2007'den Bugüne 77,797 Tavsiye, 25,209 Uzman ve 17,435 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Demografik Değişkenlerin Yetişkin Bağlanma Stilleri ile İlişkisi
MAKALE #20009 © Yazan Psk.Merve YILMAZ | Yayın YENİ Kasım 2018
GİRİŞ

Bu araştırmanın amacı, demografik değişkenlerin yetişkin bağlanma stillerini ne ölçüde yordadığını belirlemektir. Araştırma örneklemi rassal olarak seçilmiştir. Araştırma 11 kadın ve 5 erkek olmak üzere toplam 16 kişi üzerinde yapılmıştır. Araştırmada Demografik Bilgi Formu ve İlişki Ölçekleri Anketi kullanılmıştır. Verilerin analizinde İlişki Ölçekleri Anketi değerlendirme metotları kullanılmıştır.

LİTERATÜR TARAMASI
Bağlanma, insanların kendileri için önemli hissettikleri diğer insanlara karşı geliştirdikleri güçlü duygusal bağlar olarak tanımlanabilir.( Bowlby, 1890 ) Bowlby (1958) ve Ainsworth (1989) çalışmalarında güvenli, kaygılı/kararsız, kaçınmacı olmak üzere 3 temel bağlanma stili ortaya koydular.

Bartholomew ve Harowitz (1991) Bowlby’nin bağlanma kuramına dayanarak ancak ondan farklı olarak benliğe ve başkalarına ait zihinsel modellerin olumlu olumsuz olma durumlarının çaprazlamasından oluşan dörtlü yetişkin bağlanma stilini geliştirmişlerdir. Bu kurama göre güvenli, saplantılı, kayıtsız ve korkulu olmak üzere dört bağlanma stili bulunmaktadır.

Güvenli bağlanma stili, bireyin kendisine ve başkalarına ilişkin algılarının olumlu olduğu stildir. Kişinin başkalarına ilişkin olumlu duygularına, kendisi hakkındaki olumsuz duyguların eşlik ettiği stil saplantılı stildir. Kendisine ilişkin algının olumlu olduğu ancak başkalarına ilişkin algının olumsuz olduğu bağlanma örüntüsü kayıtsız stildir. Her iki algı durumunun da olumsuz olduğu bağlanma stili ise korkulu stildir. (Terzi ve Çankaya, 2009)

Güvenli bağlanma stiline sahip kişiler; olumlu benlik algısına sahiptirler, kendilerini sevgiye değer görürler, başkalarının güvenilir ve iyi niyetli olduklarına dair olumlu beklentileri vardır. Başkalarıyla bağlantı kurarken özerk kalmayı başarabilirler. Saplantılı bağlanma stiline sahip kişiler kendilerini değersiz hissederler, yakın ilişkilerinde kendilerini onaylatma ya da kanıtlama eğilimi gösterirler. İlişkilerinde beklentileri gerçekçi değildir. Kayıtsız bağlanma stiline sahip olan kişilerin öz saygıları yüksektir başkalarına olan yakın ilişki ihtiyacını reddederler, özerkliğe aşırı derecede önem verirler. Korkulu bağlanma stiline sahip kişiler, düşük özsaygıya sahiptirler, başkalarını güvenilmez ve reddedici bulurlar. (Terzi ve Çankaya, 2009)

Literatürde bireylerin stresle başa çıkma kapasitelerinin onların bağlanma stilleriyle ilişkili olduğu vurgulanır. Güvenli bağlanan kişilerin stresin yarattığı olumsuz duyguları kontrol altına alabildikleri (Mikulincer ve Florian’dan aktaran Terzi ve Çankaya 2009) ,olumsuz duygularını düzeltmede kendilerine güven duydukları (McCarthy ve Ark’tan aktaran Terzi ve Çankaya, 2009) sosyal desteği diğer insanlara oranla stresle başa çıkmada daha sık ve etkin kullandıkları, (Kobak ve Sceery , 1988; David , Maris ve Kraus, 1998’ den aktaran Terzi ve Çankaya,2009) ifade edilmektedir. Öte yandan güvensiz bağlanma stilinin stres karşısında sorunlara saplanma ya da tepkisellik gibi etkisiz başa çıkma yollarına başvurulmasına sebep olduğu (Lopez ve ark, 2001 ; Janssen, Schuengel ve Stolk, 2002’den aktaran Terzi ve Çankaya,2009) kayıtsız ve korkulu bağlanan kişilerin ise çoğunlukla olumsuz kaçınma davranışları (ilaç/madde kullanma, içki içme gibi) sergiledikleri (Howard ve Medway, 2004’ten aktaran Terzi ve Çankaya,2009) belirtilmiştir.

BAĞLANMA VE ÖZNEL İYİ OLMA
Öznel iyi olma, bireyin yaşamın değerli olduğuna nasıl karar verdiğidir ve bireyin önemli yaşam alanlarında (okul, aile, iş vb.)yaşama dair olumlu duygularının olumsuz duygularından daha çok olması ile ilişkilidir.(Terzi ve Çankaya, 2009)
İlgili literatürde bireylerin iyi olma düzeylerinin onların bağlanma stilleriyle anlamlı bir ilişki içinde olduğu vurgulanmaktadır. Güvenli bağlanan bireylerin benlik algılarının olumlu olmasının, kendilerini sevilmeye değer bulmalarının, onların öznel iyi olma düzeyini yordadığı ve ruh sağlığı ile olumlu ilişki gösterdiği saptanmıştır. (La Guardio ve ark., 2000) ile Murdock ve Love (2004)

GÜVENLİK TEMELLİ STRATEJİLER
Güvenli bağlanma kişinin stres altındaki dönemlerinde zihinsel sağlıklılığını sürdürecek kişisel kaynakları inşa ederken kişinin bakış açısını ve bilişsel kapasitesini geliştirir. Kişi tecrübe kazanıp bilişsel olarak gelişim gösterdikçe, güvenliği artıran bağlanma figürünün rollerini özümseyip içselleştirir ve sonuçta kişisel güç ve esnekliğin bir parçası haline getirir. ( Çalışır, 2009 )

BAĞLANMA ve PSİKOPATOLOJİLER
Bowlby’nin çalışmalarından hareketle güvensiz bağlanma biçimi psikopatolojiler için ana belirleyici olarak düşünülürken, güvenli bağlanma sağlıklı süreçlerle ilişkilendirilmiştir.
Güvensiz bağlanma biçimlerinden kaygılı/ikircikli bağlanma depresif bozukluklarla ve anksiyete bozukluklarıyla ilişkilendirilirken, kaçınmacı bağlanma davranış bozukluğu ve dışa vuruk diğer patolojilerle ilişkilendirilmiştir. Dağınık bağlanma ise dissosiyatif bozukluklarla ilişkilendirilmiştir.(Kesebir ve ark., 2011)

BAĞLANMA ve EKONOMİK DÜZEY
O’Connor ve diğerleri (2003), Birleşik Krallık’ta evlatlık olan yoksunluk çekmeyen 52 çocuk ve Romanya’daki yoksunluk içinde evlat edinilmiş 111 çocuktan oluşan bir karşılaştırma grubu içinde 4 yaşındaki çocuklardan oluşan bakıcı-evlatlık ilişkisindeki çocuk-ebeveyn bağlanmasının niteliği incelenmiştir. Bulgularda, yoksunluk içinde layman evlatlıklarla karşılaştırıldığında, yoksunluk tecrübesi yaşayan çocukların güvenli bağlanma ihtimalleri azalırken, tepkisel bağlanma bozukluğu göstermeleri daha olası olarak belirtilmiştir. Yoksun evlatlıklar örneklemi içinde, yoksunluğun süresi arttıkça bağlanma davranışının niteliği de değişmektedir. Erken yaşta yoksunluk tecrübeleyen çocuklar kaçınmacı bağlanma özelliği göstermişlerdir. (Çakır, 2008) Yetişkin bağlanma stillerinin temel dinamiklerini çocuklukta ki bağlanma stillerinin oluşturduğunu düşünürsek yoksunluk çekmeyen yetişkin bireylerin güvenli bağlanma ihtimallerinin yüksek, yoksunluk çeken yetişkin bireylerin güvenli bağlanma ihitimallerinin düşük ve tepkisel bağlanma bozukluğu gösterme ihtimallerinin olası olduğunu söyleyebiliriz.

KULLANILAN ÖLÇÜM ARAÇLARI
1) DEMOGRAFİK BİLGİ FORMU
2) İLİŞKİ ÖLÇEKLERİ ANKETİ
• 1-7 arası Likert tipi 30 maddeden oluşan İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA), Griffin ve Bartholomew (1994) tarafından geliştirilmiştir. Ölçek, Hazan ve Shaver’ın (1987) bağlanma ölçümlerinde yer alan paragraflardan ve Bartholomew ve Horowitz’in (1991) İlişki Anketinden (İA) yararlanılarak oluşturulmuştur. Bu ölçekte güvenli, kayıtsız, saplantılı ve korkulu olmak üzere 4 çeşit yetişkin bağlanma stilinin ölçülmesi amaçlanmaktadır.
• Ölçeğin Türk örneklemi üzerinde Sümer ve Güngör (1999) tarafından yapılan geçerlik ve güvenirlik çalışmalarında İlişki Ölçekleri Anketi’nin güvenli, kayıtsız, korkulu ve saplantılı olmak üzere dört faktör yapısından oluştuğu ayrıca ölçeğin test tekrar test yöntemi ile tüm boyutlarda güvenirlik katsayılarını .54 ile .61 arasında değişen değerlerde hesaplanmıştır.
• Ölçeğin Türk kültürüne uyarlanması, Sümer ve Güngör (1999) tarafından yapılmış olup bu uyarlanmış halinde 17 madde bulunur. Ölçekteki alt ölçeklerin iç-tutarlık katsayıları, 0,27 ve 0,61 arasında olup yeterli seviyede test-tekrar test güvenirliğiyse, 0,78 çıkmıştır (Sümer ve Güngör, 1999).
• Katılımcılar, ölçekte her madde için en yakın ilişkilerindeki tutumlarını en iyi tanımladığını düşündüklerini 7 basamaklı ölçek üzerinde işaretlemektedirler (1= Beni hiç tanımlamıyor. 7= Beni tamamıyla tanımlıyor.). Ölçekte güvenli ve kayıtsız bağlanmayı ölçen 5’er madde, saplantılı bağlanmayı ölçen 4 madde ve korkulu bağlanmayı ölçen 4 madde bulunmaktadır:

Korkulu bağlanma stili: 1., 4., 9., 14. maddeler
Kayıtsız bağlanma stili: 2., 5., 12., 13., 16. maddeler
Güvenli bağlanma stili: 3., 7., 8., 10., 17. maddeler
Saplantılı bağlanma stili: 5. (ters yüklü), 6., 11., 15. maddeler

• Ölçeğin ters yüklü maddeleri 5., 7. ve 17. maddelerdir. Bağlanma boyutları hesaplanırken 5. maddenin hem orijinal hem de ters yüklü hali kullanılmaktadır.

BULGULAR
Araştırmanın bulgular bölümünde demografik değişkenlerin yetişkin bağlanma stillerini ne derecede yordadığını saptamak amacıyla yapılan analiz sonuçları tablolar üzerinde gösterilmiştir. Örneklem grubunda herhangi bir psikolojik veya fiziksel rahatsızlık geçiren kişiye rastlanmamıştır. Dolayısıyla demografik bilgi formunda ki 8,9 ve 10. Soruların yordadığı değişkenlerin yetişkin bağlanma stilleri üzerinde etkisi araştırılamamıştır.



Tablo 1 incelendiğinde araştırmada 11 kadın ve 5 erkek kullanıldığı anlaşılmaktadır. Korkulu bağlanan 1 kadının olduğu erkeklerin korkulu bağlanma göstermediği görülmüştür. Kayıtsız bağlanan kadın sayısı 4 iken bu sayı erkeklerde yarı yarıya bir azalma gösterip 2 olmuştur. Güvenli bağlanan birey sayısına baktığımızda kadınların 6 ‘sının, erkeklerin ise 1’inin güvenli bağlandığı görülmektedir. Saplantılı bağlanan erkek sayısı 2 iken, bu sayısı kadınlarda 0’dır. Tablonun geneline baktığımızda kadınların bağlanma stilinin güvenli olduğu, erkeklerin bağlanma stilinin ise kayıtsız ve saplantılı bağlanma arasında oransal olarak dağıldığı saptanmıştır.



Tablo 2’ye bakıldığında cinsiyet faktörlerinin yetişkin bağlanma biçimlerini (korkulu, kayıtsız, güvenli, saplantılı) ne şekilde yordadığı görülmektedir. Kadınların korkulu bağlanma stili ortalamalarının erkeklerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür (3.75>3.0) Kayıtsız bağlanma stiline baktığımızda da aynı durum söz konusudur, kadınların kayıtsız bağlanma stili ortalamalarının erkeklerden yüksek olduğu göze çarpmaktadır. (4.80>4.36) Kadınların güvenli bağlanma stili ortalamalarının erkeklerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmektedir.(4.65>4.18) Saplantılı bağlanma stiline baktığımızda ise, erkeklerin saplantılı bağlanma ortalamalarının kadınlardan anlamlı derecede yüksek olduğu görülmektedir. (4.15>3.90) Tablonun geneline bakıldığında ise kadınların ve erkeklerin en yüksek bağlanma stili ortalaması kayıtsız bağlanmaya aittir.(4.80 ve 4.36)


Tablo 3’ te eğitim durumu lise ve üniversite olan kadın ve erkeklerin korkulu, kayıtsız, güvenli, saplantılı bağlanma ortalamaları ayrı ayrı verilmiştir. Tabloya baktığımızda eğitim durumu lise olan kadınların güvenli bağlanma puanlarının en yüksek olduğu (4.50) , eğitim durumu lise olan erkeklerin ise kayıtsız bağlanma puanlarının en yüksek olduğu (4.60) saptanmıştır. Eğitim durumu üniversite olan kadınların kayıtsız bağlanma puanlarının en yüksek olduğu (4.82), erkeklerin ise saplantılı bağlanma puanlarının en yüksek olduğu (4.13) görülmektedir.


Örneklem grubunun genel yaş ortalaması 27.43’tür.(Tabloda bu içeriğe yer verilmemiştir.) Tablo 4’e baktığımızda 20 yaşın altında ki kadınların güvenli bağlandıkları (6.40) , 20-30 yaş arası kadınların kayıtsız bağlandıkları (4.86), 30-40yaş arası kadınların kayıtsız bağlandıkları (4.10) ve 40 yaşın üstünde ki kadınların güvenli bağlandıkları (5.40) görülmüştür. Bununla birlikte kayıtsız bağlanan yaş gruplarından en güçlü bağlanma puanı 20-30 yaş arası gruba aittir (4.86>4.10) Güvenli bağlanma stiline baktığımızda ise 20 yaşın altındaki kadınların güvenli bağlanma puanlarının 40 yaş üstü kadınlardan daha güçlü olduğu görülmektedir. (6.40>5.40)
Tablo 5. Medeni Durumun Yetişkin Bağlanma Stillerini Yordama Ortalamaları


Örneklem grubunda ilişkisi olmayan 7 bekâr, ilişkisi olan 3 bekâr ve evli 6 kişi bulunmaktadır. Tablo 5 incelendiğinde ilişkisi olmayan bekârların kayıtsız bağlanma stiline sahip oldukları (4.74) , ilişkisi olan bekârların saplantılı bağlanma stiline sahip oldukları (4.83), evli olanların ise güvenli bağlanma stiline sahip oldukları (4.50) görülmektedir.

Örneklem grubunda 6 kişi büyükşehir, 8 kişi şehir ve 2 kişi köy yaşamı sürmektedir. Tablo 6 incelendiğinde Büyükşehirde yaşayan bireylerin güvenli bağlanma stili geliştirdikleri (4.28), Şehirde yaşayan bireylerin kayıtsız bağlanma stili geliştirdikleri (4.62) ve köyde yaşayan bireylerin güvenli bağlanma stili geliştirdikleri(5.30) saptanmıştır.

Araştırma grubunda 6 kişi 0-1001 TL arası gelir düzeyine, 4 kişi 1001-2000 TL arası gelir düzeyine, 3 kişi 2001-3000 TL arası gelir düzeyine ve 3 kişi 3001 TL üzeri gelir düzeyine sahiptir. Tablo 7’ye baktığımızda 0-1001 TL ve 1001-2000 TL arası gelir düzeyine sahip kişilerin kayıtsız bağlanma stili ortalamalarının daha yüksek (4.43 ve 4.70) , 2001-3000 TL arası ve 3000 TL üzeri gelir düzeyine sahip kişilerin güvenli bağlanma stili ortalamalarının daha yüksek (5.43 ve 4.63) olduğu saptanmıştır.

SONUÇ

Tablo 1 ve 2’ ye baktığımızda kadınların güvenli bağlanma ortalamalarının erkeklerden yüksek olduğu görülmektedir. Geleneksel kadın ve erkek rollerindeki farklılıklar nedeni ile iki cinsiyetin insan ilişkilerine yaklaşım biçimlerinde farklılıklar bulunması beklenen bir durumdur. Kadınlık rolü ile ilgili beklentiler, kadınların insan ilişkilerine önem vermelerini, daha anlayışlı daha hoşgörülü ve daha becerikli olmalarını gerektirmektedir. Buna karşılık erkeklerin bu konularda başarılı olmaları beklenmez. Kadınlar ilişkilerinin hem iyi hem kötü devrelerinde, erkekler ise yalnızca durum kötüye gittiği zaman ilişkileri konusunda düşünürler (Hortaçsu, 1991). İlgili literatürden hareketle ilişkilerinin niteliği konusunda daha çok kafa yoran kadınların bu konu hakkında düşünmekten kaçınan erkeklere göre daha güvenli bağlanmaları kaçınılmazdır. Korkulu bağlanma puanlarına baktığımızda da kadınların korkulu bağlanma puanlarının erkeklerden yüksek olduğu görülmektedir. Bunun sebepleri arasında günümüz toplumunda fazlasıyla yer tutan evde, sokakta, toplu taşımada, okulda, işte, medyada kadınların maruz kaldığı cinayetler, cinsiyetçi söylemler, tacizler ve tecavüzlerin kadınların benlik algıları üzerinde ki olumsuz etkileri sayılabilir. Yaşamı boyunca kendi hakkındaki kararların bile erkekler tarafından verilmesine, toplumda erkeklerin yer açtığı kadar var olabilmeye alıştırılmış kadınların düşük özsaygı geliştirmesi, kendilerini sevilmeye değer görmemesi ve başkalarına karşı güvensizlik, itimatsızlık gibi duygular geliştirmesi pek tabii beraberinde korkulu bağlanma stilini getirecektir. Açık şekilde görülmektedir ki ilgili literatürde korkulu bağlanma stilinde tanımlanan kişinin kendine yönelik değersizlik, sevilemezlik ve çaresizlik algıları bir diğer literatürde tanımlanan depresyonda görülen düşük kendilik algısıyla örtüşmektedir. Başka bir bağlanma stili olan kayıtsız bağlanmaya bakıldığında kadınların kayıtsız bağlanma stili puanlarının erkeklerden daha yüksek olduğu görülmektedir. Kadınların iş hayatına atılmasıyla ekonomik olarak özerklik sağlaması yakın ilişkilerinde de özerklik ihtiyacı üzerinde fazlaca durmasını veya yakın ilişkiye ihtiyaç duymamasını beraberinde getirmiştir. Bu sebeple kadınların kayıtsız bağlanma ortalamaları erkeklerden daha yüksektir. Saplantılı bağlanma stili ortalamalarına bakıldığında ise erkeklerin kadınlardan daha yüksek saplantılı bağlanma stili ortalamasına sahip oldukları görülmektedir. Bunun sebebinin erkeklerin yakın ilişkilerinde beğenilme, güçlü görünme ve onaylanma ihtiyacı içinde hissetmeleri olduğuna ilgili literatürde yer verilmiştir. Toplumun erkek rolleri üzerindeki sert baskılamaları erkeklerin saplantılı bağlanma stili geliştirmesinde etkilidir. Terk edilmekten korkar çünkü toplum için bu olgu bir acizlik göstergesidir.

Tablo 3‘ te eğitim durumu lise olan kadınlar güvenli bağlanma stiline sahipken, eğitim durumu üniversite olan kadınlar kayıtsız bağlanma stiline sahiptir. Bunun nedenlerinin üniversitenin ekonomik özerkliğe sağladığı katkının diğer yaşam alanlarında da aşırı özerklik istemine sebep olması ve üniversitenin insanların olaylara daha özgürlükçü bakabilmesine katkı sağlaması olduğu düşünülmektedir. Eğitim durumu lise olan erkeklerin kayıtsız bağlanma stili geliştirdikleri ve eğitim durumu üniversite olan erkeklerin saplantılı bağlanma stili geliştirdikleri görülmektedir. Buradan hareketle örneklem grubunda ki erkeklerin dünya görüşleri ve kişilik yapıları açısından farklılık gösterdiği düşünülmektedir. Öte yandan örneklem grubunda ki erkeklerin sayısının azlığı ve eşit dağılmaması bu sonuca sebep olmuş olabilir.

Tablo 4 incelendiğinde 20 yaşın altında ki ve 40 yaşın üstünde ki kadınların güvenli bağlanma ortalamalarının, 20-30 yaş arası kadınlar ile 30-40 yaş arası kadınların ise kayıtsız bağlanma ortalamalarının daha yüksek olduğu görülmüştür. 20 yaşın altında ki güvenli bağlanan kadınların bulundukları dönem itibariyle henüz yakın ilişkilerinin başında olmalarının, ilişkileri hakkında daha çok düşünmelerinin, sorumluluk alabilmelerinin ve ilişkilerinde kabul görme ve kabul etme durumlarını fazlasıyla kullanabilmelerinin bu durumun sebepleri olduğu düşünülmektedir. Erkekler incelendiğinde ise, 20 yaşın altında ki ve 20-30 yaş arasında ki erkeklerin saplantılı bağlanma ortalamalarının daha yüksek olduğu, 30-40 yaş arası ve 40 yaşın üstünde ki erkeklerin ise güvenli bağlanma stili ortalamalarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Saplantılı bağlanma ortalamaları yüksek olan erkeklerin o yaşlarda henüz bir iş sahibi olmadıkları ya da mevcut işinde maddi ve manevi açıdan fazla söz sahibi olamadıklarının, toplum tarafından öğretilen ekonomik olarak güçlü olmayan erkeğin her alanda kaybetmeye mahkûm olduğu algısının beraberinde düşük özsaygıyı getirdiği düşünülmektedir. Güvenli bağlanma ortalamaları yüksek olan erkeklerde ise o yaşa kadar bir iş ya da statü sahibi olabilmelerinin beraberinde özsaygı ve özerkliği getirdiği düşünülmektedir.

Tablo 5’ e bakıldığında ilişkisi olmayan bekârların kayıtsız, ilişkisi olan bekârların saplantılı ve evlilerin güvenli bağlanma ortalamalarının yüksek olduğu görülmektedir. İlişkisi olmayan bekârların özerkliğe aşırı önem verdiklerinden yakın bir ilişkiye gerek duymadıkları, ilişkisi olan bekârların şu an içinde bulundukları ilişki içinde partnerlerine gerektiğinden fazla yakınlık göstermeleri içinde bulundukları duygu durumunun yoğun ve inişli çıkışlı olması, evlilerin evliliği daha ciddi ve üzerinde düşünülmesi gereken bir kurum olarak görmeleri, iletişim kurma biçimlerinin daha sağlıklı olması ve sorumluluk almaktan kaçınmamaları bu sonucun sebepleri arasında düşünülmektedir.
Tablo 6 incelendiğinde yaşamlarının çoğunu büyükşehir ve köyde geçirenlerin güvenli bağlanma ortalamalarının, şehirde geçirenlerin ise kayıtsız bağlanma ortalamalarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Büyükşehirde yaşayan insanların yaşam standartlarının yüksekliğinin ve köyde yaşayan insanların daha stressiz, daha uyumlu bir yaşam sürmesinin güvenli bağlanma ortalamalarının yüksekliğinin sebepleri arasında olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte şehirde yaşayan insanların kayıtsız bağlanma ortalamalarının yüksekliğinin örneklem sayısının azlığına bağlı olduğu düşünülmektedir.

Tablo 7’de 0-1001 TL arası ve 1001-2000 TL arası maaş alanların kayıtsız bağlanma ortalamalarının, 2001-3000 TL arası ve 3000 TL üzeri maaş alanların güvenli bağlanma ortalamalarının yüksek olduğu görülmektedir. Bunun sebepleri arasında bireyin ekonomik olarak sıkıntı yaşamasının beraberinde ilişkisel problemleri getirmesi ve ekonomik olarak sorun yaşamayan bireyin yakın ilişkilerini düşünmek için fazlaca zamanının olması olabilir.




KAYNAKÇA

Çakır, S. (2008). Evli Bireylerin Evlilik Uyumunun Ana-Babalarına Bağlanma Düzeyleri ve Demografik Değişkenler Açısından İncelenmesi. Yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi.
Çalışır, M. (2009). Yetişkin Bağlanma Kuramı ve Duygulanım Düzenleme Stratejilerinin Depresyonla İlişkisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 245-247.
Hortaçsu, N. (1991). İnsan İlişkileri. Ankara: İmge Kitabevi.
Kesebir, S., Kavzoğlu, S. Ö., & Üstündağ, M. F. (2011). Bağlanma ve Psikopatoloji. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 332-337.
Terzi, Ş., & Çankaya, Z. C. (2009). Bağlanma Stillerinin Öznel İyi Olma ve Stresle Başa Çıkma Tutumlarını Yordama Gücü. Türk Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Dergisi, 1-11.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Demografik Değişkenlerin Yetişkin Bağlanma Stilleri ile İlişkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Merve YILMAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Merve YILMAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Merve YILMAZ Fotoğraf
Psk.Merve YILMAZ
Konya
Psikolog
Çocuk Psikoloğu, Yetişkin Psikoloğu
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Merve YILMAZ'ın Yazıları
► Anne-Çocuk Bağlanma İlişkisi Uzm.Psk.Bahar ERDEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,435 uzman makalesi arasında 'Demografik Değişkenlerin Yetişkin Bağlanma Stilleri ile İlişkisi' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:39
Top