2007'den Bugüne 75,910 Tavsiye, 24,841 Uzman ve 17,065 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Okul mu? Bir Dakika Anne!
MAKALE #19535 © Yazan Psk.Dnş.Mesut Güney YILMAZ | Yayın Nisan 2018 | 253 Okuyucu
Okul korkusu, özellikle okula henüz başlayan ilköğretim öğrencilerinin karşılaştığı bir problemdir. Neden problem diyoruz? Çünkü okula gitmekten çekinen, okul ortamını sevmeyen, arkadaşlık ilişkisi kuramayan, öğretmenleriyle yıldızlarının barışmadığını söyleyen bir öğrenci bunu alışkanlık haline getirdiği takdirde, ilerde önüne geçmesi güç olan birçok problem doğurabilir. Okula gitme isteklerinin olmadığı özellikle ilkokul çağındaki öğrencilerin bu uzaklaşma ve kendilerini okul ortamından soyutlama çabaları, beraberinde aileleri “Okul Fobisi” adını verdiğimiz, altında birçok problem yatan daha ağır durumlarla karşı karşıya getirir. Bu fobinin oluşmasında elbette birçok etken rol oynamaktadır fakat bunlar arasında en önemlilerinden biri olduğunu düşündüğüm aile etkisine biraz dikkat çekmek istiyorum. İlkokul çağındaki öğrencilerin, yaşları ve ihtiyaçları itibariyle ailelerine bağımlı bir kişilik yapısına sahip olmaları, onlarda özellikle ebeveynlerine karşı ayrılma kaygısı yaşatır. Daha öncesine kadar anne babasından hiç ayrılmayan çocuk, hayatının dönüm noktalarından biri olan okulu kaygılı, stresli, zor veya gereksiz bulabilir. Bu ilk ayrılış, çocuğun zihninde birçok soru işareti yaratır. Bu durumun uzun süre seyretmesi halinde yaşanan anksiyetede çocuk sürekli, kendisi okuldayken anne babasının başına kötü bir şey geleceğini düşünür. Kendisi okuldayken ebeveynlerinin neler yaptığını merak eder. Hatta okula gönderilmenin kendisine verilen bir ceza olduğunu bile düşünebilir. Bu da ayrı bir suçluluk psikolojisi yaratabilmektedir. Ayrıca çocuğun yeni bir kardeşinin olması da okul fobisini besleyen durumlardan biridir. Yeni bir kardeşin gelmesi okula başlamak zorunda kalan çocukta büyük bir kaygı yaratabilir. Pabucunun dama atıldığını, artık istenmediğini ve bu yüzden okula gönderildiğini düşünebilir. Okuldan geldiğinde anne babasının yeni doğan kardeşine olan ilgisiyle karşılaştığında bu durum had safhaya ulaşabilir. Çocuk okula gitmezse bu durumu alt edebileceğini, anne babasının başına herhangi bir şey gelmesini engelleyeceğini düşünür. Çocuğun bu algıyı oluşturmasında ailenin etkisi önemlidir. Çocuk okula başlamak ya da artık gitmek istemiyorsa, öncelikle anne baba oturup bu durumu kendi aralarında konuşmalıdır. Çocuğun en iyi gözlemcileri anne ve babadır. Bu yüzden onun okula karşı tavrının nedenleri araştırılmalıdır. Bu problemin kendilerinden mi yoksa okuldan mı kaynaklandığı araştırılmalıdır. Eğer kendilerinden kaynaklanıyorsa ev içindeki iletişimin yeterince iyi olup olmadığı sorgulanmalıdır. Çünkü çocuk doğduğundan beri ailesiyle vakit geçirmiş, anne ve babasının elinde adeta yoğrulmuştur. Yanlış bir iletişim ya da davranış öğrenciye kazandırılmışsa bunun önüne geçilmelidir. Çocuk bir süre okula gitmiş fakat artık gitmemeye karar vermişse bu durumun okul kaynaklı olabileceğini anne baba düşünmelidir. Sınıf içinde arkadaşlarıyla yaşadığı olumsuz durumlar veya akran zorbalığı öğrencide bir kaçış duygusu yaratmış olabilir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında çocukla daha fazla vakit geçirilmeli, okul ve arkadaşlarıyla ilgili sorular sorulmalı ve çocuğun önceden anlattığından farklı bir tutum sergileyip sergilemediği gözlemlenmelidir. Çocuğu “Sen de herkes gibisin, onlar neden gidiyor da sen gitmiyorsun? Arkadaşların dalga geçecek,” gibi yargılayan ifadelerden kaçınılmalıdır. Anne baba durumu normal karşılamalı ve ne olursa olsun kendisinin yanında olacakları mesajını çocuğa vermelidir. Okula devam etmezse neler olabileceğinden bahsedilmelidir. Yapılan sınıf içi etkinliklerden, gezilerden, oyunlardan ve derslerden geri kalacağını, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin kendisini merak edeceği belirtilmelidir. Çocuğun okula gitmezse kaybedeceği avantajlarını bilmesi onda okula devam etme isteği uyandıracaktır.
Okula gitmek istemeyen çocuklar genelde hasta olduğunu ve yorgun hissettiğini söylerler. Bunu alışkanlık haline getirdikleri takdirde aile “ben bunun farkındayım, sen hasta değilsin” mesajını sözel yolla değil, davranışlarıyla iletmelidir. Hastalığından şikayetçiyse onu hastaneye götürebileceklerini, hiçbir şeyin okuldan önemli olmadığı söylenmelidir. Ailenin bu durum karşısında atabileceği bir başka adım ise okula gidip sınıf öğretmeni ve okul psikolojik danışmanıyla görüşmektir. Sınıf öğretmeni ders esnasında çocuğu en iyi şekilde gözlemlediği için kendisinden yeterince bilgi alınabilir. Çocuğun okula karşı geliştirdiği bu tutumun sebebi sınıf içinde yaşananlar olabilir. Öğretmenine yer değişikliği ile ilgili, arkadaş grubuyla ilgili sorular sorulabilir. Sınıf içinde küçük duruma düşmüş ya da rencide olmuş olabilir. Öğretmenin vereceği cevaplar asıl sorunun ne olduğu üzerine yoğunlaşmayı kolaylaştırır. Daha sonra aile okul psikolojik danışmanıyla görüşmeli ve çözüm yolu aramalıdır. Sınıf öğretmeni ve psikolojik danışmanla yapılan küçük toplantılar sorunun çözümü için faydalı olacaktır. Birçok öğrenci okul fobisinden dolayı okulu bırakma noktasına gelmiştir ya da okulu bırakmıştır. Okulu bırakıp bırakmamasında aile çok büyük bir rol oynar. Bu yüzden çocuğunuzun okula gitmesi yönünde ısrarcı olun. Okulu bırakmak- henüz hayatının ilk yıllarında aldığı bu karar- gelecekteki yaşamında birçok boşluğa ve soru işaretine sebep olacaktır. Çocuğunuzla konuşun, onu anlamaya çalışın. Çoğu çocuk küçük yaşlarda kendisinin dinlenilmediğini, ergenlik çağında da anlaşılmadığını düşünür. Onları dinlemek, anlamaya çalışmak, iyi bir diyalog ve sevgiyle başlar.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Okul mu? Bir Dakika Anne!" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Mesut Güney YILMAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Mesut Güney YILMAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mesut Güney YILMAZ Fotoğraf
Psk.Dnş.Mesut Güney YILMAZ
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Mesut Güney YILMAZ'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,065 uzman makalesi arasında 'Okul mu? Bir Dakika Anne!' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Evli ve Öfkeli Şubat 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:40
Top