2007'den Bugüne 84,860 Tavsiye, 26,544 Uzman ve 18,905 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İntihar - İntiharların Genel Özellikleri ve İntiharı Önleme Çalışmaları
MAKALE #4910 © Yazan Uzm.Psk.Seliyha DOLAŞIR | Yayın Mayıs 2010 | 17,077 Okuyucu
Kişinin istemli olarak yaşamına son vermesi ve kişinin öz benliğine yönelmiş bir saldırganlık hali olan intihar, psikiyatride başta gelen ölüm nedenidir. Bir düşünce, bir girişim ya da tamamlanmış intihar olarak karşımıza çıkabilir. İntihar stres yaratan yaşam koşullarına tepki veren kişilerden, ağır ruhsal rahatsızlığı olan hastalara kadar geniş bir popülasyonda görülebilmektedir. İntihar eden kişi gerçekten ölmek arzusunda olabileceği gibi, bu davranışı ile acısını, umutsuzluğunu dile getirmek amacı da gütmüş olabilmektedir.

İntiharlar ve intihar girişimleri; bireyi, ailesini, sosyal çevresini ve dolayısıyla toplumu sarsan etki ve sonuçlara yol açan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Son yirmi yılda dünya çapında ciddi bir sorun olarak tanımlanan intihar davranışı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından acil olarak önemli oranda ilgi gösterilmesi gereken önemli bir halk sağlığı sorunu olarak tanınmaktadır. Dünyada yılda ortalama bir milyon kişi intihar ederek yaşamına son vermektedir. Ölümle sonuçlanan her bir intihar olgusuna karşılık en az 30 intihar girişimi ile karşılaşılmaktadır. Tüm bu bilgilere rağmen, epidemiyolojik özelliklerini inceleyen çalışmaların sayı, kapsam ve güvenirliğinin birçok başka hastalığa göre düşük olduğu intihar ve intihar girişimleri halen birçok toplumda tabu olma niteliğini korumaktadır. İntihar davranışı tarih boyunca toplumlarda yargılanan bir akit olarak gündeme gelmiştir. Tarihte bazı toplumlarda suç olarak görülmüş ve cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Günümüzde modern toplumlar da ise, kimsenin başka birinin hayatına karışma hakkı olmadığını ve bir kişinin ne zaman ve nasıl öleceğine karar verme hakkı olduğuna ilişkin tartışmalar mevcuttur. Bazıları, Schopenhauer ‘ in “yaşamın ölümden daha ağır geldiği noktada, bir insan kendi hayatına son verecektir” sözleri ile belirttiği gibi intiharı rasyonel bir davranış olarak ele almak eğilimindedir. Oysa intiharı rasyonel bir davranış olarak düşünemeyiz. Yoğun stres altındaki insanların kendilerine, mevcut duruma, geleceklerine ait akılcı, sağlıklı değerlendirme yapamayacakları açıktır. Bu kişiler sorunlarının ağırlığı altında kendilerini çıkışı olmayan bir tünelde hissetmekte ve intiharı çıkış için tek yol olarak görme eğilimindedirler. Kişi bu yolu izlemeye kendini mecbur hisseder, çünkü problemlerinden, acılarından ve şanssızlığından başka bir türlü kurtulamayacağını düşünmektedir. Oysa pek çok yolu vardır. Ancak birinin, intihara niyetlenen kişiye bu alternatif çıkış yollarını göstermesi ve izlemesi için destek olması gerekmektedir. İnsan ne zaman ve nasıl kendini öldüreceğine karar verme hakkına sahiptir demek, hem kişisel hem de toplumsal düzeyde insanlık adına hiçbir sorumluluk almamak anlamına gelir. Bu ise hiç de insanca, hümanistik bir yaklaşım değildir. Hele intiharlarda tedavi edilebilen bir hastalık olan depresyonların ağırlığı düşünülürse yaklaşım daha da insanlık dışı bir tutum, bir cinayet olarak düşünülebilir.

İntihar davranışı biyolojik, psikolojik ve sosyolojik temelleri olan karmaşık bir insan davranışıdır. İntihar davranışının ortaya çıkmasında en önemli etkenler; sosyal öğrenme, psikiyatrik rahatsızlıkların varlığı ve durumsal yaşam krizleri’dir.

Gerek tarihsel perspektiften gerekse günümüz koşullarından bakıldığında; intiharların ortaya çıkışında sosyal öğrenme ve taklidin önemli olduğu görülmektedir. Örneğin, “Werther Sendromu” olarak bilinen ve Alman yazar Goethe’nin “Werther’ in Acıları” adlı kitabı yayımlandığında kıta Avrupa’sında ortaya çıkan intihar salgını, öğrenmenin intihar davranışının ortaya çıkışında etkili olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Goethe’nin yazdığı “Werther’ in Acıları” ümitsiz bir aşk üzerine kuruludur ve bu romanda, Werther’ in aşkı için intihar edişi kahramanca ve yüceltilerek anlatılır. Avrupa’da bu romanın ardından birçok intihar vakası yaşanmıştır ve birbirini takip eden intiharlara (taklit intiharlar) Werther Sendromu adı verilmiştir. Werther Sendromu, 2006–2007 yıllarında Siirt’te başlayan ve birçok kızın ardı ardına intihar etmesiyle ülkemizde yaşanmıştır. Tüm bunlar göstermektedir ki, model alma süreci yaşamla ölüm arasında çatışma yaşayan bireyi, intihara doğru yönlendirebilmektedir. Bu konuda yapılmış çok sayıda çalışma; gazete, radyo, televizyon ve son olarak internet üzerinden yaygınlaşan intihar öykülerinin kişileri özendirerek ya da telkinle Werther Sendromu yarattığını göstermektedir.

Psikiyatrik rahatsızlıklardan depresyonun intihar ile ilişkisi çok yüksektir. Depresyon günümüzde çok sık adı duyulan bir hastalık olmasına rağmen, maalesef insanlar depresyonun çoğu belirtisini teknolojik gelişmelerin, bireyselleşmenin, gündelik hayat koşturmasının spontan sonucu olarak görmekte ve normal olarak algılamaktadır. Depresyonu fark edemedikleri için, bir ruh sağlığı uzmanına başvurma gereği görmemektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı depresyon; sıklıkla tedavi edilememektedir ve kronik hale gelmektedir. Depresyondaki kişi kendini, dünyayı ve geleceği olumsuz görmektedir. Gelecekten olumsuz beklentiler olarak tanımlayabileceğimiz umutsuzluk, intihar sürecini başlatan ve sürdüren en önemli etmen konumundadır. İntihar davranışında bulunan kişi kendi canına kıymayı, umutsuz ve çözümsüz konumuna yegâne çözüm olarak algılar. Belli durumlarda umusuzluğa düşmek, yaşamayı istememek, dolaylı yollardan ölümü düşünmek her zaman depresyonun ya da intihar girişiminin belirtisi değildir. Bu düşünceler kısa süreli ve gelip geçicidirler. Ancak bireyler uzun süre kaybolmayan, inatçı ve şiddetli bir şekilde intihar düşünceleri içerisinde kendilerini buluyorsa bu önemli bir belirtidir. Çünkü intihar düşünceleri her şeyden önce yaklaşan tehlikenin ve bilinç dışı bir çatışmanın, ruhsal öğelerdeki bir dengesizliğin ve ciddi bir krizin habercisidir. Bu boyutta psikolojik destek almazsa, kişi düşüncelerin ardından plan ve tasarılar yapar, bu plan ve tasarıların ardından genellikle intihar girişimleri gelir. Oysaki çoğu araştırma depresyondaki kişilerin intihar etme riskini böyle bir psikiyatrik rahatsızlığı olmayanlara göre 3 ila 12 kat fazla olduğunu göstermektedir. Depresyon dışında özellikle; alkol-ilaç kötüye kullanımının bulunması, şizofreni ya da organik beyin sendromu tanısı almış olmak intiharlar için psikiyatrik rahatsızlıklar açısından diğer risk faktörleridir.

Durumsal yaşam krizleri ise, genellikle beklenmedik, aniden ortaya çıkan olumsuz bir durumdur. İnsanın süregelen yaşamını değiştiren olaylar, önemli dönüm noktaları, zorlayıcı yaşam koşulları insanı ve olaya katılanları etkileyen kriz dönemleridir. Örneğin bir düş kırıklığı, bir statü kaybı, boşanma, bir başarısızlık, bir trafik kazası, ağır bir hastalığa yakalanma, sevilen birini kaybetme gibi deneyimler bütün insanları şiddetle etkileyen olaylardır. Bireyler bu zor dönemleri kendi kendilerine atlatabildikleri gibi zorlanabilirler ve ruhsal sağlıkları tehlikeye girebilir. O güne dek başarılı oldukları çözüm yolları uyum becerileri ile olayın içinden çıkamayabilirler. Bu bir ruh hastalığı değildir. Bir zorlanma dönemidir. İçinden çıkılamayan bir güçlük anıdır. Durumsal yaşam krizleri durumunda bireyin psikolojik yardım almaması maalesef intiharlara kadar varan neticelere ulaşmaktadır. Boşanmış, dul ya da ayrı yaşıyor olmak, 15–34 yaş grubunda olmak, yakın zamanda gerçek ya da sembolik anlam taşıyan kayıplar olması, son altı ayda bedensel sağlığın bozulmuş olması, , işsizlik ve daha önce intihar girişiminde bulunmuş olmak ise intihar için risk teşkil eden durumsal yaşam krizleridir.

İntiharlarda bu sayılan risk faktörlerinin yanı sıra tetikleyici olayların varlığı önem taşımaktadır. Çoğu araştırma göstermektedir ki, intihar girişimleri risk faktörlerinin yanında en az bir tetikleyici olay neticesinde gerçekleşmektedir. İntiharlarda en önemli tetikleyici olaylar; tartışma ya da kavga, terk edilme, okul başarısızlığı ya da sınav, işten çıkarılma (erkekler için), şiddete uğrama ‘ dır.

İster sosyal öğrenme, ister psikiyatrik rahatsızlığın varlığı, isterse durumsal yaşam krizleri neticesinde intiharı düşünmeye başlayan bireylerin ana problemi; bir yandan yaşamak istemezken, diğer yandan da bu kararlarından henüz emin olmamaları ve bu konuda yaşadıkları kararsızlıktır. Onlara yaklaşım bu bakımdan hassas bir konudur. Bu sebeple intihardan bahseden kişiye yaklaşımda amacımız “hayatın onun için tekrar yaşanabilecek değerde olması için yaşam şartlarında ne gibi değişiklikler yapılmalı?” sorusuna cevap aramaktır. Bunu yaparken; teselli etmede aceleci davranmak, uyarmak, genelleştirmek (herkes öyle gibi), öğüt vermek, problemi küçümsemek, yargılamak en tehlikeli tutumlardır.
Tüm bu bilgiler ışığında intiharların genel özelliklerine bakıldığında öne çıkan başlıklar şu şekildedir.

1-İnsanı intihara götüren yaşadığı dayanılmaz ruhsal acılardır. İntihar bu acıdan kurtuluş yolu, bir çözüm olarak gündeme gelir.

2-Psikolojik gereksinimlerin engellenmesi yine intihara götüren bir diğer nedendir. Korunmaya, güvene, dostluğa, başarıya olan gereksinimler yaşamın önemli öğeleridir. İnsanın yaşamı, kariyeri, iş hayatındaki bir olumsuzluk bir engellenme onun var oluşunu tehdit eden bir olgu olarak algılanır ve çözüm yine intihara götürür.

3-İntiharlarda bir çözüm arayışı hep vardır. Bu durumdan nasıl kurtulurum sorusuna yanıt olarak intihar gündeme gelmiştir. Bu nedenle insanların intiharı nasıl bir çözüm olarak gördüğünün anlaşılması ve arkadan başka çözümler aranması önemlidir.

4-İntiharda temel duygu durum umutsuzluktur. Derinde yatan ve ortak olarak yaşanan umutsuzluk ve kimsenin kendine yardımcı olamayacağı duygularıdır.

5-Psikolojik gerçekler, yani ruhsal yaşamın gerçekleri Aristo mantığı ile uyuşmaz, intiharda da bu görülür. Kişi ölüme hazırlanırken, intihar girişiminde bulunurken bir yandan da yardım isteğinde bulunur.

6-İntiharlarda ölüm kararının; %80’lere varan oranlarda yakınlara, dostlara bildirildiği görülmektedir. Çoğunlukla bu bildirim açık notlar, veda mektupları şeklinde olabileceği gibi; eşyalarını dağıtma, vasiyet hazırlama şeklinde de olabilmektedir. Sıklıkla konuşmalarında intihar düşüncelerinden ve umutsuzluktan bahsetme, davranışlarda alışılmadık beklenmedik değişmeler (belirgin bir duygusal içe kapanma ve izolasyon) intihar için önemli göstergeler olabilmektedir. İntihardan söz etmek, intiharın bir habercisidir.

Günümüzde yapılan tüm çalışmaların ışığında intihar eğilimli bireylerde psikoterapinin yararı yadsınamaz. Yaşamla ölüm arasında kalan bireylerinin yaşadığı çatışmalı duygu durum anında psikolojik destek almak krizi fırsata çevirmek için en önemli faktördür. Çünkü bu tarz çatışma durumları aynı zamanda insanların kendileri ve hayatları adına yeni kararlar aldığı, yeni yapılanmalara gittiği dolayısıyla değişime açık olduğu en önemli dönemlerdir. Psikoterapik yaklaşımla bireyler duygu durum ve çevre kontrolü konusunda deneyim kazanırlar.

Suisidal bireylere psikoterapik destek hizmetlerinin sağlanmasının yanı sıra, intihar davranışının önemli bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınıp, ülke genelinde intiharı önleme çalışmalarının yaygınlaştırılması önem taşımaktadır.

İntiharı önleme çalışmalarında temel ilkeler şöyle sıralanabilir:

1-İntihar davranışının çeşitli boyutlarına açıklık kazandırmak üzere gerekli çalışmaların yapılması

2-Bu çalışmalardan elde edilen sonuçların topluma aktarılarak alanda çalışan profesyonellerin yönlendirilmesi

3-Günlük çalışmalarında intihar riski taşıyan bireylerle karşılaşma potansiyeli taşıyan personelin sonuçlardan haberdar edilerek bilgilendirilmesi (öğretmenler, cankurtaranlar, polisler, din adamları)

4-Sağlık sektöründe intihar vakaları ile çalışan profesyonellerin eğitimi

5-Krizdeki bireylere ve intihar girişiminde bulunmuş kişilere nitelikli ve girişim sonrası gerekli psikososyal bakımın sağlanması

Bu ilkeler doğrultusunda yürütülen önleme çalışmalarında ülke genelinde önem taşıyan ve intiharı önleme programlarındaki yeri tartışılmaz olan bazı konular da dikkate alınmalıdır. Bunların başında ateşli silah edinme yollarının kontrol altında tutulması, eczaneden ilaç alımında sınırlama ve düzenlemeler gelmektedir. Çünkü birey en kolay ulaşabildiği yöntemle intihara kalkışır. Sağlık sektöründe suisidal bireylerle ve aileleriyle çalışan personel eğitim ve öğretimden geçmelidir. Çocuklar ve gençler için kendine güven ve başa çıkma becerilerini arttırmaya yönelik okul programları hazırlanmalıdır. Tıp fakültelerinde intihar, intihar girişimleri ve tedavileri konularında yeterli bilgi ile donanımı gerekmektedir.

Ayrıca intiharı önleme çalışmaları kapsamında yazılı ve görsel medya işbirliği önem taşımaktadır. Daha öncede belirtildiği gibi bu konuda yapılmış çok sayıda çalışma; gazete, radyo, televizyon ve son olarak internet üzerinden yaygınlaşan intihar öykülerinin kişileri intihara özendirdiğini göstermektedir. Açık veya örtük intiharlar, gerçek intihar öyküleri yayınlandıktan hemen sonra artmaktadır. Öykü medyada ne kadar açık anlatılır, ayrıntıları ne kadar kamuya açılırsa sonrasında intiharlarda o kadar artış olmaktadır ve öykünün en yaygın dolaşıma girdiği bölgelerde intihar oranlarındaki artış en fazladır. Bu artış en çok gençlerde görülmektedir. İntiharların özendirilmemesi için basına düşen görevler özdenetimi sıkılaştırmak, intiharı yücelten ve romantize eden (ölüm bile onları ayıramadı) tutumlardan kaçınmak ve hatta bir oranda oto sansür uygulamak olmalıdır. Dizi filmlerle intihar karşıtı mesajların verilmesi de özellikle genç insanlar üzerinde olumlu etki gösterecektir.

Bütün bu çalışmaların tek tek bazı kurum ve kişilerce yürütülmesi yeterli değildir. Olaya geniş ve toplumsal bir açıdan bakılması gereklidir. Uygulamalar devlet koordineli olarak, aile, okul, işyeri ve ilgili kuruluşlar düzeyinde planlı bir şekilde yürütülmelidir.

Aşağıda insanların intihara bakış açılarını yeniden gözden geçirmeleri açısından faydalı olacağı düşünüldüğünden intihar ile ilgili yanlış inanışlar ve karşılarında da doğruları verilmiştir.

YANLIŞ- İntihardan söz eden kişi intihar etmez.
DOĞRU- İntihar eden kişilerin %80’i daha önce bundan söz etmişler ve çevrelerindeki kişilere kendilerine yardım etmeleri konusunda bir şans vermişlerdir.

YANLIŞ- Bir kişi kendini gerçekten öldürmek istiyorsa onu engelleyemezsiniz.
DOĞRU- İntiharların çoğu kriz dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Etkili bir krize müdahale intiharı önleyebilir.

YANLIŞ- İntiharı bir kere deneyen bunu sık sık tekrarlar.
DOĞRU- İntihar girişiminde bulunmuş kişilerin %80’ i bunu hayatlarında bir kez yapmışlardır.

YANLIŞ- İntihar girişimi sadece bir şantaj aracıdır.
DOĞRU- İntihar girişiminde bulunan kişi kuşkusuz çevresinde bir gerginlik, telaş yaratır; ancak intihar sadece o kişinin çevresindekilere ne kadar çok ihtiyacı olduğunun kanıtıdır.

YANLIŞ- Bir kişi ile intihar düşünce ve planları hakkında konuşmak, o kişiye kendi öldürme fikrini verebilir.
DOĞRU- İntihar fikirlerini birisi ile konuşma fırsatı bulan kişi, rahatlamış ve intihar olayının kısır döngüsünden kurtulmuş olur.

YANLIŞ- İntihar kalıtsal bir olaydır.
DOĞRU- İntiharın kalıtsal olduğu kanıtlanmamıştır. Her vakada bireysel faktörler rol oynar.

YANLIŞ- “Çok iyi” ve “Çok kötü” zamanlarda intihar oranları özellikle yükselir.
DOĞRU- İyi veya kötü zamanlardan çok; iyiden kötüye veya kötüden iyiye geçiş dönemlerinde intihar oranları yükselir.

YANLIŞ- Havanın kapalı, güneşsiz olduğu aylarda intiharlar artar.
DOĞRU- İntihar sıklığında ilkbaharda daha fazla olmak üzere bahar aylarında anlamlı bir artış olduğu saptanmıştır. Bayramlardan sonra krizlerde artış olduğu gözlenmiştir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İntihar - İntiharların Genel Özellikleri ve İntiharı Önleme Çalışmaları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Seliyha DOLAŞIR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Seliyha DOLAŞIR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Seliyha DOLAŞIR Fotoğraf
Uzm.Psk.Seliyha DOLAŞIR
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Seliyha DOLAŞIR'ın Yazıları
► İntiharı Önlemek Psk.Ali BIÇAK
► İntihar ve İntihar Girişimleri Psk.Seliyha DOLAŞIR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,905 uzman makalesi arasında 'İntihar - İntiharların Genel Özellikleri ve İntiharı Önleme Çalışmaları' başlığıyla benzeşen toplam 42 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► İlişki Terapileri Şubat 2010
◊ Yeni Aile Modeli Ağustos 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:28
Top