2007'den Bugüne 75,930 Tavsiye, 24,844 Uzman ve 17,068 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kültür, İnanç ve Din Bağlamında Cinsel Terapi
MAKALE #14321 © Yazan Yrd.Doç.Dr. Psk.Yunus Emre AYNA | Yayın Mart 2015 | 1,266 Okuyucu
KÜLTÜR, İNANÇ VE DİN BAĞLAMINDA CİNSEL TERAPİ

Din ve cinsellik insanın yaratılışından itibaren en çok tartışılan ve ilgi duyulan konulardan biri. Bu iki konu hem birbiriyle zıt, hem de iç içedir.

Cinsellik ve din arasında karşılıklı bir ilişki söz konusu. Dinler, bir tarafta cinselliğin anlamı ve toplumdaki cinsiyet rolleri üzerinde güçlü bir etkiye sahipken, diğer tarafta cinsellik, insanın doğal bir eğilimi olarak dinlerin önemli konuları arasında yer alır.
Din, faaliyet alanı olarak tüm dünyayı kapsamına alır ve bütün dünya dinlerinin tarihinde görüldüğü gibi cinselliğe dair en küçük olayla bile ilgilenir.

Bu durumda akla şu sorular geliyor; dinlerin cinselliğe bakışı nasıldır, dinlerin ortaya koyduğu cinsel ahlak ilkeleri nelerdir, modern değişmeler din mensuplarının cinsellik algılarında ne gibi değişikliklere yol açmıştır?

Tarihin her döneminde cinselliğin en önemli sınırlayıcısı “din” olmuştur ve din adamları tarafından cinselliğin bazı sınırlar içinde yaşanmasının daha sağlıklı olacağı tavsiye edilmiştir.

Bütün dinler ve kadim gelenekler, insan hayatının belirli bir düzen ve disiplin içinde yaşanmasını önerirler. Yeme içmeden insani ilişkiler ve cinselliğe kadar bu düzen ve disiplin, insan ve toplum için oldukça önemlidir.

Genel olarak dinlerin, cinsellik konusundaki tutumu, cinsel istek ve arzuların görmezden gelinmesi değil, meşru yollarla ve çizilen sınırlarla insandaki bu ihtiyacın giderilmesi yönündedir. Dinlerin koyduğu sınırların aşılması ise cinsel sapma ve sapkınlık olarak değerlendiriliyor.

İslam’ın bu konuya bakışı, olumsuz olmamakla birlikte çizilen sınırlar içinde yaşandığında ödüllendirilen bir davranıştır. İslam, evlilik dışında cinsel ilişkiyi yasaklar ve zina olarak adlandırır. Ayrıca tüm sapkın ilişki biçimlerine yaklaşılmamasını emreder. Örneğin Lut peygamberin toplumunun işlediği homoseksüellik şu ifadelerle kınanır: “Lut’u da peygamber gönderdik. Kavmine dedi ki: ‘Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadığı fuhşu mu yapıyorsunuz? Çünkü siz, şehveti tatmin için kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz taşkın bir milletsiniz.’ (Araf Suresi 80-82)

Kur’an ayetlerle cinsellik konusunu insanlara açıklıyor ve hem bireysel huzur ve toplumsal düzen açısından hem de Allah-insan ilişkisinin ahlâkîlik boyutunun sürdürülmesi bakımından bu açıklamaları sistemleştirerek insanlara sunuyor.
Yahudiliğin cinselliğe bakışı ise İslam’dan çok farklı değildir. Tora’da erkek ve kadına verilen cinsel duygu ve davranışın amacının insan neslinin devamını sağlamak olduğu açıkça belirtilir. (Tekvin 1:28-29; 9:6-7)

Bu bağlamda Yahudilik hem bekarlığa hem de ruhbanlığa karşıdır. Yahudi geleneğinde homoseksüellik, onu itici ve iğrenç olarak tanımlayan Tora’nın açıklamaları doğrultusunda yasaklanmış ve homoseksüelliğin fizyolojik ya da psikolojik bir rahatsızlık ya da bir çeşit yaşam tarzı olarak kabul edilemeyeceği ilkesi benimsenmiştir. Nitekim iki kadın ya da iki erkek bu tür bir yaşamı kendi iradeleriyle kabul etmiş olsalar bile bu durum suç olarak değerlendirilmiştir.

Homoseksüelliğin yasaklanmasının çeşitli sebepleri vardır. Bunlardan birisi, homoseksüelliğin insan şerefini alçaltan sapkın bir eylem olması, ikincisi ise bu tür eylemlerin insan neslinin çoğalmasını engellemesidir. Dolayısıyla cinselliğin, neslin devamını sağlamak gibi önemli işlevini yerine getirememesi, Yahudilik’te büyük önem taşıyan aile kurumuna zarar verdiği için dini yasaklar arasında yer alır.

Ancak modern döneme geldiğimizde dini yasaklar konusunda bazı dini gruplarda esnemeler olmuştur. Örneğin Reform Yahudiliğinde bugün homoseksüellik; sadece ahlaki yargıya bağlı bir yaşam tercihi değil, biyolojik bir eğilim olarak da göz önünde bulundurulmaktadır. Bundan dolayı Reformist Yahudilikte homoseksüeller haham olarak görevlendirilebilmekte ve çoğu reformist haham, aynı cinsiyete sahip insanların evliliğini onaylamaktadır.

Hıristiyanlıkta ise konuya bakış diğer dinlere göre biraz daha esnektir. Aslında Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde cinsellik konusu diğer dinlerle paralel bir anlayışa sahipti. Modern dönemlere gelindiğinde cinsel yasaklar sadece ruhban sınıfını kapsamış, diğer din mensupları bu konudaki yasaklara riayet etmemişlerdir. Geçmişte Malta şövalyeleri ile Kudüs’e giden şövalyelerin evlenmemesi özendiriliyordu. Bu şövalyeler evlenmiyorlar fakat yüksek bir ideal uğruna savaşıyorlardı. Ancak bugünün yüksek idealden uzak insanlar evlenmemeye özendirildiğinde, eşcinsel eğilimler ortaya çıkıyor. Eşcinsellik konusu da bugün birçok kilisenin çözemediği önemli problemleri arasında yer alıyor.

Çok Tanrılı Dinlerde Cinsellik

Yeni Gine'nin, Polinezya'nı, Endonezya, Afrika ve Güney Amerika'nın dinsel sanatı, Hindistan ve japon tapmaları kadar müstehcendir. Kültürün ilik aşamalarında, ilkel avcı kabilelerinden bizim uygarlığımızın doğduğu tarımsal toplumlara kadar, hemen hemen her dinsel tören, müstehcen dans ve şarkıları, gerçek ya da sembolik cinsel birleşmeyi ve hatta fahişeliği kapsamaktadır.

Dinsel sembolizmin ve törenlerin şeheviliği, kültürün yüksek düzeylerinde sınırlandırma eğilimindeyse de, nitelik bunlardan hemen önceki aşamalarda en yaygın biçimleriyle yer almıştır. Bu dinin, özellikle ilerlemiş ve yüksek uygarlığa ulaşmış milletlerin eski dönemlerinde göze çarpmaktadır.

Mısır'ın karmaşık mistik teolojisi, cinsel sembolizmle işlenmiştir. Babil, Küçük Asya ve dağınık Sami kolonilerinin dinleri, törenlerinin müstehcenliği ile ün salmıştır; rahibeleri kutsal fahişeydi ve fahişelik her kadına yüklenmiş bir zorunluluktu.

Ilcrcilot" Mısırlılar ve Yunanlılar dışında bütün milletler, tapmalarında cinsel ilişkide bulunurlar" der. Fakat belirttiği bu istisnaları kendisi bile çürütmektedir. Müstehcenlik ve serbestlik, sonraki dönemlerde en yüksek noktasına ulaşmışsa da, Yunan dini, Babil ve Suriye dinlerinin benzeri unsurları kapsamaktaydı: Tapınaklara bağlı genelevler vardı; cinsel organları sembolleri, töresel müstehcenlik ve cinsel birleşmenin toplumca kutlanması, en kutsal törenlerin baş unsurları olarak son anına kadar devam etmiştir. Söz gelişi, Koma'nın sert ve basit dininde bile, hem de en çok saygı gören "enlerde, taunların sembolik cinsel organları çeşitli müstehcenlik ve sembolik cinsel birleşme yer almaktadır.

İlkel insanın temel ihtiyaçları ve istekleri, böylece dinsel törenlerin ilk hedefi, bitki, hayvan yada insan olsun kabileyi artırmak ve çoğaltmayı sağlamaktır. Bu amaçlara varmak için kullanılan en yaygın tören biçiminde "taklitçi tılsım" adı verilir.
Av hayvanlarının çoğalmasını isteyen avcılar, o hayvanın dişisi ya da erkeği gibi giyinir ve üreme hareketini taklit eder. Böylece, Sioux kabilelerinin ağır dansında, boğa kılığına girmiş erkekler, boğanın sığırı binmesini temsil ederlerdi ve töreni yöneten rahibe, törenin sonunda bu hareki sağlayan erkeklik organı sembolünü halka göstererek, "Yaratma, hayat ve ölüm gücünü elinde tuttuğunu" bildirirdi.

Başka törenlerde cinsel birleşmeler yapılır; erkekler eşlerini değiştirirlerdi. Avrupa'nın avcılıkla geçinen insanları arasında buna benzer törenlerin pek yaygın olduğunu ortaya koyan epey belirtiler vardır. Bu tören, Magdalen Çağı mağara resimlerinde bütünüyle görülebilmektedir.

Ürünlerin yetişmesi de aynı töresel yollarla sağlanmaya çalışılırdı. Beş kıtada da yaygın olan inanca göre, tohum ekiminin verimli olması için. Bunun cinsel birleşme hareketiyle birlikte yapılması gerekmekteydi. Bu cinsel birleşme Salvador'un Pipdeslcri ve Hindistan'ın /lusqukilcri arasında tohumun toprağa girmesiyle aynı ana rastlatılırdı. Bu gün Hollanda ve Almanya köylüleri aynı tedbiri almakta ve tarla üzerinde cinsel ilişkide bulunmaktadırlar. Girit tarlarında bereketli bir ürün almak için aynı tedbirle başvuran Demeler ile Laison'un efsanesi, bunun Helen dünyasında da yerleşmiş bir gelenek olduğunu göstermektedir. Tarım festivalleri, özellikle tohum ekmeye ve harman toplamaya ilişkin olanlar, dünyanın her yerinde ve her çağda genel cinsel hoşgörünün en belirgin örneklerini vermektedir.

Afrika'da Bantlıların tarım festivalleri, "nitelik bakımından İaküs ayinlerini hatırlatır. Günlük hayatlarında ağırbaşlı olan kadın ve erkekler, ayin sırasında kendilerini şehvete bırakırlar. Onları seyrederken utanç duymamak imkânsızdır. Fahişelik serbesttir; ortam nedeniyle zina hoş görülür."Hindistan'da hamiai festivali genel çapkınlıkları için bir işarettir ve buna gerekli gözüyle bakılır.

Erkekler bütün gelenekleri, kadınlar utanmayı bir yana atarlar; kızlara tam bir serbestlik verilir. Bu aşırı özgürlüğün belirli bir töresel amacı vardır ve bazen Kuzey Bomeo'nun Dayak Kabilelerinde olduğu gibi, çok kısa sürelidir.

Bundan hemen sonra, sosyal düzen eski biçimine döner. Cezayir'in tarım kesimini meydana getiren nüfusu, cinsel ahlaklığı zorlamanın tarım hayatının başarısını engelleyeceği gerekçesiyle, kadınların aşırı çıplaklıklarına sınır konulmasını istemezler. Atina'nın lesmoporia'sı yani ekim bayramları, "Bereket tılsımının ilk karakterini- zayıf bir biçimde de olsa korumuştur; kadınlar , bu bayramlarda ellerinde sembolik erkek cinsel organları taşırlar ve ayıp sözler söylerlerdi.

Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz ki dinlerin cinselliğe bakışı birbiriyle paraleldir ve genel olarak cinselliği evlilik sınırları içinde meşru görmektedirler. Bunun en önemli sebebi de neslin devamının sağlanması ve nesillerin birbirine karışmamasıdır.

İlk insanın yaratılışına bakarsak Allah önce Hz. Âdem’i sonra da ona eş olarak sadece Hz. Havva’yı yaratıyor. Bu yaratılıştan Allah’ın cinsellik konusundaki sınırlarını görmek mümkündür; cinsellik, erkek ve kadın arasında, tek eşle ve sadakatle olmalıdır.

İnsanlık Tarihinde Görülen Cinsel Edim Ve Yasalar

Burada insanlık tarihinin bütün dönemlerinde görülen kuramsal ve yaşamsal yönden cinselliğin örneklerini sunmak gibi büyük bir iddiada bulunmamaktadır. Gayet doğal olarak bu bölüm ayrı ve kapsamlı bir çalışmayı gerekli kılmaktadır. Ancak burada verilen örneklerden yola çıkarak insanların anlayışlarına, iktidarların, ideolojilerin, dinlerin genel mantığına göre cinselliğin farklılıklar gösterdiğini açıklanmaya çalışılmaktadır. Geçmişten günümüze kadar, hatta aynı çağda farklı toplum ve bölgelerde yaşayan insanların sahip olduğu kültür, inanç, töre, ideoloji gibi unsurlara göre cinsellik uygulamaları, sınırlama ve özgürlüğü göreceli olmuştur. Kimi topluma göre sapkınlık olan bir davranış biçimi başka bir topluma göre tabii eylem olabilmektedir.

İLAHİ DİNLERDE CİNSELLİK

Kur’an-Da Cinsel Yaşam Ve Yasa

“Sizi bir tek can’dan yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini yaratan O’dur. Eşi ile (birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi. Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rab’leri Allah’a; andolsun bize kusursuz bir evlat verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız., diye dua ettiler.” Araf 7/189

“Sana kadınların ay halini soruyorlar. De ki ; o, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikten sonra Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah, tövbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.” Bakara 2/ 222

“ Kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle girin. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapınız.”(Araf 7/223)

“ Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz değnek vurun; Allah’a ve ahret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.” Nur 24/ 2

“Geçmişte olanlar bir yana, babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin; Çünkü bu bir hayasızlıktır, iğrenç bir şeydir ve kötü bir yoldur.” Nisa4/ 22

“Ey iman edenler kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir.” Nisa4/ 19

“Boşama iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir...
Eğer erkek kadını (üçüncü defa boşarsa) ,ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helal olmaz.” Bakara 2/ 229-230

“Eğer yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (size helal olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz ile yetinin. Bu adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.” Nisa 4/ 3

“ Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın.” Nur 24/ 33

“ Üzerine düşüp uğraşsanız da kadınlar arasında adil davranmaya güç yetiremezsiniz; bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya almış gibi bırakmayın” Nisa 4/129
“Evlenme imkânı bulamayalar, Allah’ın lütufu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar.” Nur 24/ 33

Eş cinsellikte Lut peygamberin diliyle taşkınlık, sapıklık olarak nitelenmiştir;

“ Lut, kavmine dedi ki: sizden önceki milletlerin hiçbirinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyorsunuz? Çünkü siz, şehveti tatmin için kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz taşkın bir milletsiniz.” Araf 7/80-81

“Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık,(emretmedik ).Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği uymadılar.” Hadid 57/27

Tevrat’ta Cinsel Yaşam Ve Yasa

“ Bir adam yeni bir kadın aldığı zaman cenge çıkmayacak ve onun üzerine hiçbir iş yükletilmeyecek, bir yıl evinde serbest olacak ve aldığı kadını sevindirecek.” Tesniye 24/5

“Bir adam babasının karısını almayacak ve babasının eteğini açmayacaktır.” Tesniye 22/30

“Eğer bir adam, başka bir adamın karısı olan bir kadınla yatmakta olarak bulunursa, o zaman kadınla yatan adam ve kadın onların ikisi de öleceklerdir ve kötülüğü İsrail’den kaldıracaksın.” Tesniye 22/22

“ Kızını fahişe ederek onu mundar etme, ta ki diyar diyar zina etmesin ve diyar alçaklıkla dolmasın.” Levililer 19/29

“Fahişe yahut bozuk kadın almayacaklar ve kocasından boşanmış kadın almayacaklar çünkü kâhin Allah’ına mukaddestir.” Levililer 27/7

“ Ve bir kâhinin kızı fahişelik ederek kendini bozarsa, babasını bozmuş olur, ateşle yakılacaktır.”Levililer 21/9

“ Eğer kendisine başka bir kadın alırsa, evvelkinin nafakasını esvabını ve karılık hakkını eksiltmeyecektir. Ve eğer bu üç şeyi yapmazsa, o zaman meccanen parasız çıkacaktır.” Çıkış 21/ 11

“ Eğer kız olan bir genç kadın bir adama nişanlı ise ve bir adam onu şehirde bulup onunla yatarsa, o zaman onların ikisinin de o şehrin kapısına çıkaracaksınız. Ve şehirde olduğu halde bağırmadığı için kadını ve komşusunun karısını alçalttığı için erkeği taşlayacaksınız. Ve ölecekler ve kötülüğü aranızdan kaldıracaksınız.

Fakat adam nişanlı genç kadını kırda bulursa ve onu yakalayıp kendisi ile yatarsa, o zaman yalnız onunla yatmış olan adam ölecektir. Fakat genç kadına bir şey yapmayacaksın; genç kadın da ölüme müstahak suç yoktur. Çünkü bir adam komşusuna karşı nasıl kalkar ve onu öldürürse, bu şeyde öyledir. Çünkü onu kırda buldu, nişanlı genç kadın bağırmış ve onu kurtaran olmamıştır.” Tesniye 22/ 23-27

“ Eğer kardeşler birlikte otururlarsa, ve onlardan biri ölürse ve onun oğlu yoksa,ölenin karısı dışarıda yabancı bir adama varmayacaktır; kocasının kardeşi ona yaklaşacak ve kendisine karı olmak için onu alacak ve ona kayınbiraderlik vazifesini yapacaktır.” Tesniye 25/ 5-6

İncil’de Cinsel Yaşam Ve Yasa

“ Ey kadınlar, Rabbe layık oluğu üzere kocalarınıza tabi olun. Ey erkekler kadınlarınızı sevin ve onlara karşı acı muamele etmeyin.” Koloseliler 3/ 18-19

“ Kendini zevke veren kadın hayatta iken ölmüştür.” 1.Timoteyus 5/6

“ Onun işlerinden tövbe etmezlerse, kendisiyle zina edenleri büyük sıkıntıya atacağım. Ve onun çocuklarını ölümle öldüreceğim.” Vahiy 2/ 22-23

“ Zina etmeyeceksin” denildiğini işittiniz. Fakat ben size derim; bir kadına şehvetle bakan her adam zaten yüreğinde onunla zina etmiştir. Eğer sağ gözün seni günaha sokarsa onu çıkar at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, tüm vücudunun cehenneme atılmasından iyidir. Eğer sağ elin seni günaha sokarsa onu kes at.” Matta 5/27-39

“ Kim karısını boşarsa ona boş kâğıdı versin” denilmiştir. Ama ben size diyorum ki, karısını cinsel ahlaksızlıktan başka bir nedenle boşayan her adam onu zinaya itmiş olur. Boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.” Matta 5/ 31-32

“ Yahya ona (hirodese) “kardeşinin karısıyla evlenmen kutsal yasaya aykırıdır” demişti.” Markos 6/17-18

“ Ebedi hayatta mutlu olmak isteyen adamın sorusuna İsa ; “zina etmeyesin” diye karşılık vermişti.” Luka 18/20

“ Hilkatin başlangıcından Allah onları erkek ve dişi yarattı. Bunun için bir adam babasını anasını bırakarak karınsa yapışacaktır. İkisi de bir beden olacaktır. Şöyle ki, onlar artık iki değil bir bedendirler. İmdi Allah’ın birleştirdiğini insan ayırmasın.” Markos 10/ 6-9

“ Yazıcılar ve ferisiler zinada tutulmuş bir kadın getiriler; onu ortaya koyarak İsa’ya dediler; Muallim, bu kadın zina işlemekte iken tutuldu. Bu gibilerin taşlanmasını Musa şeriatında bize emretmiştir. Sen ise ne dersin? İsa’yı suçlu çıkarmak için kendisini denemek için bunu yaptılar.

İsa kendinden sormakta devam etmeleri üzerine doğruldu ve onlara dedi;

Kadının üzerine sizden günahsız olan önce taş atsın. Bunu işittikleri zaman ihtiyarlardan başlayarak sonuncusuna kadar birer birer çıktılar. İsa’yı yalnız bıraktılar. Kadın da ortada idi. İsa doğrulup ona dedi; Kadın, onlar nerede? Kimse sana hükmetmedi mi? Kadın; kimse ya Rab dedi. İsa; bende sana hükmetmen, git bundan sonra artık günah işleme, dedi.” Yuhanna 8/ 3-11

Dr. Yunus Emre AYNA
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kültür, İnanç ve Din Bağlamında Cinsel Terapi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Yrd.Doç.Dr. Psk.Yunus Emre AYNA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Yrd.Doç.Dr. Psk.Yunus Emre AYNA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Yunus Emre AYNA Fotoğraf
Yrd.Doç.Dr. Psk.Yunus Emre AYNA
Diyarbakır ve İstanbul
Psikolog
Psikoterapist Çift ve Aile Terapisti & Cinsel Terapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi15 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Yrd.Doç.Dr. Psk.Yunus Emre AYNA'nın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,068 uzman makalesi arasında 'Kültür, İnanç ve Din Bağlamında Cinsel Terapi' başlığıyla benzeşen toplam 29 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:23
Top