2007'den Bugüne 77,121 Tavsiye, 25,052 Uzman ve 17,255 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İş Hayatında Stresin Kadınlara Etkisi
MAKALE #15777 © Yazan Psk.Nihal ARAPTARLI | Yayın Kasım 2015 | 1,431 Okuyucu
Yüzyıllar boyunca ev ve çocuk bakımından sorumlu olan kadın, zamanın değiştirdiği yaşam şartları içinde iş yaşamında da yer almaya başlamıştır.

İş yaşamında ücret karşılığı çalışmaya başlaması ile birlikte kadının ailedeki ve toplumdaki rolünde farklılaşma oluşsa da, ailenin sorumluluklarından, evdeki iş yükünden kurtulamamıştır. Günümüzde kadınlar, bir taraftan eş ve anne olma sorumluluğunun, ev işlerinin diğer taraftan ise rekabetçi, acımasız çalışma yaşamının yükü ile başa çıkmaya çalışmaktadır.

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de kadının temel rolü, anne, eş ve ev kadını olmaktır. Toplumdaki kemikleşmiş bu rol tanımı, kadının işgücüne katılımını ve iş yaşamında yükselişini de sınırlamaktadır. Ayrıca kadın, aile, ev ve iş ortamında sahip olduğu birçok role uyum sağlama, bunlar arasında denge kurmada zorlanmakta ve rol çatışmaları yaşamaktadır.

Günümüz iş dünyası, sürekli daha fazla üretme, verimi yükseltme, büyüme ve kậr etme amaçları dolayısıyla rekabeti yoğun bir ortamdır. Yoğun rekabet ortamı; gün geçtikçe kadın, erkek tüm çalışanlar üzerindeki stresi de artırmaktadır. Farklı fizyolojik özellikleri ve hormonları kadın ve erkeğin stresten etkilenme ve strese karşı koyma biçimlerini farklılıklaştırır.

Araştırmalara göre, kadınlar erkeklere nazaran stresten daha fazla etkilenmektedir. Bu durumda hormonların farklılığı kadar kadının sahip olduğu rollerin, sorumlulukların ve iş yükünün fazlalığı da etkendir.

Çalışan rolüne, eş ve anne rollerini, sorumluluklarını ve ev işlerini de eklediğimizde kadınların yaşam yükü, dolayısıyla stres nedenleri ve alanları da erkeklerden kat kat daha fazladır.

Çünkü iş yaşamındaki kadından, ailedeki geleneksel kadın ve anne rolünü her açıdan yerine getirmesinin yanında işyerinde de üretken ve başarılı çalışan birey rolünü etkin biçimde üstlenmesi beklenmektedir. Birbirinden çok farklı rollerinden beklenenler, kadında çatışma, gerilim ve strese neden olmaktadır.

Çalışma yaşamında ortaya çıkan stres, çalışanın normal işlevlerini yerine getirmesinde bir engel olarak ortaya çıkmakta ve bireyin olumsuz fiziksel ve duygusal tepkiler oluşturmasına neden olmaktadır. İş stresi her iki cins çalışan için de geçerli olmasına karşın erkek egemen organizasyonlarda çalışan kadınların erkeklere kıyasla daha fazla strese maruz kaldıkları görülmektedir. Erkeklerden farklı olarak, kadın çalışanlar; cinsiyet ayrımı, cinsel taciz, şiddet, aile yaşamındaki sorumlulukları ile iş yaşamının getirdiği sorumlulukların çatışması gibi stres kaynaklarına da sahiptir.

Stres, insanın çeşitli bedensel ve ruhsal zorlanmalar karşısında gösterdiği tepkiler bütünüdür. Stres karşısında insan vücudu, sinir sistemini uyarıp, çeşitli hormonlar salgılayarak cevap verir. Stres durumunda katekolamin denilen adrenalin ve noradrenalin, kortizol, endorfinler, büyüme hormonu, prolaktin ve testosteron hormon düzeylerinde değişiklikler görülebilir.

Hormonlar vücut ağırlıgı, metabolizma, iştah, büyüme, gelişme, seks ve üreme faaliyetleri gibi birçok önemli olayı etkileyen yaşamsal öneme sahip kimyasal maddelerdir. Vücudumuzdaki salgı bezlerinden salgılandıgı gibi diğer hücrelerden de salgılanan hormonlar genellikle kan yoluyla taşınarak etki edeceği organlara ulaşır ve orada etkilerini gösterirler. Hücreler arası iletişimi sağlayan hormonlar etkilerini gösterdikleri hücreye nasıl davranacağını anlatır. Çok az miktarda salgılanmasına rağmen hormonlar vücutta çok büyük görevler yapar.

Hormonlar vücudumuzun gelişme, metabolizma, büyüme, üreme, seks, duygu durumu, adet görme, iştah, sindirim ve vücut ısısı gibi yaşamsal faaliyetlerini ayarlar.
Boy kısalığı, şeker hastalığı, kilo alma, tansiyon yüksekliği, tüylenme, kemik erimesi, adet bozukluğu, böbrek taşı, ereksiyon problemi, kolesterol yüksekliği, depresyon, sinirlilik, kansızlık, yorgunluk ve halsizlik gibi sık görülen hastalık ve belirtilerin temelinde hormon dengesizliği vardır (Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata)

Hormonların; büyüme ve farklılaşma, vücut dengesinin sağlanması ve üreme olmak üzere başlıca 3 görevi yanında hormonların birbirleriyle etkileşim özelliği de vardır. Vücudun dengesi bu etkileşim sayesinde sağlanır. Yoğun ve kronik stres durumunda bazı hormonlar tetiklenip fazla salgılanırken bazılarının salgısı azalır ki bu da hormonal dengesizliklere neden olur. Kadının bünyesi hormon dengesizliğine erkekten daha meyillidir.

Hormonların psikoloji üzerine etkileri de vardır. Noradrenalin, dopamin ve serotonin, iyi olma hissini sağlayan başlıca hormonlardır. Bunlardaki dengesizlik psikolojik problemlerin oluşmasına neden olur. Bu nedenle de depresyon ile bu hormonlar arasında önemli ilişki bir vardır. Hormonlar ve psikolojik rahatsızlıklar arasındaki ilişki özellikle kadınlarda daha belirgin olmaktadır.

Üreme işlevini düzenleyen hormonlar, stresin etkisiyle dengesizleşmekte, dolayısıyla ciddi sorunlara neden olmaktadır. Utah Üniversitesi’nden antropolog Prof. Elizabeth Cashdan’in yaptığı yeni bir bilimsel araştırma sonuçları; iş stresi ve başarma arzusunun, kadınların hormon dengesinde değişimlere sebep olduğunu doğruluyor. Çünkü kadınlık hormonu olan östrojen, yerini acımasız iş ortamında güç, dayanıklılık ve rekabet etme özellikleriyle bağlantılı olan ve içinde erkeklik hormonu testosteronu da barındıran androjen hormonlara bırakıyor. Prof.Cashdan; İş hayatında aktif olarak çalışan, yoğun iş temposu, stres ve acımasız rekabet ile başa çıkmaya çalışan kadınların, hormon dengelerinin değişmesiyle klasik yuvarlak hatlı kadınsı vücut tipinin bozulması yanında kısırlıkla karşı karşıya kalmaları yani doğurganlıklarını kaybetmeleri gibi daha ciddi bir soruna da dikkat çekmektedir.

Yine ABD’deki Emroy Üniversitesi’nde jinekoloji bölümünden Prof. Sarah Bergan’ın bir araştırmasına göre; yoğun tempo ve fazla stres altında çalışan kadınların beyninde salgılanan stres hormonu kortizol, yumurtlamayı olumsuz etkilemektedir.
Ayrıca çalışma yaşamındaki stresin etkilerini araştıran birçok bilimsel çalışmanın sonuçlarına göre;
• Bir stres nedeni olan düşük iş kontrolü, kadınlarda kalp krizi ve diyabet riskini artırmaktadır.
• Olumsuz psikososyal iş ortamında çalışmak zorunda kalan kadınların, tam kapasiteyle çalışamadıkları, fiziksel ve zihinsel fonksiyonlarını yavaş yavaş yitirdikleri görülmektedir.
• Stres altında yeni bir beceri edinme durumunda, kadınlardaki östrojen hormonu, erkeklere göre daha fazla zorlanmalarına neden olmaktadır. Bu durum öğrenme ve duygusal yanıtlar verme konusunda kadınlar ile erkekler arasında belirgin farklılıklar yaratmaktadır.
• Kadınlardaki rol çatışması ve iş yükünün olumsuz psikososyal etkileri, sadece iş vakitlerinde değil iş haricindeki zamanlarda da devam etmektedir. Bu psikososyal uyarılar psikosomatik semptomlara (kardiyovasküler ve kaslarla ilgili bozukluklar) neden olmaktadır.
• Kadınlar üzerindeki birden fazla rol talebi onların erkeklerle aynı koşullarda olacakları profesyonel kariyerlerine ulaşmalarını sağlayacak olasılıkları düşürmektedir.
• Kadın ve erkek yöneticiler üzerinde yapılan bir çalışmada iş sırasında hem erkek hem de kadınlarda kardiyovasküler (kalp hızı, tansiyon, vs.) ve nöroendokrin (beyinden gelen uyarılar ile salınan hormonların aktivitesi) aktivitesinin arttığı görülmüştür. Ancak iş sonrası gevşeme döneminin kadınlarda erkeklere göre daha uzun sürdüğü, kadınların daha uzun süre bu aktivitelerin etkisinde kaldığı görülmüştür. Bu stres profilleri kadın yöneticilerin uzun dönem sağlık sorunları yaşamalarına neden olmaktadır.
• Yoğun stres altında çalışan günümüz iş kadınlarında, bağışıklık sisteminin seks hormonları üreten üreme sistemi ile ters bir reaksiyona girmesi ve yumurtalıkların tahribatı sonucu erken menopoza girme olasılıklarının arttığı da görülmektedir.
Günümüzde bu ciddi değişimlerin henüz pek farkında olmasak da, rekabetin gittikçe arttığı iş hayatında rol alan kadınların yoğun strese bağlı olarak yıllar içinde değişen fiziksel, hormonal yapıları, psikosomatik ve psikolojik rahatsızlıkları, azalmış doğurganlık ve erken menopoz sorunlarının gittikçe artacağını bilimsel çalışmalar ışığında öngörerek gerekli önlemleri almak gerekir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İş Hayatında Stresin Kadınlara Etkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Nihal ARAPTARLI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Nihal ARAPTARLI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Nihal ARAPTARLI'nın Makaleleri
► Stresin Etkileri Yrd.Doç.Dr. Psk.Özge SOYSAL
► Stresin, Panzehiri Kahkaha Psk.Nihal ARAPTARLI
► Stresin Anotomisi ve Tedavisi Psk.İzzet GÜLLÜ
► İş Hayatında Stres Uzm.Psk.Dnş.Eyüp SARI
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,255 uzman makalesi arasında 'İş Hayatında Stresin Kadınlara Etkisi' başlığıyla benzeşen toplam 38 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Öfke Yönetimi Mart 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:17
Top