2007'den Bugüne 83,086 Tavsiye, 26,199 Uzman ve 18,426 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sağlıklı Boşanma
MAKALE #12606 © Yazan Psk.Cengiz TÜRKMEN | Yayın Mayıs 2014 | 2,477 Okuyucu
SAĞLIKLI BOŞANMA

Büyük umutlarla başlayan evlilikler, bazen ne yazık ki boşanmalarla noktalanıyor. Ve insan mutluluğa çok çabuk adapte olurken, boşanmanın getirdiği mutsuzluk kimi zaman çiftleri depresyona bile sokuyor.
Boşanmanın iki insan arasındaki duygusal ve kişisel beraberliğin sona ermesidir. Evli bir çiftin beraberliğinde sıkıntı, bezginlik duygularının, keyifli anlardan daha fazla yoğunlaştığı noktada çiftlerin problemleri başlar. Bu problemlerin devamında gelen boşanma, tıpkı evlilik gibi bir "normal ve sağlıklı durum" olarak değerlendirilebilir.
Bu aşamada aslında boşanma nedenleri incelenmeden önce evlilik öncesi risk faktörlerinin incelenmesi bana göre daha sağlıklı olacaktır.

EVLİLİK ÖNCESİ RİSK FAKTÖRLERİ


Evlilik kararını vermek çok önemli bir olaydır. Karar vermeden önce, evlenilmek istenilen bireyle evlenecek bireylerin her alanda birbirlerine uygun olup olmadıklarını değerlendirmeleri gerekir. Sağlıklı ve mutlu bir birlikteliğin dolayısıyla sağlıklı ve mutlu bir toplumun devamı açısından; gerek duygu ve düşünce gerekse sosyo kültürel ve ekonomik bağlamda bireylerin birbirleriyle uyum sağlayabilmeleri gerekir. Buda daha mantıklı ve uygun karalar verilerek sağlanabilir. Bu noktada evliliği tehdit edebilecek riskli durumlar şunlardır;
1) Evlenmek isteyen birey evleneceği bireyle aynı yâda birbirine yakın eğitim düzeyinde olmaması.
2) Evlenilmek istenilen birey ve ailesi ile sosyo-ekonomik ve kültürel yönden, aynı veya birbirine yakın düzeyde olunmaması.
3 ) Evlilikte eş seçiminde fiziksel durum ilk etapta önemli olabilir fakat daha sonra yerini farklı kriterlere bırakacaktır. Bu nedenle aranılan özelliklere sahip bir bireyle evlenmeyi düşünmek daha sağlıklı olacaktır.
4) Bireyler kendilerini psikolojik olarak evliliğe hazır hissetmeden, evlilik kararını vermeleri.
5) Aşk, evlilikte önemli bir unsur olmasına rağmen evlilikte tek ölçüt aşk olmamalı aşk ile mantığını dengede tutmalıdır.
6) Evlenecek bireylerin dini ve siyasi düşünceleri aynı veya birbirine yakın düzeyde olmaması.
7) Bireylerin birbirini kıskanması istenmeyen bir durumdur. Fakat bireylerin aşırıya kaçmamak, şartıyla yerine göre birbirini kıskanması istenilen bir davranış olabilir. Yerine göre bu duygunun ifade edilmesi de gerekebilir.
8) Toplumumuzda evlilikte bekaret aranılan bir unsurdur. Muhtemelen bu durum ilerde de önemini koruyacaktır. Bu yüzden evlilikte bekaret aranılmaktadır ve önemlidir.
9)Evlilikle ilgili beklentilerin gerçekçi olmaması. Hiç bir sorunun ve kavganın olmadığı, masallardaki gibi bir evlilik hayal etmek ilerleyen dönemlerde bu hayallerin gerçekleşmemesi sonucu mutsuzluğa ve boşanmaya götürebilir.
10)Flört döneminin çok uzun sürmesi,
11 )Ailenin ve çevrenin karşı çıkması ve herkese rağmen evlenme,

Evlilik sürecinde boşanma istatistikleri dikkate alındığında başlıca aşağıdaki nedenler sıralanabilir:
• Ekonomik nedenler, eşin işsiz kalması.
• Aile büyükleri ile aynı evde oturma.
• Aile büyüklerinin veya eşinin kadını hizmet etmesi gereken bir kişi olarak görmesi.
• Eşler arasındaki cinsel sorunlar.
• Din, mezhep ya da kültür farkları.
• Alkol, kumar ve şans oyunlarına düşkünlük.
• Eşin evi terk etmesi ya da başka biriyle yaşamaya başlaması.
• Aldatma.
• Eşlerden birinin psikolojik sorunlarının olması.
• Dayak ve küçük düşürücü davranış ve hareketler.
• İşkolik bir eşe sahip olma.
• Eşlerin kişilik yapılarının birbirine uymaması.
• Aşırı kıskançlık.
• Eşlerin birbirine yeteri kadar zaman ayıramaması.
• İletişimi ve eşler arası ilişkiye etkileyen aşağıdaki durumları da ekleyebiliriz:
• Karşıdaki kişiyi iyi dinlememe, ona kendini ifade imkânı tanımama.
• Samimiyetten ve dürüstlükten uzaklaşma, yalan söyleme.
• Eşine karşı aşırı müdahaleci, baskıcı ve sınırlayıcı davranma. Eşin her davranışını kontrol etmeye çalışma.
• Çok fazla soru sorma, yersiz şüpheler ve kuruntular.
• Kolay incinme, sık sık sitemlerde bulunma.
• Sorulara cevap vermeme, geçiştirme, yüzeysel cevaplar verme.
• Gerçek nedenleri bilmeden, öğrenmeden suçlamalarda ve yargılarda bulunma.
• Her durumda, daha önceden olup geçmiş olumsuz ve üzücü olayları gündeme getirme ve hatırlatma.
• Olayları ve eşin hatalarını abartılı bir şekilde ortaya koyma.
• İlgisizlik, küskünlük ve uzaklaşma ile cezalandırma.
• Surat asma, olumsuz beden dili kullanma.
• Aile mahremiyetini bozma, aile sırlarını yabancılarla paylaşma.
• Sık sık eşin akrabaları ve arkadaşları konusunda suçlamalarda bulunma ve olumsuz ifadeler kullanma.
• Sorumlulukları yerine getirmekten kaçınma.
• Karşı taraftan daha fazla fedakârlık ve tavizler bekleme.

Boşanmanın öncesi, sırası ve sonrasında yaşanabilecek olan bazı ortak özellikli duygulardan ve onlara eşlik eden davranışlardan söz etmek mümkün.

Boşanma aşamaları

Boşanma öncesi dönem, düşünme dönemidir. Bu dönemde, tatsız olan gerçeğin fark edilmesi söz konusudur. Önce tatminsizlik, hoşnutsuzluk, eşe ve ilişkiye yabancılaşma görülebilirken; sonrasında yoğun korku, çok büyük acı/keder, şok, boşluk, kaos, yetersizlik ve düşük benlik değerinin deneyimlenmesi olasıdır. Bu duygularla baş ederken, ortaya bazı davranış özellikleri çıkabilir.
Partnerle yüzleşmek, tartışmak/münakaşa etmek, terapi arayışına geçmek, inkar, fiziksel ve duygusal olarak içe kapanmak, her şey yolundaymış gibi yapmak ve sevecenliği geri kazanmaya çalışmak bu davranışlardan bazılarıdır. Bu dönemde çiftlerin bilmesi gereken en önemli şey; boşanabilmeleri için önce ilişkilerinin düzelmesi gerektiğidir. Çatışma devam ettiği sürece, boşanma zor ve sancılı olacaktır.
Yapılan aile terapileri gösteriyor ki, boşanma sırası dönem, mahkeme dönemi olarak karşımıza çıkıyor. Bu dönemde eşlerden biri ya da her ikisi depresyona girebilir; kızgınlık, ümitsizlik hissedebilir, kendilerine acıyabilir, yoğun öfke, üzüntü, ve yalnızlık hissedebilir. Bu duyguların ardından bir yas tutma ve rahatlama sürecine geçilir. Bu dönemde çiftlerin pazarlık etmeleri, çatışmaya girmeleri, birbirlerini tehdit etmeleri, hatta bazen intihara teşebbüs etmeleri söz konusu olabilir.
Eşler artık fiziksel olarak ayrılmaktadır ve boşanma işlemleri kanuni olarak başlatılmaktadır. Buna paralel olarak ekonomik düzenlemeler yapılır ve akraba ile arkadaşlara durum açıklanır. Bu dönemde özellikle ailelerle temasta, boşanma konusunun en az şekilde gündeme gelmesi ve eğer olmuyorsa, temasın azaltılması ve daha sessiz yaşanabilmesi kıymetli olacaktır.

Boşanma Sonrası

Boşanma sonrası dönemde dengenin yeniden kurulması söz konusudur. Bu dönemde kişilerin daha iyimser, kararlı, coşkulu, meraklı oldukları gözlenebilir. Bazen pişmanlıklar ortaya çıkabilir. Ancak sonra durumun kabullenilmesiyle birlikte, kendine güven artar, benlik değeri yeniden yükselir, bütünlük hissine ulaşılır ve bağımsızlık duygusu tekrar yaşanır.
Boşanmanın sona erdiği bu dönemde; yeni arkadaşlarla görüşülmeye başlanabilir, yeni bir yaşam biçiminin ve çocuklar için günlük bir rutinin oturtulması ile kimliğin yeniden sentezlenmesi söz konusu olur. Boşanmanın psikolojik açıdan da tamamlanmasıyla birlikte, yeni bir sevgi nesnesine yönelim olur ve yeni yaşam biçiminde ve yeni arkadaşlarla rahat olmaya doğru geçilir. Yine bu dönemde, çocukların, boşanmayı kabul etmelerine yardımcı olmak söz konusudur. Boşandıktan sonra; eşlerin, mümkünse zorunlu olmadıkça aynı ortamda bulunmamaları ve aynı arkadaş gruplarında ve/veya sosyal ortamda bulunmamaları tercih olunur. Çocuklarla ilgili olarak da, bir uzmana başvurulması yararlı ve kolaylaştırıcı olacaktır.

Ne yapmak gerekiyor?
Ayrılık kararı veren çiftlerin izlemeleri gereken yol "Her şeyde olduğu gibi öncelikle kişinin bireysel çözümlenmesinin olması lazım. Kendi iç dünyalarında, eşleriyle ilgili yarattıkları modelin gerçek olup olmadığını anlamaları, o insanı gerçekçi anlamda görmeleri gerekir. Bu insanlar, sadece ilişki bozulmasın diye iyi bir çizgi oluşturmak çözümü yerine ilişkiyi testten geçirecek sürece girmeli. Yaşamlarında farklı duygusal yatırım alanları oluşturmaları lazım.
Bir arkadaş grubu, bir hayvan sevgisi, gönüllü bir çalışma yapmak olabilir bu. Ve genel anlamda karşı cinsle dostluklarını da geliştirmeleri gerekiyor. Sonuçta yaşamının bir insan odaklı olmaması lazım. Kendi bireyselliklerini dostluk olarak da yaşamalı. Karşı cinsten bir dost kimi zaman eşin daha net sorgulanmasını getirebilir. İlişkinin iyi gitmeyen taraflarını böyle görebilirler. Ve gerçekten zorlanılan noktada, mutlaka terapi desteği alınmalı. Çünkü bazı insanlar, düşünce olarak ilişkinin kötüye gittiğin görse bile çok sıkıntı yaşıyor."

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sağlıklı Boşanma" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Cengiz TÜRKMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Cengiz TÜRKMEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Cengiz TÜRKMEN'in Makaleleri
► Boşanma ve Boşanma Kararı Psk.Gökül KARLUK ER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,426 uzman makalesi arasında 'Sağlıklı Boşanma' başlığıyla benzeşen toplam 27 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Boşanma Salgını Kasım 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:32
Top