2007'den Bugüne 83,826 Tavsiye, 26,309 Uzman ve 18,757 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Hayatımızı Kolaylaştıracak 4 Başlık
MAKALE #17034 © Yazan Uzm.Psk.Sümeyye ARSLAN | Yayın Ağustos 2016 | 1,883 Okuyucu
Gerçekte aşk nedir?

Aşk çok geniş ve yıllarca üzerine konuşulmuş bir terimdir. Bu kelimenin anlamı, amacı, sebepleri ve sonuçları üzerine milyonlarca edebi eser oluşturulmuştur. Bazı davranışlar, düşünceler ve duygulanımlar açısından aynı sonuçlara sebebiyet verirken, kişisine göre değişmesi bu kavramı daha da karmaşık ve anlaşılmaz hale getirmiştir.

Aşk hayatımızda hissettiğimiz tüm duygular gibi bir durumdan etkilenen ve düşünce yapısıyla oluşan bir histir. Tüm duygular temelini olaydan alırken, olayın ele alınmış ve yorumlanır biçimine göre farklı duygular ortaya çıkarmaktadır. Bu durum ise bir kısırdöngü gibi bizi bir davranışa sürüklemektedir.

Davranış içeride de dışarıda da olabilmektedir. Yani dışarı yansıttığımız davranışlarımız ve içeride olan hormonsal hareketlilik şeklinde ikiye ayrılır.

Tüm duygular hormon kaynaklı beslenir ve bu hormonsal yapı düşünce sisteminde değişikliklere sebebiyet vererek hislere etki eder.

Peki bu süreci biraz örneklerle ele alalım. Mesela arkadaşlarınızla buluşma kararı aldınız. Kafeye buluşacağınız saatte gittiniz. Ancak arkadaşınız ortalıkta yok. Telefonla arama kararı alırsınız ve onu ararsınız. Telefonuna ulaşılamıyordur. Saat hızla akıp gitmekte, siz ısrarla arkadaşınızı aramaktasınızdır. Gittikçe kendinizi daha gergin hissediyorsunuzdur. Şimdi bu senaryoyu ele alırsak arkadaşınızın gelmediği bu saatler içerisinde ne düşündünüz?

Bu süreçte arkadaşınızın başına bir şey geldiğini düşüne bilirsiniz. Bunun sonucunda kaygı ve endişe hissedebilir, stres yaşaya bilirsiniz. Başka bir düşünceye göre içinizden "Bu bilerek yapıyor. Kesin bir yere takıldı ve telefona bakmıyor bile" diyerek geçirebilirsiniz. Bunun sonucu da kendinizi değersiz hissettirebilir ve o kişinin gözünde kıymetsiz olduğunuzun sonucuna varabilirsiniz. Bu gibi alternatif birçok düşünceye göre yeni ve farklı duygular hissedilebilirken, bu duygular sonucunda da bedende kaygı odaklı hormonlar harekete geçer. Bunun sonucunda vücudumuzun belirli bölümleri kasılma tepkisi verir. Bu sinyaller düşüncemizin doğruluğunu baskılayan bir pekiştirme yaşatır ve bir kısırdöngüye girersiniz.

Aşkta aynı bu şekilde bir durum, şahıs üzerinde başlayan o şahsı kaybedeceği düşüncesiyle kaybetme korkularından beslenerek sürekli aynı noktaya odaklanma durumudur. Ve bu tepkilerin aynısı ise obsesif kompulsif bozukluklarda görülmektedir. Aşkın ömrü maksimum üç yıldır ve daha fazlası vücut için zaten çok zararlıdır. Çünkü aşık olan birey obsesif kompulsif bozukluk yaşayan hasta ile aynı hormonsal kimyaya, bedensel tepkilere, davranışlara ve düşüncelere sahiptir.

Bu sebeple evliliklerinizde veya ilişkilerinizde aşkı sevgiye taşıyarak bunu koşulsuz sevgi ve saygıyla oluşturarak, yani karşı ki kişinin iyi ve bize göre olumsuz her yönüyle kabul ederek daha sağlıklı bir süreç yaşarız. Bu sebeple ilişkinizde aşkın bitmesi sizi korkutmasın. Bu olması gereken, olmazsa hastalık derecesinde sorun teşkil eden bir durumdur. İlişkinin devamında sevginin devam etmesi ve hissettirilmesi belli bir süreçten sonra daha önemlidir.
Sevdiklerinizle sevgi dolu ve sevildiğini hissettiniz günler olması dileğiyle…

İyi Psikolog Kime Denir?

Bu durum danışana göre de danışmanın kendi üstleri olan hocalarına göre de değişmektedir. Türkiye içerisinde danışmanlık hizmeti batı ülkelerine nazaran yeni yeni içselleştirilen bir durumdur. Aslında psikoloğa gitmek bir kültürdür ve bu kültür içerisinde olan kitle yavaş yavaş artmaktadır.
Psikolog kimdir, terapi nedir gibi tüm bu kavram ve meslekleri aslında gittiğimiz psikologda öğreniriz.
Ayrıca danışmanlık hizmeti alacak her bireyin psikologdan beklentisi farklıdır. Örneğin kimi danışan yönlendirilme ihtiyacı için gelmişken, kimi danışan seansı bitirmek istemez ve bu süreci uzatmak ister. Ancak bu durumla ilgili psikoloğun bir sonraki danışanı da düşünmesi gerekir. Hatta bir sonraki danışan yoksa bile kişi 45 dakika ile bir saat arasında olan süreci doldurmuştur ve bu sürecin ardından psikolog bir sonraki danışan için bedensel, ruhsal ve materyal manasında hazırlık yapacaktır. Sonrasında bir danışan olmasa bile uzatılan süre aslında psikoloğun iyi bir psikolog olduğunu değil terapiyi toparlamaya çalıştığını gösterir. Uzamalar hem etik değil hem de sağlıklı değildir. Bir sonraki seansların etkilenmesinin de dışında danışmanlık hizmetinin ardından 1 hafta veya 3-4 gün bu süreci ruhi olarak danışan sindirmelidir. Zaten danışan kapıdan çıktığında konuşulanları arkada bırakmaz ve hayatında o terapinin etkilerini öyle ya da böyle bir şekilde görür.
Ayrıca psikologların danışana bunu yap ve ya şunu seç gibi bir durumu olmadığı için yönlendirme ihtiyacı olan danışan bu durumdan tatmin olmayabilir. Amaç sorgulayarak kişinin kendi gerçeğini bulmasını sağlamaktır. Yönetmek terapi için uygun bir yaklaşım olmayacaktır.
Sonuç terapilerde çabuk olmaz ancak danışan çabuk sonuç almak isteyebilir. Bu süreç içinde gerçekleşecek bir durumdur ve psikolog karşıya şu zaman bu zaman diyemez. Çünkü her bireyin farkındalığa ulaşma süreci birbirinden farklıdır.
Bu gibi durumlar için psikolog kendi hizmetinin ne olduğunu, nasıl bir yönteme sahip olduğunu, tekniğini paylaşarak karşıya bunun uygun olup olmaması sorar. İlk seanslara büyük anlamlar yüklememek gerekir. Bunu ilk görüşme yaşadığınız karşı cinsten biriyle sohbette amacın sadece tanışmak olması gibi ele alın. Amaç siz psikoloğu tanıyıp, onun yaklaşımına bakarken o da sizi ve getirdiğiniz sorunun arkasını görmeye çalışacaktır. Buna göre sonraki seansları kafasında dizayn eder süreci ele alır.
Psikoloğun elinde sihirli bir değnek olmaması sebebiyle ve güzel bir şeye hiç bir zaman ucuz ve basit bir yöntemle ulaşılamayacağını düşünerek zaman ayırmanın ve sürekliliğin önemini ele almak isterim.
Seanslarınızda sağlığa ulaşma rehberinizle iyi yolculuklar dilerim...

Yalnızım!

Hayatımız içinde büyük bir toplulukla beraber yaşamaktayız. Ancak bu kalabalık ortam içerisinde kendimizi yalnız ve kimsesiz hissedebilmekteyiz.
Peki çevremizde onca insan, ailemiz, arkadaşlarımız varken neden hala kendimizi yalnız hissederiz?
Aslında bunun cevabı birbirimize bir şeyler anlatırken karşıdan ne beklediğimiz düşüncesinin içinde yer almaktadır. Düşünün. Bir yakınınıza yaşadığınız elem bir hadiseyi anlatıyorsunuz. Anlatma sebebiniz nedir? Öğüt almak mı, bir yol göstersin mi? Yoksa sadece anlaşılmak mı?
Öğüt almak çoğumuza sıkıcı gelen ve verilen öğüte karşılık içimizden "hey, bunun böyle olması gerektiğinin ben de farkındayım da olmuyor işte " diye cevapladığımız konuşmalar olur genelde. Sonunda kendimizi rahatlamış değil aksine karşı taraf için o kadar basit bir cevabı bile düşünememiş gibi görüldüğümüzü hissedebilir veya baştan savıldığımızı düşünebiliriz.
Karşı tarafın bize cevap vermesini değil aslında dinlemesini, gerçekten dinleyerek anlamasını bekleriz. Anlaşılma arzusuyla başlanan bu konuşma öğüt ile sonuçlanınca elimizde büyük bir hayal kırıklığı ve "Kimse beni anlamıyor. Ne kadar da yalnızım " şeklinde bir düşünce kalır. Bu düşünce bizi dışlanmış, toplumdan uzaklaşmış ve farklılaşmış hissettirebilir.
Bu sebeple anlamayı ve anlaşılmayı öğrenmek ve karşı tarafa da öğretmek gerekir. Elbette bunu birbirimize sohbetlerimizde öğretebileceğimiz bir şey gibi göremesek de bu konuyla ilgili kitaplar okuyabilir, çevrenize önerebilir, workshoplara katılarak kendinizi geliştirebilirsiniz.
Bu durum aile içinde veya çift ilişkilerinde yaşanan bir iletişimsizlikse veya bireysel olarak bu iletişimsizlik eksikliğinden kendinizi çok yalnız hissediyor ve is hayatınız, sosyal hayatınız bu durumdan etkileniyorsa bir uzmandan yardım alabilirsiniz.
Bu esnada çift olarak gelinirse çift ilişkisindeki dinamikler ele alınırken, bireysel geldiğinizde dipte yatan problemler ele alınarak seanslar içerisinde bir keşif ve gelişim başlayacaktır.
İletişim ve anlaşılmışlığın en iyi halini yaşamanız dileğiyle...

Melankolik Melankolik Takılıyorum!

Yaşam içerisinde kendimizi yorgun, halsiz, demoralize olmuş, çökkün bir ruh halinde hissettiğimiz olabiliyor. Bu ruh hali aslında her zaman için mutlu ve eğleniyor olmayacağımız durumu gibi normaldir. Ancak bu süreç uzuyor ve geçmiyorsa bu sizi depresif ruh halinden depresyona doğru sürükleyen bir yolculuğa sebebiyet verebilir.
Örneğin bir ay içerisinde yaşadığınız bir olay sebebiyle bir kaç gün mutlu bir kaç gün de mutsuz hissedebilirsiniz. Olumsuzluk anında yemek yeme durumunun artışı ve ya tam tersi iştahsızlık söz konusu olabilir. İki veya üç gün süren bu durun uzuyor ve aylar alıyor olması ise bir sorun oluşturabilir.
Sorun diye bir davranış ve ya duygulanımı tabir edebilmek için o durum veya duygunun sonuçlarını ele almak gerekir. Eğer bunun sonucunda sizin özel hayatınız, iş hayatınız, aile ve sosyal hayatınız olumsuz yönde etkileniyorsa bu bir sorundur. Çevrenizden bununla ilgili çok olumsuz geri bildirimler alıyorsanız kendinizi bu durumla ilgili kısa bir farkındalık check-up' ına tabi tutun ve gerçekte bu söylenenler var mı inceleyin.
Bu durumla ilgili yaptığınız inceleme ve gözlemler farkındalık ve iyi hale dönüş için yeterli olmadıkça bu durum için bir uzmana başvurun.
Depresif ruh hali veya melankolik tavırlar küçümsenemeyecek çok önemli durumlardır. Bu durum bir süre sonra siz haline gelebilir. Bununla ilgili tutum oluşturabilirsiniz. Kronikleşmeden önce ruhunuzu bir uzman ile incelemeye alın. Hem kendi gelişiminiz ve farkındalığınız adına hem de daha huzurlu ve mutlu bir yaşam adına kendinize bir iyilik yapıp psikolog ile görüşün.
Sağlıklı bir yaşam dileğiyle...

Uzm. Psikolog Sümeyye Arslan
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Hayatımızı Kolaylaştıracak 4 Başlık" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Sümeyye ARSLAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Sümeyye ARSLAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Sümeyye ARSLAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Sümeyye ARSLAN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Klinik Psikolog
Yetişkin ve Ergen Psikologu, Çift ve Aile Terapisti, Cinsel Terapi Uzmanı, Kariyer Danışmanı, Emdr
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi43 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Sümeyye ARSLAN'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,757 uzman makalesi arasında 'Hayatımızı Kolaylaştıracak 4 Başlık' başlığıyla eşleşen başka makale bulunamadı.
► Kaliteli Cinsel Yaşam Eylül 2016
► Renklerin Dili Aralık 2015
► Tüm Bu Terapiler Ne? Eylül 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:16
Top