2007'den Bugüne 81,746 Tavsiye, 25,954 Uzman ve 18,159 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Anne Baba Olmak
MAKALE #9787 © Yazan Psk.Dnş.Serkan YILDIRIM | Yayın Ekim 2012 | 2,899 Okuyucu
Dünyanın en zor işi anne baba olmak sanırım. Baba olmadım henüz ama öyle tahmin ediyorum. Anne baba olanlar genelde bunu söylüyor. Tahminim şöyle gelişti. Yani bu konuda daha iyi empati yapabilmem için en azından bu duruma azıcık da olsa benzer bir deneyimim oldu mu olmadı mı diye düşünürken 4-5 ay kadar bir süre kedi beslediğimiz aklıma geldi. Kedi beslemeyi de geçtim mesela canlı çiçeklerim, bitkilerim var. Canlı çiçek beslemek daha basit bir iş belki ama onun da en iyi şekilde yaşayabilmesi için yeterli ve zamanında sulanması, yeterli ışığı alması hatta ilgi gösterilmesi ,zaman zaman konuşulması halinin hatırının sorulması bile gerekebiliyormuş. Şimdi çeşit çeşit canlı bitkiler,çiçekler var , ayrı ayrı özellikleri var, kimisi fazla güneşli, aydınlık ortamları seviyor. Kimisi fazla rüzgara gelemiyor, üşütüp kuruyabiliyor. Demek ki nasıl bir çiçek veya bitki beslediğimizi nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığını bilmemiz gerekiyor.

Aynı şey mesela bir dönem beslediğim balıklar içinde geçerli, hangi balık hangi balıkla yaşar. Ne kadar yem verilmeli, suyunun sıcaklığı nasıl olmalı, suyu ne kadar sıklıkta ve ne şekilde değiştirilmeli gibi gibi. Kedi ve köpek gibi canlıları beslemek onlarla yaşamak daha büyük bir özen ve ilgi istiyor. İlgi vereceksin, sevgi vereceksin, gittiğin yerden erken döneceksin, yemeğini eksik etmeyeceksin, gerekirse hava almaya çıkaracaksın, yetmedi cinselliği için bir şeyler yapacaksın, bunu istemezsen kısırlaştıracaksın. (ne kadar doğru kısırlaştırmak orası tartışılır tabi) sonra onu yıkayacaksın, temizleyeceksin, bağırıp çağırmayacaksın yoksa alınıyorlar, belli aralıklarla veterinere götüreceksin, aşılarını yaptıracaksın. Görüyorsunuz yapılması gerekenlerin listesi epey kabarık, böyle bir canlı besleyip, onu hayatınıza alacaksanız hayatınıza bir çeki düzen vermeniz gerekiyor öncelikle, ben bunları deneyimledim. Tabi deneyimlemek, deneyim çok önemli , deneyimlerimizden yola çıkmak bizi genelde doğru sonuca götürür.
Şimdi gelelim insan yavrusuna, şimdi biliyorsunuz hayvanların belli içgüdüleri var ve onlar bir şekilde yaşamanın yolunu bulabiliyorlar, öyle çok şey de istemiyorlar, yani karnı doysun birazda özgür olsun onlar için yeterli olabiliyor. Ama hızla değişen dünyada çocuğun eğitimini, psikolojisini, fiziksel gelişimini, sosyal gelişimini, ahlak gelişimini düşünüp doğru bir şekilde büyütmeye çalışmak hele dış dünyaya ve bu saydığım alanlara yabancıysak hiç de kolay değildir.

Eğitim konusuna girmişken özellikle köpekler ve birçok hayvan belli eğitimleri alabiliyorlar. Mesela yurtdışında bir ülkede bir psikolog arkadaşımız bir köpeğe yıllarını verip bin küsür nesneyi ve bu nesnelerin adını öğretebiliyor. Ya da bir şempanze insanların bile çözemeyeceği bir hızda bazı bulmacaları çözüp, belli sembollerle kendilerini ifade edebiliyorlar. Yani demek istediğim o ki belli bir zaman ayırıp sıkı bir eğitime aldığımız hayvanlar bile birçok öğrenmeyi gerçekleştirebiliyor. Potansiyellerini ortaya koyabiliyorlar. Bu nasıl gerçekleşiyor peki sabırla, karşımızdaki, canlıyı tanıyıp ona göre hareket etmekle gerçekleşiyor.

Bir de müthiş bir potansiyele sahip insanı düşünün, düşünebiliyor musunuz ne çok yapılacak şey var. Yani en azından çocuğumuz 20 yaşına gelene kadar diyelim ona verilecek , öğretilecek ne çok şey var, o yaştan sonra artık o da yaşamını tek başına yürütebilir. Şimdi tekrar çocuk eğitimine, çocuk yetiştirme sanatına geri dönelim.
Ben burada önemli bulduğum bazı konulara değineceğim. İlk olarak çocuğun olduğu gibi kabul edilmesi çok önemli çünkü olduğu gibi kabul edilmeyen, onaylanmayan çocuk ileride kendinden hiç memnun olmayan, kendisiyle çatışmalı bir birey haline gelebilir. Kendinden memnun olmak, memnuniyet duygusu ne güzel duygudur. Duyguların en güzelleri arasında yer alır ve mutluluğun temel taşlarından biridir bana göre, bu kabul ediş çocuğun duygularını, düşüncelerini, davranışlarını kabul ediştir. Bir çocuk canı yandığı için ağlıyorsa ve biz ağlamayı kesmesini söylüyorsak veya çok güldüğü için gülmeyi kesmesini söylüyorsak onun duygularını kabul etmiyoruz demektir. Çocukta zamanla duygularına bile yabancı kalabilmektedir. Ya da birkaç olumsuz davranışından sonra ''sen ne biçim çocuksun'' veya ''senden adam olmaz'' , ''senden bakkal bile olmaz'' vb. ifadeler çocuğun onaylanmayan davranışlarını hatta tüm kişiliğinin onaylanmadığını gösteren ifadelerdir. Bir de çocuğun düşüncelerini bir açıklama getirmeden ''yanlış düşünceler bunlar'' veya '' böyle şeyler düşünülür mü'' diyerek kabul etmeyiş vardır. Ve bunları tekrar tekrar yaparak kendini değerli bulmayan, potansiyeline güvenmeyen, düşüncelerini, duygularını rahatça ifade edemeyen insanlar büyütmeye başlarız, bazen hiç farkında olmadan.

Bir diğer konu çocuğun yeteneklerinin onaylanmasıdır. İnsanlar farklı farklı yeteneklerle dünyaya gelir. Kimisi müziğe yatkındır, kimisi çizmeye, kimisi spora vb. Her insanın yeteneği farklı farklıdır. Mesela müziğe yatkın olan çocuğumuzun bu yeteneğini ''çalgıcı mı olacaksın başımıza'' diyerek görmezden gelmemiz, onun bu yeteneğini onaylamadığımız anlamına gelir. İnsanın yaparken zevk aldığı, mutlu olduğu bir işi (tabi belki bu yeteneği ileride iş edinecek ) elinden almak hoş olmayan sonuçlar doğurabilir. Zaten insan sevdiği işi yapabiliyorsa gerisi kendiliğinden gelir. Bu dünyada ne çok insan sevmediği halde yapmak zorunda olduğu işlerle uğraşıyor. Bu ne acıdır. Demek ki çocuğumuzun yeteneklerini onaylayacağız hatta ortaya çıkarıp, geliştirmek i için elimizden geleni yapacağız.

Bir diğer önemli konu çocuğun kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak ve kendi yoluna gitmesine izin vermektir. Kendi ayakları üzerinde durabilmek ne demek, sorumluluk sahibi olmak, kendi işini kendin görebilmek, hayatta karşımıza çıkan problemleri çözebilmek yani problem çözücü olmak. Yani sadece çocuğa sorumluluk vermek, hadi şu işi de sen yap demek yeterli değil bana göre, problemler karşısında nasıl hareket etmesi gerektiğini nasıl çözüme ulaşabileceğini çözümün yollarının genelde birden fazla olduğunu görebilmesini sağlamak bu konuda yapıcı tartışmalara girmek çocuğun kendi ayakları üzerinde durmasına yardımcı olacaktır. Yani çocuğa sorumluluk verirken bu süreçte karşılaştığı problemlerle nasıl baş edebilir bu konuda da aydınlatıcı olmak gerekiyor. Ayrıca çocuklar problem çözme stili olarak anne babayı genelde örnek alırlar. Anne baba problemleri nasıl çözüyorsa çocukta genelde böyle bir yaklaşım edinir kendisine bu konuya da özen göstermek gerekiyor. Çocuk genelde kendisiyle çelişmeyen düşünceleri ve davranışları birbiriyle tutarlı anne baba görmek ister karşısında ve tutarlı anne babaların düşünceleri, duyguları daha çok kabul görür.
Gelgelelim çocuğun kendi yoluna gitmesine izin verme konusuna, öncelikle anne babalar çocuklarını büyütürler ama onlara sahip olmadıklarını bir gün gelip onların kendilerinden ayrılacağını, kendilerine istedikleri gibi bir yaşam kuracaklarını bilmeleri ,bunun farkında olmaları gerekir. Mesela şöyle örnekler verilebilir bu konuda diyelim çocuğumuz üniversiteyi kazandı ama biz çocuğumuzun bulunduğumuz şehirde okumasını istiyoruz. Veya üniversiteyi bitirdiğinde bulunduğumuz şehirde çalışmasını istiyoruz. Veya bizim istediğimiz mesleği seçmesini, bizim istediğimiz kişiyle evlenmesini istiyorsak. Ve tüm bunları çocuğumuz istemediği halde farklı yollar deneyerek kabul ettirmeye çalışıyorsak onun kendi yoluna gitmesine engel oluyoruz demektir. Anne ve babaların çocukları için kaygılanmaları çok normaldir. Ancak çocukların sürekli anne babaları için kaygılanmaları pek sağlıklı gelmiyor bana, çünkü anne babaların ortada yaşanmış bir hayatları vardır. Ancak çocukları ise yaşanmayı bekleyen bir hayat bekliyor. Bırakalım çocuklarımız istedikleri hayatı yaşasınlar. Bizim istediğimiz hayatı yaşamasınlar. Söylediklerim anne babalarımızı hiç düşünmeyelim anlamına gelmesin, elbette onlarla bağlarımızı devam ettireceğiz ama bu bağlar kısıtlayıcı, engelleyici bağlar olmamalı, güvene, saygıya, sevgiye dayalı bağlar olmalı.
Son olarak değinmek istediğim konu çocuğun cinsiyetinin onaylanması, Çocuğumuz erkekse erkek gibi yetiştirmek, kızsa kız gibi yetiştirmekten bahsediyorum. Şimdi teknolojinin gelişimiyle birlikte artık çocuğumuzun cinsiyetini erkenden öğrenebiliyor ve kendimizi ona göre hazırlayabiliyoruz. Eskiden erkek çocuk beklerken hep bu yönde hayal kurarken birden kız çocuğuna sahip olabiliyordu insanlar. Ve bazen bu durum çocuğun cinsiyetinin tam anlamıyla onaylanmasını engelleyebiliyordu. Ayrıca çocuğumuza karşı davranışlarımızda cinsiyetine göre olmalıdır. Mesela erkek çocuğa ''al şu bezi bana yardım et'' ya da ''gel seninle birlikte gün'lere gidelim, yanımdan ayrılma'' şeklindeki veya erkek çocuk ağlamasın diye eline bir bebek tutuşturmak, erkek çocuğun sürekli kadın modellerle birlikte olması da cinsel gelişimini olumsuz etkileyebilir. Yetişkin olarak bizler bile ''ne biçim erkeksin sen veya sen de erkek misin ya da sen de kadın mısın'' gibi ifadeler karşısında oldukça sarsılabiliyoruz. Her şeyi tam anlamıyla zihinsel gelişimi açısından yorumlayamayan, soyut düşünemeyen çocuğumuza bu konuda daha dikkatli davranmamız gerekiyor.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anne Baba Olmak" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Serkan YILDIRIM'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Serkan YILDIRIM'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Serkan YILDIRIM Fotoğraf
Psk.Dnş.Serkan YILDIRIM
Eskişehir
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi31 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Serkan YILDIRIM'ın Yazıları
► Anne-Baba Olmak Uzm.Psk.Ali BIÇAK
► Anne ve Baba Olmak… Psk.Merve ÖZ ÜNLÜ
► Anne-Baba Olmak ve Sorumluluk Uzm.Psk.Dnş.Murat ÇAKIR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,159 uzman makalesi arasında 'Anne Baba Olmak' başlığıyla benzeşen toplam 15 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Çift (Evlilik) Terapisi Kasım 2015
► Anksiyete Bozuklukları Şubat 2014
► Ailenin İşlevleri Ekim 2012
► Aile Danışmanlığı Mayıs 2012
► Boşanma Psikolojisi Şubat 2012
► Sosyal Fobi Ocak 2012
◊ Aile Terapisi Temmuz 2015
◊ Migrene Emdr Çözümü Nisan 2013
◊ Hayat'ım Temmuz 2012
◊ Ey Mutluluk Neredesin? Şubat 2012
◊ Eşlerle İlişkiler Aralık 2011
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:03
Top