2007'den Bugüne 80,862 Tavsiye, 25,750 Uzman ve 18,019 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Grup Terapisinde Grubu İncelemek
MAKALE #20550 © Yazan Psk.Gamze ÖZCAN | Yayın Mayıs 2019 | 243 Okuyucu
*UMUT AŞILAMA

Umut aşılama ve aynı zamanda koruma psikoterapinin temel amacıdır. Tek başına umut aşılamak yeterli olmamakla birlikte, umudun olmayışı güvensizliğe; o da başarısız sonuçlanacak bir tedavi sürecine sebep olur. Çünkü danışanlar güvenmedikleri bir terapistle aynı yolda yürüyemezler. Bu noktada önemli olan ise grup terapisi içinde danışanların grubun işe yaradığına inanmalarını sağlayacak tüm yolları denemektir. Çünkü kendi yararlarına olmadığını ve boşuna zaman harcadıklarını düşündükleri zaman da danışan terapistiyle aynı hedefi amaç edinmeyecektir; edinse bile o hedefe terapistiyle birlikte ulaşamayacaktır. Terapist için danışana güven verme görevi ise grup öncesi yönelimle birlikte başlar.

Danışan için ikinci önemli husus da aynı sıkıntıları yaşayan insanların grup içinde düzeldiğini görmektir. Bu durum onlara umut verici olacaktır. Terapistler ise belli aralıklarla danışanın düzelmelerine dikkat çekmelidir. Danışanın böylece gruba bağlılığı ve özgüveni artacak, gruba daha çok bağlanacak, terapiste karşı güveni artacak, tüm bunlar sonucunda da iyileşmesi hızlanacaktır. Bazen de bu süreç terapi grubu içinde gözlemlenir. Yani eski üyeler, gruba yeni üye katıldığında kendi deneyimlerini ve düzelmelerini anlatarak ona destek olurlar. Elbette bu yaklaşım da yararlı olacaktır. En başta anlaşıldığını ve değer gördüğünü düşünen danışan, grup içinde daha rahat davranacaktır. Danışanlarda kendileriyle aynı yolda yürümüş ve düzelme göstermiş insanlarla aynı ortamda bulunmak da umut sağlama açısından önemlidir. Bir diğer önemli husus ise terapistlerin kendilerine ve grup etkinliğine inanmalarıdır. Terapistler, lider konumundadır ve onlar ne kadar büyük bir inançla gruplarına bağlanırsa o kadar etkin olurlar.

*BİLGİ AKTARMAK

Bilgi aktarmak; terapistin üyelerle paylaşımlarını, üyelerin terapistle paylaşımlarını, üyelerin üyelerle paylaşımını kapsayan bir süreçtir. Bu aktarım sayesinde başarılı bir grup terapisi sürecinden çıkan danışan, psikoterapi sürecinin birçok aşaması hakkında bilgi sahibi olmuştur. Ruhsal rahatsızlıklar, her hastanın bilebileceği az sayıda basit ilkeler ışığında açıklanır. Zaten bence insanın bu ilkeleri bilmesi de onun ruhsal bir rahatsızlık yaşadığında bunu fark edip terapist, danışman ya da psikiyatriste gitmesine neden olur. Birçok kendine yardım grubunda da bilgi aktarımı çok önemli görülmektedir. Çünkü ilerlemeler, düzelmeler, grup bağlılığı da temelde bu sayede oluşur.

Kendini rahat ifade edebilen üyeler daha hızlı bir gelişme gösterecek ve bu üyeler aynı zamanda diğer üyelere de cesaret verecektir. Genelde gruplar, danışanların sorunlarına farklı açılardan bakmayı ve ona umut vermeyi, kendi deneyimlerini onlara anlatmayı görev edinirler. Aktarım sırasında baskıcı, alaycı, aşağılayıcı, kırıcı bir tutum sergilenmediği sürece aktarım her üye için yararlı olacaktır. Terapist de aktarım yapar. Aslında grup terapisinin amacı da kısmen budur. Danışanlar aktarım yoluyla yalnız olmadıklarını öğrenirler.

Karşı aktarım sırasında öğretici talimat da oldukça önemlidir. Çünkü bu, danışanı terapi sürecine daha hazır hale getirir. Korkularını, endişe ettiği konuları, grup terapisine olan eğer varsa negatif yaklaşımını anlamasına ve çözümlemesine neden olur. Bu ise grup terapisi süreci içinde danışanın bu sürece daha kolay adapte olmasını ve bu süreçten daha etkin şekilde yararlanmasını sağlar. Unutulmamalıdır ki kaygı, belirsizlik halinde oluşur. Danışanların, grup terapisine dair varsa olumsuz düşüncelerinin önceden belirlenmesi ve düzeltilmesi onların kaygı düzeylerini azaltacak ve bu da onların terapi sürecine daha aktif katılımını sağlayarak düzelmelerini hızlandıracaktır.

Doğrudan öğüt verme ise daha az etkin bir yoldur. Çünkü insanlar sıkıntılı dönemlerinde akıl almaktan çok anlaşıldığını hissetmeyi isterler. Anlaşıldığını düşünen insanın karşı aktarımı ise daha etkin olacaktır. Bazı danışanlar ise ısrarla talimatlar almak isterler. Bence bu noktada patolojik bir durum vardır. Çünkü tek amacın bu olması anormal bir durumdur. Öğüt vermek doğrudan aktarımın bir yoludur. Fakat aktarım yolları içinde en az etkili olan da öğüt vermedir.

*BİREYLERARASI ÖĞRENME

Bireylerarası etkileşim terapi seansları dışında da çok önemlidir ve insanın var oluşundan bugüne kadar devam etmiştir. İnsanlar hayatla ve hayattaki her şeyle iyi bir iletişim kurmazsa hayatta kalmaları da mümkün değildir. Bağlanma davranışı ise insana varoluşsal olarak verilmiş bir davranıştır. Bağlanma problemlerinin kaygıya neden olduğu da açıktır. Kişilik ise diğer insanlarla kurulan iletişimin bir sonucudur. Çocuk kabul gören davranışları yapıp kabul görmeyenleri engelleyerek büyümeyi gerçekleştirir. İşte bu sebeple çocuğun iletişim kurduğu kişiler çocuğun kişiliğinin oluşumunda etkin bir role sahiptir.

Bireylerarası çarpıtmalar (Sullivan’ın tanımına göre parataksik çarpıtmalar) olaya gerçek dışı bakmalardan kaynaklanır. Parataksik çarpıtmalar sadece geçmiş yaşantının o anki olaya aktarılmasını değil, içsel gereksinimlere karşılık gelen bireylerarası gerçekliğin de çarpıtılmasını içerir. Bu çarpıtmalar kendini devam ettirme özelliği taşırlar. Parataksik çarpıtmalar ilk olarak kişinin bireylerarası değerlendirmelerini diğerlerininkilerle karşılaştırmasıyla değiştirilebilir. Psikiyatrik tedavi ise doğrudan bireylerarası çarpıtmaların onarılmasına yönelik olmalıdır. Psikiyatrik iyileşme benliğin danışanın gerçekten diğerlerine davrandığı gibi olmasına izin verecek şekilde gelişmesi durumunda olur. Bireylerarası ilişkinin düzeltilmesi asıl hedeflere (iyileşmeye) yönelmeyi sağlar. Bu düzelme, gelecek düzelmeler için ilk adım niteliğindedir. Gruba karşı ilgisiz görünen, kendini kapatan danışanların da iletişim kurma ihtiyacı olduğu göz ardı edilmemesi gereken bir gerçektir.

Danışan bazı durumlarda kontrollü olarak geçmişte baş edemediği duygusal deneyimlerle yüzleştirilmelidir. Çünkü bu deneyimlerle baş edebilmesi, görmezden gelerek değil baş etmeyi öğrenerek olur. Danışanın bireylerarası ilişkilerinde eksiklerini görmesi açısından grup terapisi önemli bir yöntemdir. Sonuçta hatasının farkına varmayan birinin hatasını düzeltmesi de mümkün olmayacaktır. Terapi duygusal bir deneyim ve onarıcı bir özellik taşır. Terapi sürecinde burada ve şimdiye odaklanmak ise terapinin gücünü ve etkinliğini arttıracaktır. Bazı danışan davranışları ise diğer üyeler tarafından daha çok dikkat ve tepki çeker. Bu durum tepki çeken kişinin kendi davranışlarının farkına varması ve düzeltmesi açısından önemlidir. Unutulmaması gereken ise şudur; öğrenmenin ilk yolu patolojinin gösterilmesidir.

*SORUN HASTALAR

Grup terapileri birçok danışanın birlikte bulunduğu bir ortam olduğu için sorunlu hastalarla karşılaşma olasılığı da fazladır. Bu sorunlu hastalardan biri de tekelci hastalardır. Tekelci hastalar sürekli gevezelik yapmak için fırsat kollarlar. Hatta diğer danışanların konuşmalarını sabote edebilir ve sürekli ilgiyi üstlerine toplamak isteyebilirler. Grup üyeleri ise böyle bir danışana karşı iki yolla tepki gösterirler; ya ona tepki vermez ve öfkelerini içine atarlar ya da doğrudan bir tepki gösterirler. Her ikisi de terapist açısından zor idari edilebilir süreçlerdir. Eğer bu hasta savunmacı ve kapalıysa doğru an beklenmeli ve ondan sonra müdahale edilmelidir.

Sessiz hastalar ise bir diğer sorunlu hasta grubudur. Grup ortamında etkin olan danışanlar daha çok yarar sağlarlar. Unutulmamalıdır ki danışan aktif olmadığı sürece iyileşme de etkin olmayacaktır. Sessiz bir hastanın ikinci planda kalarak iyileşmesi nadir bir durumdur. Bu danışanların tedavilerinde yineleyici yüreklendirmeler önemlidir. Eğer yüreklendirici yinelemeler yapıldığı halde danışan üç ayın sonunda da aynıysa eş zamanlı bireysel görüşmeler yapılabilir. Fakat yine düzelme yoksa bu danışanın gruptan çıkarılması hem kendi hem de grubun diğer üyeleri için daha iyi olacaktır.

Sıkıcı danışanlar ise paylaşımda bulunmak istemezler. Karşı cins bu tip danışanlarla bir kereden fazla görüşmek istemez. Terapilerde konuşmak istemezler. Risk almak istemezler. Reddedilmekten ve terk edilmekten aşırı korkarlar. Terapist olarak bir hastadan sıkılmak önemli bir veridir. Bu tip danışanların tedavisinde yapılması gereken Sokratik bir tutum izlenmesidir.

Bir diğer grup ise yardımı reddeden yakınmacı danışanlardır. Bu danışanlar sürekli yardıma ihtiyaçları olduğunu söylerler, kendi sorunlarını herkesin sorunlarından daha önemli görürler, sürekli bir mutsuzluk-bezginlik hali içindedirler. Fakat yardım edilmek istendiğinde bir anda geri çekilirler ve yardımı kabul etmezler. Öyle ki zor durumlarını dikkat çekmek için bile kullanabilirler. Grubun diğer üyeleri tarafından onların sorunlarını küçümseme davranışı ve sürekli ilgi odağı olma isteği yüzünden tepki çekebilirler. Bu danışanların tedavisinde karşı tedavi edici etmenleri, hastanın yararına harekete geçirme yolu izlenmelidir.

Psikotik hastalar ise yeni oluşmuş bir grup için grup yapısını bozmak adına tehlike arz eder. Ayrıca grup çalışması bu danışan için de zordur. İlk evrede psikoz yaşayan danışanla ileri evrelerde psikoz yaşayan danışana grubun yaklaşımı da farklı olur. İleri evrelerde psikoz yaşayan bir danışan grup tarafından destek ve kabul görür. Olgun bir grup bu tip danışanlarla belli psikiyatrik müdahaleleri öğrendiği için rahat bir iletişim kurabilir. Terapist bu noktada acele ederek açıklamalar yapmak yerine danışanların bu durumu deneyimlemesine izin vermelidir. Böylece grup bağları da kuvvetlenecektir. Çift kutuplu rahatsızlığı olan hastanın ise en etkin tedavi yöntemi ilaçtır ve bir psikiyatriste yönlendirilmelidir.

Karakterojik olarak zor hastalar ise şizoid, narsistik ve sınır hastalar olarak üç grupta incelenebilir. Ortak sorunları; öfke ve terk edilmeye bağlı olarak narsistik incinmeler görülmesi ve hayatlarının bir döneminde yaşadıkları bir sorunu başkasına yansıtması, o kişiyi kontrol altına alarak savunma mekanizmaları kullanması şeklinde görülmesidir. Şizoid hastalar fikirlerini açıklamak, üyeler arasında ayrım yapmak açısından cesaretlendirilmelidir. Duyguları, mantığından sonra gelir. Narsistik hastalarda ise daha bencilce bir tavır vardır. Derin bir ayrıcalıklı olma duygusuna sahiptirler. Bu hastalar sadece kendileri varmış gibi davrandıkları için bir süre sonrada grup içinde tepki çekmeye başlarlar.

Sınır hastalar bireylerarası ilişkilerde istikrarsızdır ve sınır hasta diyebilmemiz için DSM-IV tanı kriterlerinden en az beşini taşımaları gerekir. Fakat bu tip danışanlar grup terapilerine bireysel terapiden daha çok değer verirler. Grup bu danışanın hayatındaki önemli bir boşluğu doldurabilir. Özdeşleşme adı verilen tedavi edici etmen de bu danışanlar için kullanılabilir. Ayrıca yardımcı bireysel terapi de uygulanabilir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Grup Terapisinde Grubu İncelemek" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Gamze ÖZCAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Gamze ÖZCAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Gamze ÖZCAN'ın Makaleleri
► Aile Terapisinde İçgörü Psk.Mehmet DİNÇ
► Grup Psikoterapisi Psk.Zümrüt GEDİK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,019 uzman makalesi arasında 'Grup Terapisinde Grubu İncelemek' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Otizm Nisan 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:54
Top