2007'den Bugüne 81,932 Tavsiye, 25,988 Uzman ve 18,188 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Sosyal Medya ve Psikoloji: Sosyal Ağlarla Ördük Her Biryanı Sil Baştan
MAKALE #14320 © Yazan Yrd.Doç.Dr. Psk.Yunus Emre AYNA | Yayın Mart 2015 | 3,026 Okuyucu
SOSYAL AĞLARLA ÖRDÜK HER BİRYANI SİL BAŞTAN

Örümcek kadar olamayacak mıyız bir ağ kurarken?

Hayata dair bir algımız vardı onu da sanal yaptık ve sonsuz bir düzlemdeyiz yani acaba artık ölümsüz müyüz?

Hani diyordu ya Vizontele’de Cem Yılmaz’ın ağzından Yılmaz Erdoğan : “Zeki MÜREN’de bizi görecek mi?” diye, nereeden nereeeye diyesimiz geliyor; kimin gözü kimin gözünde belli değil noktasındayız daha ne olsun.

Araştırmalar diyor ki ile başlayan cümleler kurdurtacak düzeyde sosyal ağ kavramı. Hatta lisansüstü tez onuruna erişmiş. İşte onlardan bazı veriler hem de bilimsel:

v Sosyal ağ kullanma yaş yüzdelikleri; % 56,8’i 18-25 yaş arasında, % 28,5’i 26-35 yaş arasında, % 10,1’i 36-45 yaş arasında ve % 4,6’sı 46 yaşının üstünde kişiler

v Sosyal ağ kullananların eğitim düzeyi yüzdelikleri; % 50,3’ü lisans, % 23,2 doktora, % 14,6 ile yüksek lisans, % 8,5 ile ön lisans, ve % 3,4 ile lise mezunudur.

v Sosyal ağ kullanım süreleri yüzdelikleri; Sosyal medyada haftada 6-10 saat zaman geçirenlerin oranı % 17,6, 11-20 saat geçirenlerin oranı %15,7 ve 21 saat ve daha fazlasını geçirenlerin oranı ise % 15,4 olarak hesaplanmıştır.

v İnternet kullanım biçimi yüzdelikleri; en sık kullanımdan en az kullanılana doğru: Sosyal Ağlar (Facebook, Google Plus) 37,9; Medya Paylaşım Siteleri (YouTube, Flickr, Slideshare) 33,2 Wikiler (Wikipedia) 26,4; Çevrimiçi Topluluklar (Forumlar, Sözlükler) 26,5; Mikroblog (Twiiter) 18,3; Blog 18,1; Sosyal İşaretleme ve Etiketleme (StumbleUpon, Reddit) 16,2; Podcast 15,7; Sanal Dünyalar (Knight Online, WOW, Second Life) 14,8 olarak verilmektedir.

İşin psikolojik değerlendirmesi birey açısından hızlı değişime uyum sağlama problemi olarak karşımıza çıkmakta. Yani kafa karışıklığı ile beraber duygu durum bozuklukları ve davranış bozukluklarına sebebiyet verebilmektedir. Ebeveynler bir yandan kendi gençliklerinde bu tür yapılanmanın olmamasına haset duyarken diğer taraftan da anlamsız kaldığında bu durum, çocuklarına eski arkadaşlık biçiminin daha güzel olduğu söylemine geçiş yaparlar. Gençler ve çocuklar için ise durum bambaşka bir işleyiştedir. Erikson’un haberi olmamakla beraber, internet ve sosyal ağ yapılanması psikososyal kuramın gençlerin ve ergenlerin kişilik gelişiminde etkili olan dış etmenlerden biri hatta en güçlüsüdür. Ancak bunun gençler ve çocuklar için bulundukları dönem itibarı ile bir farkındalık oluşturduğunu veya anlamının olduğunu söyleyemeyiz elbette. İşin bağımlı kişilik yapısından bahsetmeden olmaz ancak ilerleyen paragrafları beklemeniz gerekmekte.

Sosyal Medya Hesabı Mı Banka Hesabı mı?

Sosyal medya hesabı/hesapları açmak, insanlara yüklü miktarda mevduatının olduğu banka hesabı açmak ile eş değer bir güç hissettiriyor olsa gerek. Bir kredi kartınız varsa fakir, en az dört beş kredi kartınız varsa zengin sayılıyorsunuz. Aynı düzenek içerisinde bir zamanlar herhangi bir mail hesabınızın olmaması yadırganırken şimdi her bir ağ yapılanmasına bağlı onlarca hesabınızın olması statünüzü belirler durumda.

Tabii ekonomiye bağlamışken konuyu işin en önemli etkinliği, özellikle kadın kullanıcılar için söylemek gerekirse, sanal alış veriş yapmanın yanı sıra bunu paylaşmanın zevkini de (sanal dedikodu da diyebiliriz ) yaşamadan olmaz. Niye mi böyle söylüyoruz?

Yine araştırma bulgularına kulak verelim:

ü “Bir ürünü satın almadan önce o ürün/hizmet ile ilgili sosyal medyada araştırma yaparım” diyenler %87.

ü “Satın aldığım ürün/hizmetten memnun kalırsam bunu sosyal medyada paylaşırım” diyenler %91.

ü Satın almalarına etki etme derecesi yüzdelikleri: en fazla sosyal ağlardan (% 72,1) ve daha sonra sırasıyla çevrimiçi topluluklar (% 64,9), medya paylaşım siteleri (% 61,6), wikiler (% 54,6), bloglar (% 45,9), mikrobloglar (% 38,6), sosyal işaretleme ve etiketleme siteleri (% 32,9), podcast (% 32,1) ve sanal dünyalar (% 24,4)

Kadın psikolojisi bağlamında çok anlamlıdır bu durum. İşin alışveriş boyutu denince akan suları durdurur. Ancak sadece kadınların üzerine atmak da haksızlık olur sosyal ağ ekonomisini. Zira her cins ve yaştan kullanıcı başvurmaktadır. Teknolojik alışverişi erkek ergen ve yetişkinler kullanırken, kolay yoldan köşeyi dönmek isteyen yine erkek kullanıcılar da bahis ve/veya sanal kumar oynayarak tamamlar resmi. Sonra da kadınların adı çıkar “mağaza mağaza dolaşmak yetmiyordu şimdide sanal mağazaları dolaşıyorlar” diye.

Sosyal ağ içinde yer almanın sosyal psikolojik bağının klinik tablo üzerinden yürümesi de bir başka ironi tarafıdır. Öte tarafı da sosyal ağ içinde yer almanın kişilik oluşumunu etkilemesidir. Hani eskiyle kıyaslama âdetini yerine getirecek olursak anne-babalarımız derdi ya “bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” şimdi de “bana ‘like’larını, takipçilerini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” mi deseler acaba?

İletişimin önemli bir parçası beden dili olduğunu biliyoruz. Ama beden dilini sadece el göz koordinasyonuna bağlamış durumdayız. Eller (varsa) klavyede gözler (her türlü) ekranda olmak üzere karşımızdaki ile iletişimdeyizdir. Mimikler simgelerde, jestler ise ikonlarla belirtilir.

Duygular hissediliyor ama sanki içimizde bir data bank hesabında yer alıyor ve şifre girmeden dışarıya çıkış vizesi alamıyor. Şifre dedikse tabiî ki tekil değil. Şifrelerimiz. Her hesaba aynı şifre deşifre olma riskinden dolayı tercih edil(e)miyor. O kadar çok şifrelerimiz oldu ki hayatımızda, unutkanlık nedeni ile terapi almaya gelenler unutkanlıklarının nedeninin akıllarında tutmaları gereken onlarca şifreden kaynaklı olduğunu öğrenince katarsis yaşıyorlar… Ki gerçek banka hesaplarımızın olduğu kart şifreleri dâhil bile değildir bu sayıya.

Sosyal ağ hesabı açmanın popülaritesini dünya üzerinde devasa kullanım sayıları ile görmek mümkün olacaktır. Facebook, 1,184 milyarlık güncel aktif kullanıcı sayısı ile sosyal ağlar arasındaki liderliğini koruyor. Düşünün ki Facebook diye bir ülke olsaydı 1,184 milyonluk nüfusu ile dünyanın en kalabalık ülkesi olacaktı.

Sonraki sıralama: QQ (Tencent) (816 milyon); Qzone (632 milyon); Whatsapp (400 milyon); Google+ (300 milyon); Wechat (272 milyon); LinkedIn (259 milyon); Twitter (232 milyon); Tumblr (230 milyon); Tencent Weibo (220 milyon).

Her biri yüz milyonlarca nüfuslu sanal ülkeler. Sınırları olmayan küresel bir dünya hayalini kurup isteyenler sanırım bu kadar da hayal ürünü (sanal) olmasını kastetmemişlerdi.

Bu durumun çarpıcı ve düşündürücü istatistikî bilgilerini de paylaşalım:

* Dünya üzerinde 2.5 milyar insan internet kullanıyor. Bu kullanıcıların 1.8 milyarının sosyal medya ağlarında hesabı var.

* Yalnızca 2013’te, 135 milyon insan daha sosyal ağlarda hesap oluşturdu.

* Kişisel bilgisayarlar üzerinden internette en çok vakit geçiren ülke, günlük ortalama 6.1 saat ile Brezilya.

* Mobil cihazlar aracılığıyla internete bağlantı kurmayı en çok seven ülkeler Güney Amerika ve Arap ülkeleri.

Araştırma sonuçlarındaki en ilginç noktalardan biri, lokal sosyal ağların yükselişe geçmiş olması. Facebook, Twitter, Google+ ve Youtube gibi global sosyal ağlar dışında; Rusya’da 2006’da kurulan Vkontakte Rusya, Belarus ve Ukrayna’da kısa zamanda en popüler sosyal ağ konumuna geldi. Benzer bir durum Çin’de de geçerli. 2009’da kurulan mikroblog ve sosyal paylaşım sitesi Sina Weibo Çinliler tarafından en çok kullanılan sosyal ağ (%83), yine Çin merkezli bir sosyal ağ olan Tencent –yaygın kullanılan adıyla QQ- dünyanın en çok kullanılan sosyal ağları listesinde ikinci sırada.

Türkiye’de internet ve sosyal medya ve sosyal ağ kullanımı nasıl seyretmekte acaba?

Ø Türkiye’de internet kullanım oranı, tüm nüfusa oranla %45.

Ø Türkiye’de 35 milyonun üzerinde internet kullanıcısı, 36 milyon aktif Facebook hesabı var. (Sahte hesaplar dahil)

Ø Günde ortalama 2 saat 32 dakikamızı sosyal medyada geçiriyoruz.

Ø Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya platformu olan Facebook’u (%93), sırayla Twitter (%72), Google+ (%70) ve LinkedIn (%33) takip ediyor.

Ø Eklenen arkadaşların %82'si gerçek hayattan, %60’ ı arkadaşların arkadaşları, %29’ u tanımadıkları, %11'i işle ilgili.

Ø Haftada bir milyar, günde ortalama 400 bin twitt atılıyor.

Sosyal Ağ kullananların Kişilik Çözümlemesi

Sosyal ağ kullananlar asosyal midir? Sosyal medyada çok zaman harcayanlar diğer insanların kendisinden daha iyi bir hayatı olduğuna mı inanıyor. Yoksa sosyal ağlarda gezinmek dikizleme ve dedikodu kültürünü mü arttırdı.

Sosyal ağ içerisinde başka birisi olabiliyorsunuz. Başkasıyla yüz yüze konuşurken söyleyemeyeceğiniz her şeyi orada rahatlıkla söyleyebiliyorsunuz. Kızdığınıza bağırmak yerine twitt atıyorsunuz. Borç alıp verirken bile sanal ortamda daha rahatsınız.

Diğer taraftan da güven problemi oluşabiliyor. Sadece harflerden birilerini tanımaya çalışabiliyorsunuz. Peki, kendinize olan güveninizi nasıl yansıtıyorsunuz? Bazen tedbiri elden bırakıyorsunuz. Asla vermeyeceğiniz bilgileri veriyorsunuz.

Sizi iyi hissettirecek olgu, "Ne kadar çok kişi takip ediyorsa o kadar iyiyim" düşüncesidir. Bu iyilik hali beslendikçe narsisizme yol açar. Oysaki yüz yüze iletişimi azaltıp yalnızlığı arttırır. Sosyal medya bağımlılığı hastalığımız olur.

Bağımlı kişilik yapısı özgüveni düşük, savunma mekanizmalarında kolay yolları seçen dış denetim odaklı kişilik yapılanmalarıdır. Basamak ilerledikçe içe dönüklük – pasif kişilik – bunalım kişilik – depresif kişilik – depresyon – yalnız kişilik – yabacılaşan kişilik – şizoid kişilik ve nihayetinde şizofrenik kişilik veya paranoid şizofren kişilik yapısına kadar uzanabilir. Bilgisayar bağımlılığı buna bağlı bilimum (internet, sosyal medya, sosyal ağ, mobil internet vs.) teknolojik bağımlılıklar da sigara ve madde bağımlılığı gibi beyni ve ona bağlı tüm organ ve organizmayı (düşünce-duygulanım-davranış) etkisi altında tutar, yavaşlatır ve istediği anda da durdurur.

İşin tehlike boyutu yazımızın başında da belirttiğimiz üzere lisansüstü tez yazılması gerekliliği düzeyindedir. Ancak bilişim teknolojileri insanlığın faydasına kullanılması ölçütünde muazzam bir mekanizmadır. Bu bağlamda sosyal ağ düzeneği de yerinde zamanında ve kararında kullanıldığında birçok fayda sağlamaktadır. Şöyle ki;

o Arkadaşlık bağlarını sürdürme ve haberleşeme için kullanmak

o Kurumsal tanıtım, reklam için oldukça iyi bir platform

o Sağlık alanında acil durum iletilerinde zaman kazandırmakta

o Sorunlardan haberdar olmak ve onlara ulaşım yolu da olabilir

o Mesleki açıdan hastalar takip edilerek hastanızın durumunu izleyebiliyorsunuz

o Teknolojik gelişmelerden haberdar olmak

o İşverene çalışan iş arayana iş bulmada pratik ve zaman kazandırıcı

o Yardım çağrılarını ve sorunlarını sosyal medyadan izlemek

o İntihar eğilimlerini tespit etme ve anında müdahale edilmesi

Yaşamın devam ettiğini fark etmemizi sağlayacak düzeyde olmalı sanal dünya gezintilerimiz. Güzel bir rüyanın bitmesini istememe hissiyatında değil. Mademki örümceklere özendik bir ağ kurduk ve adına da sosyal ağ dedik o zaman en az onun kadar mucizevî ve işe yarar olmasını sağlamalıyız. Yoksa bir örümcek kadar olamayacak mıyız bir ağ kurarken? Unutmayalım varoluşumuz gerçeklik üzerine olunca anlamlıdır. Bu yazıyı da yazmamızı gerektiren şey İNSANIN SANAL VARLIK ile GERÇEKLİK ARASINDA KAYBOLUŞU değil midir?

Dr. Yunus Emre AYNA
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sosyal Medya ve Psikoloji: Sosyal Ağlarla Ördük Her Biryanı Sil Baştan" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Yrd.Doç.Dr. Psk.Yunus Emre AYNA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Yrd.Doç.Dr. Psk.Yunus Emre AYNA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Yrd.Doç.Dr. Psk.Yunus Emre AYNA'nın Makaleleri
► Sosyal Medya ve Mahremiyet Psk.Eyüp TUNAHAN
► Sosyal Medya ve İlişkiler Uzm.Psk.Özlem SANAN ŞENBAY
► Sosyal Medya Depresyonu Psk.Serap DUYGULU
► İnternet ve Sosyal Medya Psk.Dnş.İsmail SÖNMEZ
► Sosyal Medya Bağımlılığı Dr.Psk.Murat SARISOY
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,188 uzman makalesi arasında 'Sosyal Medya ve Psikoloji: Sosyal Ağlarla Ördük Her Biryanı Sil Baştan' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:16
Top