2007'den Bugüne 77,450 Tavsiye, 25,128 Uzman ve 17,338 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Hipnoz
MAKALE #11102 © Yazan Uzm.Psk.Şahin UÇAR | Yayın Haziran 2013 | 2,790 Okuyucu
Hipnoz

Modern hipnoz değişik şekillerde, 200 yıldan fazla bir süredir kullanılır. Ancak hâlâ insanlara çok karmaşık ve gizemli gelir ve çoğu zaman yanlış anlaşılır. Hipnozun faydalı kullanımları da vardır. Örneğin pek çok insan, diş tedavilerini hipnoz altında, ağrı kesici kullanmadan yaptırır. Psikanalitik yaklaşımı benimseyen terapistler de hastalarının sorunlarının üstesinden gelmek için, hipnoz aracılığıyla bilinçaltı malzemeye ulaşmaya çalışır. Yaygın olarak kullanılmasına rağmen, psikologlar hâlâ hipnoz konusunda bazı görüş ayrılıklarına sahiptirler.

Hipnoz Nedir?
Hipnozun ne olduğuna dair çok sayıda görüş vardır. Hipnoz üzerine bu farklı görüşler zıt kutuplar olarak sınıflansa da, hipnoz araştırmacıları yakın zamanda bu görüşleri tek bir çizgi içinde ele almışlardır. Bu çizginin bir ucunda, hipnozu Freud’un açıkladığı şekilde açıklayan psikologları görürüz. Bu psikologlar hipnozla, insan beyninin başka türlü ulaşılması çok zor yönlerini keşfedeceklerine inanırlar. Bu kuramcılardan bazıları, hipnoz altındakilerin transa geçtiklerini, farklı bir bilinç düzeyi yaşadıklarını söyler. Sürekliliğin diğer ucunda ise hipnoz yaşayan kişilerin farklı bir bilinç düzeyinde olduğunu reddeden kuramcılar vardır. Bu kişiler, hipnozun gizemli bir olgu olmadığını, insanların hipnoz altındayken yaptığı tuhaflıkların basit psikolojik süreçlerle açıklanabileceğini söyler. Hipnoz uygulayıcılarının ve araştırmacılarının çoğu, bu iki görüş arasında bir yerde durmaktadır. Hipnozun psikanalitik ve sosyobilişsel tanımlarının ikisinin de doğru olması ve her birinin hipnozun farklı boyutlarını açıklaması mümkündür. Ancak biz bu tartışmadaki iki farklı görüşü de derinlemesine ele alacağız.
Psikanaliz Etkisindeki Kuramlar:
Freud hipnozu, hipnoz altındaki kişinin bilinçaltının kapısını açan anahtar olarak görmüştü. Hipnoz sürecinde bilinçaltının oluşturduğu engeller ortadan kalkıyor ve çok önemli bilinçaltı malzemeye ulaşabiliyordu. Psikanalitik terapistlerin çoğu hipnozu bu şekilde kullanmaya devam eder. Örneğin Milton Erickson, bilinci şaşırtacak ve oyalayacak teknikler geliştirerek bilinçaltıyla doğrudan temas kurmayı hedeflemiştir. Bir grup psikolog da benliğin hipnoz sırasında yeni bir alt sistem oluşturduğunu öne sürmüştür. Bu kurama göre benlik, hipnoz sırasında su yüzüne çıkan bilinç dışı malzemenin saklandığı bir çeşit cep oluşturuyordu. Benlik, hipnoz sırasında bu bilgi cebini denetliyor ama hipnoz sona erdiğinde bilincin dışına itiyordu.
Son zamanlarda hipnoza getirilmiş, yine psikanaliz etkisindeki bir yaklaşım da yeni çözüşme kuramıdır. Bu açıklamaya göre, Bilincin bir kısmı değişikliğe uğrarken, diğer kısmı hipnoz esnasında ne olduğunun hâlâ farkındadır. Bu ikinci kısmın, durumu denetleyen “gizli bir gözlemci” gibi hareket ettiği söylenir. Bilincin hipnoz altındaki kısmı bu gözlemciden habersizdir.
Yeni çözüşme kuramının destekçileri, gizli gözlemcinin nasıl çalıştığını göstermek için acı yitirimi deneylerini kullanır. Bir araştırmada, hipnoza yatkın deneklere hiç acı çekmeyecekleri söylenmiştir. Araştırmaya katılanlara, daha sonra kollarını birkaç saniye boyunca buz gibi soğuk suyun içinde tutmaları istenmiştir. Aynı denekler hipnoz altında değilken suya değer değmez kollarını geri çekmiş, hipnoz altındayken ise hiç bir acı göstergesi olmadan soğuk suya dayanmışlardır. Ancak hipnoz altında acıya katlanabilme yeteneği daha önceleri de kanıtlanmıştır. Bu deneyde araştırmacının eklediği yenilik, deneklerin otomatik yazma ya da otomatik konuşma aracılığıyla deneyimlerini aktarmalarıdır. Araştırmacı, bir kolunu suda tutup diğer koluyla yazı yazan deneklerin bu deneyimi oldukça acı verici bulduklarını belirtmiştir. Yeni çözüşme kuramını savunanlar bu sonucu, bilincin hipnoz altındayken farklı bir boyutunun devreye girdiğinin kanıtı olarak yorumlarlar. Hipnoz altındaki bölüm acıyı inkâr eder, gizli gözlemci ise ne olup bittiğinin farkına varır.
Sosyobilişsel Hipnoz Kuramları:
Hipnoz alanını uzun süre egemenliği altına almış psikanalitik kuramlara tepki olarak bazı psikologlar, deneklerin hipnoz altındayken farklı bir bilinç düzeyine geçtikleri iddialarına karşı çıkmışlardır. İnsanların hipnozsuzken yapamayacağı şeyleri, hipnoz altındayken de yapamayacağını söylemişlerdir. Örneğin, hipnoz altında değil ama gevşemiş bir durumdayken, kollarına bir yük bindiğini hayal eden insanların kollarında bir ağırlık hissedeceklerini öne sürmüşlerdir.
Peki, bu şüpheci psikologlar insanların hipnoz altındayken yaptığı sıra dışı şeylere nasıl bir açıklama getirir? Çoğu, hipnoz olgusunu açıklarken, beklenti, güdülenme ve dikkatini yoğunlaştırma gibi kavramları kullanır. Sosyobilişsel kuramcılar, hipnoz altında olan ve olmayan insanların ayağa kalkıp dönmeye başlamalarını aynı nedene bağlarlar: Çünkü öyle yapmaları istenmiştir. Bu kuramcılar, “gizli gözlemci” gösterilerini de eleştirirler. Bu deneylerde, hipnoza çok kolay yanıt veren insanlara, “gizli gözlemcinin” acıyı hissedeceğinin söylendiğini, bu nedenle bu kişilerin umdukları acıyı hissettikleri belirtirler. Bir araştırmada, deneklere gizli gözlemcinin daha az acı çekeceği söylendiğinde, gizli gözlemciler gerçekten de daha az acı çektiklerini bildirmişlerdir.
Hangi tarafın görüşü doğrudur? Psikanalitik terapistlerinin çoğu, hipnoz davranışını bilinç durumunun değişmesi olarak açıklasa da, son zamanlarda araştırmacılar, hipnotik trans kavramının hipnozdaki deneklerin davranışlarını açıklamakta yetersiz kaldığı konusunda büyük oranda uzlaşmışlardır. Psikanalitik kuramcılar, hipnoz altında gösterilen, acı yitirimi ve sağırlık gibi sıra dışı hareketlere dikkat çekse de, sosyobilişsel kuramcılar aynı olgunun hipnoz olmadan da gösterildiğini belirtir ve deneklerin betimlemelerinin doğruluğuna şüpheyle yaklaşır. Örneğin, hipnozla daha erken yaşlara geri dönen denekler, o yaşlardaki hallerinin sadece kötü bir canlandırmasını yaparlar.
Hipnoza Yatkınlık
Herkes hipnoza anı şekilde tepki göstermez. Bazıları Frank Sinatra gibi şarkı söyler, kollarını buz gibi suya sokar ya da gerçekte ortada olmayan nesneleri gördüğünü söyler. İnsanların çoğu bu ikisinin arasında bir yerdedir.
Hipnoz yapan psikologlar, özellikle deneyin başında hipnoza şüpheyle bakanlar varsa, yatkınlığı arttırmak için bazı teknikler kullanabilirler. İnsanlar durumun hipnoz olarak tanımlandığı, işbirliğinin ve güvenin sağlandığı durumlarda hipnoza daha yatkın olur. Ancak Hipnoz yapan psikologlardan çoğunun bu teknikleri sıkça kullanmasına rağmen, yine de deneklerin yatkınlıklarında büyük farklara rastlanır. Hipnoza yatkınlığın, oldukça sabit bir kişilik özelliği olduğu bulgulanmıştır, bu da hipnozun daha çok denekten kaynaklanan bir değişken olduğunu kanıtlar. Bir Hipnoz yapan psikolog ile kolaylıkla hipnoza girebilen bir kişi, büyük olasılıkla diğer Hipnoz yapan psikolog da bir zorluk yaşamayacaktır. Ayrıca, bugün hipnoza ne derece yatkın olduğunuz, gelecekte de ne derece yatkın olacağınıza dönük güçlü bir göstergedir. Bir grup araştırmacı, 25 yıl arayla ölçülen hipnoza yatkınlık değerleri arasında 0.71 oranında bir korelasyon bulmuştur. O halde sorumuzu şöyle sorabiliriz: Ne tip insanlar hipnoza daha yatkındır?
Bu alanda yapılan ilk araştırmalar, hipnoza yatkınlıkla korelasyon gösteren kişilik özelliği ölçümlerini incelemiştir. Araştırmacılar, hipnoza en yatkın deneklerin; heyecan arama, hayal gücü ve zekâ gibi ölçümlerde yüksek; tutuculuk, bağımsızlık, dışa dönüklük ve benzeri ölçümlerde düşük puan alan kişiler olduklarını öngörmüşlerdir. Ancak bu ölçümlerle hipnoz yatkınlığı arasında çok az korelasyon bulunmuş, sonuçlar tutarlı bir şekilde doğrulanamamıştır. Bir kişinin hipnoz yatkınlığını güvenilir bir biçimde kestiren hiçbir ölçüm bulunamamıştır. Freud bile hangi hastalarının hipnoza yatkın olduğunu önceden belirleyememiştir. Sadece, nevrotiklerin zor hipnoz olduklarını, akıl hastalarının ise kesinlikle yatkın olmadıklarını belirtmiştir. Ancak sonraları yapılan araştırmalar, nevroz ya da akıl hastalığından başka, birkaç kişilik değişkenini daha tanımlamıştır. Önceki araştırmaların başarılı olmama nedeni, araştırmacıların doğrudan hipnoz deneyimiyle bağlantılı özellikleri ölçmeye çalışmaları olarak görülmüştür. Örneğin, kişinin kendini bir role kaptırması hipnoza yatkınlıkla ilişkilidir. Tiyatro öğrencilerinin diğer öğrencilere göre hipnoza daha yatkın olmalarının nedeni de büyük olasılıkla budur.
Kişilik özellikleriyle hipnoza yatkınlığı kestirmeye çalışanlar, emilim özelliği üzerinde de durmuştur. Emilim ölçümlerinde yüksek puan alan kişiler duyumsal ve düşsel deneyimler yaşamaya yatkındır. Yeni deneyimlere açık, fantezi ve hayal kurmaya eğilimlidir. Emilim ölçümlerinde yüksek puan alan kişilerin hipnoza daha yatkın olduğunu bulgulayan pek çok araştırma yapılmıştır.
Bundan başka hipnoz yatkınlığını etkileyen üç değişken daha vardır: tutum, güdülenme ve beklenti. Hipnoza karşı olumlu bir tutum geliştirmiş insanlar, kuşkuyla yaklaşanlara göre hipnoza daha yatkındır. Ayrıca, hipnoza girmeye güdülenmiş insanların da yatkınlığı artmaktadır. Buna ek olarak, hipnoz sürecine dönük beklentileri de kişilerin yatkınlığını etkiler. Bir araştırmada, deneklere hipnoz talimatlarına uymanın zor olduğu söylenmiş, daha sonra bu deneklerin yatkınlığı ölçülmüş ve talimatlara uymanın kolay olduğu söylenen deneklere göre yatkınlıklarının düştüğü gözlenmiştir. Benzer şekilde, hipnoza yatkın bir deneği izleyen öğrenciler, hipnoza yatkın olmayan bir deneği izleyen öğrencilere göre hipnoza daha kolay yanıt vermişlerdir. Kısacası, insanlar hipnozdayken, davranmaları gerektiğini düşündükleri şekilde tepki gösterir. Bu yüzden hipnoz altındaki insanların tuhaf davrandığını gören kişiler, kendileri hipnoz için sahneye çıktıklarında da tuhaf davranışlar gösterebilir. Araştırmacının, beklentileri değiştirerek hipnoza yatkınlığı etkileyip etkileyemeyeceği de ayrı bir sorudur. Hipnoza yatkınlık oldukça sabit bir kişilik özelliği olsa da, insanları hipnoza duyarlı olacak şekilde eğitmek mümkün müdür?
Kişilik özellikleri ve bir duruma yoğunlaşabilme yeteneği kolay kolay değişmez. Ancak kişilerin tutumları, beklentileri ve güdülenmeleri değişebilir. Bazı araştırmalar eğitimle, hipnoza yatkın olmayan insanların yatkınlıklarının artabileceğini gösterir. Bu araştırmaların her birinde, deneye yatkın olmayan kişiler bir eğitim sürecine katılmıştır. Bu eğitim, hipnoza karşı olumlu bir tutum geliştirilmesi ve kişinin hipnozdan beklentilerinin değiştirilmesi, pasif dinleyicilikten aktif katılımcılığa geçilmesi gibi konuları kapsamıştır. Bir araştırma bu eğitime katılan kişilerin hipnoza yatkınlıklarının, eğitimden bir yıl sonra bile yükselmiş olduğunu göstermiştir. Kısacası, eğer hipnoza yatkınlığınız düşükse, hipnoz deneyimini iyileştirmek için yapabileceğiniz şeyler vardır. Ancak ne derece yatkın olacağınız yine de duruma yoğunlaşabilme yeteneğinizle bağlantılıdır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Hipnoz" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Şahin UÇAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Şahin UÇAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Şahin UÇAR Fotoğraf
Uzm.Psk.Şahin UÇAR
Bursa
Uzman Psikolog - Uzman Psikolojik Danışman
Psikolog & Psikoterapist & Hipnoterapist & Cinsel Terapist & Evlilik Aile Terapisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi152 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Şahin UÇAR'ın Yazıları
► Hipnoz Psk.Murat BİLİM
► Hipnoz Nedir? Psk.Aysel İnciler BİRTÜRK
► Cin Çarpması mı Hipnoz mu? Psk.Mehmet BAŞKAK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,338 uzman makalesi arasında 'Hipnoz' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aldatmanın Psikolojisi ÇOK OKUNUYOR Şubat 2009
► Erken Boşalma Nedir, Nasıl Tedavi Edilir? ÇOK OKUNUYOR Ocak 2009
► Onu Unutamıyorum / Unutmak İstiyorum ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2007
► Evlenmeden Önce Dikkat Aralık 2013
► Hipnoz ve Doğum Temmuz 2013
► Hipnoz ve Hipnoterapi Mayıs 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:47
Top