TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Çocuğun Dil, İletişim, Bilişsel ve Sosyal Gelişimini Olumlu – Olumsuz Yönde Etkileyen Etkenler

Engin OLGUN Fotoğraf
Uzm.Psk.Engin OLGUN
Hatay
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi12 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 25 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıMSN/ICQ/Skype Adresi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 127,

* Yayın Tarihi : 16-02-2017 - 16:32 (7 gün önce),

* Ortalama Günde 15.88 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 11656 , Kelime Sayısı : 1466 , Boyut : 11.38 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Uzm.Psk.Engin OLGUN hakkında söyledikleri:
Engin beyle psikoloji eğitimi sırasında tanıdım. Danışmanlarıyla olan ilgi ve fedakarlığını yakından tanıma fırsatım çok oldu. Sempatik kişiliği, fedakar ve olumlu yapısı, çocuklara olan sevgisi ve ilgisi kendisine olan saygımı arttırdı. Bireysel sorunları olan, çocuğuyla ilgili sıkıntıları olan, aile içi ve iletişimsel sorunları olan ve konuşma sorunu olan bireylerin Engin Beyden Bireysel ve çift terapisi, çocuk ve ergenlerde psikoterapi ve dil ve konuşma terapisti olarak Engin Beyikesinlikle tavsiye ediyorum.
(Serkan Pamuk, Arkadaş/Tanıdık, 27-01-2017)

Merhabalar, 7 yasındaki oğlum G ve K seslerini hiç söyleyemiyordu.
1 ay önce Engin Bey ile tanıştık. Terapiye başladığımız ilk gün oğlumun ağzından K sesini duymak beni çok mutlu etti, daha ilk gün doğru adreste olduğumdan emin oldum. İlk gün zorla götürdüğüm oğlum daha sonra Engin Beyin sıcak tavırları sayesinde hiç sıkıntı çıkarmadan keyifli bir şekilde gitmeye başladı. 1 ayda oğlum hızlı bir şekilde gelişme gösterdi. artık K ve G seslerini cümle içinde doğru kullanıyor.
Ben oğlumun gelişiminden çok memnunum. Konuşma problemi olan herkese Engin Beye gitmelerini tavsiye ederim.

(Arzu Axx, Danışan, 15-08-2016)

Engin Bey ile uzun yıllardır birlikte çalışmaktayız. Kendisi dil ve konuşma terapisi ve psikoterapi alanında oldukça deneyimli bir uzmandır. Dil ve konuşma bozuklukları alanındaki yetkinliği, çocuk ve ergenlerde davranış bozuklukları, sınav kaygısı, alt ıslatma, okul başarısızlığı gibi psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde ve aile içi sorunların çözümünde son derece yetkindir. Mustafa Kemal Üniversitesi özel eğitim bölümünde yarı zamanlı öğretim elemanı olarak ders vermektedir. Gelecekteki öğretmen adaylarına bilgi ve tecrübelerini aktarmaktadır. Hatayda yaşıyor ve çeşitli kişisel nedenlerle... [DEVAMI..]
(Ahmet SİLİ, Arkadaş/Tanıdık, 18-07-2016)

Merhabalar öncelikle bu yazıyı yazmamın sebebi çok değer verdiğim hocamın bana sağladığı yarardan herkesinde faydalanmasını istememdir. Ben de kekemelik vardı üniversitede bir hocam sayesinde Engin hoca ile tanısma fırsatı buldum. İlk görüşmeye giderken biraz tedirgindim.Faydalı olacak mı iletişimimiz iyi olacak mı dıye tedirgindim ama ilk görüşmemizden itibaren Engin hocanın samimi yaklaşımı ve alanında uzman olması, beni yönlendirmesi ıle tedirginliğim son buldu.Kekemeliği yeneceğime daha çok inandım. Yaptığımız çalışmalar çok keyifli ve verimli geçti beklediğimden daha kısa sürede sonuç ald... [DEVAMI..]
(Seyfettin, Danışan, 15-07-2016)

Uzm.Psk.Engin OLGUN Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
Çocuğun Dil, İletişim, Bilişsel ve Sosyal Gelişimini Olumlu – Olumsuz Yönde Etkileyen Etkenler

İnsanoğlunun gelişim süreci; biyolojik, nörolojik, psikososyal, özbakım, motor ve bilişsel gelişim etkileşim halinde ilerleme göstermektedir. Bebekler dünyaya anne karnında 3 aylık oldukları andan itibaren dış dünyadan uyaran almaya başlarlar. Dünyaya geldikleri andan itibaren de çevreleriyle iletişim halindedirler. Bebekler dışarıdan duyusal mesajlar alır ve dışarıya değişik mesajlar verme eğilimindedirler.

Bebeklerde 2. aya kadar ağlama, gülme, kusma, öksürme ve esneme vb. yaşamsal sesler çıkarırlar. 2-5 aylar arasında hoşnutluk belirten agulama sesleri ve gülümseme refleksleri gözlenir. 4-9aylık dönemde ünlü – ünsüz sesler ve tek heceli bazı babıldamalar ortaya çıkması beklenir. Özellikle 6. aydan sonra "ba-ba-ba" gibi hece yinelemeleri başlar. İlk sözcükler (baba, mama, dede vb.), 9-18 aylar arasında gözlenir. 18 aylık olduğunda bebek yaklaşık 20-30 sözcüğü tek tek söyleyebilmesi beklenir. İkinci yılın sonuna doğru ikili sözcük öbekleri ve ikili cümleler (su ver, kapı aç, hadi anne vb.) bu süreçte gözlenir. 2,5 yaş ile birlikte çocuğun sözcük dağarcığı oldukça gelişir, 3 yaş döneminde çocuk cümle kurmaya, mantıklı cevaplar vermeye, zaman kalıplarını, zamirleri, soru kalıplarını vb. anadili kurallarına uygun şekilde kullanmaya başlaması beklenir. 6 yaşına kadar çocuk dil ve konuşma alanlarında gelişim kaydetmeye devam eder, mecaz ve soyutlama becerileri haricinde diğer kalıpları kullanabilecek düzeye erişir.

Kalıtımsal ve Fizyolojik Etkenler

Sağlıklı bütün bireyler dil öğrenme ve işleme mekanizmasıyla dünyaya gelirler. Dil gelişim süreçlerini tamamlamak, uyaranları algılamak, yorumlamak, işlemek ve anadili seslerine karşı farkındalık doğuştan getirilen yeteneklerdendir. Bebekler doğumdan sonraki birkaç gün içinde, tüm sesler arasından insan sesini, anadili seslerini, annelerinin seslerini ayırt etmeye başlarlar. ayırt edebilirler. Ses ve farklılıklarına duyarlılık mevcut olup dili anlama ve üretme süreçleri genetik olarak kodlanmıştır.
Sağlıklı bebeklerin, uyaranları algılaması, işitmesi, işitsel ayırt etmesi gerekmektedir. Üretilen hava akımı ile diyafram, akciğerler, larinks ve ses telleri aracılığı ile gerçekleşen fonasyonla üretim sağlanıp, dil, damak,dudak ve dişler gibi artikülatör organlar ile sağlanan artikülasyon olmak üzere iki temel bileşende konuşma ortaya çıkmaktadır.Bu tür fizyolojik koşulların uygun olması dil gelişimi yönünden önemlidir. Organik anatomilerin olduğu bebeklerde konuşma ve dil gelişiminin olumsuz yönde etkilendiği gözlenir.

Bilişsel, Dil ve İletişim Becerilerinin Gelişimi

İşitmenin normal olması sağlıklı dil gelişimi yönünden önemlidir. İşitme sorunu olan bireylerin normal işitmesi olan bireylere göre bilişsel, dil ve iletişim becerileri bakımından global olarak daha geriden gelen bir gelişim süreçleri olduğu bilinmektedir.
Görsel algılama, el göz koordinasyonu, özbakım becerileri dil gelişimi için belirleyici olmaktadır. Dilin kazanılması, doğrudan çocuğun bilişsel gelişimine dayanmakta olup zihinsel uyum süreçlerinin herbiri algılama, kavram geliştirme ve dilin kazanılmasıyla yakından ilişkilidir.Nörolojik gelişim de dil gelişimi yönünden belirleyici olmakta, çocukta dilin gerçek anlamda kullanımı beynin, erişkin beyninin 2/3 olgunluğuna erişmesi ile sağlanmaktadır. Üç yaş ile birlikte çocuğun beyni erişkindeki ağırlığının 4/5’ine ulaşmaktadır.

İki yaşına kadar çocuğun çıkardığı seslerle zekasının ilişkisi olmamasına karşın, iki yaşından sonra dil gelişimi ile zeka arasında sıkı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Erken konuşan çocukların zeka düzeylerinin genellikle normal ya da normalin üstünde olduğu ve dilin zekaya bağlı olarak geliştiği görüşü kabul edilmektedir.

Zihinsel gerilik, sağırlık, serebral palsi, yaygın gelişimsel bozukluklar ve otizmde dil ve konuşma gelişimi olumsuz etkilenmektedir. Bazı kronik hastalıklar, çocuğun konuşmasını bir ya da iki yıl erteleyebilir. Hastalık nedeniyle başkaları ile iletişimin sınırlanması, konuşmaya daha az ihtiyaç duyması, ortam yaratılmaması, teşvik edilmemesi ve fırsat yaratılmaması konuşmada gecikmeye yol açabilmektedir.

Oyun Oynama Alışkanlıkları, Anne-Bebek Etkileşimi ve Sosyal Çevre Etkenleri

Oyun oynama becerilerinin çocuğun tüm gelişim evrelerinde önemi olduğu yadsınamaz. Dil kazanımı temelde aynı sırayı izlese de, bu gelişimin hızı sosyal çevrenin özelliklerinden önemli ölçüde etkilenmektedir. Aile bireylerinin bebekle erken dönemden başlayarak kurdukları sözel iletişim, oyun oynama alışkanlıkları, göz teması kurmaları, müzik dinletme ve sosyal yönden desteklemeleri ile anadili gelişimi olumlu yönde etkilenmektedir. Ayrıca çevre ve özellikle anne tarafından çocuğa sunulan sözel, işitsel, görsel uyaran zenginliği, dil gelişimini olumlu yönde etkilemektedir. Bakımevlerinde büyüyen çocuklar aile içinde büyüyen çocuklara oranla daha çok ağlarlar fakat daha az hecelerler. Bu bireyler konuşma gelişimini daha geç tamamlar. Çocukla erken dönemden itibaren kurulan bu bağ dil ve konuşma gelişiminde çok önemli bir etkendir.
Annenin bebekle olan etkileşimi ile bebeğin konuşma öncesi iletişim becerisi birbiri ile ilişkilidir. Bebek ile konuşmanın ise yalnız bebeğin daha sonraki dil öğrenimi için değil, aynı zamanda bireyin çevresiyle iletişimini, toplumsal yaşam becerilerini, problem çözme becerileri için de kritik öneme sahiptir.

Erken bebeklik döneminde bebek-anne arasındaki duygusal iletişim öncelikle yüzyüze bakma, vücut duruşu, dokunma ve ses çıkarma ile olur. Bebek büyüdükçe daha karmaşık ve üstün sistemler geliştirse de yüzyüze etkileşim ve karşılıklı göz teması, duygulanımın paylaşılması, sevgi bağının kurulması ve etkileşimin düzenlenmesinde en önemli rolü oynar.

Annelerin bebekleri ile konuşmalarında çoğunlukla sorular sordukları, o an yaşadıkları olaylarla sınırlı kaldıkları ve çocuğun duygu, istek ve gereksinimleri ile ilgili konuştukları gözlenmektedir. Anne ve bebeğin aynı anda ses çıkarmayıp dönüşümlü olarak konuşmaları, annelerin bu dönemde bebekleri ile konuşurken tipik erişkin konuşmasındaki gibi yanıt süresi bırakmaları, sembolik iletişim açısından çok önemlidir. Bu dönemden sonra iletişim için gerekli fırsatlar yaratılmış olmaktadır. Bu durum bebeklerin iletişim kurmaları için gereklidir.

Bebeğe yönelik olan konuşmalarda "günaydın", "nasılsın", "ne yapıyorsun", acıktın mı" gibi ifadeler iletişim açısından önemlidir. Bu konuşmaları yapmayan bir anne ile yapmayan arasında bebek iletişim becerileri açısından fark olduğu gözlenmektedir.
Kız ve erkek bebeklerin oyun sırasında anneleriyle olan etkileşimleri gözlenmiş, annelerin yanıtlılığı ve bebeklerle ilişki başlatma becerilerinde yaş ya da cinsiyet farkı bulunamamıştır. Oyuncak aracılığı ile kurulan iletişimde cinsiyet farkı saptanmazken annelerin yalnızca konuşarak kurdukları iletişime kızların yanıtlarının daha fazla olduğu ayrıca kız bebeklerin sözel uyaranlara, erkeklerin ise görsel uyaranlara daha fazla tepki verdikleri dikkati çekmiştir. Ayrıca annelerin kız çocukları ile daha çok konuşarak erkek çocukları ile ise dokunarak iletişim kurdukları görülmüştür.

Aile Yapısı, Kültür ve Çevresel Etkenler

Aile içindeki birey sayısı arttıkça çocukların konuşma konusunda daha yavaş oldukları aktarılmış, bunun nedeninin ise kalabalık aile ortamında erişkinlerin bebekle konuşmaya daha az zaman ayırabilmeleri olabileceği ileri sürülmüştür. Ergen ve erişkin yaştaki annelerin 6 aylık bebekleri ile beslenme ve oyun sırasındaki etkileşim biçimlerinin çalışıldığı bir araştırmada beslenme sırasında küçük yaş grubundaki annelerin bebekleri ile daha az konuşup, daha az olumlu tutum sergiledikleri, oyun sırasında ise daha az sabır ve yaratıcılık gösterdikleri dikkati çekmiştir. İkiz kardeşlerin ise birbirleri ile iyi bir iletişim gösterdikleri ve erişkinlerle iletişime girmeye daha az gereksinim duydukları ve konuşmaya daha geç başladıkları belirtilmektedir.

İki ayrı dilin konuşulduğu ortamlarda yaşayan ya da iki dil öğrenmek zorunda kalan çocuklar başlangıçta tek dili öğrenen çocuğa göre daha yavaş bir gelişim gösterirler. Küçük çocukların yabancı dilin ses ve duyuş özelliklerine karşı çok keskin bir kulakları olduğu, daha ileri yaşlarda ise çocukların ve büyüklerin dil öğrenirken daha çok dilbilgisi, kavram ve anlam üstünde durdukları ve bu nedenle ikinci bir dilin öğrenilmesinde küçük çocukların daha üstün bir durumda oldukları ileri sürülmektedir.

Gelişimi etkileyen en önemli faktörlerden birisi çevredir. Ve çevre faktörü doğum öncesi dönemden itibaren başlar. Uzmanlar çevresel faktörleri doğum öncesinden başlayıp bebeğin dünyaya gelmesinden sonrada devam ettiğini söylüyor. Bebeğin yaşamı babanın sperminin annenin yumurtasını döllemesi ile başlar. Bu döllenmiş yumurtaya zigot denir. Zigotun hızla çoğalması ile insan organizması oluşmaya başlar. Zigot bildiğimiz bebeğe dönüşene kadar ovum, embriyo ve fetus denen evrelerden geçiyor ve bu tüm süreçlerde uygun bir çevre içinde yaşamak zorundadır. İçeride yani uterusta beslenme gibi ana faaliyetlerini gerçekleştireceği bir çevre olmasının yanında, dışarıda da annenin bulunduğu ortam (sigara dumanı, gürültü) ya da psikolojik durumu (stres, mutsuzluk gibi) fetusun gelişimini olumlu yada olumsuz etkiler.

Sosyokültürel ve Sosyoekonomik Etkenler Dört aylık bebekler ile yapılan bir çalışmada yüksek okul mezunu annelerin lise mezunu annelere göre daha az tensel uyaran içeren sözel iletişim kurduklarını ve yüksek okul mezunu annelerin bebeklerinin, lise mezunu anne bebekleri ile karşılaştırıldığında dil gelişimlerinin daha hızlı olduğu aktarılmıştır. Eğitim düzeyi düştükçe fiziksel uyaran, eğitim düzeyi yükseldikçe sözel uyaranın arttığı dikkati çekmiştir. Anne eğitim düzeyi arttıkça bebeğin gelişimsel test puanlarının da yükseldiği belirtilmektedir. Annelerin bulunduğu bir ortamda orta sosyal sınıfa ait bebeklerinin alt düzeye göre yedi kat daha fazla ses çıkardıkları aktarılmıştır. Sosyoekonomik durum yönünden farklı olan çocuklar toplam konuştukları sözcük sayısı ve ortalama cümle uzunluğu açısından karşılaştırıldıklarında 7-36 aylık yaşlarda geniş farklılıklar göstermişlerdir. Bu çocukların toplam konuştukları sözcük sayısı ve ortalama cümle uzunluğu ile ebeveyn eğitimi, mesleği olması ve gelir düzeyi gibi sosyoekonomik değişkenler arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yedi yıl sonra ilkokulda bu çocukların sözel becerileri ve akademik başarılarının (okuma ve heceleme) 7-36 aylık döneme ilişkin sosyoekonomik durum ve dil ile ilişkili olduğu bildirilmiştir. Sosyal sınıf farklılıklarının ilk bir yıldaki anne-bebek ilişkisi üzerine etkisinin çalışıldığı bir diğer araştırmada ise orta düzey ve alt düzeyden anneler ve 10 aylık ilk kız bebekleri ev ortamında gözlenmiş, fiziksel temas, sınırlamalar ve sözel olmayan etkileşim alanlarında sosyal farklılıkların etkisi son derece az iken, erken sözel davranışların orta düzey grubundaki annelerde daha sık olduğu gözlenmiştir. Bu sonuç daha alt sosyal düzeyden olan annelerin bebeğin başkaları ile iletişim kurabilme kapasitelerine daha az inandıklarını ve onlarla sözel iletişime girmeye çalışmayı değerli bulmadıklarını düşündürmüştür.

Çocuğun yaşıtlarının da bulunduğu oyun ve eğitim gruplarına katılımı, kitap okuma, gezip görme ve düşüncelerini söylemeye teşvik yönünde sağlanan fırsatların sosyokültürel ve sosyoekonomik durumu iyi olan ailelerde daha fazla olması bu ailelerde yetişen çocukların daha erken ve düzgün konuşması ile ilişkilendirilmiştir.
Sonuç olarak tüm bebekler dili öğrenmeye öncelikle kullanılan dildeki sesleri öğrenmekle başlarlar. Seslerden hecelere, cümlelere ve dilin tam olarak anlaşılmasına dek süren süreç içinde sıra değişmezken, gelişimin hızı tüm bu etmenlerden etkilenmektedir.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Çocuğun Dil, İletişim, Bilişsel ve Sosyal Gelişimini Olumlu – Olumsuz Yönde Etkileyen Etkenler ile İlgili Kavramlar : çocukta gelişim
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Çocuğun Dil, İletişim, Bilişsel ve Sosyal Gelişimini Olumlu – Olumsuz Yönde Etkileyen Etkenler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Engin OLGUN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Uzm.Psk.Engin OLGUN Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
  • Dudak-Damak Yarıklığına Bağlı Konuşma Bozukluğu
  • Öğrenme Güçlüğü Sorunu Olan Çocukların Anna-Babalarına Yönlendirmeler
  • Özgül Öğrenme Güçlüğü Tanılama, Terapi, Eğitim ve Tedavisiyle İlgili Değerlendirmeler
  • Öğrenme Güçlüğü Tedavisi ve Öğrenme Becerisini Artırmak İçin Terapi Çalışmaları
  • Atipik Otizmde Sıklıkla Karşılaşılan Davranışsal Durumlar
  • Kekemelik Nedenleri ve Kekemelik Sorunu Yaşayan Çocuklarda Anne-Baba Tutumlarının Etkisi
  • Dil ve Konuşma Gecikmesi ve Dil Bozukluğu
  • Dil ve Konuşma Bozukluklarına Genel Bir Bakış
  • İşitme Kaybına Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları
  • Afazi Vakalarında Dil ve Konuşma Terapisi
  • Travmatik Beyin Hasarı
  • Yutma Bozukluğu (Disfaji) Tanı ve Tedavisi
  • Ses Nedir? Ses Nasıl Üretilir? Ses Bozukluklarının Terapiyle Düzeltilmesi Mümkün Müdür?
  • Enürezis (İdrar Tutama) ve Enkoprezis (Dışkı Tutamama) Tanı ve Tedavisi
  • Sınav Kaygısı ve Başetme Yolları
  • Çocuklarda Özgüven ve Benlik Saygısı Geliştirme Yolları
  • Öfke Kontrol Bozukluğu Nedir? Öfke Nasıl Kontrol Edilir?
  • Otizm Tanısı ve Tedavi Yöntemleri
  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (Dehb) Tanı ve Tedavisi
  • Dil ve Konuşma Gecikmesi Değerlendirme ve Terapisi
  • Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Teknoloji ve Çocuklar , Uzm.İpek ÖRGÜT
  • Alkol/Madde Kullanımının Aile Üzerine Etkisi , Uzm.Havva BAYAR
  • Sorumluluk ve Özgüven , Aslı PAKSOY
  • Sosyal Becerilerin Kazanımında Ailenin Rolü ve Önemi , Aslı PAKSOY
  • Şemalar, Şema Terapisi ve Bağlanma , Uzm.Ali İhsan YAKA
  • Anne - Baba Tutumu ile Çocuğun Cinsiyet Rolü Arasındaki İlişki , Ramazan KAMÇI
  • Aşk Hakkında Herşey , Nihan DİKME
  • Çocuklarda Görülen Davranış Bozuklukları, Nedenleri ve Çözüm Yolları , Uzm.Ayşe YILMAZ
  • Çocuklarda Saldırgan Davranışların Önlenmesi , Uzm.Havva BAYAR
  • Eşimi Seviyorum, Beni Aldattı! , Dr.Mehmet TEKNECİ
  • Partneriniz Bir "Narsist" mi? , Dila HOTLAR
  • Sosyal Destek , Uzm.Suna BAYRAM
  • Duygu Odaklı Çift Terapisi , Dr.Mehmet TEKNECİ
  • Kaygılarımızın Anlamı , Özlem ATA
  • Kadınlarda Cinsel İstek Bozukluğu , Uzm.Havva BAYAR
  • Duygusal Özgürleşme Teknikleri (Eft) Nedir? Nerelerde Kullanılır? , Aysel KESKİN
  • Çocuklarda Yeme Problemi , Uzm.Aysu YENİEL SİLLE
  • Terörün Toplum Ruh Sağlığına Etkisi , Burçin KOYUNCU
  • Çatışmadan Kaçınmak İçin Ötekini Memnun Etmek , Dr.Fatih SÖNMEZ
  • Boşanma ve Çocuk , Adem TATAR
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    11:14
    Top