2007'den Bugüne 81,100 Tavsiye, 25,797 Uzman ve 18,060 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Kadına Yönelik Şiddette Othello Sendromu
MAKALE #11033 © Yazan Psk.Cengiz TÜRKMEN | Yayın Haziran 2013 | 4,462 Okuyucu
KADINA YÖNELİK ŞİDDETTE OTHELLO SENDROMU

Adını ünlü yazar William Shakespeare’in “Othello” adlı eserinden alan bu rahatsızlık, kişinin sevdiği birini hastalık derecesinde kıskanması durumu olarak ifade edilmektedir. Teması kıskançlık olan bu eserde Othello, aldatılma şüphesi ile karısını ve kendisini öldürür. Othello, dozunda olmayan kıskançlıkla ilgili bir örnek oluşturmuş ve bu sayede patolojik kıskançlık, psikolojide “Othello Sendromu” olarak yerini almıştır.
Sevginin kaybı ya da kaybedilme tehlikesi, sevilen kişiye ve bir rakibe karşı duyulan düşmanlık ve kendine saygıyı azaltan narsistik darbe kıskançlık duygusunu oluşturan temel öğeler olmuştur. Sorunun çekirdeği, hastanın olmak istediğiyle, aslında olduğunu kabul ettiği kişi arasındaki tutarsızlıktan kaynaklanan bir yetersizliktir. Bu hastanın kendisini küçük gördüğü anlamına gelmez, tersine, genellikle narsisistik ve benmerkezcidir ama bilinçdışı da olsa önemli zayıflıkları olduğunun farkındadır
Othello duygusunu herhangi bir olay harekete geçirebilir ki bunlara da daima anksiyete, güvensizlik ve aşırı duyarlılık eşlik eder. Ego karşısındaki sanal tehdit gerçek olur ve ego ne pahasına olursa olsun savunulmalıdır. Bununla da yansıtma düzeneği aracılığıyla başa çıkılır ve "yetersizlik" eşe yansıtılarak sadakatsizlikle suçlanır.

Shakesper’in eserinde olduğu gibi, günümüzde de kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin çoğunlukla kıskançlıktan kaynaklandığını görüyoruz. Kıskançlık, kaybetme korkusu ile ortaya çıkan, tehdit algısına karşı gelişen bir tepkidir. Descartes’a göre, "Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur." Freud ise “Kıskançlık, her zaman mantıksızdır ve bilinç denetimi altında değildir.” der.

Kıskançlık, her birimizin hayatının belli dönemlerinde karşı karşıya kaldığı bir duygudur. Sevilen birini ya da bizden daha fazlasına sahip olanı kıskanırız. Kıskançlık duygusu insanlık kadar gerçektir, yokluk durumundan bahsedemeyiz. “Hayatımda hiç kıskanmadım” diyene bakışımız bile kıskançlığın doğal olduğu gerçeğini gösterir bize, hatta kıskançlık makul düzeyde kabul edilir bir duygudur.

Kıskançlık bazen bir sevgi göstergesi, bazen de sevginin ölçütü olarak algılanır. Bu nedenle özellikle ilişiklerin genelinde kıskançlığa hoşgörü ile bakılabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, makul düzeyde olmayan kıskançlık her zaman zarar verir. Dozunda olmayan kıskançlık: Patolojik kıskançlıktır.

Patolojik kıskançlık, kaybetme korkusuna karşı mantıksız saplantılar ve tepkilerle gelişir. Bu saplantılar irade dışı, benliğe yabancı, bilinçli çaba ile kovulamayan, inatçı biçimde yineleyen imge ya da dürtülerdir. Patolojik kıskançlık gösteren kişi, sık sık eşinin ya da sevgilisinin kendisini aldattığını düşünür. Bu aldatılma tehdit’ine karşı önlemler almaya çalışır. Eşini takip eder, evden dışarı çıkmasını, camdan bakmasını istemez, perdelere ve çarşaflara işaret koyar, giydiklerine ve arkadaşlarına karışır. Hatta gelişen teknoloji ile bu önlemler daha teknolojik görünüm kazanmıştır. Yeni nesil patolojik kıskançlık gösteren kişi, telefonları ve bilgisayarı sık sık kontrol ederek, eve gizli kamera koyarak eşinin davranışlarını izler ve en ufak bir değişiklik, eşinin duygu durumundaki en ufak bir farklılık, aldatıldığının kanıtı olması için yeterlidir. Kişinin aldatıldığına dair inancını mantıklı açıklamalar ve gerçek kanıtlar değiştiremez. Bu durum, İlişkilerde iki tarafı da yorar ve ilişki çekilmez bir hal alır. Kavgalar artar, şiddet görülebilir. Çoğu evlilikler bu nedenle boşanma ile sonuçlansa dahi patolojik kıskançlık gösteren eş, gerçekçi olmayan şüphelerinin yarattığı tehdit’i yok etmek için mantıklı olmayan davranışsal eylemler gösterir. Bundan dolayı boşandığı eşini ya da ayrıldığı sevgilisini takip etmeler, tehditler ve şiddet devam eder.

Özgüven eksikliği, kişinin kendisini yetersiz, zayıf ve güçsüz hissetmesi olarak tanımlanır. Özgüven kişinin belirli deneyimleri sonucunda gelişebilir ya da azalabilir. Özellikle kaybetme korkusu kişide özgüven kaybı ve yetersizlik duygularına neden olabilir. Kaybedilen şey sosyal ve ekonomik statü olabileceği gibi sevilen bir kişi de olabilir. Kişinin geçmiş yaşam deneyimlerinde, özellikle sevilen biri tarafından terk edilme öyküsü varsa, bu durum kişide güvensizlik hislerini geliştirmiş olabilir ve bu kişiler tekrar aynı duygularla karşılaşmamak adına çeşitli önemler alabilirler. Kıskançlık davranışları da, işte bu noktada görülür. Bu davranışlar, kişinin yetersizlik ve değersizlik duygularını kontrol etme ve kıskançlığın yarattığı duygu ile baş edebilme çabalarıdır.
Kıskanç kadın acı çeker, kıskanç erkek acı çektirir. Kıskançlıkla ilgili gerçekleşen şiddet ve cinayetlerin çoğu erkekler tarafından gerçekleşiyor olması patolojik kıskançlık gösteren cinsiyetin daha çok erkekler olduğuna dair bir algı oluşturmaktadır, oysa konu ile ilgili yapılan araştırmalarda kadınlarda patolojik kıskançlığın erkeklere oranla daha sık görüldüğü bilgisine ulaşmak mümkündür. Bunun nedeni, kadınların ve erkeklerin yaşadıkları kıskançlık duyguları ile baş etme yöntemlerinin birbirlerinden farklılık göstermesi ile ilgilidir. Kadın ve erkeklerin beyin yapılarındaki farklılıklar onların duygularını belli etme yollarında da farklılıklara yol açar. Patolojik düzeyde kıskanan kadının aldığı önlemler erkeğin aldığı önlemlerle aynı olsa bile şüphelerin doğurduğu öfke tepkisini ifade ediş şekilleri farklılık gösterir. Kadınların kıskançlık duyguları ile baş etme yöntemleri daha duygusal iken erkeklerinki daha davranışsal olur. Kıskanan kadın şüphelerini doğrulayan bir kanıt bulduğuna inandığında tepkisini en fazla konuşarak gösterirken erkek tepkisini şiddetle gösterir. İşte bu nedenle kadınların patolojik kıskançlıkları en çok kendilerine, erkeklerin patolojik kıskançlıkları en çok karşısındakine zarar verir.

Dozunda olmayan kıskançlık sağlıklı, değerli ve güvenli olma yolunda bireyleri engelleyen bir kıskaç gibidir. Kıskançlığın patolojik düzeyde olması, hem kişinin kendisinde hem de karşısındakinde istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Her iki tarafta da, yetersizlik ve değersizlik duygusu, depresyon, nefret, öfke, saldırganlık, şiddet, boşanma, intihar ve en uç nokta ölüm, patolojik kıskançlığın en acı verici sonuçlarından olabilir. Patolojik kıskançlık her durumdan beslenen, gittikçe artış gösteren ve kontrol edilmesi zor bir duygudur. Kişi, kıskançlığın sebebini kendisinden ziyade karşısındakinde görmesi onu daha çok çıkmaza sokar. Kıskançlığın asıl sebebi kişinin kendisinde saklıdır. Ancak, kıskanç kişi bunu tek başına fark edemez.

Neler Yapılmalı? Kıskançlıkta asıl önemli olan sebebi bulmaktır. Kişi kıskançlığının nedenlerine bakmalı, özgüven eksikliği için destek almalı ve sosyal becerilerinin artması gerektiğinin farkında olması gerekir. Fakat insan, 'Kıskançlık esnasında yaptığım doğru mu?' sorusunu kendisine ısrarla sormalıdır. Fakat sonradan bunu reddedip, 'ben kıskanç değilim' demek yerine, 'ben iyi evliliğe önem veriyorum, o sebeple bu duyguları yaşamam normal' diye düşünmelidir"

Sevgilinizle veya eşinizle ilgili kararlar verirken mutlaka ona bir şans verin. Başkalarından duyduklarınız, ya da kendi beyninizin içerisinde kurulan tuzaklara düşmeyin. Somut kanıtlar olmadan karar vermeyin. Sonra iş işten geçtikten sonra yapacak bir şey kalmayabilir.

Ölüm Tehditleri Ciddiye Alınmalıdır. Eşin boşanmak istemesinden sonra eğer şiddet veya ölüm tehdidi varsa ciddiye alınması gerekir ve ilk önce mağdur eşin güvenliğinin sağlanması önemlidir.

Othello Sendromu'nda ilaç tedavisi oldukça yararlıdır. Kişi hastalığını kabul etmeyeceği için onun hasta olduğunu vurgulamak yerine bu durumun kendisinde ve eşinde yarattığı duygusal incinmelerin vurgulanması tedaviye uyumu kolaylaştıracaktır"

Ödün Verdikçe Kıskançlık Daha da Artar. Aşırı kıskançlık özellikle gençler arasında sevginin kanıtı olarak görülür. "Kıskanılan kişi, ödün verdikçe kıskançlık daha da artar.


Cengiz Türkmen
Uzman Psikolog
Çocuk/Aile ve Ergen Psikoterapisti
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kadına Yönelik Şiddette Othello Sendromu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Cengiz TÜRKMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Cengiz TÜRKMEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Cengiz TÜRKMEN'in Makaleleri
► Kadına Yönelik Şiddet ÇOK OKUNUYOR Psk.Gökçe ÇAKIR
► Kadına Yönelik Cinsel Şiddet Psk.Cengiz TÜRKMEN
► Kadına Yönelik Şiddete Bakış Açısı Uzm.Psk.Doğancan DURSUN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,060 uzman makalesi arasında 'Kadına Yönelik Şiddette Othello Sendromu' başlığıyla benzeşen toplam 27 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Sağlıklı Boşanma Mayıs 2014
► Boşanma Salgını Kasım 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:20
Top