2007'den Bugüne 84,571 Tavsiye, 26,447 Uzman ve 18,835 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Anksiyete Nedir? Neden Oluşur?
MAKALE #8427 © Yazan Psk.Nihal ARAPTARLI | Yayın Şubat 2012 | 5,902 Okuyucu
ANKSİYETE NEDİR? NEDEN OLUŞUR?

Korku, hayatta kalabilmenin vazgeçilmez bir unsurudur. Korku olgusunu tek bir cümlede tanımlamak, oldukça zordur. Tıbbi açıdan kor*ku, hemen hemen her vakada soluk beniz, terleme, titreme veya çarpıntı halleri ile birlikte seyreder. Korku hayat sürecinde gelişen bir olgudur. Yani hiç kimse ne “ödlek“ ne de “cesur ve korkusuz” bir insan olarak dünyaya gelmez.


Genelde tüm korkuların temelinde ölüm korkusu yer alır ve her insanda var olan bir duygu olup doğal olarak karşılanır. Çünkü bu duygu hayatta kalıp, varlığımızı sürdürebilmemiz için gereklidir.

Aynı şekilde anksiyete de evrensel ve her insan tarafından bazı durumlarda yaşanan bir duygudur. Türkçe de "kaygı, bunaltı, iç sıkıntısı, stres"gibi sözcüklerle ifade edilir ve "korku, endişe bunalım" gibi duyguları da kapsar.

Korku ve anksiyete, tehlike ve tehditi haber verici sinyallerdir. Ancak her ikisi arasında farklıklar vardır. Korku bir tehdite karşı organizmanın cevabıdır. Bu tehdit bilinen, dıştan gelen, belirli veya kaynağında çatışma olmayan şeydir. Kaygı ise bilinmeyen, içten gelen, belirsiz veya kaynağı tartışmalı olandır.

Korku ve kaygının birbirinden ayırt edilebilmesi psikolojik analizle mümkündür. İkisi arasındaki temel fark anksiyetenin kronik bir olay, korkunun ise akut bir olay olmasıdır. Bir caddede karşıdan karşıya geçerken hızla yaklaşmakta olan arabanın bizde oluşturduğu duygu korkudur. Ama böyle bir durumla karşı karşı kalınmadan sadece olasılığını düşünmek ve hayal etmekle bedende oluşan tepkiler anksiyetenin sonucudur.
Anksiyete, yaşamı uyumlu ve dengeli sürdürmek; tehlikeli, bilinmeyen, yeni uyaranlardan organizmayı sakınmak, onlarla başa çıkmak, onlara karşı koymak ya da o uyarıdan kaçmak için gereklidir. İnsanın gerek bireysel gerekse toplumsal uyumu için belli dozlarda anksiyete normaldir. Anksiyete, ya içsel ya da dış çevreden kaynaklanan bir tehlike, tehlike ihtimali veya kişi tarafından tehlikeli olarak algılanan, yorumlanan herhangi bir durum karşısında yaşanan bir duygu durumudur. Doğum sonrası bireyin kendini var edişi, bilinmezlik ve korkuyla mücadele, engellenme ve örselenmelerin yarattığı gerginlikle baş etme sürecidir.

Anksiyete duyusunu deneyimlememiş insan neredeyse yoktur. Bu his, endişe ve yaygın hoşnutsuzluk hisleri ile karakterizedir. Anksiyete yaşayan kişi, kendini bir çeşit alarm durumunda ve sanki kötü bir şey olacakmış gibi bir duygu içinde hisseder. Anksiyete, birbiriyle uyumlu bir ilişki içinde ve bir bütün halinde çalışan bir çok alt sistemi etkilerken, yaklaşan tehlikeleri haber vererek, sinir sisteminin tüm birimlerini (santral, otonom, periferik sinir sistemlerini ve endokrin sistemi) en üst düzeyde uyarır, harekete geçirir ve böylece kişiye kendisini koruma fırsatı verir. Genellikle otonomik semptomlar ile fiziksel tepkiler oluşturur. Otonomik semptomlar baş ağrısı, terleme, çarpıntı, göğüste sıkışma hissi, hafif mide rahatsızlığı biçiminde olur. Anksiyetede, bu belirtilerle birlikte huzursuzluk da hissedilebilir.

Bir yere kadar sağlıklı ve yaşamın sürdürülmesinde gerekli olan anksiyete normal olarak görülürken bir noktadan sonra kişinin yaşamını ve diğer insanlarla olan ilişkilerini olumsuz olarak etkilemeye başlar ki bu durum "bir hastalık belirtisi" olarak görülen patolojik anksiyete olarak tanımlanır. Patolojik anksiyete, belli bir uyarana karşı, süresi ve şiddeti bakımından uygun olmayan bir yanıttır. Tehdit unsuruna oranla verilen tepkinin çok daha şiddetli olması sağlıksız olup kişinin, aile ve sosyal aktivitelerini, kişiler arası ilişkilerini olumsuz etkilemeye başlar ve ruhsal problemler doğuran bir duygu olarak karşımıza çıkar.

Patolojik anksiyete, "anksiyete bozuklukları" başlığı altında toplanan bozuklukların yanı sıra diğer pek çok psikolojik hastalıkta da bir belirti olarak bulunur.
Anksiyete bozukluğunda, düşünce yapısı da bozulup, bilişsel çarpıtmalar görülür.
Tekrarlayan olumsuz, negatif düşünceler belirginleşir.Bir topluluk karşısında konuşma durumunda anksiyete yaşayan kişi "konuştuklarımla insanları sıkıyor muyum? Can sıkıcı birisi olduğumu düşünürler mi? İnsanların gözünde aptal duruma düşer miyim? gibi olumsuz düşünceler geliştirebilir.

Ayrıca rahatsız edici katı düşünce ve inançlara sahiptir. Bunlar genelde “onaylanmama, yetersizlik, değersizlik, kontrolü kaybetme” gibi duygularla ilgilidir.
Anksiyetenin başlıca semptomları (belirtileri):
Psikolojik belirtiler;
Bunaltı
İç sıkıntısı
Dehşet
Kaygı
Korku
Aşırı endişe
Uykuya dalamama
Aşırı huzursuzluk,
Tezcanlılık, yerinde duramama
Sabırsızlık
Obsesyon (Takıntı)
Kompulsiyon (Takıntının eyleme dönüşmesi/tekrarlayan davranışlar)
Depersonalizasyon (Parçalanma hissi)
Fobiler (Gerçeği uygulayamama)
Zihinde evirip çevirmek
Panik
Somatik belirtiler;
Tremor (Titreme)
Terleme
Çarpıntı
Baş dönmesi
İdrara sık çıkma
Barsak hipermotilitesi (aşırı bağırsak hareketi)
Hiperventilasyon (sık,sık nefes alıp verememe)
Kas- iskelet ağrısı
Ağız kuruluğu
Kas gerginliği
Titreklik
Senkop (Bayılma)
Göğüste sıkışma hissi
Nefes darlığı
Parestezi (Uyumalar)
Başağrısı
Vertigo (Baş dönmesi)
Kuvvetsizlik

Anksiyetenin Oluşumu:

Anksiyetenin oluşum nedenleri farklı kuramlara göre açıklanır. Freud’un psikoanalitik kuramına göre, iç çatışma; benlik, alt benlik veya benlik, üst benlik arasında oluşmaktadır. Alt benliğe ait dürtü ve isteklere karşı denge kurmaya çalışan benlik bir nedenle zayıflar ya da bilinç dışı dürtülerin gücü artarsa benlik ve alt benlik arasında çatışma ortaya çıkar. Çatışma, benliğin dürtüler karşısında çözüm bulamadığını, baş edemediğini gösterir; bir tehlike olarak algılanır. Bunaltı (aksiyete) benlikte bir tehlikenin habercisi, bir alarm işaretidir. Anksiyete, benliğin homeostatik işlevi olan ve tehlikeyi algılayan bir tepkisidir. psikolojik kuramda bilinç dışı dürtüler, yasak cinsel ya da saldırgan dürtülerdir. Çatışma durumundaki anksiyeteye karşı benliğin savunma mekanizmaları harekete geçer. Yer değiştirme mekanizması, anksiyetenin belli bir nesneye ya da duruma bağlanmasını sağlar; böylece fobi oluşur. Kişi, fobik durumdan kaçınabildikçe kendini rahat hissedecektir.

Öğrenme kuramına göre, anksiyete, öğrenilmiş bir süreçtir ve açlık, cinsellik gibi biyolojik kökenli birincil dürtüler yanında, yine insanı güdüleyici bir güç olarak görev yapan ikincil bir dürtüdür.

Öğrenme kuramları, özellikle fobileri açıklamakta onay görmüştür. "koşullu refleks teorisi"ne göre de, anksiete,"tehlikeli dış uyarılara karşı organizmanın şartsız cevabı" olarak açıklanmaktadır.

Bilişsel yaklaşımda, anksiyete nedeni olayların kendisi değil, kişilerin beklentileridir, bu olayları nasıl ve ne şekilde algılayıp yorumladığıdır. Kişiler bazı ipuçlarıyla karşılaştıklarında, zararı ve tehlikeyi beklemeyi öğrenebilirler. Bu öğrenme gözlemleyerek, bilgilendirilme ya da tepkisel koşullanma yoluyla gerçekleşir. Zarar beklentisiyle orantılı olarak aksiyete ortaya çıkar, Bu nedenle bireyin herhangi bir olayı ilk değerlendirmesi önemlidir. Bu değerlendirme tehlike ve zarar içeriyorsa, kişinin bununla başa çıkma konusunda gösterdiği başarıları, ortaya çıkarabilecek anksiyete konusunda olumlu ya da olumsuz rol oynamaktadır.Bu nedenle mantık dışı bilgiler, bilişler ya da korku uyandıran benlik yönergeleri anksiyete gelişiminde olumsuz rol oynarlar.

Günlük yaşamımızın her anında çeşitli tehlikelerle yüz yüze kalabiliriz. Ancak bu durumların farklı ve olumsuz olarak algılanmasıyla anksiyete programı otomatik olarak işlemeye başlar.

Varoluşçulara göre ise,"insan doğduğunun, yaşadığının ve öleceğinin farkında olan ve de farkında olduğunun farkında olan tek canlıdır”. Varoluşun dinamiği dünyaya gelmekle, dünyada olmakla başlar; varoluşa atıldığında bomboştur ve düşünerek kendini bulur, kendi varlığını yaratır; kendini nasıl anlıyorsa, kişiliğinin nasıl olmasını istiyorsa o olacaktır.

İnsanın varoluşu onun hissettiği bir şeydir.o kendini bilen bir varoluştur.kendisi yoksa hiçbir şey yoktur.

O zaman kişi şöyle düşünebilir:"Mademki farkına vardığım şey sadece bana aittir, öyleyse onun ne olacağı benim elimdedir, yani nasıl istersem öyle yaparım”. Görüldüğü gibi, söz konusu olan sonsuz bir özgürlüktür. Dolayısıyla hayatın anlamını oluşturma sorumluluğu, gerçekte kişinin kendisine ait olan oluşumdur. Yani yaşamın anlamı, bizim ona verdiğimiz anlamdır. İşte özgür olma, kişiye yaşamın anlamını verme sorumluluğunu getirir. Bunun farkına varma ise, Jean Paul Sartre'a göre anksiyete demektir ve insanın varoluşunun temelinde bulunur.

Anksiyetenin biyolojik kökenleri:

Son yıllarda anksiyete bozukluklarında kalıtım gittikçe önem kazanmaktadır. Panik bozukluğu gibi anksiyetenin yoğun yaşandığı durumlarda birinci derece akrabalarda panik nöbetinin, majör depresyonun ve alkolizmin daha sık görüldüğü bilinmektedir. Eş zamanlı hastalanma oranının tek yumurta ikizlerinde % 4-9 arasından olduğu bilinmektedir. Birinci derece akrabalıklarda anksiyete bozukluğu olasılığı yüzde 15-18 arasında iken, ikinci derecede akrabalarda yüzde 6'dır. Anksiyete bozukluklarında aşırı bir otonom sinir sisteminin kalıtsal olarak geçtiği ve çevredeki koşullarda da hastalık belirtilerinin oluştuğu düşünülmektedir.

Anksiyetenin Oluşumunda Biyokimyasal Nedenler:

Anksiyete bozukluklarında depresyon giderici ilaçların, beta blokerlerin, diazem türü ilaçların etkin olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu alanda biyokimyasal araştırmalar hızlanmıştır.

Sonuç olarak; aksiyete bozukluklarının nedenlerini tek bir kurama dayandırmak yanlış olur. Bütün kuramların biyolojik etkenlerle birlikte işlediği görüşü daha yaygınlaşmaktadır. Yani biyolojik yatkınlık, diğer faktörlerle tetiklenerek hastalık boyutunun gelişmesinde etkin olmakla birlikte bazı hastalarda diğer etkenler daha baskın olabilmektedir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anksiyete Nedir? Neden Oluşur?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Nihal ARAPTARLI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Nihal ARAPTARLI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Nihal ARAPTARLI Fotoğraf
Psk.Nihal ARAPTARLI
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi127 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Nihal ARAPTARLI'nın Makaleleri
► Kekemelik Nedir? Neden Oluşur? ÇOK OKUNUYOR Psk.Sabahattin ZENGER
► YENİAnksiyete Nedir? Psk.Dnş.Özgür YILDIZ
► Anksiyete Nedir ? Psk.Selfinaz DURSUN YAŞAR
► Anksiyete Bozuklukları Nedir Psk.Merve ÖZGÜVEN
► Anksiyete Nedir? Neler Yaşarız? Psk.Özgür Duran YURTSEVER
► Kaygı (Anksiyete) Bozukluğu Nedir? Psk.Betül ÖZDEMİR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,835 uzman makalesi arasında 'Anksiyete Nedir? Neden Oluşur?' başlığıyla benzeşen toplam 41 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Öfke Yönetimi Mart 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:48
Top