Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Ergenlerde Okb ve Ailesel Geçiş
MAKALE #17346 © Yazan Uzm.Psk.Fuat BALSAK | Yayın Ekim 2016 | 1,033 Okuyucu
Ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk nadir ve tedaviye dirençli bir sendrom olduğu düşünülmesine rağmen, araştırma bulguları epidemiyolojik çalışmalar, obsesif kompulsif bozukluğun prevalansının ergenlerde düşünülenden daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk sıklıkla aile çatışmaları, sosyal çekilme ve okulda başarısızlığa yol açmaktadır. . Özellikle ergenlerde obsesif kompulsif bozukluğu erken başlangıçlı şizofreniden ayırmakta güçlükler olabilmektedir.

OKB sıklıkla çocukluk çağının sonlarında ve ergenlikte ortaya çıkar ve yaşam boyunca devamlılık gösterebilmektedir(Flament ve ark.,1988; Riddle ve ark.,1990).
Erişkinde OKB başlama yaşının en az üçte bir ya da yarısı kadarında onbeş yaşından önce olduğu bildirilmiştir(Black, 1974; Burke ve ark.,1990). Ergenlerde klinik bulguların erişkinlerle benzer olduğu ve bazı bulguların çocukluk ve ergenlikten erişkinliğe değişmeksizin devam ettiği bildirilmektedir(Allsopp ve ark.,1990). Flament ve arkadaşları(1989)yaptıkları epidemiyolojik bir çalışmada beş bin lise öğrencisinde yaşam boyu yaygınlığı % 2 olarak saptamışlardır. Yani her 200 genç kişiden biri OKB'ye sahiptir (Flament, 1990). Retrospektif çalışmalarda yetişkinlikte OKB tanısı alanların 1/3-1/2'sinde hastalığın başlangıcının çocukluk veya ergenlik döneminde olduğu saptanmıştır (Karno ve ark.,1988). Erken başlangıçlı grup ve ergende en erken başlama yaşı 7, ortalama başlama yaşı 10.2 yaştır (Swedo ve ark., 1989). Ergenlik döneminde OKB sıklığı ve cinsiyet değerlendirildiğinde; ergenlik öncesi ve çocukluk döneminde erkek baskınlığı olduğu, 14-18’li yaşlarda ise cinsiyetler arasında farkın olmadığı yönündedir(Akpınar, 2007).

Farklı ülkelerdeki ergenlik öncesi ve ergenlik dönemini kapsayan epidemiyolojik çalışmalarda nokta OKB prevalansı % 0.2-4 ve yaşam boyu OKB prevalansı % 0.7-13.8 olarak bildirilmiştir (Zohar ve ark, 1993; Heyman ve ark, 2001; Canals ve ark,1997; Zohar ve ark1992). Ülkemizde de ergenlerle yapılan bir çalışmada nokta OKB prevelansı % 3.9 bulunmuştur (Akpınar, 2007). Ülkemizde yapılan başka bir şalışmada OKB’nin lise son sınıf öğrencilerindeki 1 yıllık yaygınlığı % 5.9 olarak bulunmuştur (Yiğit A, 2009). Yine aynı çalışmanın sonuçlarına göre; ailesinde ruhsal hastalık olan lise son sınıf öğrencilerinde OKB, ailesinde ruhsal hastalık olmayanlara göre daha yüksek oranda bulunmuştur (Yiğit A, 2009).

Çocuk ve ergenlerdeki obsesif kompulsif bozukluğun (OKB) klinik görüntüsü erişkinlerdekine çok benzemektedir (Gesell ve ark,1974).

Çocuk ve ergen OKB'yi konu alan bir çalışmada Rapaport ve arkadaşları (1981) OKB'li 70 kişide en sık rastlanan belirtiler aşırı el, yüz yıkama; banyo yapma veya temizlik (%85); tekrarlayan ritüeller (%51); aşırı kontrol etme (%46) ve kirletici şeylerle temastan kaçınmayı sağlayan ritüellerdir (%23). Ülkemizde yapılan bir çalışmada OKB saptanan ergenlik dönemindeki öğrencilerde en sık obsesyonlar, kirlenme ve saldırganlık; kompulsiyonlar, kontrol etme, sayma ve temizleme olarak saptanmıştır. Bununla birlikte ergenlik dönemi OKB’sinde cinsiyete ve örneklemlere göre belirti dağılımında farklılık olabileceği gözlenebilmektedir (Akpınar, 2007). 2.4. OKB’li ergenlerin ailesel özellikleri ve ailelerinde OKB :

Yapılan çalışmalarda OKB'si olan çocuk ve ergenlerin ailelerinde çeşitli psikopatolojilerin sık bulunduğu gösterilmiştir. OKB' si olan hastaların anne, baba ve yakın akrabalarında obsesif kişilik ve OKB başta olmak üzere belirgin psikopatoloji bulunmuştur. OKB' si olan çocuk ve ergenlerle aynı tanıyı alan anne ve babalarını inceleyen çalışmalarda, hastalardaki obsesif kompulsif belirtilerin anne yada babalarındaki belirtilere benzemediği bulunmuş, obsesif ve kompulsif belirtilerin öğrenme veya örnek almaya bağlı olarak ortaya çıkmadığı belirtilmiştir (Lenane ve ark.,1990).

OKB’nin ailesel temelli bir bozukluk olduğu güçlü bilimsel araştırmalar tarafından desteklenmiştir (Arnold, Zai,&Richter, 2004). Aile çalışmaları kontrol grubuna göre tutarlı biçimde daha yüksek oranda çıkmıştır. OKB’li hastaların birinci dereceden akrabalarında OKB oranı %10.3 iken normal populasyonda %1.9 olarak bulunmuştur (Pauls ve ark., 1995). Başka bir çalışmada OKB’li çocuk ve ergenin incelenmesiyle annelerinin % 9’unde OKB görülmüştür.(Nestadt ve ark., 2000). Bu açıdan aileden birinin OKB olması durumunda birinci dereceden akrabalarda OKB görülme oranının artması sözkonusudur.

Ülkemizde yapılan başka bir çalışmada OKB tanısı konan çocuk ve ergenlerin annelerinde OKB, kontrol grubundaki annelere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (Taner ve ark., 2007). Bu da çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan OKB’de ailesel yatkınlığın daha çok olduğu görüşüyle uyumlu bir bulgudur. Yine yapılan bu çalışmada OKB grubundaki annelerde genel olarak anksiyete bozuklukları, kontrol grubundan anlamlı ölçüde daha yüksek bulunmuştur. Bu bulgular, annede OKB varlığının OKB etiyopatogenezinde temel risk etkeni olabileceğini düşündürmekle birlikte, daha geniş serilerde ve uygun yöntemle yapılacak çalışmalarla bu olası risk etkeninin etiyopatogenezdeki genetik, çevresel ya da her ikisiyle ilişkili rolünü daha iyi anlamamızı sağlayacaktır (Taner ve ark., 2007).

2.5. OKB’ li hastaların ailelerinde obsesif inançlar:
Kognitif model OKB’li hastaların disfonksiyonel inançlarının ve düşüncelerinin etkisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Obsesif inançların temeli ailesel temelli gelişimsel kapsamda oluşur ( Neil AR, Stephanie EC, Margaret AR, Eliza B, 2008). Yapılan bir çalışmada OKB’li çocuk hastaların anne-babalarında abartılmış sorumluluk ve korkunun abartılması, önemsenmesi konularındaki skorları OKB’li olmayan çocukların annelerine göre oldukça yüksek çıkmıştır (Fairbrother N & Abramowitz J, 2007). Aynı zamanda erken yaşta OKB tanısı alan çocukların anne-babalarında abartılmış sorumluluk, korkunun abartılması, mükemelliyetçilik ve emin olmamaya toleranssızlık kontrol gruplarına göre yüksek çıkmıştır.

Birçok araştırma hangi düşüncelerin ailesel olarak geçtiğine odaklanmıştır (Salkovskis, 1985; Salkovskis et al., 1999). Bazı araştırmalar da kişilik faktörleri açısından ailenin etkisini göstermiştir ( Faull, MJ, S MA & Lawrence T, 2004; Tolin DF, Woods CM & Abromowitz JS, 2003).Endişe, sinirlilik, depresyon, dürtüsellik ve strese yatkınlık gibi konularda önemli ölçüde ailenin etkisi görülmüştür (Samuels J, Nestadt G, Bienvenu OJ, Costa PT, Riddle MA, Liang, K, et al., 2000).

Obsesif İnanışlar Ölçeği uygulandığında, OKB’li olan çocuklarda ailesel olarak abartılmış sorumluluk, korkunun abartılması, mükemelliyetçilik, belirsizliğe toleranssızlık, düşüncelere aşırı önem verme, birinin düşüncelerini kontrol etmeye önem verme alanlarında artma tespit edilmiştir. (Faull, MJ, S MA & Lawrence T, 2004; Tolin DF, Woods CM & Abromowitz JS, 2003).

Yapılan bir çalışmada, obsesif düşüncelerin olduğu bir çevrede yetişiyorsa bu çocukta OKB için yatkınlık geliştirdiği belirtilmiştir. Yine aynı çalışmaya göre bazı anne baba davranışları çocuğun mükemmeliyetçiliğine yol açabileceği belirtilmiş. Mesela çok eleştirel olan ve istekleri ve beklentileri çok olan aileler de , ayrıca standartları çok yüksek olan ve mükemmeliyetçi olan ailelerin çocuklarında (Frost RO, Lahart CM & Rosenblate, 1991; Soenens B, Eliot AJ, Goossens L, Vansteenkiste M, Luyten P &Duriez B, 2005).

Aile bireylerinde yaşanan mükemmeliyetçiliğin çocuğa abartılmış sorumluluk anlayışı yükleyebileceği düşünülmektedir. Bu sorumluluk anlayışının abartılıp karşısındakine zarar verme korkusunu getirerek OKB için çekirdek bazı bilişsel süreçlerin oluşumunda etkili olabileceği önerilmektedir (Neil AR, Stephanie EC, Margaret AR, Eliza B, 2008). Yapılan başka bir çalışmada OKB için ailesel bilişsel yatkınlık anne- babalarda araştırılmıştır. Özellikle abartılmış sorumluluk ve mükemmeliyetçilik OKB’li çocukların ailelerinde daha yüksek çıkmıştır (Neil AR, S EC, Margaret AR, Eliza B, 2008 ).
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ergenlerde Okb ve Ailesel Geçiş" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Fuat BALSAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Fuat BALSAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Fuat BALSAK Fotoğraf
Uzm.Psk.Fuat BALSAK
Diyarbakır
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Fuat BALSAK'ın Makaleleri
► Çocukluktan Ergenliğe Geçiş Uzm.Psk.Ayşegül COŞKUN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,484 uzman makalesi arasında 'Ergenlerde Okb ve Ailesel Geçiş' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:56
Top