TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



otizm

Psk.Dnş.Çiğdem SESLİ
Kayseri
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 5 Makalesi varİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 1554,

* Yayın Tarihi : 11-08-2011 - 15:13 (1079 gün önce),

* Ortalama Günde 1.44 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 16041 , Kelime Sayısı : 2539 , Boyut : 15.67 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Psk.Dnş.Çiğdem SESLİ hakkında söyledikleri:
Çiğdem Hanım ile hayatımı sorgulamaya ve yeni kararlar almaya başladığım bir dönemde tanıştım. Kendisi ile yaptığımız düzenli görüşmelerde hayatıma bakış açımı değiştirdi. Önümdeki fırsatları ve kendimdeki potansiyeli görmemi sağladı. Kendisinin insancıl bakış açısının altında anlattıklarınızı harf harf dikkat etmesi beni en çok etkileyen yanı olmuştur. Hayatımda ilk defa dinlendiğimi ve sesimi duyan birinin olduğunu hissettim. Kendisine benim için ayırdığı zaman için teşekkür ederim.
(Elif, Danışan, 26-09-2011)

Psk.Dnş.Çiğdem SESLİ Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
otizm

HERKESTEN AYRI BİR DÜNYA
OTİZM

Derya Hanım ve Mehmet Bey, çok istedikleri bebeklerine, Murat’larına nihayet kavuşmuşlardı. Murat, son derece sağlıklı bir bebekti. Gerçi, kucağa alındığı zaman huzursuzlaşıyor, uzun süre hiç sesi çıkmadan yatağında yatıyordu, ama bunlar çok da önemsenecek şeyler değildi. Murat’ın adını ‘Taş Bebek’ koymuşlardı.
Murat, yaşında yürümeye başlamıştı, ancak konuşmaya pek niyeti yoktu galiba. İlgilendiği şeyler, televizyondaki müzik programları ve reklâmlardı. Uzun uzun gazetelere bakıyor, elindeki ipi ise hiçbir zaman bırakmıyordu. Murat’ın yemekle de arası iyi değildi, sadece beyaz peynir yiyor ve süt içiyordu. Yaşıtları, artık konuşmaya başlamışlar, ancak Murat bu konuda hiçbir ilerleme kaydetmemişti. Aslında, bir şeyleri isimlendirmek ya da anlatmak onun hiç ilgisini çekmiyordu. Eve gelen gidenlerle , diğer çocuklarla da hiç ilgili değildi. Sadece istediği bir şey yapılmadığında çığlık çığlığa ağlıyor, ellerini ısırıyor, başını yerlere vuruyordu. Anne ve babasının büyük bir hevesle aldığı oyuncakları sadece sıra sıra diziyor, sonra da onları gözünü kısıp değişik açılardan izliyordu.

Murat, üç yaşına geldiğinde yaşıtlarıyla arasındaki fark gitgide belirgin hale gelmeye başlamıştı. Sonunda ailesi, Murat’ı bir uzmana götürdü. Murat ve ailesiyle görüşen psikolog, çocuğun yoğun bir iletişim kurma zorluğu yaşadığını ve bunun ‘otizm’ olarak adlandırıldığını belirtti.

Derya Hanım ve Mehmet Bey, duyduklarına inanmak istemediler. Oğulları için hep en iyisini yapmaya çalışmışlar, hiçbir şeyini eksik etmemişlerdi. Psikolog yanılıyor olmalıydı. Ama bir taraftan da söylediği şeyler çok mantıklıydı. Önerdiği şey, özel eğitimdi ve bunun çok uzun bir süreye yayılacağını söylemişti. Derya Hanım ve Mehmet Bey kendi kendilerine ‘Bunu hak edecek ne yaptık?’ diye düşündüler… Geceler boyu ağladılar… Ellerine geçen her türlü yayını okudular… Eşlerine dostlarına yavaş yavaş bu konudan bahsetmeye başladılar… Murat’la her gün yoğun olarak ilgilenmeye başladılar…

En sonunda Murat için bir özel eğitim programına başlamaya karar verdiler…Oğulları için çok üzülmekle birlikte, onun eğitim sayesinde aldığı yol onları mutlu etti, morallerini düzeltti….

Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur, yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkar. Kişinin; düşüncelerinin, duygularının ve arzularının, dünyayı kendi algılayış biçimine göre belirlenmesidir. Bireyin iç gerçekliği, dış gerçeklikle bağdaşmaz. Kelime anlamı olarak “kendine dönük” anlamına gelen otizm ilk defa 1943 yılında Amerikalı psikiyatrist Leo KANNER tarafından tanımlanmıştır.
Çocuklar genellikle hareketli, enerjik, kendilerine özgü hayal dünyaları olan, cana yakın ve sevgiyi alıp iletebilen varlıklardır. Çocukların hayal dünyalarının zenginliği bazen bizleri hayretler içinde bırakabilir. Ancak çevresinde olup bitenlere tepkisiz, iletişim kurmak istemeyen, kendi dünyasıyla yaşamak isteyen dış dünya ile bağlarını koparmış çocuklarda vardır. Bu çocuklara otistik çocuklar diyoruz. Otistik çocuklar daha bebeklik dönemlerinden itibaren birtakım davranışlarıyla etrafındaki akranlarından kolayca ayırt edilebilirler. Kolay kolay gülmezler, etraflarında kimse yokmuş gibi davranırlar, göz teması kurmazlar, yetişkinlerin kullandıkları jest ve mimikler onlar için bir anlam ifade etmez.

Yeni doğan her bebek yaşamın ilk zamanlarında otistik belirtiler gösterir ancak 1.5–2 aylık dönemden sonra sosyal iletişim tepkisi sayılabilecek tepkiler verirler(gülümseme. sese tepki verme, agulama vb).Oysa otistik çocuklar bu döneme uzunca bir süre ve çoğunlukla yaşamlarının önemli bir kısmında geçemezler. Otistik çocuklar bebeklikte normal sayılan bu dönemi aşamaz ve dışa açılamazlar. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal olan otistik çocuklar da vardır. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, Otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler

OTİZMİN SEBEPLERİ

Otizmin sebepleri konusunda pek çok görüş sunulmaktaysa da kesin sebebi henüz tespit edilememiştir. Otizme yol açan bir sebepten ziyade birçok sebep olduğu görüşü artık kabul edilmektedir. Genetik, nörolojik, psikiyatrik ve metabolizmayla ilgili pek çok faktör otizme zemin hazırlamaktadır.

Yapılan araştırmalar otizmin en önemli sebebinin genetik kaynaklı faktörler olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle kardeşler ve ikizler üzerinde yapılan araştırmalar bu bozukluğun daha çok genetik kaynaklı olduğunu düşündürmektedir. Otistik çocuğun ailesindeki gecikmiş dil ve konuşma bozuklukları, risk faktörünü arttırmaktadır. Ayrıca bir genetik hastalık olan Fraji x sendromu da otizme neden olabilen genetik risk faktörlerinden birisidir. Kardeşinde otizm olan bir bebeğin otistik olma ihtimali sağlıklı bir kardeşe sahip dolan bir bebeğin otistik olma ihtimalinden 50 kat daha fazladır. Otizm erkeklerde, kızlara oranla 4 kat daha fazla görülmektedir.

Hamilelik sırasında kullanılan ilaçlar ve riskli gebelik otizme kaynaklık edebilmektedir. Ayrıca hamilelik sırasında geçirilen hastalıklarda otizme yol açabilmektedir.
Uzun yıllar otoriter ve ilgisiz ana baba tutumlarının otizme yol açtığı düşünülmekteydi. Oysa yapılan son çalışmalar ana baba ile çocuk arasındaki iletişimin otizmi tetiklemeyeceğini ortaya çıkartmıştır. Otizm bir ruhsal hastalık da değildir. Otizmli çocuklar, böyle davranmayı seçmemiş, ele avuca sığmaz çocuklardır. Bunun yanı sıra, bugün hala otizme sebep olabilecek psikolojik faktörler bilinmemektedir.
Bazı çocuklardaki kan düzeylerindeki yükseklik ve beyin dalgalarındaki düzensizliğin otizme yol açtığı düşünülmektedir.

Türkiye'de otizmin sıklığı bilinmemektedir. Avrupa ve ABD'deki son çalışmalara göre toplumda bin kişiden birinde görüldüğü bildirilmektedir

OTİZMİN BELİRTİLERİ

Otistik çocuklar otizmim belirtisi olarak tanımlanabilecek özelliklerin hepsini birden göstermeyebilirler. Bu belirtilerin derecesi ve sıklığı kişiden kişiye değişebilmektedir.
Otizmin belirtilerini dil, iletişim, davranış ve aktiviteler ile sosyal beceriler adı altında 4 ana başlıkta sınıflandırabiliriz.

1.İletişim:
Otistik çocukların büyük kısmında uygun iletişim kurmada problemler vardır. Otistikler iletişim açısından genellikle şu davranışları sergilerler.

ü Diğer çocuklarla iletişim kurmada zorluk
ü Göz kontağı kurmaktan kaçınma
ü Temastan ve kucağa alınmaktan hoşlanmama, anneye aşırı bağlanma ya da hiç bağ kuramama.
ü Cevap vermek yerine kendisine söylenenleri tekrar etme
ü İsmiyle çağırıldığında tepkisiz kalma ve cevap vermeme.
ü Sözel olmayan normal dışı iletişim kurulma
ü Etkileşim içinde olmaktansa yalnız kalma, kendisi için ilginç olan bir tür faaliyet içinde olma
ü Sözel veya sözel olmayan (yüz ifadesi gibi) bir takım ifadelere tepki vermeme.

2.Dil:
Otistik çocuklarda dil gelişiminde ciddi bir gerilik göze çarpmaktadır.
ü Otistik çocukların yaklaşık yarısı konuşma becerisini hiçbir zaman geliştiremez. Konuşabilen çocuklar ise zamirleri karıştırır, kendisine “ben” yerine “sen” der, annesinden süt istediğinde “süt istiyor musun ?” diyerek ister. Anında/gecikmeli ekolali görülür. Annesinin o anda söylediği “elini yıka” cümlesini monoton ve mekanik sesle tekrarlar. Annesi bir şeyler anlatmaya çalışırken daha önce duymuş olduğu “hayatın gerçek tadı” gibi ilgisiz bir reklam sloganını tekrarlayabilir
ü Konuşmanın içeriği ve şeklinde normalden faklılık gösterirler
ü Çoğunlukla konuşma gecikmesi (1 yaşında tek kelimeler, 2 yaşında 2 kelimelik cümlelerin olmaması) ya da hiç konuşamama.
ü Ses tonları genellikle monotondur, "robot" veya mekanik ses tonu ile konuşabilirler.
ü Kendilerinden "Ben" yerine "O" veya kendi ismiyle söz edebilirler. Örneğin "Ben süt içmek istiyorum" yerine "O süt içmek istiyor" gibi.
ü Konuşmaları "papağan" gibi tekrarlayabilirler ya da bir cümleyi saatlerce aynı şekilde söyleyebilirler.
ü Müziğe karşı çok ilgili olabilirler. Şarkı sözlerini ezberleyebilirler ancak konuşma dilini kullanmakta zorlanırlar.
ü Çoğunlukla konuşmayı kendiliğinden başlatma ve sürdürmede zorlanırlar.
ü Konuşan otistikler bile, daha çok ihtiyaçlarını ifade etmek için konuşurlar. Ya da ilgilendikleri konularla ilgili tekrarlayıcı bir konuşmaları söz konusudur.
ü Sohbet etmek, uzun anlatmak, karşı tarafın görüşlerini merak etmek pek görülmemektedir.

3.Davranış Ve Aktiviteler:
Otistiklerin çevrelerindeki bireylerden kolaylıkla ayırt edilebilecek tipik davranış kalıpları vardır.
ü Yaşıtlarının oynadığı oyuncaklar ilgilerini çekmez
ü Dönen objelere ilgi duyarlar; araba tekerleği, tencere kapağı, çamaşır makinesi, topaç gibi
ü Yumuşak ve tüylü objelere elleyemezler veya bunlardan çekinirler; tüylü oyuncaklar, hamur ve parmak boyası gibi
ü Yinelenen davranışları vardır; kendi etrafında dönme, sallanma, zıplama, kuş gibi kanat çırpma ve aynı sözleri tekrarlama gibi
ü Tehlikelerin farkına varmakta zorlanırlar
ü Nedensiz ağlar, bağırır veya çığlık atarlar
ü Tuhaf davranışlar sergileyebilirler; elleriyle göğsüne vurma, parmağını veya elini sallama, oynatma, elini ısırma veya kendine zarar verme gibi
ü El ve parmaklarını çok iyi kullanamazlar
ü Çevrelerindeki değişime fazla tepki gösterirler; eve gelen yabancılar, yeni bir bakıcı, mekan değişimleri gibi
ü Bazı eşyalara aşırı tutkun olabilirler. Örneğin gazoz kapakları, deterjan kutuları, cep telefonları, elektrik kabloları gibi
ü Bazıları eşyaları tatma ve koklama yoluyla tanımayı seçebilirler. Her türlü şeyi koklayabilirler veya ağızlarına götürebilirler.
ü Otistik çocukların bazı yetenekleri arasında büyük uçurumlar olabilir. Motor gelişimde yaşına uygun hatta yaşının üstünde birtakım beceriler gösterebilirken, sosyal gelişimde ancak çok ufak bir çocuğun sosyal becerilerine sahip olabilir.

4.Sosyal Beceriler:
Otistiklerin sosyal beceriler edinme ve bunları kullanma becerileri son derece zayıftır.Sosyal beceriler açısından şu özellikleri gösterirler.
ü Sosyal ilişki kurmakta güçlük çekerler
ü İnsanlara karşı ilgisizdirler
ü Yaşıtlarıyla oynamakta ve oyun kurmakta yetersizdirler
ü Taklit becerileri yoktur
ü Sosyal ortamlarda rahatsız olurlar· Büyük mağaza, çarşı vb. kalabalık ortamlardan uzak kalmak isterler
ü Sosyal kurallara uymakta güçlük çekerler
ü Genellikle 7-8 ay civarında "ce-e" oyununa tepki vermezler.
ü Genellikle 1 yaş civarında "bay- bay" yapmayı öğrenemezler ya da farklı biçimde ve çok daha geç taklit ederler.
ü Donuk yüz ifadeleri vardır
ü Evcilik, hırsız-polis gibi taklide dayalı oyunları çoğunlukla oynayamazlar.
ü İnsanları bir "eşya" gibi kullanabilirler.(Örneğin istedikleri şeyleri annelerinin elini tutarak işaret ederler ve istendiği verildikten sonra da yanlarında kimse yokmuş gibi davranabilirler)
ü Genelde ilk bebeklik dönemlerinden itibaren normal çocuklarda görülen gülümsemeye karşılık verme, bu çocuklarda görülmez veya seyrektir. Bazen anlamsız gülümsemeleri olabilir.

Bütün bunların yanı sıra Otistik çocuklarda yeme bozuklukları,öfke nöbetleri,duyu sorunları ve saldırganca davranışlarda görülmektedir.

ÜSTÜN YETENEK GÖSTEREN OTİSTİKLER

Üstün yetenek gösteren otistikler tüm Otistik grubun %10 unu oluşturmaktadır.Bu grup daha çok beceriye dayalı, soyutlama yetisi gerektirmeyen alanlarda üstün beceriler göstermektedirler. Matematik,müzik ,resim ve mekanik türü alanlarda üstün özellikler sergilemelerinin yanı sıra kendi kendine okuma yazma becerilerini de erken yaşlarda edinmektedirler.Üstün yetenekli otistikler 2-3 yaşında okumayı öğrenebilmekte ancak okuduklarından anlam çıkaramamaktadırlar.Ayrıca bu çocuklarda hiperaktivite de çok görülen bir durumdur. Üstün yeteneğe sahip otistiklerin bu özellikleri tespit edilerek onların daha iyi ve gelişimlerini destekleyici eğitimlere yönlendirilmeleri mümkün olabilir.

OTİSTİK ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ VE TEDAVİSİ

Otizm erken tanı ve teşhis edildiğinde ilerleme kaydedilebilecek bir gelişimsel bozukluktur. Beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-2 yaş arasında tedaviye başlanırsa çocuğun ileride yaşıtlarıyla aynı eğitimden faydalanması,kendi öz bakım ihtiyaçlarını kendisinin karşılaması için gerekli zihinsel ve sosyal alt yapı oluşturulmuş olacaktır.
Daha önce yapılan çalışmalarda, erken tanı ve tedavi ile otistiklerin çok azının tedavi edilip eğitime alınabileceği öngörülmekteydi. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, erken eğitim ve tedavinin bireyi özel eğitime daha az ihtiyaç duyar ve kendi kendine yetebilir hale getirdiğini göstermiştir. Uygun tedavi ve eğitimle otizmin belirtilerinin büyük bir kısmı tedaviye cevap vermektedir.

Otistik çocukların tedavisi ile özel eğitimine başlanmadan önce ailenin çocukla ilgilenen sağlık ekibi ve özel eğitim uzmanı tarafından yeterince bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bazı yanlış inanışlar, ailelerin çok erken dönemlerde çocuklarından büyük beklentiler içerisine girmesine yol açmakta, bu da aileleri uzun vadede psikolojik ve toplumsal bir baskıyla karşı karşıya bırakmaktadır.Otistiklerin tedavisinde aile ile bilinçli bir işbirliği şarttır.

Henüz otizmin belli bir tedavisi bulunamamıştır. Ancak eğitimle tedavi edilebilirler. Davranış bazlı tedaviler, çocuğun ilgi alanına yönelik metotlar, ,aile ve personel eğitimi ve diğerleri... Çeşitli tedaviler mümkündür. Davranış Analizi ,İşitsel Terapi ,Diyet, Deneme Yanılma yoluyla eğitim, İlaçlar, Müzik Terapisi, Duyusal bütünleme terapisi, Konuşma/Telaffuz Terapisi ve Algısal(görüş)Terapi gibi terapiler kullanılmaktadır.Araştırmalar göstermiştir ki kişiye özel ,kişisel ihtiyaçlara göre düzenlenmiş bir özel eğitim programına otistikler iyi cevap verirler. Zor durumlardan ağır etkilenmiş otistikler katı disiplinli eğitim,davranış programı,bire-bir öğretmen-öğrenci yöntemi veya küçük grup çevresi ile eğitilebilirler. Bu akademik eğitim desteğine ilave olarak, otistiklerin yaşam yeteneklerinin öğretilmesine de gereksinimleri vardır. Caddeyi emniyetle geçme ,basit ufak alış-verişler yapma , gerektiğinde yardım isteme, öğrenilme ihtiyacı olan kritik yeteneklerdir.

Otistiklerin tedavi ve eğitimlerinde çocuk doktorları, çocuk psikologları, çocuk psikiyatristleri, çocuk gelişimciler,özel eğitim öğretmenleri ve nörologlar işbirliği içinde çalışmaktadırlar. Ülkemizde Otistik çocukların eğitim ve rehabilitasyon ihtiyaçlarını karşılamak için Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı 15 tane Otistik Çocuklar Eğitim merkezi ve bazı devlet okullarında otistikler özel eğitim alt sınıfları,ve özel eğitim okulları bulunmaktadır. Ayrıca bu çocukların eğitimi SHÇEK ‘e bağlı özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinde de yapılabilmektedir.

Değişen ve gelişen tedavi ve eğitim olanaklarıyla Otistik çocuklarında artık toplumsal hayata katılması sağlanmaktadır.Unutulmamalıdır ki böyle çocukları saklamak,eğitim ve tedaviden mahrum bırakmak, onların kendilerini değiştirmeleri ve topluma uyum sağlamaları yönünde yapılabilecek en büyük yanlıştır. Hangi özelliğe sahip olursa olsun bütün özürlü bireylerin insanca yaşama ve insani haklarını kullanma hakkı olduğunu unutmadan, Otistik çocuklarımıza yardım eli uzatmalı, onlara kendilerini ifade etme şansı tanımalıyız.

Hazırlayan Çiğdem SESLİ Psikolojik Danışman


KAYNAKLAR:
  • OTİSTİK ÇOCUKLARI KORUMA VE YÖNLENDİRME DERNEĞİ
  • PEDAM
  • TODEV - BAKIŞ BÜLTEN. TODEV BROŞÜR PROF.DR. BARIŞ KORKMAZ
  • GENETİK ETKİLER VE OTİZM, M.RUTTER

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"otizm" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Çiğdem SESLİ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • İnsanlar Niçin İntihar Ederler? , Ali BIÇAK
  • Aldatma Hikayesi , Ali BIÇAK
  • Az Sözle Çok Şey Elde Etmenin Nedeni , İlkten ÇETİN
  • Psikolojik Ağrılar , Nilüfer ÖNDER SANATÇI
  • Psikoteknik , Reyhan Nuray DUMAN
  • Panik Atak , Ezgi KARAKAYA
  • Reddedilince Aldırmamanın Yolları , Mahir Efe FALAY
  • Beğenilen , Başarılı Ve Mutlu Bir İnsan Olabilme , İlkten ÇETİN
  • Daha Az Tenkit , Daha Fazla Anlayış Nasıl Yapılır ? , İlkten ÇETİN
  • Issız Bir Adaya Düşersem İlk İnternetimi Alırım , Aslı KARTOL
  • Yoksa Tembellik Bir Hastalık Mı? , Aslı KARTOL
  • Umudunu Kaybetme , Aslı KARTOL
  • Çocuklarda Öfke Krizleri , İlay AKTOPRAK
  • Depresyondayım Bu Hafta! , Ali BIÇAK
  • Bebeğin Psikolojik Gelişiminde Anne-Babanın Rolü , Ali BIÇAK
  • Erken Boşalma Nedir? Erken Boşalma Nedenleri , Ali BIÇAK
  • Çocuklarda Dikkat Eksikliği Ve Baş Etme Yolları , Hale Nur KILIÇ
  • Hayal Kurma Tekniği İle Meslek Seçimi , Eray ÜNLÜ
  • İnancın Şaşılacak Gücü: , İlkten ÇETİN
  • İğneyi Gençlere, Çuvaldızı Kendimize Batıralım! , Murat İDİN
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    18:56
    Top