2007'den Bugüne 84,230 Tavsiye, 26,379 Uzman ve 18,827 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yeme Davranış Bozuklukları
MAKALE #15481 © Yazan Dyt.Sevde VAROL | Yayın Ekim 2015 | 1,952 Okuyucu
YEME DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI

Yeme davranış bozuklukları 3’e ayrılır.
1) Aneroksiya Nevrosa
2) Bulumia Nevrosa
3) Atipik Yeme Davranış Bozuklukları

Yeme davranış bozukluklarının oluşmasında genetik, biyolojik, kültürel etmenler etkilidir. Fakat en önemli etmenin sosyolojik etmen olduğu düşünülmektedir. Bunun nedeni değişen ^^tüketen toplum^^ algısında kadının ne kadar zayıfsa o kadar güzel olduğu izlenimidir. Özellikle yeni ergenliğe giren kızlarda görülme sıklığının çok fazla olması ve beden imge bozukluğunun var olması bu düşünceyi güçlendirmektedir. Özellikle mesleği gereği görselliğin önemli olduğu, mankenlik, hosteslik, balerin gibi meslek gruplarında daha fazla görülmesi de bu yeme davranış bozukluğunun daha sosyolojik bir sendrom olduğu kanısını güçlendirmektedir.

1)Aneroksiya Nevrosa;

Öncelikle Aneroksiya Nevrosa bir hastalık değil, klinik bir sendromdur. A.N, daha çok genç yetişkin kadınlarda görülür. Başlama yaşı 14 olsa da 5 yaşında görülmüş vaka bildirimiyle ve son 30 yılda görülme sıklığında artışın 2 katına çıkmış olmasıyla da sendromun ciddi boyutlara ulaştığı anlaşılmaktadır. 14-18 yaş arası daha fazla görülse de 17 yaşında peak yapmaktadır. Ama 40 yaşında bir yetişkinde de görülebilir. Erkeklerde kadınlarda görülme oranı 20kat daha az iken yine son 30 sene de 10 kat daha az görülerek, erkelerin de bu sendromdan artık daha fazla etkilendikleri anlaşılmaktadır.

Bir kişinin A.N. teşhisi konulabilmesi için BKİ<16 olması tek başına yeterli değildir. En belirgin özellikleri şişmanlamaktan aşırı korkmalıdır. Şişmanlık onlar için çok kötü ve asla kabul edilemez bir durumdur. Şişko olmaları halinde kendilerinin toplum dışına itileceğini düşünürler. Kişiliklerinin ve kendilik özelliklerinin ve değerlerinin en büyük ölçüsü onlara göre zayıflıktır. İkinci bir ölçüt de beden ime algılarında ki bozukluktur. Aynaya baktıklarında kendilerini ne kadar zayıf olsalar da şişman zannederler. Şişmanlık tüm vücudunun sorunu olduğunu düşünebilirken bazıları zayıf olduklarını farkında olup sadece kalça, göğüs, göbek gibi daha spesifik bölgelerde fazla yağ oranı olduğunu düşünürler.

A.N. bireyler, sanılanın aksine iştahsız değillerdir. İştahları vardır ama iştahlarını yadsırlar. Çok kısıtlı yemek yerler. Hatta bazen bütün günü 200kcal besinlerle geçirirler. Çok hareket etmeye spor yapmaya çalışırlar. Sürekli kısıtlı beslenmesine özellikle karbonhidrat ve yağdan dehşet içinde uzak durmasına rağmen, aklı sürekli yemektedir. Zihinsel olarak bu işe çok zaman ayırır. Beslenme ve yemek hakkında hemen hemen her şeyi bilirler. Bu bilgileriyle de mutfakta çok başarılı işler çıkarırlar. Çok güzel ve çeşitli yemekler yapabilirler ve çevrelerine sürekli yemek yedirirler. Ama kendileri çok az yerler hatta yemezler.

Aneroksiya Nevrosalı bireyler, spesifik olarak kısıtlama yoluna giderler. Yani günlük aldıkları besinleri çok kısıtlı alıp, sürekli spor ve egzersizle kilo kaybını hedeflerler. Fakat bazı türlerinde oburluk tıkınma durumunun ardından kusma, laksatif veya diüertik tüketme , yani aldığı kaloriyi bedenden uzaklaşma yolunu da seçebilirler.
Aneroksiya nevrosalı bireyler genel olarak toplum içinde içine kapanık, anksiyetik hareketler gösteren bireylerdir . yapılan araştırmalara göre, A.N .bireylerde homoseksüel, uyuşturucu bağımlılığı, depresyon, kişilik bozuklukları daha fazla görülüyor. Ayrıca aşırı yalan söyleme, hırsızlık gibi bulgular da bulunabiliyor. Bir başka ilginç özellikleri ise derslerinde çok başarılı olmaları. Bu başarının takıntı sonucunda mı oluştuğu yoksa A.N. daha zeki ve başarı ilgisi olan bireylerde mi gözüktüğü net olarak bilinemiyor.

A. nevrosa olan kişilerde gözüken rahatsızlıklar (komplikosyanlar) ise ölümcül olabiliyor. Her aneroksiya nevrosa lı 100 kişiden 5’i hayatını bu sebepten dolayı kaybediyor. Bunun en büyük nedeni vücutlarında yağ oranında ki aşırı düşme nedeniyle hormon aktivitesinde bozulma ve kas kaybı oluşmasından doğan ve kalp kaslarını da etkileyen kısıtlılık. Öncelikle kadınsal hormonların çoğu adipoz (yağ) dokusundan salgılandığı için seksüel istekleri çok düşüyor. Yeni ergenliğe girenlerde hiç seksüel istek oluşmayabiliyor. A.N. tanı kriterlerinden en önemlilerinden biri olan amenone (adet görememe) yine kadınsal hormonların salgılanmamasından kaynaklanıyor. Yetersiz beslenmeden kaynaklana demir eksikliği sonucu saçları ve vücut kıllarında ciddi azalma oluyor. Yine kalsiyum ve fosfor eksikliğinden dolayı diş çürümeleri gözlemleniyor.
Yetersiz besin yetersiz potasyum anlamına geliyor buda kalp için sorun yaratıyor. Ayrıca zayıflanmaya başlandığında önce yağ depoları giderken sıra kas rezervlerine geliyor. Bacak, kalça ve kol kasları eridikten sonra besin bulabilmek adına vücut iç organlarımızda ki kas gruplarına yöneliyor ve oradaki kaslar da erimeye başlıyor. Kalp atım hızı normal bireylerde dakikada 70-80 olması gerekirken, 40’ın altına düşüyor. Küçük tansiyon (sistolojik basınç), 70 in altına düşüyor. Ve sürekli halsizlik ve uyku hali yaşam kalitesini daha da azaltıyor. Bazı bireylerde ölüm nedenleri zaten ani kalp durması olabiliyor. Ayrıca çok az beslenildiği için konstipasyon (kabızlık) şikayetiyle başlayan, GIS (barsak) problemleri başlıyor.

Bu sendromun en tedavisi ekip çalışması gerekiyor. Öncelikle bir psikiyatri uzmanı ve psikologla tedavi süreci başlıyor. Ardından diyetisyen takibiyle devam ediyor. Eğer çok ciddi boyutlara ulaşırsa sosyal endikasyonla hastaneye yatırılıp, öyle gözlemleniyor. Başlangıçta çok fazla beslemeye çalışmak, yeme fobisi olan bu hastalarda çok ters sonuçlar doğurabiliyor. Onlara asla şişman olacak kadar beslemek gibi bir niyet olmadığını çok net ifade etmek gerekiyor. Beslenme programını hazırlarken yağ ve karbonhidratı ve kaloriyi en başta çok kısıtlı tutmak daha doğru bir yaklaşım oluyor. Daha sonra yavaş yavaş artırılarak kilo kazanımın fazlalığıyla kişiyi korkutmamak gerekiyor.

Ayrıca bazı rahatsızlıklardan dolayı oluşan zayıflamayı aneroksiya nevrosayla da karıştırmamak gerekiyor. Hipertroidi, ağır depresyon, addison, DM, ağır anemi gibi rahatsızlıklardan sonra doğan iştahsızlık ve sonucunda aşırı kilo kaybının aneroksiyayla hiçbir ilgisi olmayabilir. A.N li bireyler iştahsız değillerdir. Yemek yemekten korkup, kaçtıkları için yemek yemeyi bilerek , isteyerek reddederler. Bu nedenle her aşırı zayıf kişi A.N değildir.

2) Bulimia Nevrosa;

Bulimia nevrosa sendromlu kişilerde görülen yeme davranış bozukluğu ise ataklar halinde aşırı yemek yeme (tıkınma), ardından ise bu durumdan aşırı rahatsız olup pişmanlık hissi ile kendini kusturma ve bazı durumlarda buna artı olarak laksatif/diüretik kullanarak kilo kaybı sağlama. B.N bireylerin kiloları normaldir. Dışardan bakıldığı zaman sağlıklı ve fit bir görünümleri vardır. A.N bireylerdeki gibi aşırı zayıf, sağlıksız bir görüntüleri yoktur.

Bulimia Nevrosa atakları sırasında genelde çok kalorili, kolay tükete bilinen, çok karbonhidratlı ve tatlı besinler tercih edile bilinir. Bir bulimia nevrosa atağı 1 saatten fazla sürebilir. Ve ortalama bir atakta 6000 kaloriye kadar besin alına bilinir. Hemen arkasından çok büyük bir pişmanlık ve korku hissedilir ve hemen kusmaya başlanır. Birkaç sefer kusturulsa bile alınan kalorinin ortalama 1/3’ü midede yani bedende kalır.
B.N li bireylerde, kendini çok fazla kusturmaktan dolayı ellerinin üstünde yara benzeri şeyler oluşabilmektedir. Ayrıca yemek borularında yara genişleme hatta yırtılma bile olabilir. Ayrıca bu bireylerde ösafagus(yemek borusu) kanseri görülme oranı da çok fazladır.

3) Atipik Yeme Davranış Bozukluğu

Bu bireylerde düzenli bir yeme davranışı yoktur. Genelde ağır bir depresyon ya da travmatik bir durum sonrasında aşırı yemek yeme veya yememe gibi belirsiz yeme davranışları sergilerler. Bu kişilerde çok fazla kilo dalgalanması olsa dahi genelde kilolulardır. Ve kilolu olduklarını farkında olabildikleri gibi bazıları aşırı kilolu olmadıklarını düşünürler. Bu kişilerde daha fazla yeme atağı görülür. Ama arkasından kusturma gibi davranışlar olmaz.

Gece yeme sendromu: bu sendromda gece uyuduktan sonra bir tür uyku bozukluğununda etkisiyle gece kalkıp günlük kalorilerinin %25’ini bu saatlerde tüketirler. Ve obez bireylerin %30’u genelde gece yemek yeme sendromu vardır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yeme Davranış Bozuklukları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Sevde VAROL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Sevde VAROL'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Sevde VAROL Fotoğraf
Dyt.Sevde VAROL
İzmir
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Sevde VAROL'un Makaleleri
► Yeme Bozuklukları Dyt.Yunus Emre UZUN
► Yeme Bozuklukları Dyt.Nihal DURUKAN KELEŞ
► Yeme Davranışı Bozuklukları Dyt.Özge KARAARSLAN
► Yeme Bozuklukları Bir Hastalıkmıdır? Dyt.Hatice KARSLIOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,827 uzman makalesi arasında 'Yeme Davranış Bozuklukları' başlığıyla benzeşen toplam 96 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Diyabette Beslenme Eylül 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:28
Top