2007'den Bugüne 73,555 Tavsiye, 24,416 Uzman ve 16,661 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Ergenlerde Bağlanma Stilleri ve Psikolojik Sağlamlık
MAKALE #13240 © Yazan Uzm.Psk.Emine Lamiser ATİK | Yayın Eylül 2014 | 2,364 Okuyucu
Ergenlerde Bağlanma Stilleri ve Psikolojik Sağlamlık

Erken çocukluk dönemindeki çocuk ve ona bakım veren kişi arasındaki ilişki çocuğun sadece fiziksel varlığına yönelik iken, daha sonra kişinin tüm hayatını etkileyen bir ilişki stili haline gelir (Deniz, 2011). Kişinin diğer insanlarla ilişki kurma tarzını şekillendiren bir süreç olan bağlanma yaşamın erken dönemlerinde başlar ve süreklilik gösterir (Kesebir, Kavzoğlu & Üstündağ, 2011).

Bağlanma teorisi, John Bowlby ve Mary Ainsworth’un ortaklaşa çalışmalarının bir sonucu olarak gelişmiştir. Bowlby, teorinin temel taşlarını oluşturmak için etoloji, sibernetik ve psikanaliz kavramlarını kullanmıştır. Çocuğun anneye bağlanmasıyla ilgili yeni bir bakış açısı getirmiştir. Ainsworth ise bağlanma teorisinin temellerini deneysel bulgulara dönüştürmüş ve teorinin geliştirilmesine yardımcı olmuştur (Bretherton, 1992).
Bağlanma, güvenliği sağlayan kişiyle kurulan bağdır. Bağlanma figürü bebeğin çevreyi güvenli bir şekilde keşfetmesini ve korkuyu algıladığı zaman geri dönebildiği güvence üssüdür. Bakım verenin rahatlatıcı hareketleri, bebeğe güvenliği sağlamakla beraber, karşılıklı oyun, bebekle konuşma ve yakın göz kontağı etkileşimleri bebeğin dünyaya ilk girişimleridir (Fleming, 2008).

Bebek, doğumun ardından bağlanma davranışlarını ulaşabildiği herhangi bir kişiye yönlendirebilir. Ancak, altıncı aydan itibaren tüm normal bebekler, bu davranışları, kendi seçimlerine bağlı olarak, yakınlık kurmak istedikleri ve kendisinden ayrı kalmaya itiraz ettikleri tek bir kişiye yönlendirirler. Bu kişiye birincil bağlanma objesi denir. Tepki ve tepkiye verilen yanıtın kalitesi de önemlidir. Sonuçta, tanıdıklık ve karşılık vericilik tercihleri belirleyerek bağlanma kişisinin seçimini etkiler (Hazan & Shaver, 1994).
Bağlanma tam olarak altı ay ile yirmi dört ay arasında şekillenmektedir. Bu dönemin ardından çocuk yaşamında gerek birincil bakıcısıyla gerekse de diğer insanlarla geliştireceği karmaşık yapıdaki ilişkilere girecektir (Kaplan ve ark. 1994; akt. Soysalı, Bodur, İşeri & Şenol, 2005).

Bebeğin annesine bağlanmasının gelişiminde en önemli iki annelik davranışı bulunmaktadır. En üst düzeyde bağlanma; anne, bebeğin belirti ve işaretlerini anladığı, cevapladığı, fiziksel ve emosyonel gereksinimlerini karşıladığında ve bebeği gerçek sosyal etkileşime düzenli soktuğunda oluşur. Fiziksel gereksinimleri hızlı bir şekilde karşılanan fakat sosyal etkileşime sokulmayan çocukların annelerine güçlü bir şekilde bağlanmalarında başarısızlıklar ortaya çıkabilmektedir (Caye, Cooke, McMahon, Karen, 1997).

Bağlanma Stilleri ve Özellikleri

Ainsworth laboratuar ortamında anneden/bakıcıdan ayrılıklar yoluyla bebeklerin bağlanma niteliklerini değerlendirmiştir. Ainsworth özellikle, bebeklerin yakınlık ve temas aradıkları, temas sırasında ne kadar kabul edildikleri ve rahatlatıldıkları, annenin/bakım verenin davranışlarının bebeğin keşif davranışlarına etkisine yönelik soruların cevapları ile de ilgilenmiştir (Hazan & Shaver, 1994). Ainsworth’un çalışmaları Bowlby’nin teorisine deneysel destek sağlamıştır. Güvenli bağlanan bebekler bakıcı/anne ayrıldığı zaman huzursuz olmuş geri döndüğünde ise rahatlamıştır (Fleming,2008). Kaygılı/kararsız bağlanan bebekler, tutarsız tepki gösteren anneye/bakıcıya sahiptir. Bu bebekler hem kızgın hem de kaygılı göründüklerinden zihinleri anne/bakıcı ile meşgul olduğundan keşfe çıkamaz hale gelmişler. Kaygılı/kaçınmacı bebekler yakın bedensel temasları tutarlı olarak reddetten bakıcıya/anneye sahiptir. Bunlara daha sonra dağınık (dezorganize/yönü belirsiz) bağlanma olarak bir üçüncü güvensiz bağlanma tipi daha eklenmiştir. Kaygının kontrolünde tutarlı stratejinin yokluğunda ve kaçınmacı, kararsız davranışların karışımı ile ortaya çıkar (Hazan & Shaver, 1994).

Bağlanma stilleri ergenin de yaşamını etkiler. Ergenlik döneminde, ebeveynlerden bağımsızlaşmak için verilen mücadelede güven duygusu bağlanma figürleri olarak arkadaşlara aktarılır ve bu durum onların yetişkin bağlanma biçimlerini geliştirmelerini sağlar (Kesebir & ark., 2011).

Araştırmalar, ergenlikte ebeveyn bağlanma figüründen akran bağlanma figürlerine geçişte, erken dönemdeki güvenli bağlanma yaşantılarının bu dönemdeki değişiklikleri kolaylaştırdığını göstermiştir (Allen & Land,1999; Collin,1996; akt; Hamarta, 2004). Güvenli bağlanma stiline sahip ergenlerin daha uyumlu, arkadaş ve ebeveyn bağlanma figürü ile daha doyumlu ilişki kurabildikleri; bununla birlikte güvensiz stile sahip ergenlerin daha bağımlı ve aileleriyle daha zorlayıcı ilişkileri bulunmaktadır (Hamarta, 2004). Gencin bağlanma yaşantıları, sosyal ilişki başarısını ve hayatın zorluklarına uyum sağlama başarısını belirlemektedir (Kesebir & ark., 2011).

Antonovsky (1987), yüksek bağlanma duygusuna sahip bireylerin, yaşam problemleri karşısında daha esnek olduklarını ve yaşamın taleplerini daha az tehdit edici ve daha yönetilebilir olarak gördüklerini vurgulamıştır. Düşük bağlanma duygusuna sahip bireylerin ise olumsuz yaşam olayları ve problemleri karşısında, yalnızlık duygularını yaşadıklarını bildirir (Akt. Erözkan, 2010). Güvenli bağlanma stiline sahip olanların yalnızlık duygularını daha az yaşadıkları; yalnızlık duygularının güvenli bağlanma ile negatif, güvensiz bağlanma ile pozitif yönde ilişkili olduğu belirtilmiştir (Akbağ & İmamoğlu, 2010).

Ayrıca bağlanma stilleri ve duygusal zeka arasında pozitif ilişki bulgulanmıştır. Güvenli bağlanan bireylerin duygularının daha çok farkında oldukları, problemle baş etmede daha fazla kendine güvene sahip oldukları, daha fazla uyumsal davranış gösterdikleri ve stresle baş etmede daha yüksek motivasyona sahip oldukları bulunmuştur (Hamarta, Deniz, Saltalı, 2009).

Psikolojik Sağlamlık

Olumsuz deneyimlere rağmen olumlu uyum sağlayabilmeyle ilgili olan resilience kavramı (Masten & Gewirtz, 2006), psikoloji, psikiyatri, sosyoloji, biyolojik bilimler, genetik, epigenetik, endokrinoloji ve nörobilim gibi farklı disiplinlerdeki araştırmacılar tarafından da incelenmiştir (Herman, Stewart,Granados, Berger, Jackson & Yuen, 2011).
Resilience; hastalık, depresyon, yoksunluktan hızlıca kurtulmak ve eski hale geri dönebilme yeteneği olarak tanımlanır (Rak & Patterson, 1996). Bireyin şu andaki sorunlara uyum sağlayarak, gelecekteki sıkıntılarla baş edebilmesini sağlayacak iç ve dış kaynakları kullanabilme yeteneği olarak gelişimsel bir süreci gösterir (Yates, Egeland & Sroufe, 2003).

Otuz yıl kadar önce yüksek riskli çevrelerdeki çocuklarla çalışan araştırmacılar, olumsuz deneyimlere rağmen birçok çocuğun olumlu gelişimsel sonuçları başardığını gözlemledi. Beklenenden daha iyi sonuçları başaran bireyler ayakta kalanlar, dayanıklı-sağlam, strese dirençli ve hatta yenilmez olarak etiketlendi (Yates & Masten, 2004).
1970’lerde bir grup psikolog ve psikiyatrist, psikopatoloji ve gelişim sorunları (genetik veya deneysel koşullar nedeniyle) için risk altındaki çocuklarda resilience kavramına dikkat çekmeye başladı (Masten, 2001). Araştırmacılar, ailede ruhsal hastalık, stres ya da yoksulluk nedeniyle artmış risk problemleri bulunan çocuklarla çalışmaya başladı. Norman Garmezy, Lois Murphy, Michael Rutter, Arnold Sameroff & Emmy Werner öncü araştırmacılardandır (Masten & Gewirtz, 2006).

Diğer bir tanımlamaya göre psikolojik sağlamlık, olumsuz bir duruma koruyucu faktörler ile risk faktörlerinin etkileşimiyle uyum sağlama sürecidir (Karaırmak, 2006, Gizir, 2006; akt; Önder & Gülay, 2008).

Risk ve Koruyucu Faktörler

Çalışmalar sonucunda hem risk hem de koruyucu faktörler; bireysel, ailesel ve çevresel olmak üzere üç başlık altında toplanarak açıklanmıştır.

Bireysel risk faktörleri; büyüme geriliği, düşük doğum ağırlığı, madde kullanımına maruz kalma, fiziksel yetersizlik (Engle, Castle & Menon, 1996), fetal alkol/ilaç kullanımı, adölesan gebelik, prematüre doğum, geçimsiz bir mizaca yada utangaç bir kişiliğe, sahip olma, düşük IQ seviyesi, kronik ya da ruhsal bir hastalık, madde kullanımı, akademik başarısızlık ve etnik bir gruba mensup olmadır (Öz & Yılmaz, 2009). Kontrol odağı, zeka, ego gelişimi, öz yeterlilik, gelişmiş problem çözme becerisi (Engle, Castle & Menon, 1996), acı veren deneyimlere optimist bakış ve özerklik (Rak & Patterson, 1996) ise bireysel düzeyde koruyucu faktörlerdir.

Ailesel risk faktörleri; yoksulluk, evlilikte bozulma (Engle, Castle & Menon, 1996), en az dört çocuklu kalabalık aileye sahip olma, iki çocuk arasındaki sürenin 2 yıldan az olması, ruhsal/kronik bir hastalığı olan anne-babaya sahip olma, madde kullanan ya da suç işlemiş ebeveyne sahip olma, evlat edinilme, ebeveynlerin ölümü ya da tek ebeveyne sahip olma, ailesel şiddete maruz kalmadır (Öz & Yılmaz, 2009). Koruyucu faktörler ise; anneye güvenli bağlanma, ailede tutarlılık, iyi ebeveynlik becerileri, madde kullanımının veya annelik depresyonunun yokluğu (Herman, Stewart,Granados, Berger, Jackson & Yuen, 2011), sıcak, duyarlı ve uyumlu aile içi ilişkiler (Yates & Masten, 2004) gibi özelliklerdir.

Çevresel risk faktörleri ise; yüksek suç oranının olduğu yerlerde yaşama, okula devamın yetersiz olduğu, politik şiddetin bulunduğu toplumlar (Engle, Castle & Menon, 1996), düşük sosyo-ekonomik durum, fiziksel ve cinsel yönden suistimal, yoksulluk, evsizlik, çocuk ihmali, yetersiz beslenme, olumsuz akran desteği ve toplumsal şiddete maruz kalmadır (Öz & Yılmaz, 2009). Koruyucu faktörler ise; yüksek nitelikli eğitimsel çevreler, dikkatli ve doyum veren öğretmen-çocuk ilişkisi, güvenli ev ve komşular, olumlu yetişkin modelinin bulunmasıdır (Yates & Masten, 2004).

Kosaka’ya göre (1996) psikolojik sağlamlık düzeyi yüksek bireyler zorluklara meydan okurlar. Durağan olmaktan çok değişmeye inandıklarından, stresli yaşam durumlarını güvenliği tehdit edici bir unsur olarak değil kişisel gelişim için gerekli olan bir fırsat olarak görürler. Yeni yaşantılara açık bireyler, stresi öğrenmeye yönelik gerekli bir basamak olarak kabul ederler (Akt. Sürücü ve Bacanlı, 2010).

Werner ve Smith tarafından Kauai’de yapılan ve 40 yıl süren boylamsal araştırmada; doğum öncesinden doğum sonrasına kadar çeşitli biyolojik - psikolojik risk faktörlerinin ve stresli olayların(doğum öncesi travmaya maruz kalma, yoksulluk, ailede psikopatoloji ve uyumsuzluk vb.) etkileri incelendi. Çalışmanın sonucunda sağlam çocukların bebekken aileden yada diğer bakım verenlerden olumlu geri bildirim alabildikleri (Gardynık & Mcdonald, 2005), okul öncesi dönemde özerklikle beraber ihtiyaç duyduğunda destek isteme yeteneğini kazanabildikleri (Werner, 1990), çocukluk ve ergenlikte iyi iletişim ve problem çözme becerilerine, iç kontrol odağına ve olumlu benlik kavramına sahip oldukları görüldü. Sağlam çocuğun, aile içinde bakım veren yetişkinle yakın bağ kurabildiği ve toplum içinde olumlu rol modelleri bulabildiği görüldü (Gardynık & Mcdonald, 2005). Sağlam gençler, kronik yoksulluk, aile psikopatolojisi ve uyumsuzluğu ile baş etmede başarılı olmakla beraber, sorunlu olan akranlarına göre daha sorumlu ve başarı yönelimlidir (Werner, 1990).

Egeland ve Kreutzer’e göre erken pozitif uyum; a) bebeklikteki güvenli anne-çocuk bağlanmasına, b) çocuk 24 ve 42 aylıkken annenin etkili problem çözebilmesine, c) çocuğun 42 aylıkken problem çözmeye yönelik olan ve benlik saygısını, yaratıcılığını, esnekliğini gösteren hareketlerine olumlu tepkide bulunmayla sağlanır (Yates, Egeland & Sroufe, 2003).

Sağlamlık alanında yapılan araştırmalar benlik kavramının da önemli rol oynadığını göstermiştir. Riskli gençlerde kendilik ve kendilik sınırlarını anlama kapasiteleri, psikolojik hastalık gibi uzun süreli aile stresörleriyle ilişkide koruyucu faktör olarak ve uyumsal yaşam yeterliliklerinin sonucu olarak pozitif benlik saygısını artıracaktır (Rak & Patterson, 1996).

KAYNAKÇA
Akbağ, M. & İmamoğlu, S.E. (2010). The Prediction of Gender and Attachment Styles on Shame, Guilt, and Loneliness. Educational Sciences: Theory & Practice, 669-682. 10 Temmuz 2011’de www.edam.com.tr adresinden indirildi.
Asendorpf, J.B. & Baudonniere, P.M. (1993). Self Awareness and Other Awareness: Mirror Self Recognition and Synchronic Imıtation Among Unfamiliar Peers. Developmantal Psychology, 29(1): 88-95. 10 Ekim 2011’de www.psychologie.hu-berlin.de/.../selfaware... adresinden indirildi.
Basım, H.N. & Çetin, F. (2010). Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği’nin Güvenilirlik ve Geçerlilik Çalışması. Türk Psikiyatri Dergisi. 22: 1-13. 20 Mayıs 2011’de www.turkpsikiyatri.com/Data/UnpublishedArticles/hfyhbu.pdf adresinden indirildi.
Bretherton, I. (1992). The Origins of Attachment Theory: John Bowlby and Mary Aınsworth. Developmental Psychology, 28: 759-775. 10 Eylül 2011’de www.psychology.sunysb.edu/attachment/ adresinden indirildi.
Caye J, Cooke L, McMahon J, Karen R (1997). Effect of attachment and separation. Children’s Services Practice Notes, 2(4):1-3. 20 Eylül 2011’de http://ssw.unc.edu/fcrp/Cspn/vol2_no4/cspnv2_4pdf adresinden indirildi.
Çalışır, M. (2009). Yetişkin Bağlanma Kuramı ve Duygulanım Düzenleme Stratejilerinin Depresyonla İlişkisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 1:240-255. 20 Mayıs 2011’de www.cappsy.org/archives/vol1/cap_1_18.pdf adresinden indirildi.
Çetin, F.Ç. (2001). Kendilik Patolojisi Belirtisi Olarak Kimlik Kargaşası. Türk Psikiyatri Dergisi, 12(4):309-314. 10 Ekim 2011’de www.turkpsikiyatri.com/C12S4/kendilikPatolojisi.pdf adresinden indirildi.
Deniz, M.E. (2011). An Investigation of Decision Making Styles and the Five-Factor Personality Traits With Respect to Attachment Styles. Educational Sciences: Theory & Practice, 105-113. 10 Temmuz 2011’de www.edam.com.tr adresinden indirildi.
Engle, P.L., Castle, S. & Menon, P. (1996). Child Development: Vulnerability and Resilience. 10 Eylül 2011’de www.digitalcommons.calpoly.edu/cgi/viewcontent adresinden indirildi.
Erözkan, A. (2010). Lise Öğrencilerinin Bağlanma Stilleri ve Yalnızlık Düzeylerinin Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi. 20 Mayıs 2011’de http://www.e-dergi.atauni.edu.tr/index.php/SBED/article/viewArticle/115 adresinden indirildi.
Fleming, T. (2008). A Secure Base for Adult Learning: Attachment Theory and Adult Education. 33-53. 10 Temmuz 2011’de adulteducation.nuim.ie/.../copyofpublished adresinden indirildi.
Gardynik, U. M. & Mcdonald, L. (2005). Implications of Risk and Resilience in the Life of the Individual Who is Gifted\Learning Disabled. Psychology Journals, 206-214.
Geçtan, E. (2010). Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar. İstanbul: Metis Yay.
Gullestad, S.E. (2001). Attachment Theory and Psychoanalysis: Controversial İssues. The Scandınavıan Psychoanalytıc Review, 24: 3-16. 10 Eylül 2011’de www.scandrev.com/.../attachment_theory.p... adresinden indirildi.
Grant, A. M., Franklin, J. & Langford, P. (2002). The Self Reflection and İnsight Scale: A New Measure of Private Self-Conscıousness. Social Behavior and Personality, 30(8), 821-836. 10 Ekim 2011’de www.stemcareer.com adresinden indirildi.
Hamarta, E. (2004). Bağlanma Teorisi. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 14: 53-66. 10 Ekim 2011’de kybele.anadolu.edu.tr/kybele.aspx?...sy%3DAnadolu...Eğitim+Fakülte adresinden indirildi.
Hamarta, E., Deniz, M.E.& Saltalı, N. (2009). Attachment Styles as a Predictor of Emotional Intelligence. Educational Sciences: Theory & Practice, 213-229. 10 Temmuz 2011’de www.edam.com.tr adresinden indirildi.
Hazan, C. & Shaver, P.R. (1994). Bağlanma(Yakın İlişkilerle İlgili Araştırmalar İçin Bir Çerçeve). (Çev: A. Dönmez). Psycholoogical Inquiry, 5(1): 1-49. 20 Mayıs 2011’de dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/40/482/5654.pdf adresinden indirildi.
Herrman, H., Stewart, D.E., Granados, N.Z., Berger, E.L., Jackson, B. & Yuen, T. (2011). What Is Resilience? Cannadienne de Psychiatrie, 56,5.
Kesebir, S., Kavzoğlu, S. ve Üstündağ, M. F. (2011). Bağlanma ve Psikopatoloji. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 3(2): 321-342. 20 Mayıs 2011’de www.cappsy.org/archives/vol3/no2/cap_03_15.pdf adresinden indirildi.
Masten, A. S. (2001). Ordinary magic: resilience processes in development. American Psychologist, 56(3): 227-238. 10 Eylül 2011’de homepages.uwp.edu/.../Masten-2001.pdf. adresinden indirildi.
Masten, A.S. & Gewırtz, A.H. (2006). Resilience in Development: The İmportant of Early Childhood. Encylopedia on Early Childhood Development, 10 Ekim 2011’de www.child-encyclopedia.com/.../Masten-G... adresinden indirildi.
Önder, A. Ve Gülay, H. (2008). İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Psikolojik Sağlamlığının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Dergisi, 23: 192-197. 20 Mayıs 2011’de http://www. deu.mitosweb.com/browse/50400/181.p.f , adresinden indirildi.
Öveç, Ü. (2007). Öz-duyarlılık ile Öz-Bilinç, Depresyon, Anksiyete ve Stres Arasındaki İlişkilerin Yapısal Eşitlik Modeliyle İncelenmesi. Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eğitim Bilimleri, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya.
Öz, F. Ve Yılmaz, E.B. (2009). Ruh Sağlığının Korunmasında Önemli Bir Kavram: Psikolojik Sağlamlık. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Dergisi, 82-89. 10 Ekim 2011’de hacettepehemsirelikdergisi.org/pdf.php3?id=87 adresinden indirildi.
Rak, C.F. & Patterson, L.E. (1996). Promoting resilience in at- risk children. Journal of Counseling & Development, 74: 368-373. 20 Temmuz 2011’de www.worldwideopen.org/.../RES002_Prom adresinden indirildi.
Richards, K.C., Campenni, C.E. & Muse-Burke, J.L. (2010). Self Care and Well-being in Mental Health Professionals: The Mediating Effects of Self-awareness and Minfulness. Journal of Mental Health Counseling, 32(3): 247-264.
Snyder, R., Shapiro, S. & Treleaven, D. (2011). Attachment Theory and Mindfulness. J Child Fam Stud.
Soysalı, A. Ş., Bodur, Ş., İşeri, E. Ve Şenol, S. (2005). Bebeklik Dönemindeki Bağlanma Sürecine Genel Bir Bakış. Klinik Psikiyatri, 8: 88-99. 20 Mayıs 2011’de www.klinikpsikiyatri.org/files/journals/1/216.pdf adresinden indirildi.
Sürücü, M. Ve Bacanlı, F. (2010). Üniversiteye Uyumun Psikolojik Dayanıklılık ve Demografik Değişkenlere Göre İncelenmesi. GÜ. Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 30 (2): 375-396. 20 Mayıs 2011’de www.gefad.gazi.edu.tr/.../2010-2-375-396-5-gef-0948%3B%20375-396.pdf adresinden indirildi.
Terzi, Ş. (2006). Kendini Toparlama Gücü Ölçeğinin Uyarlanması: Geçerlilik ve Güvenilirlik Çalışmaları. Türk PDR Dergisi, 26: 77-86.
Tüzün, O. Ve Sayar, K. (2006) Bağlanma ve Psikopatoloji. 19(1): 24-39. 20 Mayıs 2011’de onlinemakale.dusunenadamdergisi.org/pdf/.../2242010174219-1-4.p... adresinden indirildi.
Tyson, P. & Tyson, R.L. (1990). Psychoanalytic Theories of Development: An Integration. London: Yale University Press.
Werner, E.E (1990). Protective Factors and İndividual Resilience. Edited by Jack P. Shonkoff & Samuel J. Meisels. Handbook of early childhood intervention. 10 Eylül 2011’de http://www.healthychild.ucla.edu adresinden indirildi.
Winnicott, D. (1998). Oyun ve Gerçeklik. İstanbul: Metis Yay.
Yates T. M., Egeland, B., & Sroufe, A. (2003). Rethinking Resilience. A Developmental Process Perspective. Edited by Sunıya S. Luthar. Resilience and Vulnerability. (243-259). USA: Cambridge University Press. 10 Eylül 2011’de adlab.ucr.edu/.../Rethinking%20Resilience adresinden indirildi.
Yates, T.M. & Masten, A.S. (2004). Fostering the Future: Resilience Theory and the Practice of Positive Psychology. Edited by P. Alex Linley and Stephen Josepf. Positive Psychology in Practise. (521-539). Canada: Wiley&Sons. 10 Eylül 2011’de adlab.ucr.edu/.../Fostering%20the%20futur. adresinden indirildi.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ergenlerde Bağlanma Stilleri ve Psikolojik Sağlamlık" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Emine Lamiser ATİK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Emine Lamiser ATİK'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Emine Lamiser ATİK'in Makaleleri
► Psikolojik Sağlamlık Psk.E. Elanur GÜRBÜZ
► Öğrenme Stilleri Psk.Dnş.Yasemin ŞAHİN
► Bağlanma - Çocuklarda ve Yetişkinlerde Bağlanma Psk.Dnş.Mehmet Enver BAYATLI
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,661 uzman makalesi arasında 'Ergenlerde Bağlanma Stilleri ve Psikolojik Sağlamlık' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:26
Top