2007'den Bugüne 88,148 Tavsiye, 27,306 Uzman ve 19,454 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Davranışlarımıza Yön Veren Merkez Bilinçaltımız
MAKALE #15331 © Yazan Psk.Dnş.Alpaslan YURTSEVER | Yayın Eylül 2015 | 3,337 Okuyucu
Veliler ve Öğretmenler hep şikayet ediyorlar, “güzel şekilde anlatıyorum ve Öğrencim / Çocuğum anladığını söyleyerek yanımdan ayrılıyor ben de çok seviniyorum etkilediğimi düşünüyorum sonra birkaç saat/gün sonra tekrar eski istenmedik davranışlar göstermeye devam ediyor acaba nerede yanlış yaptım diyorum.”

Bu sadece öğrencilerde istendik davranış değiştirmek konusunda da değil hayatın tüm alanında böyle örneğin evliliklerde karı koca ilişkisinde de benzer sözleri duyuyoruz “olumsuz davranışlarını konuştuk eşim ile aynı davranışı tekrar yapmayacağım dedi ancak birkaç saat/gün sonra aynı davranışı hiç konuşmamışız gibi tekrar yapıyor”

Bu tür istendik davranışa bir türlü ulaşamamamızın temelinde aslında yanlış yer ile iletişim kurmamız yatmaktadır. Bilinçle yapılan iletişim temelde doğru ve mantıklı olmak ile birlikte bazen istediğimiz sonuçları almamızı engellemektedir. Bu engelin temelinde ise bilinçaltı bölgemizde yani bedenimizin hard diskinde ki geçmiş yaşantılarımızın ve genetik kodlarımızdan oluşan bilgiler, duygular yatmaktadır. Bilinçaltını hard diske benzetmiş iken şimdi sorulacaktır aynı mantık ile bilincimiz neye benzetilebilir. Bilincimizi bilgisayarın masa üstü ekranına benzetebiliriz. Nasıl ki masa üstüne yüklenen bilgiler bilgisayarda difriz programı var ise bilgisayar kapatılıp açıldığı zaman yüklenen bilgileri silecek ve beynimizde kısa süreli bellek görevi gören bilince anlatılan bilgileri belli bir zaman dilimi sonunda silmektedir. Belli bir süre sonra ise istendik davranışın ortaya çıkması beklenir iken istemediğimiz davranış ile karşılaştığımızda ise şaşırmakta kendimize yada karşımızdakine karşı ise kızgınlık, öfke patlamaları yaşamaktayız. Buradan hareketle davranışlarımıza yön veren bilinç ve bilinçaltını tablo üzerinde karşılaştırdığımızda durum aşağıdaki gibi görünmektedir.

BİLİNÇ
İradeye dayalıdır
Mantıklıdır.
Soyut kavramları değerlendirebilir.
Bilgileri sırayla işler. Saniyede 2.000 bit
bilgi işleyebilir.
Olumsuzluk kavramını anlar.
Zaman kavramı vardır. Dün, bugün ve
yarın arasındaki farkı bilir.
Kısa süreli bellektir.
Yeni tecrübeleri yaşamaya, öğrenmeye
istekli ve heveslidir.
Farkındadır.
Mizah anlayışına sahiptir.

BİLİNÇALTI
Alışkanlıklara dayalıdır.
Duygusaldır.
Sadece duyusal (Resim, Ses, His, Tat ve Koku)
girdilerle çalışır.
Çoklu işlem yapabilir. Tüm vücut işlemlerini
aynı anda yürütür.
Saniyede 4 milyar bit bilgi işler.
Olumsuzluk kavramını anlayamaz ve işleyemez.
Bir bilgi bilinçaltının dikkatindeyse o sadece vardır.
Zaman kavramı yoktur. İşlediği her şeyi o an
oluyormuş gibi varsayar.
Uzun süreli bellektir.
Yeni tecrübelere kapalıdır.
Güveni ön planda tutar.
Farkında değildir.
Mizah anlayışına sahip değildir. Ciddiye alınmaması
gereken bilgileri de ciddiye alır.

Bilinç ve Bilinçaltı tabloda göründüğü gibi farklı girdiler ile çalışmakta aynı zaman da dıştan baktığımızda bile ikisinin de bize hoş gelen ve gelmeyen özellikler de mevcut bulunmaktadır.

Bilinç iradeye bağlı olarak görev yaptığı için bazen irademizin yetersiz geldiğini bunun nedeninin ise bilinçaltı özelliği olan alışkanlıkların değişime gösterdiği dirençtir. İnsanlar yeni alışkanlık kazanmak için sabır göstermekte zorlanmakta ve değişimi hemen istemektedir. Bu nedenle çok istekli ve inançlı başlanan değişim çalışmaları kısa zaman sonra başarısızlığa uğramaktadır.

Bilinç mantıklı kararlar alıp değişim ve gelişim için uygulamak istemesine rağmen geçmişte ve şuan yaşanan duygusal olaylar bu mantıklı kararların gerçekleşmesini engellemektedir. Bu engeli kaldırmak için bilinçaltına gönderebildiğimiz kadar duygusal girdiler sağlamamız lazım, hayal ve imajinasyon çalışmaları yaptırarak.
Bilgileri sırayla işleyen ve saniyede 2000 bit işleyebilen bilinç, sıra değiştiğinde yada sırayı şaşırdığında, sınırlı sayıda bilgi girişi olduğu için istenilen değişimi ve gelişimi gerçekleştirememektedir. Bilinçaltı ise çoklu işlem yapabilmesi ve saniyede 4 milyar bit bilgiyi işlemesinden dolayı değişimi ve gelişimi çok hızlı gerçekleştirmektedir.
Bilinç kendisine söylenen olumsuzluk kavramını anlar iken bilinçaltı ise olumsuzluk kavramını anlamadığı ve kendine ulaşan bilgiyi doğru kabul etmesi sebebiyle bir çok olumsuz sözümüzden istenmeyin davranış çıkar. Eğer “aptal aptal oturma” diyor isek bilinçaltı “aptal aptal otur” anlamı çıkartır ve davranışa bunu yansıtır.

Bilincin zamanın farkında olmasına karşın bilinçaltında zaman kavramı olmaması sebebiyle işlediği bilgi o anki etkiyi verir. Örneğin geçmişteki bir olayı gözünde canlandırması istendiğinde o an, ne hissediyor, duyuyor, görüyor ve yaşıyor ise aynısını yaşar. Yine gelecek ile ilgili bir canlandırma yaptırıyor isek; örneğin, üniversite sınavını kazandığı anı yada kazanmış olduğu üniversitede dolaşır iken o gün ne hissedecek, görecek ve duyacak ise aynısını daha o anı yaşamadan hissedecektir. Beyin bunu ne kadar tekrarlar ise bilinçaltı bunu gerçek kabul edecek ve öğrencinin buna uygun davranışlar yapmasını sağlayacaktır.

Bilinç kısa süreli bellek olduğundan eğer gerekli tekrarlar yapılmaz ise bilgiler kaybolur. Eğer gerekli tekrarlar ve etkili deneyimler ile bilinçaltına giden bilgiler oradan hemen kaybolmaz ve ihtiyaç hissedildiğinde çağrılarak kullanılır. Yine bilincinde olmadığımız pek çok bilgi farkına varmadan öğrenilir. Biz buna öğrenme psikolojisinde gizil/örtük öğrenmede diyoruz.

Bilinç yeni tecrübeleri yaşamaya, öğrenmeye istekli ve heveslidir. Bilinçaltının en önemli görevi yaşamı devam ettirmek olduğu için güveni ön planda tutmakta ve yeniliklere/değişime direnmektedir. Bu muhafazakar ve tutucu yapısından dolayı alışkanlıklarından vazgeçmemektedir. Yeni alışkanlığın oluşması için değişim ve gelişim isteyen bireyin sabırlı ve ısrarcı olması gerekmektedir.

Bilinç farkında olduğu bilgiler ile yaşantıyı şekillendirir iken bilinçaltı farkında olmadığı bilgiler ihtiyaç hasıl olduğunda ortaya çıkar ve yaşantıya etki eder.
Bilinç şaka ile ciddi konuları ayırabilecek bir yapıya sahip iken bilinçaltı ciddiye alınmaması gereken konuları ciddiye alır. Örneğin; okulda arkadaşları elbise üzerine hiç yakışmamış diye güldüklerinde sonra ne kadar güzel olmuş derler ise desinler, bilinçaltı onu ciddiye alır ya o anki iletişime etki eder yada sonraki süreçteki iletişimi etkiler.
Bilinçaltına yeni bir alışkanlık kazandırmamız lazım bunun ise yapılan araştırmalar 3 hafta da sık tekrarlar ile gerçekleştiğini gösteriyor. Her yeni davranış ve beceri alışkanlık haline gelmesi için 4 aşamadan geçmesi gerekir bunlar;
1. Bilinçli Yetersizlik: Bu aşama yetersizliğimizin farkında olamadığımız aşamadır. Örneğin Lise 1 öğrencisi, lise 3 matematik sorusunu görmüştür ancak dışarıdan gördüğünde kolay gelmesine rağmen soruları yapıp yapamayacağını bilemez.
2. Bilinçli Yetersizlik: Bu aşamada yetersizliğimizi fark ettiğimiz aşamadır. Aynı örnekten devam edecek olur isek Lise 1 Öğrencisi, lise 3 matematik sorusu ile karşılaşmış çözmeye uğraşmış cevabını bulamamıştır.
3. Bilinçli Yeterlilik: Bu aşamada ise artık yeterli hale gelmişiz ve bunun farkındayızdır. Lise 1 Öğrencisi sorunun çözümü için gerekli bilgileri öğrenmiş Lise 3 matematik sorusunu çözmeye başlamıştır ancak her problem çözüm basamaklarını fark ederek soruları çözmektedir.
4. Bilinçsiz Yeterlilik: Yapılan tekrarlar sonucunda bu aşamada ise artık yeterliliğimizin farkında değilizdir ve otomatik bir şekilde davranışlarımızın gerçekleştiği aşamadır. Lise 1 öğrencisi o kadar çok tekrarlar yapmış ve o konu ile ilgili bol bol sorular çözmüş ki artık soruları çözer iken problem çözme sürecinin ve basamaklarının farkında değil otomatik şekilde hatta kalem kullanmadan soruların cevaplarını bulabilmektedir.
Genel manadaki bu bilgilerden sonra davranışlarımızı şekillendiren bilinç ve bilinçaltı ile ilgili bir tane yaşantısal örnek paylaşalım.
Bir Anne-Baba, “her istediğinini yaptık ödül yolunu denedik, ceza yolunu denedik ancak bir türlü istediğimiz davranış değişikliğini sağlayamadık” demişlerdi. Ayrıntısına burada girmeyeceğim ancak uzun bir görüşmeden sonra aileye yaptığım bilgilendirmeden sonra öğrenci ile de 1-2 görüşme yaptım. Görüşme sonrasında edindiğim izlenim iki açıdan başarısızlığın sebebini açıklıyor idi. Birincisi dışsal motivasyonu destekleyen ödül ve cezanın kullanılması, ikincisi ise duygusal açlığına odaklanılmaması idi. Öğrenci genel olarak; kendisinin önemsenmediğini, beğenilmediğini, ilgilenilmediğini, değer verilmediğini ve sevilmediğini düşünüyordu. Ailenin yapmış oldukları davranışlar ile temelde öğrenciye ne söylemek istediklerini öğrenci ile paylaştıktan sonra aileyi tekrar görüşmeye gelmelerini istedim. Yapmış olduğumuz görüşme esnasında çocuğun ihtiyacını, ilk çocuk olmasından ve 5 yaşında yeni kardeş (kız) gelmesinden sonra kendisi ile ilgilenilmediğini, zaman ayrılmadığını ve sevilmediğini düşündüğünü söyledim ve o dönemleri bir de aileden dinledim. Aile eksik ve yanlış yaptıklarını fark ettikten sonra yapması gerekenler üzerine konuştuk, ilk önerimiz özellikle babanın oğlu ile kısa da olsa kaliteli zaman geçirmesi, aile içerisinde kıyaslama ve karşılaştırma yapılmaması, bilinçaltındaki açlığın giderilmesi için sık sık sevgi, beğeni, onay, inanç, güven veren sözcüklerinin kullanılması gerektiğini söyledim. Burada en önemli etkenin; bu ve benzeri yaklaşımlar kullanıldıktan sonra değişim hemen gerçekleşmeyeceğini bunun içinde sabır etmek ve ısrarlı şekilde uygulamalara devam etmek gerektiğini vurguladım. Bir atasözümüz de “Kırk yıllık kani olur mu yani” denmiştir. Bu neden ile alışkanlıklarımızı değiştirmek sabır ve devamlılık ister. Aileden sonra tekrar öğrenci ile görüşerek hedef, başarı, motivasyon üzerine çalışmalar yaptım. Özellikle imajinasyon yaptırarak hedefini gözünde canlandırması sağlanarak bilinçaltının, zaman kavramının olmaması ve hayal ile gerçeği ayıramama özelliğinde faydalanarak bilinçaltına başarı programı ve anı yaşattım. Bir ay içerisinde aile ile telefon ve yüzyüze görüşmeler ile süreç takibi yapıldı bu esnada öğrenci görüşmelerine hafta da bir şeklinde devam edildi. Bir ay sonunda öğrenci artık hedefini oluşturmuş, içsel motivasyonu kazanmış, olumlu benlik algısı gerçekleştirmiş olduğu için aile ve öğrenci ile ihtiyaca ve talebe bağlı olarak görüşmelere devam edilmiştir.
Şu bir gerçek ki bilinçaltımız bize ne düşünüyor isek onu veriyor. Başaramam diye düşünüyor ve bunu sık sık dile getiriyor isek gerçekten sonuç başarısızlık oluyor. Psikolojideki kendini gerçekleştiren kehanet olarak adlandırılan yapı bilinçaltı tarafından müthiş işletiliyor.
Sonuç olarak davranışlarımızın sağlıklı ve başarı olması için bilincimizi mi? bilinçaltımızı mı? aktif şekilde kullanacağız. Aslında ikisi birlikte çalışır ise istenen başarı gerçekleşir. Bilinç işleme kapasitesi düşük ama zeki bir bilge iken, Bilinçaltı işleme kapasitesi çok yüksek ve mükemmel ancak değerlendirme kapasitesi olmayan bir bilgisayar gibidir. Ayırım yapmaz kendine ne gelir ise onu işler.
Okul Hayatın da ve Hayat Okulunda başarı, huzur ve mutluluk için aşağıdaki tavsiyelerimi verebilirim;
• Nerede, ne şartta ve şekilde olur isek olalım olumsuz düşünmeyeceğiz,
• Kendimize ve potansiyelimize inanacak ve güveneceğiz,
• Olmak istediğimiz anı sık sık gözümüzde ve zihnimizde canlandıracağız,
• Birileri ne der ise desin biz inandığımız gibi yaşayacak ve düşüneceğiz,
• Çalışmalarımızda düzenlilik ve devamlılık sağlamak için işin içine sadece zihnimizi değil duygularımızı da katacağız,
• Alışkanlıkları değiştirmenin zor bir süreç olduğunu bileceğiz ancak farklı sonuçlar almak istiyor isek bunun eski alışkanlıklarımızı tekrar ederek gerçekleşmeyeceğini bilecek, yeni alışkanlık için azimli, sabırlı ve ısrarcı bir mücadele sergileyeceğiz,
• Özellikle öğrenme ortamlarından etkin faydalanmak ve kalıcı öğrenmeyi sağlamak için tekrarlarımız aksatmayacağız,
• …vb.
Başarılarımız artırmak ve devam ettirmek için; her alanda denge halinde olmamız gerektiği gibi bilinç ve bilinçaltı dengesini muhafaza edebilmemizi diliyorum…
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Davranışlarımıza Yön Veren Merkez Bilinçaltımız" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Alpaslan YURTSEVER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Alpaslan YURTSEVER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     8 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Alpaslan YURTSEVER Fotoğraf
Psk.Dnş.Alpaslan YURTSEVER
Kahramanmaraş (Online hizmet de veriyor)
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Alpaslan YURTSEVER'in Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,454 uzman makalesi arasında 'Davranışlarımıza Yön Veren Merkez Bilinçaltımız' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Okumak , Nasıl Okumak? Eylül 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:10
Top