2007'den Bugüne 81,168 Tavsiye, 25,806 Uzman ve 18,067 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Baba Olmak mı Olmamak mı?
MAKALE #10795 © Yazan Psk.Cengiz TÜRKMEN | Yayın Nisan 2013 | 2,503 Okuyucu
Herkes "BABA" Olamaz ki...

Her erkek bir iş sahibi olabilir..! Az-çok demeden, evini geçindirebilecek kadar para kazanabilir. Arkadaşları olabilir... kendisine güvenen... kendisinin de onlara güvendiği...
Akrabaları olabilir... hiç incitmediği... hiç ihmal etmediği... Sözü sohbeti keyifli olabilir. Meslek hayatında da başarılı... Kim varsa etrafında, kırmamak için, onlara "hayır" dememek için koşuşturabilir... Akşama kadar birçok kişinin sıkıntısıyla uğraşabilir. İki lokma ekmek götürebilmek için evine, kendisini çok yorabilir... Sosyal ortamlarda, sosyal aktivitelerde bol bol faaliyet yapabilir... Sevdiği takımın hiçbir maçını kaçırmayabilir... alınan yenilgiler için günlerce kafa yorabilir...

Evlatlarının geleceği için türlü yatırımlar yapabilir... Onlara her şeyin en iyisini, en kalitesini almak için kendisini paralayabilir... Özel okullara yollayabilir... özel hocalar tutabilir... Çocuklarına nasihat etmek için "Aferin... akıllı ol... benim gibi sıkıntı çekme... çalış, adam ol... ezdirme kendini" diyebilir...

Her erkek bunların tümünü yapabilir......ama her erkek "Baba" olamaz ki...!
Çünkü tüm bu saydıklarım erkekleri "BABA" yapmaz ki... Küçük bir erkek çocuğundan gelmiş geçen gün bir soru...’ben hergün izliyorum... siz küçükken sizin babanız da benim babam gibi eve az mı geliyordu...?"

Düşündüm... babamı düşündüm... kendimi düşündüm... bu minik kalbin içinden dökülen kelimeleri düşündüm. Ne olabilirdi küçücük bir erkek çocuğuna bunu söyleten? Babasına hasret, ama bir o kadar da babasıyla bir olmak istemesini, yaşamın kaygan zemininde harekete geçiren... Geceleri babası gelsin de başını okşasın ve canım yavrum desin diye bekleyen o minicik yürekleri… Neler geçirirler bilir misin o yüreğinden? Varlığında yokluk yaşatan sevgili babası…. Neredesin sen şarkısındaki gibi aslında.
Çünkü ben hayatta en çok babamı sevdim. O olmasa da ben onu adam gibi adam babamı sevdim. Onsuzluk baktıkça hep içimi kanatırdı yıllarca ve büyüdüğümde onun gibi güçlü olmak isterdim.

Baba olmak nasıl bir şey biliyor musunuz...?
Baba olmak, dibi azgın sularla dolu bir göl üzerinde, soğuk havaların da etkisiyle buz tutmuş bir kaygan zeminde, düşüp başını çarpmayacak kadar başarılı bir koşucu... buzu kırmamayı başaracak kadar hassas hareketlerle yürümeyi bilen bir dengeleyici... ve tüm bu koşuşturmaların arasında da elindeki kendisine emanet edilmiş minik kalplere, babalığın nasıl bir şey olduğunu yaşatabilecek ve onları hayata güvenle hazırlayabilecek kadar donanımlı olabilmeyi başarmaktır.

Öyle bir hayat ki... sizi azgın sularda boğulmadan yaşamanın bir yolunu
bulmaya zorluyor... tüm bu zorlantıların arasında da olan çocuklarımıza
oluyor.
Çocukları olsun diye çok uğraşmış ve doğduğunda çok sevinmiş bir babaydı. Ama onlar büyürken o onlar için daha çok onlarsız çalışmak zorundaydı çünkü bu onlar içindi.
Çocuklar için baba, bilinçaltı süreçleri açısından ve terapötik bir dille
söylemem gerekirse "KAHRAMAN"dır. Bilinçaltının gizli kahramanları
babalarımızdır. O o kadar güçlüdür ki hiç bir şeyden korkmaz ve hep dimdik ayaktadır.
Baba yanımızdaysa, bizde korkmayız...
Baba yanımızdaysa biz güvendeyiz...
Peki ya baba yanımızda değilse...?
İşte onu nasıl anlatır ve yaşarlar diye hiç düşündünüz mü beyler????
Babanın olmadığı yerlerde anneler devreye giriyor sevgili beyler...! "Canım yabancı değil ya... o da annesi... benim yerime ilgilensin..."
diyerek kendinizi kurtaramazsınız. Çünkü annenin karşıladığı duygusal
beslemeyle, babanın karşıladığı duygusal beslemeler son derece farklı.
Baba, "özgüven, güç, kuvvet, yaşam karşısında güçlü olma" duygularını
beslerken; anneler "merhamet, vicdan" duygularının oluşmasına neden oluyor.
Baba ilişkisi yeterince gelişmemiş çocuklarda özgüven sorunuyla
karşılaşırken; annesiyle yeterince duygusal ilişki geliştirememiş
çocuklarda da merhamet duygularıyla ilgili zorlantılar olduğunu görürüz.
Babanın duygusal ilişki kurmadığı, konuşmadığı, sohbet etmediği, evladıyla
yakın ve sıcak iletişim kurmadığı durumlarda, babayla yeterince muhatap
olamayan çocuklarda, anneden gelen duygular ağır basmaya başlar.
Size garip gelebilir ama hiç dikkat ettiniz mi? önceden sokakta kavga eden
çocuklar, birbirlerini tehdit ederken: "Seni babama söylüyceemmmm..."
derlerdi. Son dönemlerde bu sözün yerini ne aldı...? Evet bildiniz...
"Seni anneme söylüyycemmm..."
Özellikle erkek çocuklar için "anneye söyleme" durumu bence tehlikeli.
Neden...?
Birincisi; babanın, yaşamın bir parçası olmamasına işaret eder.
Ikincisi; erkek çocuğun, baba figürüyle yeterince muhatap olmamasından
dolayı, yani özdeşim kuracağı, benzemeye çalışacağı bir yakın baba ilişkisi
olmamasından dolayı, anneyi "benzeme nesnesi" olarak kullanmaya başlaması
anlamına gelir. ...ne demek bu "anneyi benzeme nesnesi olarak görmeye başlaması" durumu?
Annelere benzeyen erkek çocukların çoğalması demek...! Bu tehlikeli sevgili babalar.
Dikkat ediyor musunuz? Son on yıldır duygusal, her şeye ağlayan, olaylar
karşısında aşırı duygusal tepkiler veren delikanlıların sayısında çoğalma
oldu. Üniversite öğrencisi genç erkekler, kendilerini "ben çok duygusalım"
diye tanımlamaya başladı. Halbuki bu özellik, aynı yaştaki kız çocuklarına
özgü bir tavırdır. Herhangi bir zorluk olduğunda genel beklenti kızların
üzülüp ağlaması; erkeklerin de ağlayan insanları teselli etmesidir. Ya da
olaya daha sağduyulu, daha akılcı bir çerçeveden bakmasıdır.
Ne oldu da işler bu noktaya dayandı?
Çok basit... babalar, "baba" olamadılar... Babalar, erkek evlatlarına ve kız evlatlarına yeterince yakın davranmadılar.
Babalar, para kazanmanın, onların fiziksel ihtiyaçlarını doyurmanın asli
görevleri olduğu duygusunu üzerlerinden atamadılar. Babalar, çocuklarının, kendileri için kazanacakları paradan daha çok, baba ilişkisine, babanın sarılıp öpmesine, babayla oturup uzun sohbetler yapılmasına ihtiyaç duyduklarını bir türlü göremediler.
Ve... ve... yaşam koşulları ağırlaştıkça... evlerdeki paraya endeksli
ihtiyaçlar arttıkça... babaların daha fazla çalışıp daha fazla para
kazanmaları gerekti... ve bu madde, bu materyal, bu fiziksel ihtiyaca
dayalı malzeme, onların "varlıklarının" yerini almaya başladı...
Oysa... oysa çocukların paraya değil babaya ihtiyaçları var. Mutsuz ve
yeterince oturmamış bir sığ ilişkide, çocuğunuza en pahalısından bilgisayar
alırsınız... yine de mutlu edemezsiniz..ama duygu yüklü, koruyan, gözeten,
kuşatan, destekleyen, dengeleyen, sıcacık bir baba-evlat ilişkisinde,
sizinle oynayacağı on dakika saklambaç, oturup sohbet edeceği saatler,
dünyanın en güzel hediyesidir de haberiniz bile yoktur...!
Sevgili babalar... siz para kazanmak için evden uzaklaştıkça... herhangi
bir takımın maçına ayırdığınız zaman kadar bile evlatlarınıza zaman
ayırmadıkça ne oluyor biliyor musunuz?
Özetle söyleyeyim...
Duygusal ilişki kurup, besleme yapmadığınız kızlarınız, olmadık adamlarla
evlenmeye kalkıyorlar. Çünkü kendilerine en yakın olan erkekle yeterince
duygusal bir doyum gerçekleşmediği için, saçının telini bile vermeyeceğiniz
tür adamlarla ilişki yaşamaya kalkıyorlar.
Oğullarınıza gelince... oğullarınız... oğullarınız erkek gibi davranmayı
öğrenemiyorlar. Sürekli kadınlarla muhatap olmaktan, kadınların gittikleri
çay poğaça toplantılarına katılmaktan, kadınların sohbetlerini dinlemekten,
kadınların tepkilerini izlemekten, kadınlar gibi düşünüp, kadınlar gibi
davranmaya başlıyorlar.

Unutmayın ne olur... erkek davranışlarıyla kadın davranışları birbirinden
farklıdır. Ani bir durum ve olaya, kadının verdiği tepkiyle erkeğin verdiği
tepki kesinlikle birbirinden farklıdır.

Sonuçta kız/erkek fark etmez, her ikisi de özgüven sahibi olmayı,
çabalamayı, hayata sağlıklı gözlerle bakmayı, duyguların basıncından uzak
akılcı düşünmeyi babadan öğrenirler...

Onlara "öğretebilecek baba"ları varsa tabii...
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Baba Olmak mı Olmamak mı?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Cengiz TÜRKMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Cengiz TÜRKMEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Cengiz TÜRKMEN'in Makaleleri
► Sağlıklı Olmak ya da Olmamak Uzm.Psk.Sezen ÖZÜTEK EREM
► Anne-Baba Olmak Uzm.Psk.Ali BIÇAK
► Anne ve Baba Olmak… Psk.Merve ÖZ ÜNLÜ
► Anne Baba Olmak Psk.Dnş.Serkan YILDIRIM
► Anne-Baba Olmak ve Sorumluluk Uzm.Psk.Dnş.Murat ÇAKIR
► Ana - Baba Olmak Bir Sanat Mıdır Psk.İzzet GÜLLÜ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,067 uzman makalesi arasında 'Baba Olmak mı Olmamak mı?' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Sağlıklı Boşanma Mayıs 2014
► Boşanma Salgını Kasım 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:24
Top