2007'den Bugüne 75,930 Tavsiye, 24,844 Uzman ve 17,068 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Kanser Hastasının Psikolojisi
MAKALE #19561 © Yazan Psk.M.Kenan ALYÜRÜK | Yayın YENİ Mayıs 2018 | 204 Okuyucu
Travma, günlük yaşantımızda sık kullanılan kelimeler arasına girmeye başlarken, sadece stres düzeyini arttıran olaylara verdiğimiz ad olarak bilinmektedir. Buna karşın, günlük rutini bozan, ani ve beklenmedik bir şekilde gelişen, dehşet, kaygı ve panik yaratan, kişinin anlamlandırma süreçlerini bozan olaylar, travmatik yaşantılar olarak tanımlanabilmektedir. Yaşanmış bir trafik kazası, bir doğal afet (deprem, sel, vb.), taciz, daha zorlayıcı bir yaşantı, onbeş yıllık evlilikte atılmış ilk tokatta travmaya bir örnek oluşturabilmektedir.
•Yaşama karşı tehdit algılama
• Vücudun bütünlüğüne karşı tehdit algılama
• Sevdiklerimize karşı tehdit algılama
• İnanç sistemlerimize karşı tehdit algılama söz konusu ise bu olay kişi için travmatik bir yaşantıdır.

Travmaya Zemin Hazırlayan Olaylara Verilen Normal Tepkiler

1. İlk etki aşaması : Kaygı ve korkular ön plandadır.
2. Kahramanlık aşaması: Birçok kişi, felaketin korkunç sonuçları ve kayıplarıyla başa çıkmak için fiziksel ve zihinsel olarak kendini tüketircesine çalışır.
3. Balayı aşaması: Hayatta kalındığı, özel ve/veya devlete bağlı kuruluşlardan gelen yardımlar için büyük bir minnettarlık yaşanır.
4. Uyanış aşaması: Kuruluşların ve/veya görevlilerin yapılması gerekenleri zamanında yapmamış olmalarına duyulan engellenmişlik hissi ve öfke ön plandadır.
5. Yeniden yapılanma aşaması: Zihinsel ve duygusal yeniden yapılanma sonucunda, algılamalar daha gerçekçi bir hal alır. Karşılaşılan problemlere kişisel çözümler getirebilmek için sorumluluk üstlenme kabul edilir. Gerekli görüldüğü koşulda bu son aşama psikoterapinin en verimli olması beklenen aşamadır.

Stres

Stres bir sözcük olarak günlük konuşma dilimize yerleşmiştir, doğru yanlış herkes tarafından da kullanılmaktadır, bir borsa oyuncusu için stres borsadaki dalgalanmalar, futbol kulübü yöneticisi için gidecekleri deplasman, öğrenci için sınav gibi. Stres Bir gerginlik hali yada tehdit oluşturan ve değişme yada uyum gerektiren herhangi bir çevresel istek yada beklentilerdir Stres, vücudun çeşitli içsel ve dışsal uyaranlara verdiği otomatik tepkidir.
Stres kişinin baş edebilme gücünü aşan ya da zorlayan durumlarla karşılaştığında kendini koruyabilmek ve hayata devam edebilmek adına verdiği otomatik tepkilerdir. Çoğu zaman kişi stres altındayken üç farklı tepkiden birini verir. Eğer var olan durumla mücadele edecek kadar gücünün olduğuna inanıyorsa “savaşma”, baş edemeyeceğine inanıyorsa “ kaçma “ , eğer kaçacak kadar dahi gücünün olmadığına inanıyorsa “donup kalma “ tepkisini verir.

Stres ve İmmün (Bağışıklık) Sistemi

Bağışıklık sistemimiz bağımsız değil beynimizden gelen uyarım ve hormonlara bağımlıdır. Stres Bu ile bağışıklık sistemi arasındaki etkileşimlerde sinir sistemi ile endokrin sistemi arasındadır . Bu ilişkinin incelenmesi Psikonöroimmünoloji’dir.
Stres bağışıklık sisteminin işleyişini aksattığı ölçüde sağlığı da olumsuz ölçüde etkiler .Uzun süreli kansere dirençsizliği artırır ancak kanser nedeni değildir.Ancak immün sistemi bozan kansorojen hücrelerin yerleşmesine ve tüm bedene yerleşmesine yol açıyor.
Kanser yatkınlığı olan farelere 400 gün süre ile onlarda stres yaratan insan, kedi sesleri, görüntüler (yılan vs gibi) uyaranlar veriliyor bir gruba (kontrol) grubuna bunlar verilmiyor. Sonuçta stres içinde bulunan farelerde %90 oranda kanser görülürken kontrol grubunda %7 olarak görülüyor

Kanserli Psikolojisi

Kanser hastalığının ve tedavisinin kişinin hayatına getirdiği zorluklar herkes tarafından bilinmektedir. Kanser hastalığının psikolojik sağlık üzerine etkisi de daha tanı aşamasında başlamaktadır. Başlangıçta yaşanan belirsizlik ve bekleyiş, kişinin kendisi ve ailesinde kaygı ve endişe yaratmaktadır. İdeal olan, hekimin yeni kanser tanısı almış hastaya tanısını dürüst ve gerçekçi bir biçimde söylemesidir. Ancak, bazı olgularda hastanın psikolojik durumuna bağlı olarak bu birkaç görüşmeden sonra açıklanabilir. Hastanın kanser tanısı aldığını öğrenmesi ile birlikte bu soruna karşı baş etme ve tepki vermeyle ilgili psikolojik problemler ortaya çıkmaya başlar. Hasta ilk olarak hastalığı inkar edebilir, şok yaşar, öfkelenir, uyku düzeni bozulur. İlk etapta hastanın bu duyguları yaşaması engellenmeye çalışılmamalıdır. Ancak ilerleyen günlerde bu evrelerin yerini hastalıkla savaşma, uyum çabaları ve umutlara bırakması amaçlanmalıdır.
Kanserli tanısını öğrenince farklı tepkiler verir. İlk genel tepki inanmamaktır, genel stupor (uyuşukluk, sersemlik) la birlikte tanıyı kabul etmeme ve inkar gözlenebilir çevreyi doktorunu yakınlarını ve kendini suçlar, ardından öfke ”niye ben ?”, içe kapanma ve depressif durum ardından(yok olacağım ve ölümle ,lgili düşünceler).Ardından Uyum dönemi gelir.Hastalığı ile birlikte yaşamaya başlar. Yada kesin inkar ,tedaviyi reddetme ve ölümünün kesin olacağına inanarak tedaviye katılmama, gözlenebilir. Genel olarak PTSD gelişir.Bu durumlarda aşağıdaki semptomlar gözlenir;
1-Flashback ve kafada canlanan görüntüler : Meme ampütasyon ve kemoterapiden sonra hasta arkadaşlarının kendisine merhametle bakmaları,kocasının kendisini terk ettiği saç,kaş kirpikleri dökülmüş halde kendisini gören çocuklarının göz yaşları flash back olarak ortaya çıkabilir.
2- Flash- Forward’lar : Gelecekte yürüyemeyeceği, kanser tanısı ile ilerde tekrar karşılaşacağı, yaralanması durumunda yarasının infekte olup yarasında kurtlar yaşamaya başladığı , yalnız başına öldüğü biçiminde flash-forward görüntüler oluşabilir
3- Uykudan uyandıran korkunç rüyalar,yani kabuslar : Rüyasında kendisini hastanenin kan havuzunda vajinasında kan gelirken kocasının kendisi ile alay etmesi,kemoterapiden sonra kanserin yeniden ortaya çıkması ve yüzünü aynada ceset yüzü gibi görmesi.
4-Bilişsel semptomlar : Tekrar eden düşünceler ;”ben kötürümüm”, “insanlar benim ameliyat geçirmiş göğüslerimi görmek istiyor”, “insanlar beni ucube olarak görüyor”, “şeklim bozuldu biçimsiz oldum”,”yaşamak için çok az zamanım kaldı”.Katastrofik düşünceler; “doktor bana metastaslandığımı söyleyecek”,”hastalığım daha ağır olarak geri dönecektir”,”çok ağır acılar içinde öleceğim”. Ölme isteğinin ortaya çıkması; “Ölmek istiyorum çünkü ağrılarım giderek artıyor””ölümüm çocuklarıma acı vermeyecek” .Konsantre olamamama ve bellek sorunları.
5-Kaçmalar: Sıkıntı, rahatsızlık verici anılardan kaçınmalar. Bunlar hastalığını,kayıp olmuş saçlarını yada alınmış göğüslerini hatırlatacak yer ve kişilerden kaçınmalar ya da bir takım sahneleri düşünmemeye çalışmak örneğin “kanseri düşünmek istemiyorum”,”dazlak kafamı görmek istemiyorum”,”arkadaşlarımla görüşmek istemiyorum çünkü bana hastalığım ile ilgili soru yada hatırlatmalarda bulunacaklar”,”kanserimin geri döneceği düşüncesini düşünmek istemiyorum”,”ne zaman saçlarım dökülüp dazlak olduğumu hatırlamak istemiyorum”
6-Duygusal semptomlar:Örneğin; korku, çaresizlik, yalnızlık, öfke, suçluluk, hüzün ve üzüntü,kaygı,umutsuzluk,yardımsızlık,kararsızlık.
7-Fiziksel semptomlar: baş dönmesi,baş ağrıları,kemoterapi uygulanan kolda ağrı,ameliyat yarasında ağrı,yorgunluk,tat kaybı,iştah kaybı, önemli kilo kayıbı,solunum kısalığı,tıkanma,kusma, ishal,inflamasyon,bacaklarda atrofi,uykusuzluk, dinlendirmeyen uyku,düzensiz (irregular) kalp çarpıntısı.
8- Davranışsal semptomlar: Örneğin; kontrolsüz ağlamalar, kompulsif olarak göğsündeki ameliyat izine bakmak, kompulsif olarak aynada dazlak başına bakmak, kendini insanlardan hatta sevdiği insanlardan bile izole etmek.kansere neden olabilecek yiyeceklerden kaçınma,banyo yapmaktan kaçınma,sigara tüketimini artırma, seksten kaçınma çünkü utanılacak bedeni vardır.
9-Spritüel (ruhsal) semptomlar : Örneğin;Tanrı tarafından cezalandırıldım, tanrıdan ve dinden uzaklaşma,tanrıya öfke duyma,tanrının varlığını sorgulama, hastalığına spritüel çözümler arama, dini ritüellerde aşırı artış.
10-Negatif Bilişler : Negatif inanışlar hastanın öyküsü a, alınırken ortaya çıkar , örneğin ; “ben farklıyım” , “ben önemsizim”,”bir şeyler yapmış olmalıyım”,”kötü bir şeyler yapmış olabilirim”,”kötü bir insanım bu yüzden kanser oldum”,”bilmeliydim”,”ben hep berbat biriydim” ,”aptalın biriyim çünkü kanseri küçümsedim”, “ben çirkinim biçimsiz bir bedenim var”,”hep kötü şeyler yaptım”,”şifa bulacak kadar iyi bir insan değilim”.
Kanserli hastalarda Psikoterapi
2013 yılında WHO PTSD de sadece CBT ve EMDR terapisini önermiştir. CBT kanserlide ortaya çıkan olumsuz psikolojik tepkilere neden olan bilişlere müdahaledir.EMDR ise bizde PTSD neden olan ve anı ağının neden olduğunu kabul ettiğimiz travmatik yaşantıya karşı duyarsızlaştırma ve yeniden işlemlemeyi amaçlayan ve anı ağından gelen uyumlu olmayan bilişin uyumlu biliş haline dönüşmesine yönelen terapidir.

Kanserlilerle konuşurken dikkat etmemiz gerekenler

1- “Yeni bir ilaç çıkmış”, kaygıyı artıracaktır.
2- “Zaten herkes kanser oluyor”, Avutmak için söylenen bu söz gerçekçi değil.
3- “Tanıdığım bir kişi kanserdi, iyi oldu”, Her kanserli için farklı bir süreç söz konusudur,hastaya da kendisini iyi hissettirmez
4- “Çok mu sigara yada içkimi içmiştin?” , gibi sorular hastanın kendisini daha kötü hissetmesine neden olur.
5- “Üzülme saçların yeniden çıkar” ,Saçlarının döküldüğü üzerinde durmak onun bozuk beden algısını yeniden fark etmesine neden olacaktır, stresi yeniden yaşayacaktır.
6- “İlacını içtin mi,düzenli beslen,kendini nasıl hissediyorsun” biçiminde hasta üzerine düşmek, kendi kontrollerini yapmakta olan hastanın yakınlarının aşırı kontrolcü davranmaları hastaların oto kontrollerinin azalmasına ve hastada öfkesine ve aile içi ilişkilerin zarar görmesine neden olabilir.
7- “Güçlü olmaya çalış, düzelecek”, her zaman güçlü olunmayabilir, bunun yerine süreç içindeki zorlandığı anları kabul etmek ve onların yanında olduğunun görülmesi daha yerindedir.
8- “Seni çok iyi anlıyorum”, Onun kendini nasıl hissettiğini tam olarak bilmeniz mümkün olabilir, bunu söyleyeceğinize “SENİ DİNLEYECEĞİM”
9- “İyi düşünmeye çalış,stres yapma” Bilişsel bir özellik yap her zaman yapmayı düşündürür , üstelik gergin kişide bu mümkün olmayacaktır.
10- Hasta adına her şeyi siz yapmayın,bu onların öz güvenlerini ve kendi kontrollerini zedeler olması gereken onların yanında olduğunuzu gerçekten ihtiyacı olduğunda görmesi
Son olarak kanserlilerle iletişimde onları sorgulamanız , itham etmeniz parmaklarınızı sallayarak konuşmanız streslerini ve öfkelerini tetikleyecektir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kanser Hastasının Psikolojisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.M.Kenan ALYÜRÜK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.M.Kenan ALYÜRÜK'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.M.Kenan ALYÜRÜK'ün Makaleleri
► Kanser Hayatınızda mı? Uzm.Psk.Çisem UZUN
► Kanser ve Cinsellik Uzm.Psk.Sabahat ERLER
► Kanser ve Çocuklar Uzm.Psk.Nilüfer ŞİŞMAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,068 uzman makalesi arasında 'Kanser Hastasının Psikolojisi' başlığıyla benzeşen toplam 58 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Travma Nedir Nisan 2018
► Uyku Ekim 2012
► Öfke ve Kontrolü Eylül 2012
► Okul Fobisi Nisan 2011
► Stress Nedir Nisan 2011
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


03:25
Top