. Ani kalktığında hastanın başı dönebilir ve dengesini kaybedebilir. Yakın koltuk ve sandalyeye geçmek, birkaç dk dinlendikten sonra ayağa kalkmak en güvenlisidir. Başlangıçta kısa olan yürüyüş mesafeleri hasta kendini iyi hissettikçe artacaktır. Hastanın yürürken dik durması, ağrıyı azaltmak için öne eğilmemesi gerekir. Ağrı varsa hemşireye bildirmesi şarttır. İlk günlerden sonra yastık destekli hafif yan yatabilir. Özellikle kilolu, yaşlı ve şeker hastalarında yatak yaralarını önlemek için hastanın arada bir kalkması ve sırtını yataktan kaldırması gerekmektedir. Eğer hastanın ayaklarında şişlik oluyorsa, ayaklarını koltuk yüksekliğine kaldıracak şekilde, altına destek koyarak uzatabilir. Kalbine kan dönüşüne yardımcı olması ve bacaklarında şişlik oluşmaması için varis çorabı kullanması önerilir. Doktor uygun çorabı hastaya reçete edecektir. Çorapların aşağı doğru kayarak toplanmasına izin verilmemelidir. Bu bacaktaki toplardamarların kan dolaşımına engel olur. Gece yatarken çıkardığı çorabı sabah yataktan kalkmadan tekrar giymeli ve çorap varken kaymamak için mutlaka terlikle yürümelidir. Varis çorabını ameliyattan sonra 6 -8 hafta kullanması gerekebilir. Ameliyat sonrasında derin nefes alma egzersizleri yapmak, öksürüp balgam çıkarmaya çalışmak hastanın çabuk iyileşmesi için önemlidir. Öksürmenin ameliyat yerine bir zararı yoktur. Bu sayede hasta ameliyat nedeniyle akciğerlerinizde biriken salgıları atmış olur. Hava yolları temizlenecek, akciğerdeki hava kesecikleri açılacak bu da muhtemel akciğer enfeksiyonlarını önleyecektir. Bol su içmek veya sıvı almak kolay balgam çıkarma ve böbrek fonksiyonlarının iyileşmesine yardımcı olacaktır. Ağrı ve rahatsızlık duydukları için öksürmekte zorlanan hastaların göğüslerine küçük bir yastıkla destek yaparak öksürmeye çalışmaları sağlanabilir. Ameliyat sonrası her hastada terleme ve ateş olabilir. Ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlarla bu sıkıntılar kontrol altına alınabilir ve 3- 4 gün içinde tamamen geçebilir. İlk günlerde hasta yumuşak bir bez veya süngerle vücudunu silebilir. Ameliyat yeri kuruyup kabuk bağladıktan sonra hasta yanında biri olmak şartıyla sabun veya vücut şampuanları ile ılık suda duş şeklinde banyo yapabilir. Şeker hastaları hariç hastaların hızla iyileşmeleri için ilk 1 ayda yiyeceklerinde herhangi bir kısıtlama yoktur. Ancak tansiyonu yüksek olan veya doktoru tarafından önerilen hastaların az tuzlu yemeleri gereklidir. Küçük porsiyonlarda, sık aralıklarla ve dengeli beslenmeye özen göstermek iyileşmeyi hızlandıracaktır. Ameliyat sonrası dönemde uykusuzluk, can sıkıntısı, uykudan yüksekten düşüyormuş gibi aniden sıçrayarak uyanma, sinirlilik, tahammülsüzlük, kolay duygulanma, konsantrasyon bozukluğu, olayları dışardan izleme ve algılamada zorlanma gibi şikayetler olabilir. Bunlar anestetik ilaçlara ve yaşanan strese bağlıdır. Çoğunlukla 4-6 hafta içinde kendiliğinden geçer. Gerekirse doktor bazı ilaçlarla yardımcı olur. Odaya ziyaret saatlerinde ziyaretçi kabul edilebilir. Ancak ziyaretçilerin kalabalık olmamasına dikkat edin ve ziyaretin kısa sürede bitmesini sağlayın. Hastanede kalma süresi, hastalığın seyri ve iyileşme durumuna göre 4-10 gün arasında değişmektedir. Hastaneden çıkmadan önce geçici kalp pili telleri alınır, ilaçlar reçete edilir, hasta evdeki yaşantısı konusunda bilgilendirilir. Ayrıca kontrole geleceği tarih bildirilir ve kontrol sırasında yaptırılacak tetkikler için istek formları doldurulur. Raporu da içeren hasta çıkış raporu (epikriz) hastaneden çıkmadan hastaya teslim edilir.

Göğüs kemiği kesilerek yapılan operasyonlarda en önemli hususlardan biri yaklaşık iki ay süresince hastanın sırtüstü yatması ve yatakta yana dönmemesidir. Bacaktan damar çıkartıldı ise ve doktor varis çorabı önerdi ise bu çorabın tarife uygun bir şekilde her gün giyilmesi (genellikle 6-8 hafta süreyle) önemlidir. İlk haftalarda ağır yük taşımamak gerekir. İlk 10 gün ziyaretçi kabul edilmemesi hasta için tercih edilecek bir önlem olmalıdır.

Safen Çıkarılan Bacağın Görünümü

Örneğin işine ne zaman dönebilir, istediği sporu yapabilir mi, seks hayatı normale dönebilir mi? İstediği yemeği yiyebilir mi?

Yönteme ve hastanın durumuna göre değişmek üzere normal hayata geçiş belli bir süre alacaktır. Bu süreler hekim tarafından hastaya ameliyattan sonra söylenir. Genel olarak, bayanlar 6-8 haftadan önce ev işleri ve çocuk bakımı gibi konularda tam sorumluluk almamalıdır. Hafif tempolu işlerde çalışanlar 6’ncı haftadan sonra günde 4 saati geçmemek kaydı ile çalışabilirler. Ağır işlerde çalışanlar 3 ay sonra işlerine dönebilirler. 6-8 hafta sonra araba kullanmaya başlanabilir. Başarılı bir ameliyat sonrasında hastanın seks hayatında bir problem olmaması beklenir. Ancak, ilk 4-6 hafta cinsel ilişkinin kısıtlı olması önerilir. Hızlı bir iyileşme için, ilk günlerde (şeker hastalığı dışında) özel bir diyet kullanmamak daha uygundur. İlk kontrolden sonra kardiyolog veya diyetisyen tarafından diyet uygulamalarına başlanacaktır. Taburcu olduktan 15 gün sonra hasta sokakta düz yolda yürüyüş yapmaya başlayabilir. Yürüyüş mesafesi 4.hafta sonunda 1.5 km (30 dk), 6. hafta sonunda 2 km (45 dk.) ve 8. hafta sonunda 3 km (60 dk.) olmalıdır. Aşırı sıcak ve soğuktan ve rüzgara karşı yürümekten sakınmak gerekir.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"KALP REHBERİ" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Ünsal VURAL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Dr.Ünsal VURAL Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
Henüz yok
Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Aile Planlaması , Dr.Ayşe DARAMA
  • Selülit Nasıl Yok Edilir ? , Dr.Eser AYDOĞDU
  • Kök Hücre İle Cilt Gençleştirme , Dr.Eser AYDOĞDU
  • Yüz Gençleştirme Ve Günümüzdeki Dengeler , Prof.Dr.Aycan KAYIKÇIOĞLU
  • Estetik Cerrahiyi Hafife Mi Alıyoruz? , Prof.Dr.Aycan KAYIKÇIOĞLU
  • Erken Boşalma , Dr.Dilek AKGÜL
  • Vajinismus , Dr.Dilek AKGÜL
  • Orgazm Bozuklukları , Dr.Dilek AKGÜL
  • Koşulsuz Sevme Sevebilme , Dr.Sevilay ZORLU
  • Patolojik Kumar Oynama , Dr.Necati ÇOBANOĞLU
  • Dördüncü (Troklear) Sinir Felci , Dr.Süleyman Mesut KARAATLI
  • Duane Sendromu , Dr.Süleyman Mesut KARAATLI
  • İrritabl Barsak Hastalığı , Dr.Mustafa ŞENER
  • Estetik Genital Cerrahi (Vajina Estetiği) , Dr.Burcu SAYGAN KARAMÜRSEL
  • Kürtaj (Küretaj) , Dr.Burcu SAYGAN KARAMÜRSEL
  • Nöroloji - Elektrofizyoloji (Emg-Eeg-Psg) Ünitesi , Dr.Hülya ALTINTAŞ
  • Alerjik Hastalıklarda Aşı Tedavisi (İmmünoterapi) , Prof.Dr.Cengiz KIRMAZ
  • Alerjik Kontak Dermatit-2014 , Prof.Dr.Cengiz KIRMAZ
  • Doğum Kontrol Yöntemlerinde Gelişmeler , Dr.Kenan ERTOPÇU
  • Soru Ve Cevaplarla Geniz Eti (Adenoid) , Prof.Dr.Enis Alpin GÜNERİ
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    20:32
    Top